Haber

Sakarya’dan 139 ülkeye 1,4 milyar dolarlık ihracat yapıldı

Türkiye’nin otomotiv ihracatında önemli yere sahip olan Sakarya, yılın ilk çeyreğinde 1 milyar 427 milyon 605 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi.

Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerinden yapılan derlemeye göre, Sakarya, ilk çeyrek ihracatında İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir, Gaziantep ve Ankara’nın ardından 7. sıradaki yerini korudu.

Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınına rağmen üretim ve dış satımdaki yükselişini sürdüren kent, yılın ilk çeyreğinde ülke ihracatına yüzde 5,4 katkı sağladı.

Sakarya, başta otomotiv olmak üzere demir ve demir dışı metaller, makine ve aksamları, iklimlendirme sanayi, kimyevi maddeler ve mamulleri, çimento cam seramik ve toprak ürünleri, çelik, elektrik elektronik ile hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörleriyle ekonomiye güç katmayı sürdürüyor.

İhracatını yüzde 8,2 artırdı

Martta şubat ayına göre ihracatını yüzde 8,2 artıran kentten yılın ilk çeyreğinde 139 ülke ve 6 serbest bölgeye 1 milyar 427 milyon 605 bin dolarlık dış satım gerçekleştirildi.

Toyota, TürkTraktör ve Otokar gibi üretim tesislerine ev sahipliği yapan kentin ihracatında en büyük pay, yüzde 90,2 ile otomotiv sektörünün oldu. Sektörün ocak-mart dönemi dış satımı 1 milyar 287 milyon 916 bin dolar olarak kayıtlara geçti.

İhracatta ikinci sırada 27 milyon 635 bin dolarla demir ve demir dışı metaller yer aldı. Bu sektörü 17 milyon 803 bin dolarla “makine ve aksamları”, 16 milyon 131 bin dolarla “kimyevi maddeler ve mamulleri”, 13 milyon 365 bin dolarla “iklimlendirme sanayi”, 12 milyon 992 bin dolarla “çimento cam seramik ve toprak ürünleri” izledi.

En fazla ihracat Fransa’ya yapıldı

Söz konusu dönemde kentten en fazla ihracat 173 milyon 983 bin dolarla Fransa’ya gerçekleştirildi. Geçen yılın aynı dönemine göre bu ülkeye yapılan ihracatta yüzde 28,4 artış oldu.

Sakarya’nın en fazla ihracat yaptığı ikinci ülke ise 158 milyon 315 bin dolarla Birleşik Krallık olarak kayıtlara geçti.

Bu ülkeyi 131 milyon 591 bin dolarla İspanya, 116 milyon 884 bin dolarla Almanya ve 97 milyon 629 bin dolarla İtalya izledi.

“Üretim katlanarak devam ediyor”

Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası (SATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Akgün Altuğ, hem Türkiye’de hem de Sakarya’da üretimin devam ettiğini belirterek, “Özellikle pandeminin geçen yıl ülkemize girdiğini düşündüğümüzde mart ve nisanda üretim sektöründe bazı düşüşler yaşadık. Keza otomotiv sektöründe de şehrimizin lokomotifi Toyota’da da duruşlar oldu fakat mayıs itibarıyla toparlanma başladı ve üretim katlayarak devam etti.” diye konuştu.

“Hedefimiz 2023 yılında 10 milyar doları aşmak”

Altuğ, 2018’de kentte ihracat yapan 300 firma sayısının bu yıl 600’e çıktığına dikkati çekerek, şunları kaydetti: “İhracat rakamları da ihracatçı sayısı da artıyor. Sakarya, şu anda 2021 yılı sonu itibarıyla ihracatta 6 milyar dolarları biraz aşacak gibi görünüyor. Hedefimiz, 2023 yılında yaklaşık 1000 ihracatçıya ulaşıp 10 milyar doları aşmak olacak. Bu hedef bize çok uzak görünmüyor. Zira yeni organize sanayi bölgelerine hem ülke içi hem de dışından yatırım çalışmaları sürüyor. Dolayısıyla 10 milyar dolar hedefi, 2023 itibarıyla aşacağız gibi görüyoruz. Bu, Sakarya ve Türkiye adına mutluluk verici. Özellikle Sakarya’da yatırımların artması için elimizden geleni yapıyoruz.”

Haber

İDDMİB’den Afrika açılımı

İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB), “Diyalog 365” serileri kapsamında Kenya/Uganda webinarı düzenledi.

İDDMİB’ten yapılan açıklamaya göre, bu yılın ilk çeyreğinde 2,61 milyar dolar ihracat gerçekleştiren demir ve demir dışı metaller sektörü alternatif ihracat pazarlarını keşfetmeye devam ediyor.

Birlik, toplam ihracata daha fazla katkı sunmak için geliştirdiği ‘Diyalog 365’ projesi Kenya/Uganda webinarı ile devam etti. Yoğun katılımla gerçekleştirilen etkinlikte, Afrika’nın doğusunda özellikle Türk yapı malzemeleri sektörü için ciddi fırsatlar olduğu ön plana çıktı.

Açıklamada webinardaki konuşmalarına yer verilen İDDMİB Başkanı Tahsin Öztiryaki, Afrika’nın doğusundaki toplam ticaret hacminin 133 milyar dolar olduğunu vurgularken, İDDMİB Yapı Malzemeleri Komitesi Başkanı Serdar Urfalılar, Kenya’da ve Uganda’da ihracat için çok ciddi fırsatlar olduğuna dikkat çekti.

“133 milyar dolarlık ticaret hacmi”

Ticaret hacminin büyüklüğüne işaret eden Öztiryaki, “Afrika’nın doğu kısmında 455 milyon insan yaşıyor ve 133 milyar dolarlık bir ticaret hacmi mevcut. Bunların içerisinde Etiyopya, Tanzanya, Kenya, Uganda, Mozambik, Somali, Cibuti ve Güney Sudan var. Bu iki ülke ticaret ataşelerimizden de öğreneceğimiz gibi birçok ülkeye ticaret olarak yol açan, başlangıç noktası olduğunu düşündüğümüz yerler. İhracatçılar olarak Afrika’yı hiç bilmiyoruz. Bölgenin yatırım yapılabilir hale gelmesi, yabancı yatırımcılara sıcak bakılıyor olması, para transferi yapılabiliyor olması gibi ayrıntılar önemli.” ifadelerini kullandı.

