Haber

MİB Yönetim Kurulu Çerkezköy’e çıkarma yaptı

BURSA (DÜNYA) – Makine sektöründe yerli makine üreticilerinin çıkarlarını gözetmek ve yerli makine üretimini desteklemek amacıyla faaliyetlerini sürdüren Makina İmalatçıları Birliğinin (MİB) Yönetim Kurulu toplantısı, Çerkezköy’de MES Elektromekanik Döküm A.Ş. tesislerinde gerçekleşti. Yılmaz Redüktör San. ve Tic. A.Ş. temsilcisi ve MİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ender Yılmaz’ın ev sahipliğinde gerçekleşen toplantı sonrası, Yılmaz Şirketler Grubuna ait MES Elektromekanik döküm fabrikası ve yine aynı gruba bağlı ELK Motor fabrikalarının Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesindeki fabrikaları ziyaret edildi.

Önemli üretim gücü

50 bin ton/yıl döküm kapasitesine sahip ve Gri Dökme Demir, Sfrero döküm ve Bronz döküm faaliyetlerini gerçekleştirebilen MES Döküm firması ziyaretinde, şirketler grubunun diğer firmaları başta olmak üzere yurtiçi ve yurtdışından talepleri karşılayan ve entegre bir tesis olarak tüm işlemleri kendi bünyesinde gerçekleştiren firma temsilcisi Ender Yılmaz; test laboratuvarı ile birlikte, tesisin 3D ölçme yeteneğine sahip, CAD/CAM uygulamaları ile birlikte talaşlı imalat tezgahlarının yardımı ile yüzey işleme teknolojisini harmanlayan ve konusunda sayılı ve önemli bir üretim gücüne sahip olduğunu belirtti.

Daha sonra ELK Motor tesislerine geçen heyet Şinasi Yılmaz tarafından karşılanarak, yılda 600 bin adet üretim kapasitesine sahip elektrik motoru imal eden fabrikasını da ziyaret etme fırsatı buldu. Yüzde 100 Türk tasarımı ve üretimi olan ve IE4, IE3 ve IE2 verimliliklerinde ve IEC 63-315 gövde aralığında üretim yapabilen tesisin 50 bin metrekare kapalı alanında bu gerçekleştirdiği, üretimin büyük bölümünün yine grup şirketlerinde yapıldığı kaydedildi. 1 kW ila 250 kW arasındaki geniş bir skalada, yurtiçi taleplerin yanı sıra 63 farklı ülkeye ihracat yapan ELK Motor’un, sürekli yapılan testler ile kalite konusunda çok hassas oldukları ayrıca Şinasi Yılmaz tarafından belirtildi.

YMB, sektörü disipline ediyor

MİB Yönetim Kurulu Toplantısında, özellikle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan Yerli Malı Tebliği’nin, makine sektörünün bugüne kadar devamlı şikayetçi olduğu Yerli Malı Belgesinin (YMB) doğruluğu ve güvenilirliğine çözüm getirmekte ve disipline etmekte olduğu belirtildi. Toplantıda ayrıca; YMB’lerin Yeminli Mali Müşavirler ve Bakanlıkça belirlenen bilirkişiler tarafından onaylanması, uygulama usul ve esaslarının Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca hazırlanması ve yerli girdi maliyetlerinin hesaplanmasına ilişkin belgelerin net olarak tanımlanması hükümlerinin uygulamaya girmesi halinde, Makina İmalatçı Birliği üyelerinden gelen ve bir bölümü kamuoyuna da yansıyan tümüyle ithal edilen makine ve ekipmana dahi YMB düzenlendiği yönündeki yaygın şikayetlerin önüne geçilebileceği kaydedildi.

Haber

Dalgadan enerji testte

MEHMET KARA

Türkiye’nin en büyük özel sektör elektrik üreticisi konumundaki Enerjisa, Balıkesir sınırları içinde, Marmara Denizi Kıyısı’ndaki Bandırma Enerji Üretim Üssü’nün kapılarını DÜNYA Gazetesi ve Enerji Günlüğü’ne açtı. 210 hektarlık arazi üzerinde kurulu Enerjisa Bandırma Enerji Üretim Üssü’nde Bandırma I ve Bandırma II doğalgaz çevrim santrallerinin yanı sıra, Bandırma I’in soğutma suyu deşarj sistemi üzerine kurulu 3 MW’lik hidroelektrik santrali ve 2 MW’lik bir güneş enerji santrali de elektrik üretiyor.

“İyi bir hibrit santral örneği”

Enerjisa Üretim AŞ CEO’su İhsan Erbil Bayçöl, Bandırma Enerji Üretim Üssü’nü sadece Enerjisa ve hissedarları açısından değil, Türkiye elektrik üretim sektörünün tamamı için de önemli bir tesis olarak niteledi. Bayçöl’e göre bunun nedenlerinden biri, tesislerin Türkiye enerji sektörünün gündeminde giderek daha çok konuşulan hibrit elektrik üretim tesislerinin iyi bir örneği olması.

