Haber

Diyarbakır’da ‘Eren Abluka-30’ operasyonu başlatıldı

İçişleri Bakanlığı, Diyarbakır’da 920 personelin katılımıyla “Eren Abluka-30 (Lice/Birlik-Abalı) Şehit Jandarma Uzman Çavuş İlyas Genel Narko Terör Operasyonu”nun başlatıldığını duyurdu.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, terör örgütü PKK’yı ülke gündeminden çıkarmak ve bölgede barınan teröristleri etkisiz hale getirmek amacıyla başlatılan operasyonda Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığınca, Jandarma Komando Özel Operasyon (JOPER), jandarma komando ve güvenlik korucu timlerinden oluşan 920 personel ve 56 operasyonel tim görev alıyor.

Diyarbakır’ın Lice ilçesindeki Birlik ve Abalı mahalleleri kırsalında 70 nokta tespit edildi.

Söz konusu noktalarda gerçekleştirilen arazi arama tarama faaliyetlerinde 30 kilogram toz ve 107 kilogram kubar esrar, 1 milyon 150 bin 710 kök kenevir ve 182 bin kök skunk bitkisi ele geçirildi.

Açıklamada, yurt içinde terörün tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik Eren Abluka operasyonlarının, vatandaşların desteğiyle inançlı ve kararlı şekilde başarıyla devam edeceği vurgulandı.

“Temizleme 2 Operasyonu”nda 5 gözaltı

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca haklarında gözaltı kararı verilen ve eylem hazırlığı içinde oldukları tespit edilen 5 şüphelinin yakalanması için İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri tarafından çalışma başlatıldı.

Şüphelilerin 2015 ve 2016 yıllarında terör örgütü adına araç kundaklama, molotoflu ve taşlı saldırı olaylarına karıştıkları ve bu nedenle terör örgütü üyeliği suçlarından işlem gördükleri belirlendi. Zanlıların adreslerine şafak vakti “Temizleme 2” adı verilen operasyon düzenlendi. Eş zamanlı baskınlarda bazı adreslere “koçbaşı” kullanılarak girildi. Dron destekli operasyona yaklaşık 250 polis katıldı.

Özel harekat polisleri de operasyon yapılan bölgelerdeki sokakların giriş ve çıkışlarında uzun namlulu silahlarla önlem aldı. Operasyonda, şüpheliler C.A.T, A.Ç, D.G, F.S. ve A.T. gözaltına alındı. Adreslerde, bir teröristin fotoğrafının olduğu kağıt parçası, bıçak ve çok sayıda doküman ele geçirildi.

Zanlılar, Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.

Mersin’de 28 Temmuz’da terör örgütü PKK/KCK’ya yönelik “Temizleme Operasyonu” operasyonu düzenlenmiş, 21 şüphelinin gözaltına alındığı çalışmada 4 şüpheli tutuklanmıştı. Aralarında HDP İl Başkanı Bedriye Kuş ile Akdeniz Belediyesinin 4 HDP’li Meclis üyesinin de bulunduğu 17 zanlı serbest bırakılmıştı.

Haber

Bakan Akar: Metina ve Avaşin-Basyan’da 460 hedef vuruldu

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Irak’ın kuzeyindeki terör örgütlerine yönelik dün başlatılan “Pençe Şimşek” ve “Pençe Yıldırım” operasyonlarına ilişkin, “Teröristlerin barınak, sığınak ve mağaralarından oluşan 400’e yakın hedef kara ateş destek vasıtalarıyla, 60’tan fazla hedef ise Hava Kuvvetleri unsurlarımız tarafından etki altına alınmış bulunmaktadır.” dedi.

Akar, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Merkezi’nden Pençe Şimşek ve Pençe Yıldırım operasyonlarına katılan birlik komutanlarıyla video konferansla görüşerek operasyonlara ilişkin talimatlarını verdi.

Akar, yaptığı konuşmada, TSK’nın 84 milyon vatandaşın güvenliği için başta FETÖ, PKK/YPG ve DEAŞ gibi terör örgütleri olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı azim ve kararlılıkla mücadelesini sürdürdüğünü belirtti.

Bu kapsamda Irak’ın kuzeyinde PKK/KCK’ya karşı operasyonların artan bir şiddet ve tempoda aralıksız devam ettiğini bildiren Akar, TSK tarafından bu terör örgütlerine bugüne kadar icra edilen başarılı operasyonların neticesinde ağır kayıplar verdirildiğini söyledi.

