Haber

İzmir’de hortum: Otomobiller 100 metre savruldu

İzmir’in Çeşme ilçesinde meydana gelen ve 16 kişinin yaralanmasına neden olan hortumun verdiği hasar, günün aydınlanmasıyla ortaya çıktı.

Kentte dün akşam saatlerinde başlayan şiddetli yağışın ardından Alaçatı Mahallesi Port mevkisinde denizde oluşan hortumun verdiği zarar, afetin boyutunu gözler önüne serdi.

Sahilde başlayıp sonrasında denize yakın alanlarda etkisini artıran hortum, birçok ev, araç ve teknede hasar oluşturdu.

Özellikle hortumun en çok etkisini gösterdiği ve bir vincin devrilmesi sonucu 16 kişinin yaralandığı inşaat sahası, adeta savaş alanına döndü.

Hortum, inşaat sahasında işçilerin konakladığı konteynerleri parçalayıp, ağaçları devirdikten sonra çok sayıda otomobili 100 metre kadar ileriye savurdu.

Yine denize yakın bir yerdeki yazlık villaların çatılarının uçtuğu, ağaçların kökünden koptuğu hortumda, büyük hasar oluştu.

Hortum nedeniyle 8-10 metre yüksekliğe çıkan birçok araç ters döndü, çatılardan savrulan kiremitler de hem evlere hem de araçlara zarar verdi.

Yazlık sitelerin çevresindeki korkuluk demirlerinin koptuğu gözlemlenirken, afetin etkileri günün ağarmasıyla tam olarak anlaşıldı.

Teknelerin alabora olduğu, bazılarının yan yattığı ve hasar gördüğü afetin hasar tespit çalışmalarına, sabahın erken saatlerinden itibaren başlandı.

Öte yandan, bölge sakinleri günün ağarmasıyla birlikte evlerinde ve araçlarında temizlik çalışmalarına başladı.

Bölgede hortumun verdiği zarar drone ile havadan da görüntülendi.

Bakan Pakdemirli hortumun verdiği zararı incelemek üzere Çeşme’ye gidiyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, İzmir’in Çeşme ilçesinde meydana gelen hortumun bölgede yol açtığı zararı yerinde görecek. Pakdemirli, hortumda zarar gören seraları da inceleyecek.

Bakan Pakdemirli, dün akşam hava muhalefeti nedeniyle bölgeye gidememişti.

700 sera doludan zarar gördü

Kentte dün akşam saatlerinde başlayan şiddetli yağışın ardından Alaçatı Mahallesi Port mevkisinde denizde oluşan hortum birçok ev, araç ve teknede hasarı beraberinde getirdi. Urla ilçesindeki 700 sera da doludan zarar gördü.

Evleri hasar gören vatandaşla temizlik çalışması yürütüyor

Dün akşam denizde başladıktan sonra kıyıdaki bir inşaatta, daha sonra da yazlık evler ve araçlarda zarara neden olan hortumun ardından hasar tespit çalışmaları başlatıldı.

Bölgedeki vatandaşlar ise yaşadıkları afetin etkisini henüz üzerlerinden atamadı. Can kaybı yaşanmamasını “büyük şans” olarak nitelendiren Çeşme sakinleri, hortum nedeniyle oluşan hasarı ortadan kaldırmak amacıyla evlerinde ve çevrede temizlik çalışmasına başladı.

Alaçatı Mahallesi Port mevkisinde yazlık evi hasar gören Metin Oktay Tava, hortum sırasında evde olmadığını, sonrasında geldiğini söyledi.

Felaketi görünce çok şaşırdıklarını ifade eden Tava, şöyle konuştu:

“Buralarda görmediğimiz şeyler oldu, tsunami, deprem… Ülkemiz son dönemde çok büyük felaketler yaşıyor. Allah yardımcımız olsun. 2 tonluk arabaların havalanıp sağa sola fırlaması bizleri çok şaşırttı. Yurt dışında gördüğümüz şeyleri ülkemizde görmek üzücü. Bizim evin çatısında hasar var ama genelde diğer evlerde çok daha fazla hasar oluştu.”

Aybeniz Polat da evde oturduğu sırada, şiddetli yağmurla fırtınanın etkili olduğunu belirtti.

