Haber

42,3 teravatsaat tasarruf için 54 milyar dolarlık yatırıma ihtiyaç var

Enerji verimliliği alanında 10 yılda yapılacak 54 milyar dolarlık yatırımla 18 milyon hanenin elektrik tüketimine eş değer (42,3 teravatsaat) tasarruf sağlanabilecek.

SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi’nin “Türkiye Elektrik Sistemi İçin En Ekonomik Katkı: Enerji Verimliliği ve Yeni İş Modelleri” raporu yayımlandı. Türkiye’nin enerji verimliliği potansiyelini analiz eden rapor, iki farklı senaryo üzerinden hazırlandı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının “Türkiye Elektrik Enerjisi Talep Projeksiyonu Raporu” temel alınan baz senaryoya göre, Türkiye’nin elektrik talebinin 2030’da 459,2 teravatsaat, SHURA senaryosuna göre ise 416,9 teravatsaat olacağı öngörülüyor.

SHURA senaryosuna göre, 5 farklı alanda 16 enerji verimliliği çözümünün enerji üretimi, iletimi ve dağıtımında kullanılabileceği önerilirken, yüksek enerji verimliliğine ulaşılabileceği tahmin ediliyor.

Bu kapsamda, 10 yılda 30 milyar dolar enerji verimliliği, 13 milyar dolar elektrifikasyon ve 11 milyar dolar dağıtık enerji üretimi alanında olmak üzere 54 milyar dolarlık yatırıma ihtiyaç duyuluyor.

Söz konusu yatırımla 2030’da 18 milyon hanenin elektrik tüketimine eş değer seviyede (42,3 teravatsaat) enerji tasarrufu sağlanabileceği hesaplanıyor.

Enerji verimliliği alanında ihtiyaç duyulan yatırımın ise yarısını elektrikli ev aletleri, 5 milyar dolarını sanayideki enerji verimliliği yatırımları, 3 milyar dolarını akıllı evler, 2 milyar dolarını klimalar, 2 milyar dolarını yemek pişirme ve kalan 3 milyar dolarlık kısmını da diğer nihai tüketim alanları oluşturuyor.

Enerji verimliliği teknolojilerinin uygulanması için harcanan her 1 dolar karşılığında yatırımcıya sağlanan faydanın ise 1,2 ila 1,5 dolar arasında olacağı öngörülüyor.

Santrallerdeki doğal gaz ve ithal kömür tüketimi azalacak

SHURA senaryosunda belirlenen tasarruf potansiyeliyle doğal gazdan elektrik üretimine olan talep yarı yarıya azalırken, ithal kömüre olan bağımlılığın da yüzde 10 düşeceği hesaplanıyor.

Santrallerin doğal gaz tüketiminin elektrik talebindeki azalmayla 8,7 milyar metreküp gerilemesi bekleniyor. Böylece, elektrik santrallerinde doğal gaz ve ithal kömür tüketiminin azalmasıyla toplamda 2,7 milyar dolar fayda sağlanacağı tahmin ediliyor.

Raporda ayrıca, enerji verimliliği alanında yapılacak yatırımların Türkiye’de üretilen teknoloji ve ekipmanla yapılmasının dış ticaret bağımlılığının azaltılması ve yeni istihdam alanları oluşturulmasında önemli rol oynayacağına işaret ediliyor.

Rapora ilişkin değerlendirmede bulunan SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Değer Saygın, enerji verimliliğinin geri ödeme açısından bakıldığında düşük maliyetli ve yerli bir kaynak olduğunu belirterek, “Tedarikten tüketime, elektrik sektörünün tüm değer zincirinde incelediğimiz teknolojilere yapılan yatırıma baktığımızda, bu yatırımlar sayesinde elde edeceğimiz enerji tasarrufu net fayda sağlayarak 2030 yılındaki tasarruf potansiyelinin yüzde 80’ine denk gelecek.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA

Haber

Hanehalkı harcamalarında kira yüzde 24.1 ile en yüksek payı aldı

Türkiye İstatistik Kurumu’nun Hanehalkı bütçe araştırmasının 2019 yılı sonuçlarına göre; Türkiye genelinde hanehalklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 24,1 ile konut ve kira harcamaları alırken, ikinci sırayı yüzde 20,8 ile gıda ve alkolsüz içecek harcamaları, üçüncü sırayı ise yüzde 16,5 ile ulaştırma harcamaları aldı.