Terör örgütü PKK/KCK’nın Irak’ın kuzeyinde bazı bölgelerde varlığını halen sürdürmeye, yeniden barınma alanları ve mevziler oluşturmaya devam ettiğine ve TSK unsurlarına karşı bir saldırı hazırlığı içinde olduğunun tespit edildiğine dikkati çeken Akar, şunları kaydetti:

“PKK/KCK ve diğer terörist unsurları etkisiz hale getirerek, Irak kuzeyinden halkımıza, üs bölgelerimize yönelik terör saldırılarını bertaraf etmek ve hudut güvenliğimizi sağlamak maksadıyla uluslararası hukuktan doğan meşru müdafaa haklarımız doğrultusunda Metina ve Avaşin-Basyan bölgelerinde bulunan terörist hedeflerine 23 Nisan saat 17.40’tan itibaren eş zamanlı olarak Pençe-Şimşek ve Pençe-Yıldırım operasyonları başlatılmıştır. Operasyonlara devam edilmektedir.

Teröristlerin barınak, sığınak ve mağaralarından oluşan 400’e yakın hedef kara ateş destek vasıtalarıyla, 60’tan fazla hedef ise Hava Kuvvetleri unsurlarımız tarafından etki altına alınmış bulunmaktadır. Çok sayıda teröristin de bu operasyon sayesinde etkisiz hale getirildiği değerlendirilmektedir. Müteakiben, Hava Kuvvetleri unsurları, kara ateş destek vasıtaları, ATAK helikopterleri, İHA ve SİHA’larla desteklenen komandolarımız, bölgeye hava hücum harekatı ve karadan sızma harekatı icra etmiştir. Operasyonlarda azami oranda yerli ve milli mühimmat kullanılmaktadır.”

“Hedefimizde terör örgütleri bulunuyor”

Akar, dost ve müttefiklerle koordine edilerek yürütülen bu operasyonların planlama ve icrasında masum insanların, dost unsurların, tarihi ve kültürel varlıklar ile çevrenin korunması için her türlü hassasiyetin gösterildiğinin altını çizerek, “Hedefimizde sadece ama sadece, adı değişse de birbirinden farkı olmayan ve bölgeyi istikrarsızlığa, kaosa sürüklemeyi amaç edinen PKK/KCK ve DEAŞ gibi terör örgütleri bulunmaktadır.” ifadesini kullandı.

TSK tarafından terörle mücadeleye en son terörist etkisiz hale getiriline kadar azim ve kararlılıkla devam edileceğini vurgulayan Akar, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Teröristler için artık kendilerini rahat hissedecekleri güvenli bir yer yoktur. Hangi ine girerlerse girsinler, hangi taşın altına saklanırlarsa saklansınlar, komandolarımız yani sizler teröristleri bulacak ve etkisiz hale getireceksiniz. Kahraman Mehmetçik, asil milletimizin sevgisi, güveni ve duasından aldığı ilhamla bu operasyonları da alnının akıyla ve başarıyla tamamlayacaktır. Buna inancımız, güvencimiz tamdır.”

TSK’nın binlerce yıllık şanlı tarihinden süzülüp gelen milli, manevi ve mesleki değerleriyle milletin emrinde, görevinin başında olduğundan kimsenin şüphesinin bulunmaması gerektiğini dile getiren Akar, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu vesileyle Sultan Alparslan’dan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e kadar bin yıldır bize vatan olan bu topraklarda bu günlere, bu seviyelere gelmemizi sağlayan bütün devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla, şükranla anıyorum. Aziz şehitlerimizi, ebediyete intikal eden kahraman gazilerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle yad ediyor, hayatta olan kahraman gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum.

Başta operasyona katılan kahraman silah arkadaşlarım olmak üzere şu anda karada, denizde ve havada, zorlu iklim ve arazi şartlarında kahramanlık ve fedakarlıkla görev yapan tüm silah ve mesai arkadaşlarımın her birinin alınlarından öpüyor, sizlere kazasız, belasız, hayırlı, başarılı görevler diliyorum.”​​​​​​​

Haber

Dışişleri’nden ABD’ye sert tepki

Dışişleri Bakanlığı, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın “2020 Türkiye İnsan Hakları Raporu’nun bu yıl da kaynağı belirsiz iddialar temelinde, objektiflikten uzak bir şekilde kaleme alındığı ve Türkiye’ye yönelik asılsız iddialar ve ön yargılı yorumlar içerdiğinin görüldüğünü” bildirdi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanlığınca her yıl 190’dan fazla ülke için hazırlanan İnsan Hakları Raporlarının 30 Mart 2021’de yayımlandığı anımsatıldı.