Bir anda gürültüyle dışarı çıktığını anlatan Polat, “Evimin önüne bir araç düştü, sahile gittiğimde de teknelerin battığını gördüm.” ifadesini kullandı.

Polat, evlerin yazlık olması nedeniyle bölgede az sayıda kişinin bulunmasının büyük bir felaketin önüne geçtiğini söyledi.

Olay

İzmir’in Çeşme ilçesinde dün akşam saatlerinde meydana gelen hortum ve aşırı rüzgar nedeniyle 16 kişi vincin devrilmesi sonucu yaralanmış, çok sayıda araç ve tekne ile evde hasar oluşmuştu.

Hastaneye kaldırılan yaralılardan 1 kişinin ayağında kırık olduğu, diğerlerinin durumunun iyi olduğu belirtilmişti.

Haber

İş dünyası: Suudi Arabistan ve Fas yanlışlarından dönmeli

Aralarında TOBB, TÜSİAD ve TİM’in de bulunduğu 8 STK’nın Suudi Arabistan’a yaptığı çağrının ardından iş dünyasını temsil eden diğer kuruluşlardan da açıklamalar geliyor.

Türkiye Ev Tekstili Sanayici ve İşadamları Derneği (TETSİAD) Hasan Hüseyin Bayram, Suudi Prens Abdulrahman Bin Musa’ad Al Saud ve Suudi yetkililerce duyurulan Türk mallarını boykot ve Faslı yetkililerce alınan bin 200 Türk menşeli ürüne vergi zammı uygulamasının Türkiye ile birlikte iki ülkenin de zararına olacağını belirtti. Bayram, ortak dini ve tarihi geçmişimiz olan iki ülkenin gayriresmi boykot kararlarının tarihsel bağlar üzerine kurulu karşılıklı işbirliği politikaları ile yıllardır yürütülen ticari dostluklara zarar vereceğini söyledi.

Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) Yönetim Kurulu Başkanı Pınar Taşdelen Engin de, Suudi Arabistan’dan gelen gayri resmi boykot kararı ve Fas’ın bin 200 Türk menşeli ürüne uyguladığı vergi artırımının ikili ilişkilere zarar verecek hatalı kararlar olduğunu belirtti. Engin, “Bu durum bölgeye ihracat yapan ve yatırımları olan Türk firmalarını zora sokarak, devam etmesi halinde belki de pazardan çekilmelerine neden olacaktır. İki ülke arasındaki ikili ilişkilerle birlikte Fas ekonomisine ve istihdamına da zarar verecek olan bu yanlıştan bir an önce dönülmesi Fas’ın faydasına olacaktır. Firmaları her zaman yeni pazarlar bulabilecek şekilde ürettikleri ürünlerle dünyaya kendilerini kanıtlamıştır. Umuyorum ki bu sorun iki ülkenin de lehine olacak şekilde çözüme kavuşturulacaktır” dedi.

İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası (İTSO) Başkanı Yavuz Uğurdağ da yaptığı açıklamada, Suudi Arabistanlı yetkililerce yapılan Türk ürünlerine yönelik boykot çağrılarının çifte standart örneği olduğunu belirterek, iki ülke için de zarar doğuracağını belirtti.

Suud boykotuna Fas vergisi eklendi

Haber

İş dünyası: Suudi Arabistan ve Fas yanlışlarından dönmeli

Aralarında TOBB, TÜSİAD ve TİM’in de bulunduğu 8 STK’nın Suudi Arabistan’a yaptığı çağrının ardından iş dünyasını temsil eden diğer kuruluşlardan da açıklamalar geliyor.

Türkiye Ev Tekstili Sanayici ve İşadamları Derneği (TETSİAD) Hasan Hüseyin Bayram, Suudi Prens Abdulrahman Bin Musa’ad Al Saud ve Suudi yetkililerce duyurulan Türk mallarını boykot ve Faslı yetkililerce alınan bin 200 Türk menşeli ürüne vergi zammı uygulamasının Türkiye ile birlikte iki ülkenin de zararına olacağını belirtti. Bayram, ortak dini ve tarihi geçmişimiz olan iki ülkenin gayriresmi boykot kararlarının tarihsel bağlar üzerine kurulu karşılıklı işbirliği politikaları ile yıllardır yürütülen ticari dostluklara zarar vereceğini söyledi.

Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) Yönetim Kurulu Başkanı Pınar Taşdelen Engin de, Suudi Arabistan’dan gelen gayri resmi boykot kararı ve Fas’ın bin 200 Türk menşeli ürüne uyguladığı vergi artırımının ikili ilişkilere zarar verecek hatalı kararlar olduğunu belirtti. Engin, “Bu durum bölgeye ihracat yapan ve yatırımları olan Türk firmalarını zora sokarak, devam etmesi halinde belki de pazardan çekilmelerine neden olacaktır. İki ülke arasındaki ikili ilişkilerle birlikte Fas ekonomisine ve istihdamına da zarar verecek olan bu yanlıştan bir an önce dönülmesi Fas’ın faydasına olacaktır. Firmaları her zaman yeni pazarlar bulabilecek şekilde ürettikleri ürünlerle dünyaya kendilerini kanıtlamıştır. Umuyorum ki bu sorun iki ülkenin de lehine olacak şekilde çözüme kavuşturulacaktır” dedi.

İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası (İTSO) Başkanı Yavuz Uğurdağ da yaptığı açıklamada, Suudi Arabistanlı yetkililerce yapılan Türk ürünlerine yönelik boykot çağrılarının çifte standart örneği olduğunu belirterek, iki ülke için de zarar doğuracağını belirtti.

Suud boykotuna Fas vergisi eklendi

Haber

Mersin’de yaşanan afetler tarımsal üretimi olumsuz etkiledi

Mehmet Nabi BATUK

Geçtiğimiz haftalarda zaman zaman 40 dereceyi aşan sıcak hava nedeniyle mandalina başta olmak üzere tüm narenciye ürünlerinin sararıp döküldüğünü belirten Tarsus Ziraat Odası Başkanı Veyis Avcı, sezon sonu rekoltede yüzde 70 oranında azalış beklediklerini söyledi: Başkan Avcı, “Geçtiğimiz haftalarda yaşanan yağış nedeniyle limon ağaçlarımız çiçek açmıştı. Yağışların hemen ardından gelen sıcak hava dalgası narenciye ürünlerinde çiçekleri ve olgunlaşmamış meyveleri kuruttu. Rekoltede yüzde 70’lik bir kayıp öngörüyoruz. Aşırı sıcaklar nedeniyle oluşan zarar TARSİM paketleri arasında olmadığı için karşılanamayacak. Ancak biz yine de TARSİM ile görüşme yapacağız. Çünkü bahçelerde zarar nedeniyle çiftçilerimiz sezon sonunda girdi maliyetlerini bile zor kurtaracaktır. Ayrıca bu afet Türkiye’nin narenciye üretiminin iç tüketimini bile karşılamayacak bir seviyeye düşmesi riskini de oluşturdu” diye belirtti.

Ziraat Mühendisleri: Yaşanan bir felaket

Çukurova Bölgesi’nde geçtiğimiz hafta yaşanan 50 dereceyi bulan çöl sıcaklıklarının tarımsal üretime olan etkisini bir felaket olarak tanımlayan Mersin Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Necmi Birim, şunları söyledi: “Erkenci portakaldan mandalinaya ve limon ürünlerinde çiçekten meyve oluşumuna yeni geçmiş tüm ağaçların yüzde 70 ile 80 oranında meyvesi dökülmüştür. Mevsim normalinin çok üzerinde seyreden bu sıcaklığın bize dünyadaki küresel ısınma felaketinin ne kadar ciddiye alınması gereken bir durum olduğunu bir kez daha hatırlatmıştır. Bu tarz sıcaklıklarda sadece narenciye ürünlerinin değil tüm sert çekirdekli meyve ürünlerinin zarar göreceği aşikardır. Nem oranının yüzde 80’lerden yüzde 20’lere inmesi ve poyraz rüzgarlarının sert vurması felaketin şiddetini artırmıştır. Bu süreçte teknik olarak stres yaşayan ağaçların meyve dökümünün yanı sıra yapraklarının da kısmen zarar gördüğü görülmüştür. Bu noktada limon ürünleri dışında teknik olarak yapılacak bir şey olmadığını düşünüyoruz. Bazı limon çeşitlerinde ağaçları su stresine sokarak ağaçları yeniden çiçek açtırma durumumuz olabilir. Öte yandan belirli büyüklükteki meyvelerin dökülmediği görülmektedir. Çiftçi normal sulama ve bakım sürecine devam ederek beklemek zorundadır. Önümüzdeki süreçte ekonomik kayıp yaşayacak narenciye üreticilerinin bakım çalışmalarında gerekli gübre ve zirai ilaç kullanımına devam edebilmesi için devletimiz tarafından desteklenmesi gerekmektedir. Çünkü sağlıklı gürbüz ağaçlar bu tür felaketlere karşı daha dayanıklı olurlar.”