Toplam tüketim harcamalarında en düşük payı alan harcama türleri ise yüzde 2,2 ile sağlık, yüzde 2,5 ile eğitim hizmetleri ve yüzde 3,1 ile eğlence ve kültür harcamaları oldu.

Eşdeğer fert başına aylık ortalama tüketim harcaması 2 465 lira oldu

Hanelerin tüketim harcamalarını karşılaştırılabilir hale getirmek amacıyla hanehalkı büyüklüğü ve kompozisyonu dikkate alınarak elde edilen eşdeğer fert başına tüketim harcaması kullanılıyor.

Eşdeğer fert başına aylık ortalama tüketim harcaması 2018 yılında 2,181 lira iken 2019 yılında 2,465 lira olarak tahmin edildi.

Toplam harcamalardaki payı en fazla artan grup gıda ve alkolsüz içecekler oldu

Araştırma sonuçlarına göre, gıda ve alkolsüz içeceklerin payı bir önceki yıla göre 0,5 puanlık artışla yüzde 20,3’ten yüzde 20,8’e yükseldi. Alkollü içecek, sigara ve tütün harcamalarının payı yüzde 4,0’dan yüzde 4,3’e, giyim ve ayakkabı harcamalarının payı yüzde 4,8’den yüzde 5,0’a, konut ve kira harcamalarının payı yüzde 23,7’den yüzde 24,1’e, eğlence ve kültür harcamalarının payı yüzde 2,9’dan yüzde 3,1’e, eğitim hizmetlerinin payı yüzde 2,3’ten yüzde 2,5’e ve çeşitli mal ve hizmetlerin payı ise yüzde 4,9’dan yüzde 5,1’e yükseldi.

Diğer taraftan, mobilya ve ev eşyaları harcamalarının payı yüzde 6,5’ten yüzde 6,4’e, ulaştırma harcamalarının payı ise bir önceki yıla göre 1,8 puanlık düşüşle yüzde 18,3’ten yüzde 16,5’e geriledi. Ayrıca haberleşme harcamalarının payı yüzde 3,8’den yüzde 3,6’ya düştü.

Sağlık harcamalarının payı yüzde 2,2 ve lokanta ve otel harcamalarının payı yüzde 6,5 ile 2019 yılında değişmeyerek aynı kaldı.

Gıda harcaması içerisinde en fazla payı et, balık ve deniz ürünleri aldı

Gıda ve alkolsüz içeceklere yapılan harcamalarda en büyük payı yüzde 19,4 ile et, balık ve deniz ürünleri alırken, bunu yüzde 17,8 ile ekmek ve tahıllar, yüzde 16,6 ile sebzeler, yüzde 13,9 ile süt, peynir ve yumurta izledi. En düşük paya sahip harcama grupları ise, yüzde 2,3 ile diğer gıda ürünleri, yüzde 3,2 ile kahve, çay ve kakao, yüzde 3,8 ile alkolsüz içecekler olarak sıralandı.

Düşük gelirli haneler, yüksek gelirlilere göre gıdaya iki kat daha fazla pay ayırdı

Gelire göre sıralı yüzde 20’lik gruplar itibarıyla tüketim harcamalarının 2019 yılındaki dağılımına bakıldığında; en düşük gelir grubu olan birinci yüzde 20’lik grupta yer alan hanehalkları, konut ve kira harcamalarına yüzde 31,2, gıda ve alkolsüz içecek harcamalarına yüzde 30,7, ulaştırma harcamalarına yüzde 9,0 ve mobilya ve ev eşyası harcamalarına yüzde 5,3 pay ayırdı.

En yüksek gelir grubu olan beşinci yüzde 20’lik grupta yer alan hanehalkları ise, konut ve kira harcamalarına yüzde 20,1, ulaştırma harcamalarına yüzde 20,0, gıda ve alkolsüz içecek harcamalarına yüzde 15,3 ve lokanta ve otel harcamalarına yüzde 8,1 pay ayırdı.