Öztiryaki, şunları kaydetti: “Bir takım ülkeler arası anlaşmalar yollarımızın söz konusu bölgede kesildiğini gösteriyor. Bu yolları açmak için de bu ülkelerde çeşitli yatırımlar, çeşitli iş birlikleri yaparak yol almamız gerekiyor. İş birliği istekleri önemli, Türk yatırımcıların olmuş olması önemli. Ön yargılarımızı yıkarak bu ülkelere gitmemiz gerekiyor. Örneğin, artık Afrika’ya gideceksek hükümetimizin depolamaya, lojistiğe vereceği teşvikler de mevcut. Kara yolları ve demir yolları oluşmuş. Buraya inşallah kısa zamanda bir program yapıp Kenya’da bir depo oluşturarak ihracatçılarımızın mallarını anında teslim edebilecekleri bir yer haline getirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Gördüğüm kadarıyla bizim sektörlerde alüminyum satışı yapılabilir. Çünkü inşaatın yoğun olarak yürüdüğü yerlerde alüminyum inşaat malzemeleri hareket edebilir. Turizm, servis ve hizmet sektörünün geliştiği bu iki ülkede de bizim endüstriyel mutfak sektörümüz ve gelişen ekonomi ile beraber büyüyen aileler veya hayatın düzene girmesine bağlı olarak ev tipi mutfak eşyalarının satılacağı kanaatindeyim.”

Ülkelerle iş birliğinin önemine dikkati çeken Öztiryaki, bu bölgeye olan ticaret hacmini artırmanın kolay olacağı görüşünde olduğunu belirterek, “Ancak biraz özen göstermemiz ve en önemlisi birlikte hareket etmemiz gerekiyor. Her ülkede rekabet olmaz, bazı ülkelerde birlikte hareket edilir.” değerlendirmesinde bulundu.

“Çoğu ülkede ürün kalitemiz tercih ediliyor”

İDDMİB Türk Yapı Malzemeleri Komitesi Başkanı Serdar Urfalılar ise, “Sektörümüz, dünya sıralamasında 21,8 milyar dolar yapı malzemesi ihracatı yaparak 11’inci sırada yer alıyor. Çoğu ülkede fiyat rekabetimizden ziyade ürün kalitemiz ile tercih ediliyoruz. Bu da hızlı bir şekilde ihracatımızı artırıyor. Bu yıl yeniden 10’uncu sıraya yükselmek istiyoruz. Yaşanan sıkıntılarda ve kriz dönemlerinde ihracatta ülke çeşitliliğimizi artırdık. Daha fazla ülkeye daha fazla ürün çeşidi satmaya başladık.” ifadelerini kullandı.

Kenya’ya toplamda yapılan ihracatın 25 milyon dolar olduğunu aktaran Urfalılar, şunları kaydetti: “Bu ülke 5,8 milyar dolar ithalat gerçekleştiriyor. Aynı şekilde Uganda’ya 9,4 milyon dolar ihracat yapıyoruz ancak Uganda’nın toplam ithalatı 7,6 milyar dolar. Amacımız müşavirliğimizin önderliğinde bu bölgelere olan ihracatımızı hızlı bir şekilde artırmak ve en önemlisi sürdürülebilir kılmak. Bununla birlikte sektörümüzün Afrika’ya olan ilgisi Kenya ve Uganda ile sınırlı değil. Türk yapı malzemeleri sektörünün Afrika’da ayak basmadığı ülke, girmediği piyasa kalmaması gerektiği amacındayız. Bu sebeple webinar serimize Batı Afrika’nın parlayan yıldızları Senegal ve Gana ile devam etmek istiyoruz. 28 Nisan’da Diyalog 365 Senegal Gana webinarı düzenleyerek bu ülkeleri misafir edeceğiz. Webinar serimizi önümüzdeki aylarda Güney Doğu Afrika’nın kıymetli ülkeleri olan Madagaskar ve Mozambik’le sürdürmek istiyoruz.”

Haber

“İklim hedeflerinin belirlenmesine öncülük edeceğiz”

ABD Başkanı Joe Biden, 26 Mart’ta 40 ülke lideri ve Avrupa Birliği’ni (AB) İklim Zirvesi’ne davet etmişti. Biden’ın daveti üzerine söz konusu ülkeler ve AB’nin katılımı ile ABD’nin ev sahipliğinde çevrimiçi olarak gerçekleştirilecek İklim Zirvesi, ABD Başkanı Joe Biden’ın ve ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in açılış konuşması ile başladı. Zirvede konuşma yapan İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Birleşik Krallık’ın iklim değişikliği hedeflerini belirlemede dünyaya öncülük edeceğini ifade etti.

Johnson, “Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansının (CCOP26) ev sahibi olarak, dünya çapında benzer tutkuları görmek istiyoruz. En küçük ülkelerden büyük ülkelere kadar, verilen taahhütleri güvence altına almak için herkesle çalışıyoruz” dedi.

“Karbondioksit emisyonlarının yaklaşık yüzde 42 azaltıldı”

Johnson, “Bunu yapabileceğimizi düşünüyorum. Bunu yapmak için bilim adamlarının ihtiyaç duyulan teknolojik çözümleri üretmek üzere birlikte çalışacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı. İngiltere’de son 30 yılda karbondioksit kullanımının azaldığını belirten Johnson, 1990 yılında karbondioksit emisyonlarının yaklaşık yüzde 42 oranında azaltıldığını belirterek, bu başarı ile ülke ekonomisinin yüzde 73 oranında büyüdüğünü bildirdi. Başbakan Johnson, ekonomiyi büyütmenin iklimi koruyarak da sağlamanın mümkün olduğunu sözlerine ekledi.

İngiltere, 2035 yılına kadar karbon emisyonlarını yüzde 78 azaltacak

İngiltere’nin 2035 yılına kadar karbon emisyonlarını yüzde 78 azaltacağını belirten Johnson, dünya liderlerine seslenerek, “İklim değişikliğine karşı mücadelede belirleyici bir değişim anı sağlayabilmek için beraber çalışmalıyız” dedi.

Johnson ayrıca, Biden’ın on yıl içinde ABD’nin sera gazı emisyonlarını 2005 yılına kıyasla yüzde 50-52 oranında azaltma sözü verdiği için tebrik ederek, “Joe Biden’ın yaptığı ezber bozan açıklama beni gerçekten heyecanlandırdı” dedi. Bu kasım ayında Glasgov’da yapılacak olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Zirvesinde, dünyada iklim değişikliğiyle mücadele konusunda ortak bir fikir birliği oluşturulması amaçlanıyor.

Haber

ABD’den iddialı iklim hedefi

Didem ERYAR ÜNLÜ

ABD Başkanı Joe Biden’ın 26 Mart’ta 40 ülke liderine ve Avrupa Birliği’ne (AB) gönderdiği davet üzerine sanal ortamda gerçekleşen İklim Zirvesi başladı.

ABD Başkanı Biden göreve geldikten ve Paris Anlaşması’na yeniden katılma sürecini başlattıktan yaklaşık 100 gün sonra, Paris Anlaşması kapsamındaki yeni iklim hedefini de zirve öncesinde açıkladı: ABD, sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar 2005 seviyelerine göre yüzde 52’ye kadar azaltmayı taahhüt ediyor. ABD aynı zamanda elektrik sektörünü 2035 yılına kadar yüzde 100 karbondan arındırmayı hedefliyor.