Bozyazı’da çıkan orman yangını 8 muz serasını yuttu

Bozyazı’nın Tekeli Mahallesinde elektrik iletim hatlarının neden olduğu orman yangınında 8 muz serası tamamen yok olurken, yüksek kesimlerde etkili olan fırtına nedeniyle ceviz, badem ve erik bahçeleri zarar gördü. Anamur – Bozyazı Ziraat Odası Başkanı Ahmet Şeref Gümüş,

“Yayla bölgelerimizde şiddetli rüzgar nedeniyle dalda meyve kalmadı. Elektrik sıkıntısı nedeniyle özellikle seralarda sulama işlemlerini gerektirdiği gibi yapamıyoruz. Ayrıca bölgedeki yangınların birçoğu elektrik iletim hatlarından kaynaklanıyor. Çiftçilerimiz afet sorununa karşı tapu ve miras sorunları nedeniyle TARSİM yaptıramıyorlar. Bu tarz beklenmeyen afetlerde çiftimizin yaşadığı kayıp iki katına çıkıyor” dedi.

Erdemli ilçesinin yüksek kesimlerinde şiddetli rüzgar seralara zarar verdi

Erdemli’nin yüksek kesimlerinde 2 gün etkili olan şiddetli rüzgar nedeniyle de 5 mahalledeki domates ve salatalık seralarında maddi hasar meydana geldiğini belirten Erdemli Ziraat Odası Başkanı Rasim Şahin, “Bazı bölgelerimizde yeni ekilen ürünler yok oldu. Seralarımızın büyük bir bölümünde maddi hasar var. Afetzede çiftçilerimizin büyük çoğunluğunun yaşadığı tapu ve 2B arazi sorunları nedeniyle TARSİM yaptıramıyor. Hasar tespit çalışmalarının ardından eğer çiftçilerimize maddi destek sağlanamazsa seraların onarım süreleri uzayabilir bu durumda ürünlerde don riski yaratabilir” uyarısı yaptı.

Gülnar’da akşam saatlerinde başlayan şiddetli rüzgar 3 mahalledeki badem ağaçlarına zarar verdi. Mut’ta da etkili olan kuvvetli rüzgar nedeniyle ağaçların yanı sıra güneş enerjisi panelleri tahrip oldu.

Haber

Koronavirüsten korunma zırhı: Doğru dezenfeksiyon

Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, yeni tip koronavirüsten (Kovid-19) korunmak için hem kişisel temizlik hem de ev için yapılacak doğru dezenfeksiyon işlemlerinin hastalığa karşı zırh oluşturacağını söyledi. 

Prof. Dr. Yorulmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kovid-19’dan korunma yöntemlerinin gündemin en önemli konularından olduğunu söyledi.

Bulaşıcı hastalıklardan korunmada dezenfeksiyonun çok büyük fayda sağladığını belirten Yorulmaz, “Dezenfeksiyon öncesinde yüzeyin kirliliklerden temizlenmesi şarttır. Evin içine mikropların ayakkabılarımız, ellerimiz, giysilerimiz ve eve getirdiğimiz yiyecekler ile taşınmamasına azami özen göstermeliyiz. Hem kişisel temizliğimiz, hem evimiz için yapacağımız doğru dezenfeksiyon işlemi virüse karşı zırh olacaktır.” dedi.  

Faruk Yorulmaz, dezenfeksiyon uygulamalarında abartılı ve aşırı davranışların faydadan çok zarar getirebileceği uyarısında da bulundu. 