Temel gelir kaynağına göre harcama kalıpları değişti

Temel gelir kaynağı maaş, ücret, yevmiye geliri olan hanehalkları; konut ve kira harcamalarına yüzde 22,4, gıda ve alkolsüz içecek harcamalarına yüzde 19,0 ve ulaştırma harcamalarına yüzde 17,7 pay ayırırken, müteşebbis geliri olan hanehalkları; konut ve kira harcamalarına yüzde 20,4, gıda ve alkolsüz içecek harcamalarına yüzde 19,8 ve ulaştırma harcamalarına ise yüzde 19,2 pay ayırdı

Haber

Evlerde enerji tüketimi yüzde 17 arttı

BURSA (DÜNYA) – 5 milyon kişiye hizmet veren sektörünün öncü şirketlerinden Limak Enerji, Türkiye’de 11 Mart itibarı ile ilk koronavirüs vakasının görülmesiyle başlayan süreçte alınan tedbirlerle enerji tüketiminde yaşanan değişime dair kapsamlı bir araştırma yaptı. Araştırmada sosyal hayatta yaşanan farklılaşmalara paralel olarak enerji tüketim ve tüketici ödeme alışkanlıklarında yaşanan değişimlerin detaylarına da yer verildi. Araştırma sonuçlarına göre; yeni tip koronavirüsün etkisiyle vatandaşların ‘evde kalmalarına’ yönelik çağrı karşılık buldu ve 11 Mart – 20 Nisan’ı kapsayan dönemde toplam enerji tüketiminde geçen yıla oranla yüzde 12’lik düşüş gerçekleşirken, mesken enerji tüketiminde ise yüzde 17’lik bir artış gerçekleşti. Konut abonelerinin evde kalma süresinin uzunluğu, beyaz eşya ve diğer elektrikli cihazların daha fazla kullanımı, elektrik tüketiminde hane bazında artışa neden oldu.

Günlük enerji tüketim alışkanlıkları geç saatlere kaydı

İnsanların güne daha geç başlaması, rutin işe gidiş-geliş saatlerinde evde olmaları ve günü geç sonlandırmaları günlük enerji kullanım alışkanlıklarının daha geç saatlere kaymasına neden oldu. İlk vakanın görülmesinin ardından en yoğun tüketim saatleri olan 17.00 ile 21.00 saatleri arasındaki enerji tüketiminde yüzde 14’lük bir artış oldu. Tüketimin yüzdesel olarak en fazla yükseldiği dönem ise 22.00 ve 02.00 saatleri arasındaki dilim oldu. Bu dönemdeki enerji tüketiminde %24’lük bir artış gözlendi. Aynı zamanda pandemi sürecinde güne başlama saatlerinde de değişiklikler meydana geldi. İş yerinden çalışma düzeninde yüksek seviyelerde tüketimlerin görüldüğü sabah 06.00 ve 09.00 saatlerinde önceki dönemlere göre tüketim düşüşü gerçekleşti. Gündüz tüketim yoğunluğunun en yüksek olduğu zaman dilimi 11.00 ve 14.00 saatleri arasını kapsayan dönem olmaya devam etti. 11 Mart’tan 20 Nisan’a kadar en yüksek tüketim ise soğuk havanın da etkisiyle 19 Mart’ta saat 14.00’de gerçekleşti. Koronavirüs süreci sonrası yoğun tüketimin de etkisiyle 1 aylık ortalama bir faturada yaklaşık 20 TL civarında bir artış gözlendi. Aylık ortalama 120 TL’lik elektrik faturası ödeyen bir abonenin faturasının 140 liraya çıkacak olması mevcut durum ve olağanüstü koşullar dikkate alındığında tüketimde günlük 50 – 60 kuruş seviyesinde bir artışa tekabül ediyor. Bu artış da online dizi ve film platformlarının aylık üyelik bedellerine eş değer.