Şebeke dengeleyici tesis

Bir diğer neden ise kompleksin Türkiye’nin en çok rüzgar alan, dolayısıyla rüzgar enerji santrallerinin yoğunlaştığı bölgede yer alması. Rüzgar kesintili bir enerji kaynağı olduğu için bölgedeki RES’ler en yüksek verimle çalışabilmelerini Bandırma I ve Bandırma II doğalgaz çevrim santrallerinin şebeke dengesini sağlamasına borçlu. Çünkü bölgedeki RES’lerin rüzgar eser esmez elektrik üretebilmeleri için ihtiyaç duyulan şebekedeki frekans seviyesi Enerji Üssü sayesinde tutturuluyor.

Rüzgâr santrallerinin dostu

Enerjisa Üretim CEO’su İhsan Erbil Bayçöl, bölgedeki rüzgar santrallerinin en optimal şekilde çalışabilmelerini sağlaması nedeniyle Bandırma Enerji Üssü’nü rüzgar dostu bir tesis olarak gördüklerini ifade ediyor. Bayçöl, tesislerin bu özelliğiyle aynı zamanda, yenilenebilir kaynakların şebeke uyumu konusunda veri elde edip bunlara dayalı çözüm geliştirme çalışmalarına da imkan tanıdığını anlatıyor.

Dalga enerjisi araştırmaları

İhsan Erbil Bayçöl, Bandırma Enerji Üretim Üssü’nün aynı zamanda Enerjisa Üretim’in ülke çapındaki üretim tesislerinin tek noktadan kontrol edilebildiği bir yönetim üssü olduğunu da ifade ediyor. Bayçöl bunu, yazılımını da Grup bünyesinde geliştirdikleri bir enerji üretimi yönetim sistemi ile yaptıklarını kaydediyor. Bayçöl’ün anlattıklarına göre, bu yazılım sayesinde ülke çapındaki tüm Enerjisa tesisleri birbirleriyle senkronize şekilde çalışabiliyor. Ayrıca tesisler sistem operatöründen gelebilecek anlık taleplere de cevap verebilecek şekilde organize halde faaliyet gösteriyor.

Aynı zamanda Ar-Ge merkezi

Bayçöl, halen doğalgaz, hidroelektrik ve güneşten elektrik üretilen Bandırma Enerji Üretim Üssü’nün kendileri için aynı zamanda bir Ar-Ge merkezi görevi de üstlendiğini anlattı. Bayçöl, tesislerin bu sıfatı hak edecek bütün vasıflara sahip olduğunu ifade ederken, bunlardan birini, Türkiye’nin en çok rüzgar santraline sahip bölgesinde yer alması olarak gösteriyor. Çok sayıda organize sanayi bölgesinin yer aldığı Bursa’yı da kapsayan, yoğun enerji tüketilen Marmara Bölgesi’nde yer alması da Bandırma Enerji Üssü’nün önemini artıran bir diğer özellik.

Dalgadan elektrik çalışmaları

İhsan Erbil Bayçöl, deniz kıyısındaki Bandırma Enerji Üretim Üssü’nde önümüzdeki dönemde dalgadan elektrik üretimi denemeleri de yapmaya hazırlandıklarını söylüyor. Yine hem Ar-Ge amaçlı hem de Enerji Üssü’ndeki yaklaşık yüzde 1.5-2.0 düzeyindeki iç tüketimi karşılayabilmek için mikro rüzgar türbinleri kurmak da ürerinde çalışılan projeler arasında. CEO Bayçöl ayrıca elektrik saklama teknolojilerinin, yani büyük ölçekli bataryaların şebeke ve elektrik santralleri ile ilişkisine yönelik araştırmalar da düşündüklerini söyledi.

100’DEN FAZLA METEOROLOJİ İSTASYONU

Enerjisa Üretim, sağlıklı talep tahmini yapabilmek için kendi bünyesinde özel bir meteoroloji ekibi oluşturmuş durumda. Şirket CEO’su İhsan Erbil Bayçöl’ün aktardığına göre bu ekip halen 100’den fazla ölçüm istasyonundan sıcaklık, kar ve yağmur başta olmak üzere çeşitli meteorolojik veriler topluyor. Daha isabetli tahminler yapabilmek için hem istasyon sayısı, hem veri türü sayısı artırılıyor hem de kullanılan yazılımın yetenekleri geliştiriliyor.