Dezenfekte maddelerinin aşırı dozda kullanılmasının insan vücudunda temas ettiği bölgelerde alerji, zehirlenme, dokularda bozulma gibi sorunlara yol açarak zarar verebileceğine dikkati çeken Yorulmaz, “Mikropların tamamı vücut için zararlı değildir. Bu nedenle aşırı dezenfeksiyon ile tüm mikropların öldürülmesi, vücudun savunmasını sağlayan bağışıklık sisteminin gelişmesini engeller.” ifadesini kullandı. 

“Hiçbir dezenfektan su ve sabundan daha etkili değildir”

Sabunun 20 saniye bol su ile kullanıldığında ellerdeki mikropları çok büyük ölçüde yok edeceğini anlatan Prof. Dr. Yorulmaz, böyle durumlarda antibakteriyel sabun kullanmaya gerek olmadığını dile getirdi. 

Yorulmaz, antibakteriyel sabunların sık ve aşırı biçimde kullanıldıklarında ciltte bozulmalara, cildin incelmesine, çatlamasına, dış etkenlere daha hassas hale gelmesine neden olduğunu vurgulayarak, “Eğer içlerinde koku ya da renk vermek için kimyasal maddeler bulunuyorsa, o maddelere bağlı alerjilere, ellerde egzamalara neden olabilirler.” diye konuştu. 

El dezenfektanlarının da etkili olması için avucu doldurması ve elin avuç içi ile dışında parmak aralarında bilekleri içine alacak şekilde ovalanarak yayılması gerektiğinin altını çizen Faruk Yorulmaz, şöyle devam etti:

“Çok kısa sürede buharlaşabilme özelliği ve 2 saniye içerisinde de bakterileri ve virüsleri öldürme özelliği olduğu için hızla el üzerinde yayılması gerekir. Alkol, kolonya (yüzde 60-90’lık konsantrasyonda olmalıdır) bakterilere, virüslere ve mantarlara karşı etkilidir. Alkol bazlı el dezenfektanları çok kısa sürede buharlaştığı için genellikle 2-5 saniye içerisinde mikroorganizmaların çoğunu öldürür. El dezenfeksiyonu için hiçbir dezenfektan su ve sabundan daha etkili değildir. Bu nedenle varsa el dezenfeksiyonunda mutlaka su ve sabun kullanılmalıdır. Su ve sabunun bulunamadığı durumda yüzde 60-90 alkol içeren kolonya veya dezenfektan kullanılabilir.”

Yorulmaz, ev temizliğinde dezenfeksiyon sonrası kapı ve pencerelerin açılarak evin havalandırılması gerektiğine işaret etti.

Dezenfeksiyonda kullanılan eldivenlerin iş bittikten sonra çıkarılması ve kollarla birlikte eller ve yüzün sabun ve bol su ile iyice yıkanması gerektiğini anlatan Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, şunları kaydetti:

“Mümkünse banyo yapılarak tüm vücut temizlenmelidir. Dezenfeksiyonda kullanılan paspaslar, fırçalar, bezler dikkatle temizlendikten sonra kaldırılmalıdır. Üzerinde dezenfektan kalıntılarının kalmamasına, insanların solunumla alacağı biçimde buharlaşan dezenfektan kullanılmamasına özen gösterilmelidir. Dezenfeksiyon zararlı mikroplardan korunmak için çok önemli, ancak bir zararlıyı yok ederken dezenfektanın zararlı etkilerine de maruz kalınmamalı.”

Kaynak: AA

Haber

Koronavirüsten korunma zırhı: Doğru dezenfeksiyon

Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, yeni tip koronavirüsten (Kovid-19) korunmak için hem kişisel temizlik hem de ev için yapılacak doğru dezenfeksiyon işlemlerinin hastalığa karşı zırh oluşturacağını söyledi. 

Prof. Dr. Yorulmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kovid-19’dan korunma yöntemlerinin gündemin en önemli konularından olduğunu söyledi.

Bulaşıcı hastalıklardan korunmada dezenfeksiyonun çok büyük fayda sağladığını belirten Yorulmaz, “Dezenfeksiyon öncesinde yüzeyin kirliliklerden temizlenmesi şarttır. Evin içine mikropların ayakkabılarımız, ellerimiz, giysilerimiz ve eve getirdiğimiz yiyecekler ile taşınmamasına azami özen göstermeliyiz. Hem kişisel temizliğimiz, hem evimiz için yapacağımız doğru dezenfeksiyon işlemi virüse karşı zırh olacaktır.” dedi.  