“Enerji tüketimi alışkanlıklarımız evlere kaydı”

Araştırmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Limak Enerji Uludağ Elektrik Genel Müdürü Ali Erman Aytac, “Geçen yıl ve bu yılın verilerini karşılaştırdığımızda bölgemizdeki elektrik tüketimindeki düşüş, enerji tüketim alışkanlıklarımızın evlere kaydığını gösteriyor. Hizmet verdiğimiz bölgede insanların evde geçirdiği zamanın artması ile beraber mesken enerji tüketimi 322 milyon kWh’a çıkarak, yüzde 17 oranında arttı. Özellikle meskenlerde enerji kullanımının arttığı bu dönemde tüm tüketiciler sayaçları üzerindeki değerlerle oluşturulan fatura tutarlarını Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) sayfasından da kontrol edebilirler” dedi.

“Küçük önlemlerle, yüzde 50’ye yakın tasarruf sağlanabilir”

Enerji tasarrufuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aytac, “Faaliyete geçirdiğimiz pek çok proje ile enerji verimliliği ve tasarrufu üzerinde duruyoruz. Özellikle evlerde çok zaman geçirilen bu dönemde, tasarruf tavsiyelerimizi yinelemek istiyorum. Vatandaşlarımız, basit adımlar atarak özellikle elektrik tüketiminde tasarruf sağlayabilir. A+++ enerji sınıfı buzdolabı ve bulaşık makinası kullanıldığında yüzde 50’ye kadar daha az bir tüketim yapılabiliyor. Aydınlatmada ise LED lamba akkor lambaya göre yüzde 90 verimlilik sağlıyor. Televizyon, bilgisayar gibi elektrikli ev aletlerini uyku konumunda bırakmayıp güç tuşundan kapatmak, tasarruf ettiriyor. Uyku modundaki elektrikli cihazlar, normal tüketimin yüzde 10 ile yüzde 20’si oranında enerji harcamaya devam ediyorlar. Bunu önlemek için vatandaşlarımız anahtarlı priz kullanabilir. Tüketiciler, 3 zamanlı tarifeye geçtikleri takdirde gece enerji tüketimini artırırsa; bu dönemin fiyatının yarı yarıya düşük olması nedeniyle yüzde 50’ye yakın bir tasarruf sağlayabiliyor. Aynı zamanda özellikle bugünlerde koronavirüs salgınıyla gündeme gelen evden çalışma tedbirleri de ciddi oranda enerji tasarrufu sağlıyor. Yapılan araştırmalar, işe gidip gelme sırasında harcanacak enerji ile 8 saatlik hane enerji tüketimi karşılaştırıldığında, evden çalışmanın 1,5 ila 4 kat arasında enerji tasarrufu sağlayabileceğini gösteriyor.” ifadelerini kullandı.

Evde vakit geçirmenin maliyeti daha ucuz

Araştırma sonuçlarına göre, bir önceki yılın aynı döneminde hafta sonları evde bulunma durumu ve buna bağlı olarak enerji tüketimi yüzde 20 daha düşüktü. Hafta sonu evde kalmanın maliyeti ise elektrik tüketimi bakımından bu dönemde günlük ortalama 6 TL oldu. Bu da bir sinema biletinden çok daha düşük bir maliyet.

Online abonelik işlemleri yüzde 85 arttı

Koronavirüs salgınına yönelik virüsün yayılmasını azaltıcı uygulamaların yoğunlaşması, hemen hemen tüm süreçlerin dijital ortama kayarak, uzaktan erişim imkanı ile yürütülmesine neden oldu. Ödeme noktalarının çalışma saatlerinin azaltılması, sosyal alanların kalabalıklardan arındırılması gibi önlemler online fatura ödeme kanallarının kullanımında artış sağladı. Faturalarına ‘Evde Hayat Var’ mesajı ekleyen Limak Enerji’nin araştırmasına göre; abonelerin yüzde 75’i Mart ayında fatura ödemelerini bankalar üzerinden yaptı. Şubat ayında bu rakam yüzde 65 idi. Nisan ayının üçüncü haftasında ise bu rakam yüzde 83’e ulaştı. Vatandaşların ‘evde kal’ çağrısına uymasıyla ve çalışma saatlerinin azaltılmasıyla birlikte, PTT ve müşteri işlem merkezlerinden yapılan ödemeler düşerken, buralardaki işlem yoğunluğu ve para teması da azalmış oldu. Koronavirüs salgını öncesi döneme göre online abonelik işlemlerinde ise yüzde 85 artış gözlendi.