“TUFANBEYLİ’DE YÜKSEK VERİMİ YAKALADIK”

Enerjisa Üretim CEO’su İhsan Erbil Bayçöl, portföylerindeki tesislerin Türkiye elektrik üretim sektöründe en yüksek emre amadelik oranlarına sahip olduğunu vurguladı. Bayçöl yerli linyitle çalışan 450 MW kurulu gücündeki Tufanbeyli Termik Santrali’nin de devreye alındığı dönemde düşük verimlilikle çalışsa da yaptıkları çalışmalar sayesinde şu anda kendi klasmanında Türkiye’nin en verimli santrallerinden biri haline geldiğinin altını çizdi. Bayçöl, “Hiçbir termik santral kurulduğu gün en yüksek verimliliği yakalamaz. Bunun için kullanılan yakıtın özelliklerine göre çeşitli test çalışmaları yapılması gerekir. Biz de bunları yaptık ve en yüksek verimliliğe ulaştık” ifadelerini kullandı.

Haber

Dalgadan enerji testte

MEHMET KARA

Türkiye’nin en büyük özel sektör elektrik üreticisi konumundaki Enerjisa, Balıkesir sınırları içinde, Marmara Denizi Kıyısı’ndaki Bandırma Enerji Üretim Üssü’nün kapılarını DÜNYA Gazetesi ve Enerji Günlüğü’ne açtı. 210 hektarlık arazi üzerinde kurulu Enerjisa Bandırma Enerji Üretim Üssü’nde Bandırma I ve Bandırma II doğalgaz çevrim santrallerinin yanı sıra, Bandırma I’in soğutma suyu deşarj sistemi üzerine kurulu 3 MW’lik hidroelektrik santrali ve 2 MW’lik bir güneş enerji santrali de elektrik üretiyor.

“İyi bir hibrit santral örneği”

Enerjisa Üretim AŞ CEO’su İhsan Erbil Bayçöl, Bandırma Enerji Üretim Üssü’nü sadece Enerjisa ve hissedarları açısından değil, Türkiye elektrik üretim sektörünün tamamı için de önemli bir tesis olarak niteledi. Bayçöl’e göre bunun nedenlerinden biri, tesislerin Türkiye enerji sektörünün gündeminde giderek daha çok konuşulan hibrit elektrik üretim tesislerinin iyi bir örneği olması.

Şebeke dengeleyici tesis

Bir diğer neden ise kompleksin Türkiye’nin en çok rüzgar alan, dolayısıyla rüzgar enerji santrallerinin yoğunlaştığı bölgede yer alması. Rüzgar kesintili bir enerji kaynağı olduğu için bölgedeki RES’ler en yüksek verimle çalışabilmelerini Bandırma I ve Bandırma II doğalgaz çevrim santrallerinin şebeke dengesini sağlamasına borçlu. Çünkü bölgedeki RES’lerin rüzgar eser esmez elektrik üretebilmeleri için ihtiyaç duyulan şebekedeki frekans seviyesi Enerji Üssü sayesinde tutturuluyor.

Rüzgâr santrallerinin dostu

Enerjisa Üretim CEO’su İhsan Erbil Bayçöl, bölgedeki rüzgar santrallerinin en optimal şekilde çalışabilmelerini sağlaması nedeniyle Bandırma Enerji Üssü’nü rüzgar dostu bir tesis olarak gördüklerini ifade ediyor. Bayçöl, tesislerin bu özelliğiyle aynı zamanda, yenilenebilir kaynakların şebeke uyumu konusunda veri elde edip bunlara dayalı çözüm geliştirme çalışmalarına da imkan tanıdığını anlatıyor.

Dalga enerjisi araştırmaları

İhsan Erbil Bayçöl, Bandırma Enerji Üretim Üssü’nün aynı zamanda Enerjisa Üretim’in ülke çapındaki üretim tesislerinin tek noktadan kontrol edilebildiği bir yönetim üssü olduğunu da ifade ediyor. Bayçöl bunu, yazılımını da Grup bünyesinde geliştirdikleri bir enerji üretimi yönetim sistemi ile yaptıklarını kaydediyor. Bayçöl’ün anlattıklarına göre, bu yazılım sayesinde ülke çapındaki tüm Enerjisa tesisleri birbirleriyle senkronize şekilde çalışabiliyor. Ayrıca tesisler sistem operatöründen gelebilecek anlık taleplere de cevap verebilecek şekilde organize halde faaliyet gösteriyor.

Aynı zamanda Ar-Ge merkezi

Bayçöl, halen doğalgaz, hidroelektrik ve güneşten elektrik üretilen Bandırma Enerji Üretim Üssü’nün kendileri için aynı zamanda bir Ar-Ge merkezi görevi de üstlendiğini anlattı. Bayçöl, tesislerin bu sıfatı hak edecek bütün vasıflara sahip olduğunu ifade ederken, bunlardan birini, Türkiye’nin en çok rüzgar santraline sahip bölgesinde yer alması olarak gösteriyor. Çok sayıda organize sanayi bölgesinin yer aldığı Bursa’yı da kapsayan, yoğun enerji tüketilen Marmara Bölgesi’nde yer alması da Bandırma Enerji Üssü’nün önemini artıran bir diğer özellik.