Açıklamada, Türk demokrasisine kasteden, yüzlerce vatandaşı şehit eden, 15 Temmuz hain darbe girişiminin faili Fetullahçı Terör Örgütünden (FETÖ) bu yıl da raporda “Gülen hareketi” olarak bahsedilmesinin ABD’nin, Türkiye’nin bu terör örgütüyle haklı mücadelesini halen idrak edemediğini, bu terör örgütüne ilişkin ortaya koyduğu somut delilleri gözardı ettiğini, raporu hazırlarken de yine malum çevrelerin görüşlerine alet olduğunu gösterdiği vurgulandı.

Türkiye’nin Suriye’deki terörle mücadele harekatları bağlamındaki iddiaların da kabul edilemez olduğunun altı çizilen açıklamada, bu iddiaların, daha önce çeşitli vesilelerle reddedilmesine rağmen tekrarlanmasının izahının bulunmadığı kaydedildi.

Açıklamada, raporda muhtelif hak ihlalleri bağlamında atıfta bulunulan PKK/YPG terör örgütünün Suriyelilere yönelik terör eylemlerine değinilmemesi ve Suriye’nin toprak bütünlüğü aleyhine attığı ayrılıkçı adımlarına yer verilmemesinin ise dikkat çekici olduğuna işaret edilerek “Raporda, PKK bağlamında bu örgütün terörist kimliğini gözardı eden ve terörle iltisaklı çevrelerin söylemlerine destek mahiyetindeki iddialara yer verilmesi de keza kabul edilemezdir.” ifadesi kullanıldı.

Türkiye’nin, insan haklarının korunması ve geliştirilmesine yönelik iradesinin tam olduğunun altı çizilen açıklamada, iki yıl önce açıklanan Yargı Reformu Stratejisi’nin ardından ahiren kamuoyuyla paylaşılan İnsan Hakları Eylem Planı’nın, bu iradenin somut göstergesi olduğu kaydedildi.

Türkiye’nin, demokrasi ve hukukun üstünlüğü temelinde, kendi vatandaşlarına ilaveten, ev sahipliği yaptığı milyonlarca kişinin haklarının korunması ve geliştirilmesine yönelik çalışmalarını kesintisiz sürdüreceği belirtilen açıklamada, “Bu çerçevede hazırlanan Türkiye İnsan Hakları Raporu’nun, bu yıl da kaynağı belirsiz iddialar temelinde, objektiflikten uzak bir şekilde kaleme alındığı ve ülkemize yönelik asılsız iddialar ve önyargılı yorumlar içerdiği görülmektedir.” denildi.

Haber

Pençe Kartal-2 Harekatı’nda 48 terörist ölü, 2 terörist sağ olarak ele geçirildi

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, “son derece özel ve kritik bir harekat” olarak nitelendirdiği Pençe Kartal-2 Harekatı’nda 48 teröristin öldürüldüğünü, 2 teröristin sağ ele geçirildiğini, bölgenin büyük ölçüde terör örgütünden temizlendiğini belirterek, “Operasyon tamamlandı. Kara ve hava unsurlarımız üslerine, kışlalarına güvenle döndü” dedi.

Akar, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ümit Dündar, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Adnan Özbal ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Küçükakyüz ile Irak’ın kuzeyi Gara bölgesindeki teröristlere ait hedeflere yönelik gerçekleştirilen Pençe Kartal-2 Harekatı’nın sevk ve idare edildiği sınır hattındaki Harekat Merkezi’ne geldi.

Harekatı gün boyunca Harekat Merkezi’nden takip eden Akar, faaliyetlere ilişkin bilgi aldı, talimatlar verdi.