Bu taahhüt, ABD’nin iklim krizi ile mücadelede Avrupa ülkeleri ile birlikte liderlik üstlenmesini sağlamış olacak.

Biden, göreve geldikten sonra yaptığı açılamalarda, yeşil enerji alanında yeni istihdam fırsatları yaratmak için 2 trilyon dolarlık yatırım planı açıklamıştı. Bu yatırımların ülkenin yeşil enerji dönüşümünde önemli bir rol üstlenmesi bekleniyor. ABD’nin karbon azaltma hedefinin yeni istihdam alanları yaratırken, ülkenin ekonomik rekabet gücünü de önemli ölçüde artıracağı ifade ediliyor.

Diğer ülkeleri de teşvik edecek ABD’nin ev sahipliği yaptığı ve bugün de (cuma) devam edecek olan zirveye, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Franciscus’un da aralarında bulunduğu 40 ülke lideri katılıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, zirvenin amacının dünyadaki emisyonun yüzde 80’ini yapan ve gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 80’ine sahip ülkelerin yıllık küresel ısınmayı 1,5 santigrat dereceye indirme hedefine ulaşma konusunda teşvik etmek olduğu ifade edildi.

Zirvede açılış konuşmasını yapan ABD Başkanı Biden, yeni sunduğu altyapı planında da iklim değişikliğinin etkilerine temas ettiklerini belirterek, “Ben hem kritik altyapımızı inşa etmek hem de temiz teknolojiyi bunlara uygulamak istiyorum. Bunlar hem bugüne hem de yarına yatırım olacaktır” ifadesini kullandı.

İklim değişikliği konusunda bilimin inkar edilemeyeceğini ve eylemsiz kalamayacaklarını vurgulayan Biden, altyapı paketi kapsamında ülke geneline elektrikli araç şarj istasyonları kurulması, eski madenlerdeki gaz sızıntılarının önlenmesi, karbon ve sera gazı salınımları ile ilgili gerekli düzenlemelerin yapılmasını önerdiklerini anlattı.

Tüm sektörlere önemli görevler düşüyor

Ülkedeki tüm sektörlere iklim değişikliği noktasında önemli görevler düştüğünün altını çizen Biden, “ABD, 2030’a kadar sera gazı salınımını yarı yarıya düşürmeyi planlıyor. Millet olarak bu hedefe doğru ilerliyoruz. Sadece daha müreff eh yaşamak için değil, daha sağlıklı, adil ve temiz bir gezegen için de ekonomik adımlar atarsak, bunu gerçekleştirebiliriz” mesajını verdi.

2050 hedefi sıfır karbon emisyonu

ABD’nin 2050’ye kadar sıfır karbon emisyonu seviyesine ulaşmayı da amaçladığını vurgulayan Biden, “Ancak Amerika, dünyadaki karbon emisyonunun sadece yüzde 50’sinden daha azını teşkil ediyor. Hiçbir millet bu sorunu tek başına çözemez. Dünyanın en büyük ekonomilerini temsil eden ülkeler olarak adım atmalıyız.” çağrısında bulundu.

Tüm ülkelerin temiz enerji adına cesur adımlar atması gerektiğini kaydeden Biden, “Hadi daha sürdürülebilir bir gelecek için yarışalım. Çağımızın bu varoluşsal kriziyle anca böyle başa çıkabiliriz. Bunun ne kadar önemli olduğunu biliyoruz” dedi.

Zirvenin gündeminde; karbon emisyonunun azaltılması, iklim faaliyetlerinin ekonomik faydaları, dönüşüm teknolojileri ve küresel iklim değişikliği için çalışan devlet dışı aktörler gibi konular var.

Daha sonra söz alan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin iklim değişikliği gibi küresel sorunların çözümü konusunda uluslararası iş birliğinin yoğunlaştırılmasıyla ilgili olduğunu söyledi. Putin, “Birleşmiş Milletler üzerinden (BM) yapılan anlaşmaların, devletlerin denetimle ilgili ortak çalışması ve sera gazı emisyonlarının azaltılması konusunda yasal dayanak olduğunu düşünüyoruz.” dedi.

Erdoğan: Adil bir çerçeve sağlanması zaruri

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İklim Zirvesi’ndeki konuşmasında dünya liderlerine seslenerek, ‘’İklim değişikliğinde ülkeler maalesef eşit konuma sahip değildir. Benzer ekonomik seviyedeki ülkelerle eşit şartlarda olmak kaydıyla küresel iklim eylemine katkı sunmaya devam edeceğiz. 2030’a giden süreçte adil bir çerçeve sağlanması zaruridir’’ dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: “İklim değişikliği tüm insanlığı etkiliyor. İklim değişikliğinin zararlarını azaltmak için yoğun çaba harcıyoruz. Ulusal İklim Değişikliği Strateji ve Eylem Planı’nı 2030 ve 2050 hedefl eri doğrultusunda güncelliyoruz. Katkı beyanımıza göre 2012- 2030 yılları arasında 1 milyar 920 milyon ton sera gazı emisyonu engellenecektir. Türkiye bugün yenilenebilir enerjide bölgesinde lider ülke konumundadır. Hidroelektrik santrali kurulu gücünde Avrupa’da 2’nci, dünyada 9.’ncu sıradayız. Sıfır Atık Projesi ile atıkların geri kazanım oranını 2035’te yüzde 60’a taşıyacağız. Açık denizlerde koruma alanları ilan edilme meselesini de gündemimize almak gerektiğine inanıyorum.

COVID-19 salgını sonrası yeşil dönüşüm konusunda da gerekli adımları atıyoruz. Yeşil dönüşüm başta olmak üzere diğer alanlarda küresel düzeyde stratejik iş birliğinin oluşturulması büyük önem arz ediyor. Bu konuda Başkan Biden’ın çabalarını takdirle karşılıyoruz. İklim değişikliğinde ülkeler maalesef eşit konuma sahip değildir. Benzer ekonomik seviyedeki ülkelerle eşit şartlarda olmak kaydıyla küresel iklim eylemine katkı sunmaya devam edeceğiz. 2030’a giden süreçte adil bir çerçeve sağlanması zaruridir.”

Haber

BM Genel Sekreteri Guterres’ten karbon vergisi çağrısı

ABD’nin ev sahipliğinde 40 ülke liderinin katıldığı sanal İklim Zirvesi’nde konuşan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, geçen 10 yılın en sıcak yıllar olarak kayda geçtiğine ve sera gazı emisyonlarının 3 milyon yılda görülmeyen seviyelere ulaştığına dikkati çekti.

Deniz seviyesinin yükseldiği, kavurucu sıcakların, yıkıcı tropik kasırgaların ve orman yangınlarının arttığını ifade eden Guterres, “Uçurumun kenarındayız.” uyarısını dile getirdi.