Dalgadan elektrik çalışmaları

İhsan Erbil Bayçöl, deniz kıyısındaki Bandırma Enerji Üretim Üssü’nde önümüzdeki dönemde dalgadan elektrik üretimi denemeleri de yapmaya hazırlandıklarını söylüyor. Yine hem Ar-Ge amaçlı hem de Enerji Üssü’ndeki yaklaşık yüzde 1.5-2.0 düzeyindeki iç tüketimi karşılayabilmek için mikro rüzgar türbinleri kurmak da ürerinde çalışılan projeler arasında. CEO Bayçöl ayrıca elektrik saklama teknolojilerinin, yani büyük ölçekli bataryaların şebeke ve elektrik santralleri ile ilişkisine yönelik araştırmalar da düşündüklerini söyledi.

100’DEN FAZLA METEOROLOJİ İSTASYONU

Enerjisa Üretim, sağlıklı talep tahmini yapabilmek için kendi bünyesinde özel bir meteoroloji ekibi oluşturmuş durumda. Şirket CEO’su İhsan Erbil Bayçöl’ün aktardığına göre bu ekip halen 100’den fazla ölçüm istasyonundan sıcaklık, kar ve yağmur başta olmak üzere çeşitli meteorolojik veriler topluyor. Daha isabetli tahminler yapabilmek için hem istasyon sayısı, hem veri türü sayısı artırılıyor hem de kullanılan yazılımın yetenekleri geliştiriliyor.

“TUFANBEYLİ’DE YÜKSEK VERİMİ YAKALADIK”

Enerjisa Üretim CEO’su İhsan Erbil Bayçöl, portföylerindeki tesislerin Türkiye elektrik üretim sektöründe en yüksek emre amadelik oranlarına sahip olduğunu vurguladı. Bayçöl yerli linyitle çalışan 450 MW kurulu gücündeki Tufanbeyli Termik Santrali’nin de devreye alındığı dönemde düşük verimlilikle çalışsa da yaptıkları çalışmalar sayesinde şu anda kendi klasmanında Türkiye’nin en verimli santrallerinden biri haline geldiğinin altını çizdi. Bayçöl, “Hiçbir termik santral kurulduğu gün en yüksek verimliliği yakalamaz. Bunun için kullanılan yakıtın özelliklerine göre çeşitli test çalışmaları yapılması gerekir. Biz de bunları yaptık ve en yüksek verimliliğe ulaştık” ifadelerini kullandı.

Haber

‘Fındık bahçeleri, mekanik hasada uygun tesis edilmeli’

OSMAN ŞİŞKO / TRABZON

Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Hüseyin İrfan Balık, bugün Batı Karadeniz’de üretim alanlarının Türkiye fındık üretim alanının yüzde 25 düzeyinde olduğunu söyledi. Söz konusu orana rağmen her yıl yeni bahçelerin tesis edildiğini belirten Balık, ayrıca kalitesiz çeşitlerle kurulan bahçelerin yeni çeşitlerle yeniden tesis edildiğini de aktardı. Bahçeler tesis edilirken, çeşit seçiminde kalite ve verimliliğin yanı sıra mekanik hasada da uygun şekilde tesis edilmesi gerektiğini kaydeden Balık, “Mekanizasyona uygun fındık bahçelerinin tesis edilmesi konusunda uygun dikim ve terbiye sistemleri ile mekanik hasada uygun çeşit ve üretim teknikleri konularında üniversite ve araştırma enstitülerinde büyük görev düşüyor.” şeklinde konuştu.

16 il ve 123 ilçede fındık ekimi yapılıyor

Türkiye’de 16 il ve bunlara bağlı 123 ilçede fındık tarımı yapıldığını belirten Dr. Hüseyin İrfan Balık, söz konusu alanların eski ve yeni üretim bölgeleri diye ikiye ayrıldığını aktardı. Eski üretim bölgesinin Doğu Karadeniz’de Ordu, Giresun ve Trabzon illerini kapsadığını, yeni üretim bölgesinin ise Samsun’dan Sakarya’ya kadar olan kesimi oluşturduğunu açıklayan Balık, şunları kaydetti:

“Bu iki kesimden doğuda fındık bahçelerinin büyük kısmı çok eski ve miras hukuku nedeniyle arazi bölünmesi yaşıyor. Bu bölgede bahçelerin yaşlı ve ekonomik ömrünü tamamlamış olması, toprak derinliğinin az olması gibi olumsuzluklar nedeniyle verim oldukça düşük. Yeni üretim bölgesinde yer alan Batı Karadeniz illerinde ise bahçelerin nispeten yeni olması, arazinin düz, toprak derinliğinin fazla olması, işletme başına düşen arazi büyüklüğünün üreticinin geçimi sağlayabileceği düzeyde olması nedeniyle verim daha yüksek oluyor.”