Pençe Kartal-2 Harekatı’ndaki son duruma ilişkin de açıklamalarda bulunan Akar, “PKK/KCK ve diğer terörist unsurları etkisiz hale getirmek, hudut güvenliğimizi sağlamak ve daha önce güvenlik nedeniyle açıklanmayan, teröristler tarafından kaçırılan vatandaşlarımız ile ilgili istihbaratı teyit etmek ve gerekli müdahalede bulunmak maksadıyla; uluslararası hukuktan doğan meşru müdafaa haklarımız doğrultusunda, Irak kuzeyi Gara bölgesinde 10 Şubat 2021’de ‘Pençe Kartal-2 Harekatı’ başlatılmıştır. Teröristlere ait barınak, sığınak ve mühimmat depoları ile sözde karargah yerlerinden oluşan 50’den fazla hedef başlangıçta hava harekatı ile başarılı bir şekilde tahrip edilmiştir.” diye konuştu.

Hava harekatını müteakip hedef bölgesine kara unsurları helikopterlerle indirilerek kara operasyonunun başlatıldığını dile getiren Akar, şunları söyledi:

“Kara operasyonunun başlangıcında 3 kahraman personelimiz şehit olmuş, 3 personelimiz de yaralanmıştır. Harekat boyunca 3’ü sözde üst düzey yönetici olmak üzere 48 terörist ölü, 2 terörist ise sağ olarak ele geçirilmiştir. Böylece bilinen toplam 50 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Ağırlıklı olarak yerli ve milli mühimmat kullanılan harekatta terör örgütünün söz konusu bölgedeki varlığına ağır bir darbe indirilmiş ve bölge kontrol altına alınmıştır.

Pençe Kartal-2 Harekat bölgesinde faaliyetlerimiz devam ederken, yoğun çatışmaları müteakip kontrol altına alınan mağarada yapılan aramalarda alıkonulan 13 vatandaşımızın naaşlarına ulaşılmıştır. Yapılan ilk incelemede masum ve silahsız vatandaşlarımızdan birinin omuzundan, diğer 12 vatandaşımızın başlarından vurularak şehit edildikleri tespit edilmiştir. Böylece PKK’nın kalleş ve cani yüzü bir kez daha görülmüştür. Sağ olarak ele geçirilen iki teröristin verdiği ilk bilgilerde ise vatandaşlarımızın mağaraya yönelik harekatın başlangıcında sözde mağara sorumlusu terörist tarafından şehit edildikleri ifade edilmiştir. Bu arada vatandaşlarımızı şehit eden mağaradaki teröristlerin tamamı etkisiz hale getirilmiştir. ”

“Son derece özel ve kritik bir harekat”

Operasyonların tamamlandığını, kara ve hava unsurlarının üslerine, kışlalarına güvenle döndüğünü vurgulayan Akar, “Şehit vatandaşlarımızla ilgili adli işlemler Malatya’da başlatılmıştır. Asil milletimizin bağrından çıkan Türk Silahlı Kuvvetleri, ülkemizin ve milletimizin güvenliği için terörle mücadeleye en son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar azim ve kararlılıkla devam edecektir. Harekat sırasında hayatını kaybeden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile asil milletimize başsağlığı ve sabır, yaralı personelimiz için de acil şifalar dileriz” ifadelerini kullandı.

Harekatı gerçekleştiren personeli kutlayan Akar, şöyle dedi:

“Son derece özel ve kritik bir harekat icra edildi. Gerçekten önemli, özel bir harekat yapıldı. Çok geniş bir alanı kapsayan zor arazi ve iklim koşullarında zor bir harekat gerçekleştirildi. Harekatla bölgeye yerleşen, yeniden yapılanmaya çalışan ve bir şekilde hudutlarımıza, güvenlik güçlerimize ve halkımıza saldırı hazırlığında bulunan tüm unsurlar da büyük ölçüde etkisiz hale getirildi. Şu anda 50 teröristin etkisiz hale getirildiği bilgisi olmakla beraber aldığımız çeşitli duyumlar, istihbarat kurumlarımızın çalışmaları var. Onların sonunda etkisiz hale getirilen terörist sayısının çok daha fazla olacağı yönünde değerlendirmeler bulunmaktadır. Keşke 13 vatandaşımızı oradan sağ salim çıkarabilseydik. Ancak alçaklar, caniler, bu silahsız masumları yaptıkları katliamla şehit ettiler.”