Guterres, karbon salınımının 2050’ye kadar sıfıra indirilmesi ve “varoluşsal bir tehdit” olan iklim kriziyle mücadele için “‘küresel koalisyon” oluşturulması çağrısında bulundu.

Antonio Guterres, çok taraflı ve ulusal kalkınma bankalarının ise iklim finansmanını yüzde 20’den yüzde 50’ye çıkarması gerektiğini söyledi.

Karbon vergisi çağrısı

Başta dünyayı en çok kirleten ülkelerin, bu yüzyılın yarısına kadar sıfır karbon hedefine ulaşılabilmesi için gelecek 10 yıla yönelik politikalar belirlemesi gerektiğini belirten Guterres, karbon vergisi getirilmesini istedi.

Zengin ülkeler 2030’a kadar kömür kullanımına son vermeli

Fosil yakıtların kullanımına son verilmesinin ve yenilenebilir enerjiye yatırım yapılmasının önemini vurgulayan Guterres, kömür kullanımına zengin ülkelerde 2030’a, diğer ülkelerde ise 2040’a kadar son verilmesi gerektiğini kaydetti.

İklim değişikliğiyle mücadele için siyasi liderlik gerek

Bu kapsamda, 700’den fazla kentin, 2050’ye kadar karbon salınımını sıfıra indirme taahhüdü verdiğini anımsatan Guterres, doğaya karşı savaşa ve iklim krizine son vermek için dünya liderlerine, siyasi inisiyatif almaları konusunda çağrı yaptı.

Haber

40 liderin katıldığı İklim Zirvesi başladı

ABD Başkanı Joe Biden’ın ​​​​​​​26 Mart’ta, 40 dünya liderine gönderdiği davet üzerine ABD’nin ev sahipliğinde sanal ortamda yapılan İklim Zirvesi, Biden’ın konuşmasıyla başladı.

İki gün sürecek zirvede, gelecek 10 yıl içinde karbon emisyonunun azaltılması, iklim faaliyetlerinin özellikle de istihdam ayağı üzerinden ekonomik faydaları, dönüşüm teknolojileri ve küresel iklim değişikliği için çalışan devlet dışı aktörlerin tanıtılmasına odaklanılacak.

Zirvede açılış konuşmasını yapan ABD Başkanı Biden, yeni sunduğu altyapı planında da iklim değişikliğinin etkilerine temas ettiklerini belirterek, “Ben hem kritik altyapımızı inşa etmek hem de temiz teknolojiyi bunlara uygulamak istiyorum. Bunlar hem bugüne hem de yarına yatırım olacaktır.” ifadesini kullandı.

İklim değişikliği konusunda bilimin inkar edilemeyeceğini ve eylemsiz kalamayacaklarını vurgulayan Biden, altyapı paketi kapsamında ülke geneline elektrikli araç şarj istasyonları kurulması, eski madenlerdeki gaz sızıntılarının önlenmesi, karbon ve sera gazı salınımları ile ilgili gerekli düzenlemelerin yapılmasını önerdiklerini anlattı.

Ülkedeki tüm sektörlere iklim değişikliği noktasında önemli görevler düştüğünün altını çizen Biden, “ABD, 2030’a kadar sera gazı salınımını yarı yarıya düşürmeyi planlıyor. Millet olarak bu hedefe doğru ilerliyoruz. Sadece daha müreffeh yaşamak için değil, daha sağlıklı, adil ve temiz bir gezegen için de ekonomik adımlar atarsak, bunu gerçekleştirebiliriz.” mesajını verdi.

2050’ye kadar sıfır karbon emisyonu

ABD’nin 2050’ye kadar sıfır karbon emisyonu seviyesine ulaşmayı da amaçladığını vurgulayan Biden, “Ancak Amerika, dünyadaki karbon emisyonunun sadece yüzde 50’sinden daha azını teşkil ediyor. Hiçbir millet bu sorunu tek başına çözemez. Dünyanın en büyük ekonomilerini temsil eden ülkeler olarak adım atmalıyız.” çağrısında bulundu.

Tüm ülkelerin temiz enerji adına cesur adımlar atması gerektiğini kaydeden Biden, “Hadi daha sürdürülebilir bir gelecek için yarışalım. Çağımızın bu varoluşsal kriziyle anca böyle başa çıkabiliriz. Bunun ne kadar önemli olduğunu biliyoruz.” dedi.

Bugünkü zirvenin kasım ayında Glasgow’da yapılacak iklim zirvesi için de önemli bir adım olduğuna işaret eden Biden, tüm katılımcılara teşekkür etti.

Blinken’dan zirvede “diplomasi” vurgusu

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken da iklim değişikliyle mücadelede küresel bir işbirliğinin önemine işaret ederek tüm ülkelerin bu küresel sorunla mücadelede birlikte hareket etmesi gerektiğini belirtti.

Blinken, diplomasiyi daha fazla çalıştırarak bu sorunun çözümüne ilişkin yolların ortak bir şekilde aranması gerektiğini, bu yönüyle İklim Zirvesi’nin önemli bir fırsat olduğunu vurguladı.

Zirveye, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel gibi dünya liderlerinin yanı sıra, Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Franciscus da katılacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugünkü ilk oturumda konuşması bekleniyor.

Haber

“Tercihli Ticaret Anlaşması yapmak istiyoruz”

Canan SAKARYA

Bangladeş’in Ankara Büyükelçisi Mosud Mannan, Türkiye ile Bangladeş arasındaki ticaret hacminin iki yılda iki kat artarak 2 milyar dolara çıkabileceğini ifade ederek, “İki kardeş ülke arasında kısa dönemde 2 milyar doları aşacak bir ticaret potansiyeli var. Çin ile ticaret hacmimizi 3 yılda 4 kat artırdık, Türkiye ile de bunu başarabiliriz” dedi.

Ankara Sohbetleri’nin konuğu olan Mannan, Ankara Temsilcimiz Ferit Parlak’ın sorularını yanıtlarken, KOBİ’ler ve müteahhitler için Bangladeş’teki fırsatları da sıraladı.

Bangladeş’in bağımsızlığının 50’nci yılını kutlayarak başlayalım. Bangladeş’in geldiği noktayı ve Türkiye ile olan ekonomik ilişkisini kısaca değerlendirir misiniz?

50 yıllık sıkı bir çalışmadan sonra dünyanın pek çok gelişmekte olan ülkesiyle aynı seviyeye gelmiş olmak Bangladeş’in büyük başarısıdır. Son 10-15 yıldır çok iyi durumdayız. Türkiye ile ekonomik ilişkilerde de, haklısınız, ortalama 900 milyon dolarlık bir ticaret hacmi var, iki kardeş ülke arasında. Bunu salgın ortamında gerçekleştirebildiysek eminim ki çok yakında, belki 2021’de 1 milyar doları aşabiliriz ve önümüzdeki iki yıl içinde 2023 yılına kadar, modern Türkiye’nin 100’üncü yılında, 2 milyar dolara ulaşmış olabiliriz.