Haber

Volkswagen, Türkiye dahil tüm yatırımları durdurdu

Mehmet KAYA

ANKARA – Volkswagen’in uzun süredir gündemde olan Manisa’ya üretim tesisi yatırımını durdurduğu açıklandı. DÜNYA’nın edindiği bilgilere göre karar Türk yetkililere bildirildi. Gönderilen mektupta COVID-19 salgını nedeniyle Volkswagen’in üretim planlarını yeniden yaptığı, bütün yeni tesis yatırımlarını “askıya aldığı” belirtildi. Mektupta “suspended” kelimesi kullanıldı.

Buna karşılık, yeni yatırımların ne zaman açılacağına dair herhangi bir karara atıf yapılmadı ya da işaret edilmedi. Mektupta, COVID-19 salgınının bütün ekonomileri olumsuz etkilediği tüm girişimlere rağmen ekonomik daralmanın ve otomotiv sektörünün planlanan satış rakamlarına ulaşmasının iki ya da üç yıl süreceği belirtildi.

Şirketin yeni ortama uyum için bütün planlarını gözden geçirdiği belirtilen mektupta, yatırımı durdurma kararının sadece “COVID-19 salgınının yarattığı ekonomik ortam ve düşen satışlar nedeniyle” alındığının altı çizilerek şunlar kaydedildi:

“VW Grubu bu ortama bakarak, Uluslar arası otomotiv pazarındaki değişen duruma uyum sağlamak istiyor. Bu maalesef Manisa’daki yeni üretim tesisi projesini de etkileyecek. Bu projeyi kararlılıkla güçlü bir şekilde destekledik. Türkiye pazarının orta ve uzun vadeli durumuna kesinlikle inanıyoruz. ..Ancak şimdi COVID-19 salgınının küresel pazardaki satışlara etkisini, yıllık büyüme ve otomotiv sanayii satışlarına yönelik ortamı değiştirdiğini kabul etmeliyiz. Önümüzdeki yıllarda sadece satışlardaki düşüşü telafi etmeye çalışacağız. .. VW açısından gelecek birkaç yıl için ek üretim tesisleri gerekli değil. Küresel bir şirket olarak uluslar arası gelişmeleri dikkate almamız gerekiyor. VW Yönetim Kurulu, yeni bir üretim tesisi için önceki planları askıya almayı kararlaştırdığından, tüm araç projeleri öngörülebilir gelecek için ve korona krizinin etkisi gerçekleşene kadar mevcut üretim tesislerinde üretilecek. Otomotiv pazarlarındaki mevcut gelişmeler göz önüne alındığında, bu alabileceğimiz tek karardır.

DÜNYA’nın görüştüğü Volkswagen kurumsal iletişim yetkilileri de “Salgın nedeniyle düşen talep sonrası Volkswagen yeni üretim tesisi-fabrika yatırımlarını durdurdu.  Geleceğe yönelik olarak şu anda bir şey söylenemiyor” bilgisini verdi.

Volkswagen, ticari araçların üretimi için Manisa’da arazi belirlemiş ve Türkiye’de bir şirket kurmuştu. Daha önce yatırım kararının Türkiye’deki siyasi gelişmelere bağlı olarak bir süre ertelenebileceğine dair şirket yetkilerince açıklama yapılmıştı. Projeye dair uzunca bir süredir VW tarafı sessizliğe bürünmüştü.

Haber

Volkswagen, Türkiye dahil tüm yatırımları durdurdu

Mehmet KAYA

ANKARA – Volkswagen’in uzun süredir gündemde olan Manisa’ya üretim tesisi yatırımını durdurduğu açıklandı. DÜNYA’nın edindiği bilgilere göre karar Türk yetkililere bildirildi. Gönderilen mektupta COVID-19 salgını nedeniyle Volkswagen’in üretim planlarını yeniden yaptığı, bütün yeni tesis yatırımlarını “askıya aldığı” belirtildi. Mektupta “suspended” kelimesi kullanıldı.

Buna karşılık, yeni yatırımların ne zaman açılacağına dair herhangi bir karara atıf yapılmadı ya da işaret edilmedi. Mektupta, COVID-19 salgınının bütün ekonomileri olumsuz etkilediği tüm girişimlere rağmen ekonomik daralmanın ve otomotiv sektörünün planlanan satış rakamlarına ulaşmasının iki ya da üç yıl süreceği belirtildi.