Faruk Yorulmaz, dezenfeksiyon uygulamalarında abartılı ve aşırı davranışların faydadan çok zarar getirebileceği uyarısında da bulundu. 

Dezenfekte maddelerinin aşırı dozda kullanılmasının insan vücudunda temas ettiği bölgelerde alerji, zehirlenme, dokularda bozulma gibi sorunlara yol açarak zarar verebileceğine dikkati çeken Yorulmaz, “Mikropların tamamı vücut için zararlı değildir. Bu nedenle aşırı dezenfeksiyon ile tüm mikropların öldürülmesi, vücudun savunmasını sağlayan bağışıklık sisteminin gelişmesini engeller.” ifadesini kullandı. 

“Hiçbir dezenfektan su ve sabundan daha etkili değildir”

Sabunun 20 saniye bol su ile kullanıldığında ellerdeki mikropları çok büyük ölçüde yok edeceğini anlatan Prof. Dr. Yorulmaz, böyle durumlarda antibakteriyel sabun kullanmaya gerek olmadığını dile getirdi. 

Yorulmaz, antibakteriyel sabunların sık ve aşırı biçimde kullanıldıklarında ciltte bozulmalara, cildin incelmesine, çatlamasına, dış etkenlere daha hassas hale gelmesine neden olduğunu vurgulayarak, “Eğer içlerinde koku ya da renk vermek için kimyasal maddeler bulunuyorsa, o maddelere bağlı alerjilere, ellerde egzamalara neden olabilirler.” diye konuştu. 

El dezenfektanlarının da etkili olması için avucu doldurması ve elin avuç içi ile dışında parmak aralarında bilekleri içine alacak şekilde ovalanarak yayılması gerektiğinin altını çizen Faruk Yorulmaz, şöyle devam etti:

“Çok kısa sürede buharlaşabilme özelliği ve 2 saniye içerisinde de bakterileri ve virüsleri öldürme özelliği olduğu için hızla el üzerinde yayılması gerekir. Alkol, kolonya (yüzde 60-90’lık konsantrasyonda olmalıdır) bakterilere, virüslere ve mantarlara karşı etkilidir. Alkol bazlı el dezenfektanları çok kısa sürede buharlaştığı için genellikle 2-5 saniye içerisinde mikroorganizmaların çoğunu öldürür. El dezenfeksiyonu için hiçbir dezenfektan su ve sabundan daha etkili değildir. Bu nedenle varsa el dezenfeksiyonunda mutlaka su ve sabun kullanılmalıdır. Su ve sabunun bulunamadığı durumda yüzde 60-90 alkol içeren kolonya veya dezenfektan kullanılabilir.”

Yorulmaz, ev temizliğinde dezenfeksiyon sonrası kapı ve pencerelerin açılarak evin havalandırılması gerektiğine işaret etti.

Dezenfeksiyonda kullanılan eldivenlerin iş bittikten sonra çıkarılması ve kollarla birlikte eller ve yüzün sabun ve bol su ile iyice yıkanması gerektiğini anlatan Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, şunları kaydetti:

“Mümkünse banyo yapılarak tüm vücut temizlenmelidir. Dezenfeksiyonda kullanılan paspaslar, fırçalar, bezler dikkatle temizlendikten sonra kaldırılmalıdır. Üzerinde dezenfektan kalıntılarının kalmamasına, insanların solunumla alacağı biçimde buharlaşan dezenfektan kullanılmamasına özen gösterilmelidir. Dezenfeksiyon zararlı mikroplardan korunmak için çok önemli, ancak bir zararlıyı yok ederken dezenfektanın zararlı etkilerine de maruz kalınmamalı.”

Kaynak: AA

Haber

Doğal afet mağduru çiftçi için borç erteleme talebi

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, bu yıl afet yaşayan çiftçilerin kredi borçlarının faizsiz olarak ertelenmesini sağlayacak kararname çıkarılması gerektiğini belirtti.

Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada, 2018-2019 üretim sezonunda doğal afetlerin sık yaşandığını anımsattı.