Hacmi, 2 yılda iki kat artırmak çok iddialı değil mi?

Ben Çin’deki büyükelçiliğimizde müsteşar olarak görev yaptığım sürede, ülkemle Çin arasındaki ticaret hacmi 900 milyon dolardan 3.5 milyar dolara çıkmıştı. 2002 ve 2005 yılları arasında. Bütün Çin’i dolaştım. 31 eyaleti gezdim. Çalışırsanız, tanıtım yaparsanız, reklam yaparsanız, B2B yaparsanız olur. Türkiye’de de çok çalışacağız ve en azından hedefe ulaşacağız. Bu hedef için gazeteniz DÜNYA gibi çok iyi ekonomi gazetelerinin yardımına da ihtiyacımız var. Sadece konuşarak ticaret artmaz. İnsanların Bangladeş’i anlamalarını ve kavramalarını sağlamaya çalışacağım. Bizler kardeş ülkeler olduğumuz için bazen de beraberce çalışıp bizlerin ürettiklerini üretmeyen üçüncü ülkeleri hedeflemeliyiz, üçüncü bölgeleri hedeflemeliyiz, üretip onlara satmalıyız ve hem siz, hem de biz kazanmalıyız.

Bu yıl yapılacak KEK Toplantısı’nda bu hedef için yapılacaklar mı belirlenecek?

Evet. En son KEK 2019’da Ankara’da gerçekleşti. Çok başarılı bir toplantıydı ve pek çok başlık altında görüşmeler oldu. Bu yılın ortalarında Dakka’da KEK toplantısını gerçekleştirmeyi düşünüyoruz. Temmuz gibi yapmayı planlıyoruz. Daha fazla yatırım, daha fazla ortak yatırım, ilişkilerin daha iyi olması, üçüncü ülkelere yönelik ortak yatırımlar, beraber üretip üçüncü ülkelere satabilme gibi konularda ortak kararlar alacağız.

İki ülke arasında Serbest Ticaret Anlaşması’ndan (STA) daha fazla Tercihli Ticaret Anlaşması üzerinde durulduğu ifade ediliyor. Doğru mudur?

Son zamanlarda ülkeler STA’dan daha fazla TTA tercih ediyor. TTA başarılı olduğu zaman STA düşünülüyor. Uzun süreli stratejik ilişkileri ve birbirini tamamlayacak özellikleri olan ülkeler de TTA’yı tercih ediyor. Biz de TTA için görüşmelere başlayacağız.

Bangladeş’teki altyapı projelerinde Çinliler ve Güney Korelileri görüyoruz. Türk müteahhitlere bir çağrınız oldu mu?

Hükümet politikası içinde, bundan sonraki sürece ilişkin mega projeler var. Yollar, köprüler, havalimanları ve limanlar var. Örneğin Büyük Padma Köprüsü’nü bitirmek istiyoruz. Ganj Nehri üzerinde yapılıyor. Çok büyük bir proje ve Çin ve bazı diğer ülkelerle beraber yapıyoruz. İstanbul gibi çok büyük bir şehir olan Dakka’da raylı sistem yapılıyor. Daha sonrasında başka büyük şehirlerde de yapmayı planlıyoruz. Eğer Türk iş insanları Bangladeş’e gitmeye ve orada yatırım yapmaya, iş geliştirmeye ve müteahhitler inşaat işi yapmaya hazır ise, hemen bugün gidip ihalelere katılabilirler, ihale alabilirler veya büyük projelerden birinde alt yüklenici olabilirler. Her türlü yardıma hazırız.

Büyük bir havaalanı da planlanıyor galiba? Çok doğru, yeni ve büyük bir havalimanı yapmak istiyoruz.

Mevcut havalimanımızı büyüttük ve yeniledik. Ancak büyük nüfusumuzun yaratmış olduğu baskı Dakka şehrininin biraz dışında, belki Mymensingh taraflarında, yeni bir havalimanı yapılmasını gerekli kılıyor. Yeri tam kesin olmamakla beraber hükümet son birkaç yıldır sizin İstanbul’da yapmış olduğunuz gibi çok büyük bir havalimanı yapmayı planlıyor.

Limanlar da var mı yatırım planlamasında?

İş hacmi artınca Bengal Körfezi’nde yeni limanlara ihtiyaç olacak doğal olarak. Şu anda iki tane var, küçük olan Mongla Limanı ve daha büyük olan Chittagong Limanı. Chittagong Limanı’nın mühendisi de benim büyükbabam, ilk Müslüman Bengal mühendis. Bengal Körfezi’nin daha aşağıda kalan bölgesinde yeni bir liman yapılması planlanıyor. Bu tip büyük projeler için en önemli şey tecrübe. Diğer dost ülkeler gibi Türk müteahhitlerini de gelip ihalelere katılmaları için bekliyoruz. Bangledeş’te beraber üretebiliriz.

Nehirler ülkesi diye bilinir Bangladeş. Elektrik ve sulama konusunda da Türkiye’nin tecrübeleri var. Araştırmanız oldu mu bu konuda?

Bangladeş’in enerjiye ihtiyacı var ve bu konuda her türlü tesisi kuruyoruz. Henüz pek çoğu tamamlanmadı ancak bunlar tamamlandığında kendimize yeterli olabileceğiz. Bu modern ve rekabetçi dünyada ihtiyacın sonu yok. Bunlar tamamlandığında yenilerine ihtiyaç olabilir. Az sayıda büyük barajımız var. Türk yatırımcılar için o alanda da fırsatlar söz konusu.

İşbirliği fırsatları geniş boyutta

“Şu alanda işbirliği geliştirebiliriz” dediğiniz sektörler var mı?

Bangladeş’te pek çok fırsat var. Mesela, bir Türk işadamı ziyaretime geldi ve silo projeleriyle ilgilendiğini söyledi, elbette çok güzel. Silo ihalalerini takip ederek teklif verebilir. Sadece mega projeler için değil küçük ve orta ölçekli projeler için de Türk müteahhitler gelip teklif verebilirler. Konut inşaatında çok iyi mimarlarınız, mühendisleriniz ve çok iyi inşaat malzemeleriniz var. Selçuklulardan, Osmanlılardan gelen çok iyi bir mimariniz var. Bu fikirlerle gelebilirsiniz, modern teknolojiye de sahipsiniz. Afyon’u ziyaret ettiğimde beyaz Afyon mermerini gördüm, çok güzeldi. Çimentonuzla, mermerinizle, cam ürünleri, elektrik ürünleri, seramik ve armatürlerinizle gelin. Montaj konusu da önemli, Bangladeş bugüne kadar bazı otobüs ve kamyon montajları yaptı. Otomobil montajı yapmaya başlamadık. Japonya, Kore, Çin ve belki Hindistan’dan getirmeye çalışıyoruz. Neden Türkiye ile ortak bir yatırım olmasın. Çünkü siz montaj sanayisi konusunda çok iyisiniz. Sadece otomobil montajı alanında değil, gıdada da çok iyi bir endüstriniz var, elektrikli ürünleriniz var. Bunları Bangledeş’te beraber üretebiliriz.