Şirketin yeni ortama uyum için bütün planlarını gözden geçirdiği belirtilen mektupta, yatırımı durdurma kararının sadece “COVID-19 salgınının yarattığı ekonomik ortam ve düşen satışlar nedeniyle” alındığının altı çizilerek şunlar kaydedildi:

“VW Grubu bu ortama bakarak, Uluslar arası otomotiv pazarındaki değişen duruma uyum sağlamak istiyor. Bu maalesef Manisa’daki yeni üretim tesisi projesini de etkileyecek. Bu projeyi kararlılıkla güçlü bir şekilde destekledik. Türkiye pazarının orta ve uzun vadeli durumuna kesinlikle inanıyoruz. ..Ancak şimdi COVID-19 salgınının küresel pazardaki satışlara etkisini, yıllık büyüme ve otomotiv sanayii satışlarına yönelik ortamı değiştirdiğini kabul etmeliyiz. Önümüzdeki yıllarda sadece satışlardaki düşüşü telafi etmeye çalışacağız. .. VW açısından gelecek birkaç yıl için ek üretim tesisleri gerekli değil. Küresel bir şirket olarak uluslar arası gelişmeleri dikkate almamız gerekiyor. VW Yönetim Kurulu, yeni bir üretim tesisi için önceki planları askıya almayı kararlaştırdığından, tüm araç projeleri öngörülebilir gelecek için ve korona krizinin etkisi gerçekleşene kadar mevcut üretim tesislerinde üretilecek. Otomotiv pazarlarındaki mevcut gelişmeler göz önüne alındığında, bu alabileceğimiz tek karardır.

DÜNYA’nın görüştüğü Volkswagen kurumsal iletişim yetkilileri de “Salgın nedeniyle düşen talep sonrası Volkswagen yeni üretim tesisi-fabrika yatırımlarını durdurdu.  Geleceğe yönelik olarak şu anda bir şey söylenemiyor” bilgisini verdi.

Volkswagen, ticari araçların üretimi için Manisa’da arazi belirlemiş ve Türkiye’de bir şirket kurmuştu. Daha önce yatırım kararının Türkiye’deki siyasi gelişmelere bağlı olarak bir süre ertelenebileceğine dair şirket yetkilerince açıklama yapılmıştı. Projeye dair uzunca bir süredir VW tarafı sessizliğe bürünmüştü.

Haber

Kaya Makine, büyüme yatırımlarını 2021’de tamamlayacak

Mehmet Nabi Batuk

Cam, çimento ve enerji sektörüne yönelik makine, makine yedek parça, çelik konstrüksiyon imalat ve montajı, konveyör/elevatör imalatı, talaşlı imalat işleri, proje üretim ve planlama gibi alanlarda faaliyet gösteren Kaya Makine, büyüme yatırımlarını çelik indüksiyon ocağı ile sürdürüyor. 1994 yılında şahıs firması olarak kurulan firmalarının 1997 yılında 6 kardeşin ortak olduğu bir aile şirketine dönüştüğünü ifade eden Kaya Makine Genel Müdürü Mahmut Kaya, 2004 yılından beridir de Tırmıl Sanayi Sitesi’ndeki 1000 metrekarelik mevcut tesislerinde hizmet verdiklerini belirtti. Geçtiğimiz yıl inşaatına başladıkları yeni tesis yatırımlarının tamamlanması ile toplamda 11 bin metrekarelik yeni fabrikalarında hizmet vereceklerini kaydeden Mahmut Kaya, döküm işlemleri için de çelik indüksiyon ocağı yatırımı gerçekleştireceklerini aktardı. Yeni tesis ve makine yatırımları ile gider maliyetlerini azaltarak iç pazardaki rekabet gücünü artıracaklarını vurgulayan Mahmut Kaya, “İşlem hacmimizin sürekli gelişmesi üzerine firma olarak en büyük ihtiyaçlarımızdan biri haline gelen çelik indüksiyon ocağı yatırımına yöneldik. Bu yatırımla birlikte maliyetlerimizi düşürerek pazarlarımızdaki rekabetçi yapımızı güçlendirmek istiyoruz. Hem tesis hem de makine yatırımlarımızı 2021’de tamamlamayı öngörüyoruz” dedi.

Ciro ve istihdamını iki katına çıkarmayı hedefliyor

Tarsus Organize Sanayi Bölgesi genişleme alanında sahip oldukları 10 bin metrekare arazi üzerinde 5 bin metrekaresi kapalı olarak tasarlanan yeni tesislerinin yapım çalışmalarının yüzde 50’sinin tamamlandığını aktaran Mahmut Kaya, toplam bütçelerinin 10 milyon TL olduğunu ifade etti. Kaya, “Kuracağımız yüksek teknolojili yeni makineler ile üretim kapasitemizi iki katına çıkaracağız. Bu makineler için toplam yatırım bütçemiz içerisinden 4 milyon TL ayırdık. Yeni tesisimizin faaliyetlerine başlamasıyla istihdam sayımızı da 19 kişiden 50 kişiye çıkarmayı planlıyor, ayrıca 2019 yılında 6 milyon TL olan ciromuzun iki katına çıkarak 12 milyon TL seviyesine ulaşmasını öngörüyoruz” diye konuştu.