Haber

Süt üreticilerinden tüketim artışı için KDV indirimi önerisi

Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Tezel, sektör olarak ramazan ayı başında beklenen talep artışını yaşamadıklarını belirterek, “Bu dönemde tüketimin korunması ve desteklenmesi adına özellikle süt ve süt ürünlerinde KDV’nin düşürülmesi önemli olabilir. Belirli bir dönemlik de olsa KDV sıfırlanabilir.” dedi.

Tezel, AA muhabirine, ramazan ayıyla birlikte tüketiminde artış beklenen süt ve süt ürünlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.

Ramazan ayının yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının etkisi altında başladığını ifade eden Tezel, “Bizim sektörde ‘Ramazan bereketiyle gelir.’ denir ancak salgının etkisiyle sektörde belirsizlikler oldu. Bu belirsizlikleri aşmak için süt sanayicisi olarak ‘Hiçbir kaliteli süt yerde kalmayacak ve süt fiyatını geriye çekmeyeceğiz.’ teminatını verdik. Sanayiciler olarak sütümüzü almaya ve ödememizi yapmaya devam ediyoruz.” diye konuştu.

Tezel, ramazan öncesinde olduğu gibi bu ay da fiyatlarda değişikliğe gitmediklerini ancak otel, restoran ve kafeterya gibi ev dışı tüketim kanallarının tamamen kapanmasının tüketimde ciddi daralmayı beraberinde getirdiğini söyledi. Tezel, şöyle devam etti:

“Evlerde salgının ilk dönemindeki stoklar ve tüketim yok. İnsanlar öğünlerini kıstı, iki öğüne düşürdü. Dönemin beklenilen tüketimi aslında yok. Ramazan ayında talep artmadı. Ramazan alışverişinde ilk hafta yoğun taleple karşılaşılırdı. Bu kez çok hareketli geçirmedik ve yoğunlukla karşılaşmadık. İnsanlar iftara gider ya da evinde iftar verirdi. Bu heyecan da olmadığı için tüketim gerçekleşmiyor.”

Tüketicinin her yıl olduğu gibi iftarda ayran ve yoğurt, sahurda ise peynir tükettiğini anımsatan Tezel, “Etimiz de sütümüz de yeterli düzeyde var. Bu dönemi inşallah aşacağız. Salgınla mücadelede çok iyi gidiyoruz. Bayramın, çifte bayram olmasını ümit ederek üretimimizi sürdürüyoruz. Hazirana kadar bu süreci atlatırsak, piyasaların açılmasını ümit ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Fiyat artışı yaşanmadı”

Tezel, girdilerdeki maliyet artışına karşın et ve süt ürünlerinde fiyatların yükselmediğini vurgulayarak, “Girdi maliyetlerinde dolar kurunun yarattığı birtakım artışlar var. Ambalaj malzemeleri, enerji maliyetleri, lojistik gibi etmenler maliyetleri artırıyor. Sektörümüzde hijyen büyük önem taşıdığı için temizlik malzemelerinden maskesine kadar çok ciddi fiyat artışlarıyla karşı karşıyayız. Bu sıkıntıların aşılmasında da desteğe ihtiyacımız var.” dedi.

Sektör olarak hükümetten bazı beklentileri olduğunu söyleyen Tezel, şunları kaydetti:

“Bu dönemde tüketimin korunması ve desteklenmesi adına özellikle süt ve süt ürünlerinde KDV’nin düşürülmesi önemli olabilir. Belirli bir dönemlik de olsa KDV sıfırlanabilir. Özellikle ambalaj ürünlerinden alınacak geri kazanım katılım payının 2022 yılı sonuna kadar ertelenmesinde büyük yarar olabilir. Bunlar ilave maliyet getiriyor. Hayvancılık veteriner malzemeleri, aşı ve hijyen malzemelerinde olası sıkıntılara karşı önlem alınabilir. Anadolu’da kapı kapı süt toplamak yerine, merkezi toplamaya geçilebilir. Bu durum hem süt hijyenine hem de üreticinin eline geçen paranın artmasına katkı sağlayacak. Ekonomik İstikrar Kalkanı paketinde yer alan mücbir sebep kapsamındaki sektörler arasına, gıda, hayvancılık, bitkisel üretim ve yem sektörleri de dahil edilmeli.”