Erdoğan, D-8 dönem başkanlığını Bangladeş Başbakanı Vecid’e devretti

9 Nisan Cuma günü Bangladeş’in ev sahipliğinde çevrim içi gerçekleştirilen Gelişen Sekiz Ülke (D-8) Teşkilatı’nın 10’uncu Zirve Toplantısı’nda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 4 yıldır sürdürdüğü dönem başkanlığını Bangladeş Başbakanı Sheikh Hasina Vecid’e devretti.

Fırsat yaratmanın formülü…

Büyükelçi Mannan’ın, “Ticaret hacmini kısa sürede iki-üç kat artırabiliriz ama bu konuşarak olmaz. Çalışmalıyız” cümlesi… Sadece Bangladeş özeli için değil, “genel ekonomik gelişim” için yapılması gerekene de ışık tutuyor… Mannan, “Altyapıda da, üstyapıda da, sanayide de, tarımda da Türk kardeşlerimiz için önemli fırsatlar var… Ama bu alanlarda Çinli, Güney Koreli, Japon kardeşlerimiz de oldukça aktifler Bangladeş’te. Geliyorlar, yıllarca kalıyorlar ve birlikte büyümek için çalışıyorlar” cümleleriyle de, fırsat yaratabilmenin formülünü sunuyor…

Haber

Vaka artışında dördüncü sıradayız

Hilal SARI

Yılbaşından itibaren birçok gelişmiş ülkede başlayan ve gelişmekte olan ülkelerde de hız kazanan aşılamaya rağmen, dünyanın en büyük bazı ekonomilerinde pandeminin üçüncü dalgası hız kesmeden devam ediyor. Dün Hindistan’da son 24 saatte 100 binin üzerinde vaka açıklanmasıyla, Hindistan AB ve Brezilya’dan sonra bu barajı aşan ilk ülke oldu. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre son 7 günde en fazla vaka görülen ülke de Hindistan. Brezilya, ABD, Türkiye ve Fransa da en fazla vaka artışı görülen diğer dört ekonomi. Geçtiğimiz hafta 3.800’e yakın günlük can kaybıyla pandeminin yeni merkezi haline gelen Brezilya’da da günlük vaka sayıları 70 binin üzerinde. Sağlık çalışanları dünya basınına verdikleri demeçte hastanelerin dolup taştığını, aşılamaya rağmen bu yıl ölüm oranlarının çok daha fazla olduğunu aktarıyor.

Dünyanın aşı fabrikası ama…

Dünyanın en büyük aşı üreticisi Hindistan’da aşılama 15 Ocak’ta başlamasına rağmen, vakalar 5 Nisan itibariyle son 24 saatte 103 bin 558’e tırmandı. Ağustosa kadar 600 milyon doz hedefi bulunan ülkede şimdiye kadar 1,3 milyar nüfusun yüzde 1’inden azı aşılandı – toplam 76 milyon doz. Ülkenin ihraç ettiği aşı, uyguladığı aşının üzerinde seyrediyor. Avrupa ülkelerinin aksine 3. değil 2. dalgayı yaşayan Hindistan’da büyük kentlerde hastane kapasitelerinin dolmaya başladığı belirtilirken, depoların, kullanılmayan trenlerin ve kamuya açık alanların tedavi merkezlerine dönüştürülmeye başladığı belirtiliyor. Vakaların yarısından fazlası (57 bin) ülkenin en zengin eyaleti ve finans merkezi Mumbai’ye de ev sahipliği yapan Maharashtra’da görülüyor. GSYH’nin yüzde 14’ünü oluşturan eyalette gece ve haftasonu karantinaları başlatıldı ve restoranlar sadece gel al hizmeti verebilecek. Ülkenin fabrika faliyetleri yeni karantinalarla yedi ayın en düşük hızına gerilerken, Senseks ve Nifty endeksleri da vaka artışlarından payını alıyor ve sert düşüşler kaydediyor.

Avrupa’da da durum parlak değil

En hızlı vaka artışlarının görüldüğü Polonya’da da Paskalya haftasonunda hastaneler artan vakalarla mücadele etmekte zorlandı. Yerel basında bazı hastanelerin dolmaya yaklaştığı ve sağlık sisteminin patlama noktasında olduğu haberleri yer aldı. 3. kez ülke genelinde kısıtlamalar açıklayan Fransa da vakaların en çok arttığı ülkelerden biri olurken, Portekiz de bu haftasonu bitmesi planlanan İspanya seyahat yasağını 15 Nisan’a uzattı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un 19:00-06:00 saatleri arasında uygulanacak çıkma yasaklarını ve seyahat kısıtlamalarını duyurmasının ardından Meclis’te konuşan Başbakan Jean Castex, “Salgın çok hızlı yayılıyor ve her yerde yayılıyor” uyarısı yaptı. Fransa’da son iki haftada vakalar yüzde 55 artarken, Belçika’da bu oran yüzde 95. Hollanda’da yüzde 48 ve pandemiyle mücadelede örnek gösterilen Almanya’da bile iki haftalık süreçte yüzde 75’lik artış kaydedildi. Bu artışın bir kısmının uygulanan testlerde de yaşanan artıştan kaynaklandığı belirtilse de, Almanya ve Fransa gibi aşı alımında önde giden ülkelerde aşılamanın başından bu yana vakalar varyantlar nedeniyle azalmıyor artıyor. Sert kısıtlamaları Fransa’ya paralel ay sonuna uzatan İtalya’da da Merkez Bankası Başkanı Ignazio Visco Financial Times’a konuşarak “Küresel ekonomiye en büyük tehdidin ülkelerin nüfuslarını aşılamalarında görülen farklılaşma olduğunu” söyledi.

Haber

Vaka artışında dördüncü sıradayız

Hilal SARI

Yılbaşından itibaren birçok gelişmiş ülkede başlayan ve gelişmekte olan ülkelerde de hız kazanan aşılamaya rağmen, dünyanın en büyük bazı ekonomilerinde pandeminin üçüncü dalgası hız kesmeden devam ediyor. Dün Hindistan’da son 24 saatte 100 binin üzerinde vaka açıklanmasıyla, Hindistan AB ve Brezilya’dan sonra bu barajı aşan ilk ülke oldu. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre son 7 günde en fazla vaka görülen ülke de Hindistan. Brezilya, ABD, Türkiye ve Fransa da en fazla vaka artışı görülen diğer dört ekonomi. Geçtiğimiz hafta 3.800’e yakın günlük can kaybıyla pandeminin yeni merkezi haline gelen Brezilya’da da günlük vaka sayıları 70 binin üzerinde. Sağlık çalışanları dünya basınına verdikleri demeçte hastanelerin dolup taştığını, aşılamaya rağmen bu yıl ölüm oranlarının çok daha fazla olduğunu aktarıyor.