İhracat için Ar-Ge birimi kurulacak

Yeni yatırımlarının tamamlanması ile birlikte ilk aşamada iç pazarda büyümek istediklerini ifade eden Mahmut Kaya, çalıştıkları aracı firmalar üzerinden yurtdışına açılabildiklerini ancak ilerleyen yıllarda direkt olarak ihracat yapmak istediklerini kayderek şunları söyledi: “İlk hedef pazarlarımız yakın lokasyondaki Ortadoğu ülkeleri olacak. İhracata yönelik kuracağımız Ar-Ge ekibi ile ürünlerimizi geliştirerek dış pazarlara açılacağız.”

Haber

Tukaş’tan Niğde’ye dev yatırım

Saniye BULDUK

OSB Yönetim Kurulunca Bor Karma ve Deri İhtisas Organize Sanayi Bölgesine önemli bir yatırım için arsa tahsisi gerçekleştirildi. Geçtiğimiz yıl sonu tahsisleri gerçekleştirilen Akgüç Seramik A.Ş. ve Nuhoğlu Bakır Madencilik Yatırım Sanayi ve Tiracet A.Ş. ‘den sonra, Türkiye ‘de hazır gıda sektörünün öncü isimlerinden ve sektörde önemli bir role sahip olan Tukaş Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. ‘ye arsa tahsisi gerçekleştirildi.

Bor Belediye Başkanı ve Bor karma deri ihtisas organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkan Vekili Serkan Baran;” 2019 sonuna doğru Akgüç Seramik A.Ş. 200.000 m2 ve Nuhoğlu Bakır Madencilik Yatırım Sanayi ve Ticaret A.Ş. 200.000 m2 olmak üzere toplamda 400.000 m2 arsa tahsisleri gerçekleştirilmişti. Akgüç Seramik A.Ş. seramik üretimi gerçekleştirecektir. Doğrudan 300 kişi istihdam edecektir. Nuhoğlu Bakır Madencilik Yatırım Sanayi ve Ticaret A.Ş. klima sistemleri bakır borusu imalatı gerçekleştirilecektir. Doğrudan 300 kişi istihdam edecektir.Firma İzmir Torbalı, Balıkesir Manyas ve Manisa Akhisar ‘daki tesislerinden sonra dördüncü büyük tesisini Bor Karma ve Deri İhtisas Organize Sanayi Bölgesine yapacaktır diye ifade eden Serkan Baran,” OSB Yönetim Kurulunca firmaya yaklaşık 190.000 m2 arsa tahsisi yapılmıştır.

Köklü geçmişe sahip olan Tukaş Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. tahsis edilen arsa üzerinde inşa edilecek üretim tesisini 1 yıl içerisinde faaliyete geçirmeyi planlamaktadır diye aktaran Baran, sözlerine şöyle devam etti” Firma kurulacak tesisinde salça ve sebze konserve imalatı gerçekleştirecektir. Firma doğrudan 700 kişiye, dolaylı olarak da 3.000 kişiye istihdam imkanı sağlaması hedeflemektedir. Firmanın üretime geçmesi ile birlikte bölgemiz çiftçileri için de domates ve çeşitli sebze yetiştiriciliğinde önemli katkılar sağlayacağı öngörülmektedir.

Tukaş, Niğde Bor Karma ve Deri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (BORKOSB) ile arsa tahsis sözleşmesi imzaladı. Şirket’ten konu ile ilgili KAP’a yapılan açıklamada şu bilgiler verildi: “Yeni korona virüs (Covid-19) küresel salgını nedeniyle şirketimiz ürünlerine olan taleplerde büyük artış meydana gelmiştir. Artan taleplerin karşılanması için Niğde Bor Karma ve Deri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (“BORKOSB”) ile BORKOSB içerisinde yer alan 1544 ada 1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12 no’lu parsellerdeki toplam 186.998,00 m2 yüzölçümüne sahip arsanın 36.75 TL/m2 birim fiyat üzerinden Şirketimize tahsis edilmesine ilişkin arsa tahsis sözleşmesi 15.04.2020 imzalanmıştır. Toplam tahsis bedelinden (6.872.176,50TL) Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenen %80 oranındaki kısmen bedelsiz tutar ( 5.497.741,20TL) düşüldükten sonra kalan 1.374.435,30TL parsel tahsis bedeli ve 1.374.435,30 TL alt yapı katılım payı olmak üzere toplam 2.748.870,60 TL alım bedelinin % 30’u peşin, kalanı 12 eşit taksit halinde 2 yılda ödenecektir. Şirketimize tahsis edilen söz konusu arsanın üzerine salça ve sebze konserveleri üretimine yönelik tesis kurulması planlanmaktadır.”,Bölgemiz açısından önemli bir yatırım olması hedeflenen Tukaş Gıda Sanayi ve Tic. A.Ş. yatırımı için bölgemizi tercih eden Yönetim Kurulu Başkanı Cem OKULLU ‘ya teşekkürlerimizi sunuyoruz. Firmanın yatırımının bölgemize ve ilçemize hayırlı olmasını diliyoruz.