Haber

Süt üreticilerinden tüketim artışı için KDV indirimi önerisi

Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Tezel, sektör olarak ramazan ayı başında beklenen talep artışını yaşamadıklarını belirterek, “Bu dönemde tüketimin korunması ve desteklenmesi adına özellikle süt ve süt ürünlerinde KDV’nin düşürülmesi önemli olabilir. Belirli bir dönemlik de olsa KDV sıfırlanabilir.” dedi.

Tezel, AA muhabirine, ramazan ayıyla birlikte tüketiminde artış beklenen süt ve süt ürünlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.

Ramazan ayının yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının etkisi altında başladığını ifade eden Tezel, “Bizim sektörde ‘Ramazan bereketiyle gelir.’ denir ancak salgının etkisiyle sektörde belirsizlikler oldu. Bu belirsizlikleri aşmak için süt sanayicisi olarak ‘Hiçbir kaliteli süt yerde kalmayacak ve süt fiyatını geriye çekmeyeceğiz.’ teminatını verdik. Sanayiciler olarak sütümüzü almaya ve ödememizi yapmaya devam ediyoruz.” diye konuştu.

Tezel, ramazan öncesinde olduğu gibi bu ay da fiyatlarda değişikliğe gitmediklerini ancak otel, restoran ve kafeterya gibi ev dışı tüketim kanallarının tamamen kapanmasının tüketimde ciddi daralmayı beraberinde getirdiğini söyledi. Tezel, şöyle devam etti:

“Evlerde salgının ilk dönemindeki stoklar ve tüketim yok. İnsanlar öğünlerini kıstı, iki öğüne düşürdü. Dönemin beklenilen tüketimi aslında yok. Ramazan ayında talep artmadı. Ramazan alışverişinde ilk hafta yoğun taleple karşılaşılırdı. Bu kez çok hareketli geçirmedik ve yoğunlukla karşılaşmadık. İnsanlar iftara gider ya da evinde iftar verirdi. Bu heyecan da olmadığı için tüketim gerçekleşmiyor.”

Tüketicinin her yıl olduğu gibi iftarda ayran ve yoğurt, sahurda ise peynir tükettiğini anımsatan Tezel, “Etimiz de sütümüz de yeterli düzeyde var. Bu dönemi inşallah aşacağız. Salgınla mücadelede çok iyi gidiyoruz. Bayramın, çifte bayram olmasını ümit ederek üretimimizi sürdürüyoruz. Hazirana kadar bu süreci atlatırsak, piyasaların açılmasını ümit ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Fiyat artışı yaşanmadı”

Tezel, girdilerdeki maliyet artışına karşın et ve süt ürünlerinde fiyatların yükselmediğini vurgulayarak, “Girdi maliyetlerinde dolar kurunun yarattığı birtakım artışlar var. Ambalaj malzemeleri, enerji maliyetleri, lojistik gibi etmenler maliyetleri artırıyor. Sektörümüzde hijyen büyük önem taşıdığı için temizlik malzemelerinden maskesine kadar çok ciddi fiyat artışlarıyla karşı karşıyayız. Bu sıkıntıların aşılmasında da desteğe ihtiyacımız var.” dedi.

Sektör olarak hükümetten bazı beklentileri olduğunu söyleyen Tezel, şunları kaydetti:

“Bu dönemde tüketimin korunması ve desteklenmesi adına özellikle süt ve süt ürünlerinde KDV’nin düşürülmesi önemli olabilir. Belirli bir dönemlik de olsa KDV sıfırlanabilir. Özellikle ambalaj ürünlerinden alınacak geri kazanım katılım payının 2022 yılı sonuna kadar ertelenmesinde büyük yarar olabilir. Bunlar ilave maliyet getiriyor. Hayvancılık veteriner malzemeleri, aşı ve hijyen malzemelerinde olası sıkıntılara karşı önlem alınabilir. Anadolu’da kapı kapı süt toplamak yerine, merkezi toplamaya geçilebilir. Bu durum hem süt hijyenine hem de üreticinin eline geçen paranın artmasına katkı sağlayacak. Ekonomik İstikrar Kalkanı paketinde yer alan mücbir sebep kapsamındaki sektörler arasına, gıda, hayvancılık, bitkisel üretim ve yem sektörleri de dahil edilmeli.”