Dünyanın aşı fabrikası ama…

Dünyanın en büyük aşı üreticisi Hindistan’da aşılama 15 Ocak’ta başlamasına rağmen, vakalar 5 Nisan itibariyle son 24 saatte 103 bin 558’e tırmandı. Ağustosa kadar 600 milyon doz hedefi bulunan ülkede şimdiye kadar 1,3 milyar nüfusun yüzde 1’inden azı aşılandı – toplam 76 milyon doz. Ülkenin ihraç ettiği aşı, uyguladığı aşının üzerinde seyrediyor. Avrupa ülkelerinin aksine 3. değil 2. dalgayı yaşayan Hindistan’da büyük kentlerde hastane kapasitelerinin dolmaya başladığı belirtilirken, depoların, kullanılmayan trenlerin ve kamuya açık alanların tedavi merkezlerine dönüştürülmeye başladığı belirtiliyor. Vakaların yarısından fazlası (57 bin) ülkenin en zengin eyaleti ve finans merkezi Mumbai’ye de ev sahipliği yapan Maharashtra’da görülüyor. GSYH’nin yüzde 14’ünü oluşturan eyalette gece ve haftasonu karantinaları başlatıldı ve restoranlar sadece gel al hizmeti verebilecek. Ülkenin fabrika faliyetleri yeni karantinalarla yedi ayın en düşük hızına gerilerken, Senseks ve Nifty endeksleri da vaka artışlarından payını alıyor ve sert düşüşler kaydediyor.

Avrupa’da da durum parlak değil

En hızlı vaka artışlarının görüldüğü Polonya’da da Paskalya haftasonunda hastaneler artan vakalarla mücadele etmekte zorlandı. Yerel basında bazı hastanelerin dolmaya yaklaştığı ve sağlık sisteminin patlama noktasında olduğu haberleri yer aldı. 3. kez ülke genelinde kısıtlamalar açıklayan Fransa da vakaların en çok arttığı ülkelerden biri olurken, Portekiz de bu haftasonu bitmesi planlanan İspanya seyahat yasağını 15 Nisan’a uzattı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un 19:00-06:00 saatleri arasında uygulanacak çıkma yasaklarını ve seyahat kısıtlamalarını duyurmasının ardından Meclis’te konuşan Başbakan Jean Castex, “Salgın çok hızlı yayılıyor ve her yerde yayılıyor” uyarısı yaptı. Fransa’da son iki haftada vakalar yüzde 55 artarken, Belçika’da bu oran yüzde 95. Hollanda’da yüzde 48 ve pandemiyle mücadelede örnek gösterilen Almanya’da bile iki haftalık süreçte yüzde 75’lik artış kaydedildi. Bu artışın bir kısmının uygulanan testlerde de yaşanan artıştan kaynaklandığı belirtilse de, Almanya ve Fransa gibi aşı alımında önde giden ülkelerde aşılamanın başından bu yana vakalar varyantlar nedeniyle azalmıyor artıyor. Sert kısıtlamaları Fransa’ya paralel ay sonuna uzatan İtalya’da da Merkez Bankası Başkanı Ignazio Visco Financial Times’a konuşarak “Küresel ekonomiye en büyük tehdidin ülkelerin nüfuslarını aşılamalarında görülen farklılaşma olduğunu” söyledi.

Haber

Xiaomi Türkiye’de üretime başladı: 2 bin kişiye istihdam

Xiaomi ve partneri Salcomp’un yıllık 5 milyon adet akıllı telefon üretim kapasitesine sahip İstanbul Avcılar’daki fabrikasının açılışı gerçekleştirildi.

2 bin kişiye istihdam sağlayacak fabrika, Çin, Hindistan ve Endonezya’daki fabrikalarından sonra Xiaomi’nin Salcomp ile üretim yaptığı 4’üncü fabrika olacak.

Xiaomi Türkiye Ülke Müdürü Vincent Chang, ilk etapta giriş segmentindeki Redmi 9C modelinin bu fabrikada üretileceğini belirterek, “Verdiğimiz tüm hizmetleri Türkiye’nin dört bir yanına ulaştırmak için Mi Store’larımızın sayısını da 100’e ulaştırmayı hedefliyoruz” dedi. Salcomp Kıdemli Başkan Yardımcısı Travel Xue ise bu fabrikayla ilk yıl yaratılacak 200 milyon dolarlık katma değeri her yıl artıracaklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise “Xiaomi ve Salcomp ortaklığında kurulan üretim tesisinin şirketiniz ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye, akıllı telefon üreticileri için bölgenin üretim üssü olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye, bölgenin üretim üssü olma yolunda ilerliyor”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, fabrikanın açılış törenine gönderdiği mesajda, “Nazik davetiniz için teşekkür ediyor, Xiaomi ve Salcomp ortaklığında kurulan üretim tesisinin şirketiniz ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum. Bugün dünya devlerinin yatırımlarında ülkemizi tercih etmesinin gerisinde, Türkiye’nin girişimci dostu yatırım ikliminin önemli payı bulunuyor. Ayrıca ülkemiz, dinamik ve nitelikli iş gücü, geniş iç ve bölgesel pazarlara ulaşım imkanı, stratejik konumu ve yaygın teşvik sistemi ile uluslararası yatırımcılar için çok ciddi fırsatlar sunuyor.” ifadelerini kullandı.

Yatırım ortamını daha da iyileştirmeye yönelik ekonomik reform paketinin hayata geçmesi ve salgının etkilerinin hafiflemesiyle bu ivmenin giderek artacağına inandığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti: “Yıllık 10 milyonun üzerinde cep telefonu satışının gerçekleştiği; Avrupa, Rusya ve Ortadoğu pazarlarının birleşme noktası Türkiye, akıllı telefon üreticileri için bölgenin üretim üssü olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Xiaomi ve iş ortağı Salcomp’un yaklaşık 30 milyon dolarlık yatırımla, 14 bin metrekare arazi üzerinde kurduğu bu fabrika, yıllık 5 milyon üretim kapasitesiyle 2 bin kişiye de istihdam sağlayacaktır.

“Xiaomi’nin ülkemizi üs seçmesi şaşırtıcı değil”

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, etkinlik için gönderdiği video mesajda, Xiaomi ve Salcomp’un Türkiye’de yatırım gerçekleştiriyor olmasından büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade etti. Gerçekleşen yatırımın gerek teknoloji yönüyle gerekse ihracat potansiyeli yönüyle oldukça dikkati çekici ve stratejik bir yatırım olduğuna değinen Pekcan, “Güçlü beşeri sermayesi ve kritik pazarlara yakınlığı ile yatırımcısına her zaman kazandırmış olan Türkiye’nin büyüme serüveni, yerli ve yabancı yatırımlarla devam etmektedir. Büyüme perspektifimizin odağında teknoloji ve katma değer yatmaktadır. Bu bakımdan, Xiaomi gibi önemli bir teknoloji şirketinin ülkemizi bir üretim üssü olarak seçmesi şaşırtıcı değildir. Xiaomi ve Salcomp’u, Türkiye’nin başarı serüvenine dahil oldukları için tebrik ediyor, aramıza hoş geldiniz diyorum.” diye konuştu.