Haber

Bakanlık “otel kılıflı” villalar için harekete geçti

Fehmi KÖFTEOĞLU

Kültür ve Turizm Bakanlığı son yıllarda özellikle Bodrum ve Çeşme’de otel iznini kılıf yaparak inşa edilen villa projeleri için harekete geçti.

İmar planında ve inşaat ruhsatında turistik tesis olarak görünen projelerdeki mevzuata aykırı kullanımlar ile ilgili olarak Bakanlık müfettişlerinin hazırladığı rapor doğrultusunda Kültür ve Turizm Bakanlığı, 27 Mart 2022 günü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlı Tapu Kadastro, Milli Emlak, Mekansal Planlama ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüklerine, 81 ilin valiliğine ve 81 ilin belediyelerine bir yazı gönderdi. Yazıda, turizm belgeli konaklama tesislerinde devre mülk, kat irtifakı ve kat mülkiyeti gibi hakların tesis edilmemesi istendi.

Amaca aykırı

Yazıda devre mülk, kat irtifakı ve kat mülkiyeti terimlerine vurgu yapılırken şu ifadeler kullanıldı: “Son zamanlarda ilgili mevzuat hükümlerine ve onaylı imar planlarının ruhuna ve amacına aykırı şekilde karma kullanım ya da tercihli kullanım alanlarında ilgili belediyelerden turizm tesislerinin yüksek emsal ve yapılaşma koşullarından yararlanılarak yapı (inşaat) ruhsatı alınmasına rağmen bu alanlarda konut kullanımına yönelik yapılar inşa edildiği ve sonrasında ise bu yapılar üzerinde devre mülk, kat irtifakı ve kat mülkiyeti kullanarak üçüncü kişilere bağımsız bölüm olarak konut satışı gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.”

Belediyelere ve tapuya uyarı

Bu durumun, yüksek yapılaşma hakkının kötüye kullanımına ve haksız menfaat yaratılmasına sebep olduğuna işaret edilen yazıda, turizm tesisi ruhsatı almış olan yapıların daha sonra konut olarak kullanılmasının engellenmesi istendi. Kültür ve Turizm Bakanlığı, belediyelerden, turizm tesisi olan yapıların devre mülk, kat mülkiyeti veya kat irtifakına konu olamayacağına ilişkin tapu siciline bildirim yapmasını ve yapı kullanım izin belgesi (iskân) vermemesini istedi. Tapu müdürlükleri de turizm tesisi olarak inşa edilen yapılara devre mülk, kat irtifakı ve kat mülkiyetli tapu verilmemesi konusunda uyarıldı.

Raporda ne deniyordu?

Bakanlık müfettişlerinin hazırladığı raporda, “Turizm emsali kullanılarak konut amaçlı binalara dönüştürüldü ve satışa çıktı. Turizm yapılarının ayrı ayrı bağımsız bölüm olarak gösterilerek kat irtifakına konu edildiği ve üçüncü şahıslara satışının önünün açıldığı tespit edildi” deniyor.

Raporda belirtilen hususlar

  • Ruhsata aykırı olarak bodrum katları açığa çıkarılarak iskâna konu edildi. Emsale dâhil olması gereken bodrum katlar emsal harici gösterilerek fazladan emsal kazanıldı, fazla villa, konut, turizm tesisi yapıldı.
  • Turizm emsali kullanılarak konut amaçlı binalara dönüştürüldü ve satışa çıktı.
  • Kıyı kanununa aykırı olarak ilk 50 metrede yapılaşma görüldü.
  • Plana aykırı istinat duvarları ve dolgular yapılarak kıyıda alanlar ve villa bahçeleri oluşturuldu. Plansız ve ruhsatsız iskele, dolgu, kıyı düzenlemeleri, asansör kuleleri yapıldı ve kıyının tahribatına yol açıldı.
  • Günübirlik tesis ruhsatı alınmasına rağmen, bu tesislerin konut amaçlı kullanımlara dönüştürüldüğü görüldü.
  • Turizm yapılarının ayrı ayrı bağımsız bölüm olarak gösterilerek kat irtifakına konu edildiği ve üçüncü şahıslara satışının önünün açıldığı tespit edildi.
  • Turizm tesislerini teşvik etmek için getirilen avantajların konut kullanımı şeklinde kullanılarak turizm yatırımcıları arasında haksız rekabet oluşturduğu belirlendi.