Kış aylarının normalin altında gerçekleşen hava sıcaklıkları ve kar yağışlarıyla sert geçtiğini, bahar aylarında da genel olarak aşırı yağış, fırtına, sel, dolu, hortum afetlerinin sezona damgasını vurduğunu aktaran Bayraktar, “1 Ekim 2018’de, sezonun başından bu yana geçen süre dikkate alındığında yağışlar, normalin yüzde 16, geçen yılki yağışların yüzde 32 üzerinde gerçekleşti. Özellikle mayıs-haziran aylarında meydana gelen aşırı yağışlar ile dolu ürünlere zarar verdi. Rüzgarla birlikte sağanak şeklinde yağan yağmurlar zeytin gibi çiçeklenme döneminde olan ağaçlarda çiçek dökümüne yol açarken, meyve tutan ağaçlarda da meyve dökümüne neden oldu.” değerlendirmesinde bulundu.

Bayraktar, yağışların, ürünlerde hastalık ve zararlılara yol açtığına dikkati çekerek, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Havaların serin ve yağışlı gitmesi ürünlerde olgunlaşmayı da geciktirdi. Zarar gören tarla ürünlerinde hasadı biten, devam eden veya hasat dönemi yaklaşan buğday ve arpa başta olmak üzere yem bitkileri, kırmızı ve yeşil mercimek, kuru fasulye, nohut, fındık, zeytin, üzüm, elma, armut, Antep fıstığı, ceviz, kayısı, vişne, kiraz olmak üzere birçok ürün zarar gördü. Yağışların fazla olması ağaç yapraklarına ve taze filizlere zarar verdi. Yağışların fazla olması meyve ve sebzelerde çatlamalara, kalite düşüklüğüne, taban suyunun yükselmesine yol açtı. Aşırı yağışlar nedeniyle meydana gelen seller sonucunda hayvanlar da telef oldu. Ev, ahır, samanlık gibi yapılar zarar gördü.”

Ürününü sigorta ettiren çiftçilere 2019 yılının ilk yarısında Tarsim tarafından 13 bin 191 poliçe karşılığında 157 milyon 764 bin lira hasar ödemesi yapıldığını, 75 bin 940 poliçe karşılığı olan 573 milyon 320 bin liralık hasar ihbarının ise değerlendirme aşamasında bulunduğunu bildiren Bayraktar, dolunun ürünlerde yol açtığı zararlara da işaret etti.

“Kredi faizleri düşürülsün”

Bayraktar, sigorta yaptıran çiftçi sayısının yetersizliğine işaret ederek, “Bu nedenle valilikler aracılığı ile yapılan destekleme ödemeleri zarar gören her ilde her çiftçiye yapılmalıdır. 2019 yılında afet yaşayan çiftçilerimizin, bu yıl kredi taksitlerini ödemelerine imkan bulunmamaktadır. Çiftçinin kredi borcu hızla artmaktadır. 2019 yılı mart ayı sonu itibariyle toplam borç miktarı 113 milyar liraya ulaşmıştır. Son yıllarda afetlerin de etkisiyle çiftçi, kredi borcunu başka banka kredisi ile kapatmak zorunda kalmaktadır. Bu yıl da yaşanan afetler nedeniyle borçların ödenmesi mümkün görünmemektedir. Bu nedenle 2019 yılı için de afet yaşayan çiftçilerin kredi borçlarının faizsiz olarak ertelenmesini sağlayacak kararname çıkarılmalıdır.” ifadesini kullandı.

Ziraat Bankasının yüzde 8-11’den yüzde 16’ya çıkarılan tarımsal kredi faizlerinin eski oranlarına düşürülmesini de talep eden Bayraktar, şunları kaydetti:

“Tarım Kredi Kooperatifleri çiftçimizden 1 yıl vadeli işletme kredilerinde yüzde 27,5, 4 yıl vadeli yatırım kredilerinde yüzde 32,5 faiz almaktadır. Bu kredi faiz oranının özel bankalardan farkı yoktur. Ziraat Bankası, Tarım Kredi Kooperatiflerine de selektif kredi kullandırmalı, Tarım Kredi Kooperatiflerinin kredi faizlerinin de Ziraat Bankası seviyesine düşürülmesi sağlanmalıdır.”

Bayraktar, yapılan çalışmalara göre 51 ilde aşırı yağış, sel ve su baskını görüldüğünü, bu illerin 37’sinde yağışın yanı sıra dolu yağışı da gerçekleştiğine dikkati çekti.

Kaynak: AA