Teknolojinin Türkiye’nin ihracatındaki önemine değinen Pekcan, “Bugün Türkiye’nin ihracatında, en yüksek payı yüzde 35,7 ile ‘orta-yüksek teknoloji’ ürünler almaktadır. ‘Yüksek teknoloji’ ürünler ile birlikte değerlendirildiğinde bu oran yüzde 39,1’e çıkmaktadır. Son yıllarda teknoloji alanında kat ettiğimiz mesafeyi daha da iyileştirerek yolumuza devam edeceğiz.” dedi.

“Türkiye, Xiaomi’nin üretim gerçekleştirdiği 4’üncü ülke”

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, açılışa ilişkin, Xiaomi ve Salcomp’un ortak yatırımından mutluluk duyduğunu belirterek, “Yaklaşık 2 yıl önce Türkiye pazarına açılan Xiaomi, başarılı faaliyetlerini ülkemize yaptığı bu yatırımla taçlandırıyor.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin, Xiaomi’nin dünyada üretim gerçekleştirdiği 4’üncü ülke olacağını aktaran Varank, bu yatırımın, Türkiye’nin küresel bir akıllı telefon üretim üssü olması yolunda bir köşe taşı olduğunu, firmanın yapacağı ihracat ve katma değerli üretimin ülke ekonomisine katkı sağlayacağını vurguladı.

Mustafa Varank, 14 bin metrekare alan üzerinde kurulan fabrikada yıllık 5 milyon telefon üretme kapasitesi olacağını belirterek, firmanın ilk etapta 2 bin vatandaşa istihdam sağlayacağını, fabrikanın Türkiye ile çevre pazarlardaki yüksek potansiyel ile büyüyeceğini kaydetti. Türkiye’nin pandemi şartlarında da ivme kazanmaya devam ettiğini aktaran Varank, “Pandeminin doğurduğu belirsizlik ortamına rağmen geçtiğimiz yıl düzenlediğimiz yatırım teşvik belgesi adedi bir önceki yıla göre yüzde 86, yatırım tutarı ise yüzde 25 artış gösterdi.” ifadesini kullandı.

Varank, Xiaomi-Salcomp telefon üretim tesisinin de bu kapsamdaki öncelikli desteklerinden faydalanacağını bildirdi. Varank, Türkiye’nin bugüne kadar toplam 971 milyon liralık sabit yatırım ve 3 bin 500 ilave istihdam öngören 12 ayrı akıllı telefon yatırımcısına teşvik belgesi düzenlediğini belirterek, bu firmaların da desteklerden yararlanacağını kaydetti.

“Redmi 9C modelimizi bu fabrikada üreteceğiz”

Xiaomi Türkiye Ülke Müdürü Vincent Chang ise Türkiye’de lokal bir partner haline gelerek kendileri için kilit görevi gören bu pazarda üretime başlamaktan büyük mutluluk duyduklarını ifade etti.

Chang, “Bu ülkede katma değer yaratarak istihdam fırsatları sunacak olmamız nedeniyle çok gururluyuz. Hedefimiz, bu yıl için beyaz ve mavi yaka olarak 2 bin kişiye iş alanı yaratmak ve 5 milyon adet akıllı telefon üretmek. İlk etapta giriş segmentindeki Redmi 9C modelimizi bu fabrikada üreteceğiz. Verdiğimiz tüm hizmetleri Türkiye’nin dört bir yanına ulaştırmak için Mi Store’larımızın sayısını da 100’e ulaştırmayı hedefliyoruz. Sürecin başından beri desteğini esirgemeyen bakanlıklarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Aynı şekilde 2019 yılından beri bizi Türkiye’nin en sevilen telefon markalarından biri haline getiren kullanıcılarımıza da teşekkür ediyoruz.” şeklinde konuştu.

“Bizi Türkiye’de de kucaklayan Xiaomi severlere teşekkür ediyoruz”

Xiaomi Orta Doğu Başkanı Ronnie Wang da Xiaomi olarak en büyük önceliklerinin, en güncel teknolojileri adil fiyatlarla dünyanın her yerinde kullanıcılar için ulaşılabilir kılmak olduğunu söyledi. Bu misyonla temel stratejilerini de akıllı telefonlar ve yapay zeka destekli nesnelerin interneti birleşimi üzerine kurguladıklarını anlatan Wang, şunları kaydetti:

“Bu strateji, önümüzdeki 5 yıl içinde 7 milyar dolar yatırım yapmayı planladığımız 5G ve yapay zeka destekli nesnelerin interneti çalışmamızın daha geniş bir versiyonu. Bu yeni strateji ile var olduğumuz alanlardaki liderliğimizi sürdüreceğiz. 2020’nin son çeyrek raporlarına göre, 54 ülkede ilk 5 telefon markasından biriyiz, 10 ülkede de birinci sıradayız. Genel anlamda da dünyanın 3 numaralı akıllı telefon markasıyız. Kurduğumuz nesnelerin interneti platformu ile 289,5 milyon cihazı birbirine bağlıyoruz. 2020 yılı içinde yüzde 19,4 büyüyerek kullanıcılarımız için daha fazla çalışma imkanına sahip olduk. Bizi Türkiye’de de kucaklayan Xiaomi severlere teşekkür ediyoruz. Bu ülkede yatırımlarımız Türkiye devleti destekleriyle devam edecek.”

“Bu fabrikayla ilk yıl yaratılacak 200 milyon dolarlık katma değeri her yıl artıracağız”

Salcomp Kıdemli Başkan Yardımcısı Travel Xue ise Xiaomi ile atıl durumda olan bu fabrikayı yeniden inşa ederek son teknoloji üretim hatları inşa ettiklerini belirterek, “Bu tesisi, Xiaomi akıllı telefonları için bölgesel bir üretim merkezi haline getirmek için çalışıyoruz. Yıllara dayanan küresel uzmanlığımız neticesinde Türkiye’de de büyük işler başaracağımıza inanıyoruz. Başta personelimize yönelik eğitimlerimiz olmak üzere verdiğimiz hizmeti daha kaliteli hale getirmek için her gün daha fazla çabalıyoruz. Bu fabrikayla ilk yıl yaratılacak 200 milyon dolarlık katma değeri her yıl artıracağız. Türkiye’nin lider telefon markası olarak Xiaomi’nin Türkiye yolculuğu hız kesmeden yeni yatırımlarla devam edecek.” ifadelerini kullandı.