Haber

Makarna 5 ayda 251 milyon dolar kazandırdı

Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkadir Külahçıoğlu, sektördeki gelişmeleri değerlendirdi.

Makarna üreticileri açısından 2019 yılının şu ana kadar iyi geçtiğini belirten Külahçıoğlu, ihracat miktarında yüzde 7’lik artışla sektörün yükselişini sürdürdüğünü vurguladı.

Külahçıoğlu, yılın ilk 5 ayında, geçen yılın aynı dönemine oranla gelir bazında yüzde 9’luk ihracat artışı yakalandığını belirterek, “Geçen yılın ilk 5 ayında yaklaşık 230 milyon dolarlık bir ihracat gelirimiz vardı. Bu yıl ise 251 milyon 852 bin 338 dolarlık gelirle yüzde 9’luk büyümeyi realize etmiş olduk.” dedi.

Miktar bazında da artış yaşandığını ifade eden Külahçıoğlu, ocak-mayıs döneminde ihraç edilen makarna miktarının 2018’in aynı dönemi göre yüzde 7 artarak 538 bin 824 tona çıktığı bilgisini verdi.

Külahçıoğlu, Türkiye’nin 2018 yılında 1 milyon 200 bin tonun üzerinde makarna ihracatı yaptığını anımsatarak, 2019 yılı için belirledikleri yüzde 15’lik ihracat artışı hedefi için umutlu olduklarını söyledi.

“Adını duymadığınız ülkelere ulaşıyoruz”

Ulaştıkları pazar sayısını arttırma yönünde yoğun çaba harcadıklarını aktaran Külahçıoğlu, birçok kişinin adını bile duymadığı ülkelerin sofrasına Türk makarnasının götürüldüğünü kaydetti.

Külahçıoğlu, geçen yıl 154 ülkeye yapılan ihracatın Fildişi Sahili, Malavi, Polinezya, Mayotte, Peru, Dominik Cumhuriyeti’nin eklenmesiyle 160’a çıktığını ifade ederek, “Üreticilerimiz durmuyor, dünyanın her yerine gidiyorlar. Afrika gibi zorlu coğrafyalarda, otellerin bile olmadığı kentlerde pazarlar yaratıp, ülkemizin ihracatına katkı sağlıyorlar.” diye konuştu.
Külahçıoğlu, ihracat pazarına eklenen yeni 6 pazara, 2019’un ilk 5 ayında 700 tona yakın ürün gönderildiği bildirdi.

“Sektörün büyüklüğü 1 milyar dolar”

Büyüklüğü 1 milyar doları bulan Türk makarna sektöründe 24 üreticinin olduğuna işaret eden Külahçıoğlu, 40 bin kişiye direkt ve dolaylı olarak istihdam sağlandığına dikkati çekti.

Külahçıoğlu, Türkiye’nin makarna üretiminde ve ihracatında önemli bir konumda olduğuna değinerek, “Her geçen yıl büyüyen bir Türk makarna sektör var. Girdiğimiz pazarlarda hep kalıcı oluyoruz. Gelecek yıl, bu yükseliş trendimizi korumak istiyoruz. Bu durum ülkemiz açısından sevindirici.” dedi.

“İç tüketim de artıyor”

Makarnanın son yıllarda ev dışında da tercih edilen bir ürün hale geldiğini ifade eden Külahçıoğlu, iç tüketim rakamlarının da artış gösterdiğini kaydetti.

“Tüketimde dünya sıralamasında 18. sıradaydık, 8. sıraya yükseldik.” diyen Külahçıoğlu, “Kişi başı tüketim 8 kilogram, bu da sevindirici. Bunu daha yukarıya çıkarmak için farklı kanallardan tüketicileri bilgilendiriyoruz. Ev dışı tüketim ciddi artış gösterdi. Artık dışarıda da makarna tüketimi tercih edilir hale geldi.” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: AA