Akar sözlerinin sonunda harekatta gösterilen başarı dolayısıyla Genelkurmay Başkanı Orgeneral Güler ve sıralı komutanları tebrik etti.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler

Akar’ın ardından söz alan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Güler de, “PKK terör örgütü unsurlarını etkisiz hale getirerek, Irak’ın kuzeyinden halkımıza ve güvenlik güçlerimize yönelik terör saldırılarını bertaraf etmek ve hudut güvenliğimizi sağlamak maksadıyla yaptığımız bu harekatla teröristlere ait barınak, sığınak, mühimmat depoları, karargahları ve de mağaraların imhası planlanmıştır” diye konuştu.

Harekat alanına ilişkin de bilgi veren Orgeneral Güler, “Harekat alanımız 75 kilometre genişliğinde ve 25 kilometre derinliğinde, bugüne kadar icra ettiğimiz harekatların hemen hemen en büyük bölgesidir. Bu geniş bölgede önemli tüm hedeflerin vurulması da planlanmıştır” ifadesini kullandı.

Milli Savunma Bakanı Akar’ın direktifleri doğrultusunda harekata ilişkin bütün unsurlar tarafından gerekli hazırlıkların uzun süredir icra edildiğini belirten Güler, şunları söyledi:

“Haftanin’de, Hakurk ve diğer bölgelerde yaptığımız faaliyetlerden sonra terör örgütü çok sıkıştı ve bütün ağırlıklarıyla Gara bölgesine yerleştiler. Kendilerinin burada çok emniyette ve rahat içinde olduklarını düşünürken işte bu 75 kilometreye 25 kilometrelik alanda bu faaliyeti icra ettik. Bunların yanında bir de 2015 yılından önceki ortamda kaçırılan personelimiz var. Bu vatandaşlarımızı da çok çeşitli mağaralarda saklayarak kaçırmaya çalıştılar. En sonunda istihbarat kurumlarımızdan aldığımız bilgiler, elde ettiğimiz bizim kendi özel çalışmalarımız, keşif unsurlarının çalışmaları sonucunda bunların Gara bölgesinde olabileceğine dair çok iyi kanıtlar bulduk ve bunların üzerinde de çalışmaya başladık. Bu alandaki araziye model araziler ve tesisler yaparak ilgili birliklerimiz bizzat üzerinde yoğun çalışmalar yaptılar.”

“Hedefler aynı anda vuruldu”

Tüm bu çalışmaların ardından hava harekatının 10 Şubat saat 02.55’te 41 uçakla bölgede belirlenen tüm hedefleri aynı anda imha edecek şekilde başlatıldığını aktaran Orgeneral Güler, “Bu harekatımıza ayrıca Havadan İhbar Kontrol uçağımız, tanker uçaklarımız, destek uçaklarımızla SİHA’larımız da iştirak etmiştir. Yine 10 Şubat saat 04.55’ten itibaren kara harekatımız başladı. Kahraman unsurlarımızı helikopterlerle bu 75’e 25 kilometrelik alandaki planlanmış hedeflere indirdik. Yaşanan ilk temasta 3 kahraman silah arkadaşımızı şehit verdik. 3 personelimiz yaralandı” dedi.

Orgeneral Güler, çatışmaların harekatın birinci ve ikinci gününde de aynı şekilde devam ettiğini belirterek, “Üçüncü gün bu mağaraya geldik. Dere yatağı ve her iki yanında yüzde 60 meyilli olan ve gerçekten bu bölgede Hava Kuvvetlerinin görerek ateş etmesine kesinlikle mani bir alanda seçilmiş bir arazi. Mutlak suretle bu yere girmek için ilgili unsurlarımızın bizzat karadan gidip oraya girmesi şarttı. Dolayısıyla böyle bir yeri seçmişler. Öncelikle bu her iki tarafta seçilmiş 3 noktaya helikopterlerimizle indirme hava hücum harekatımızı icra ettik.” ifadelerini kullandı.

“3 giriş, 9 oda ve 7 demir kapılı mağara”

Söz konusu mağaranın özelliklerine ilişkin de bilgi veren Güler, şunları söyledi:

“Mağarada 3 giriş, 9 oda ve 7 tane de demir kapı var. Ayrıca mağaranın içerisinde sürekli zikzaklar var. Bazı noktalar da 1.20 metre yüksekliğinde, insanların sadece sürünerek veya çömelmiş vaziyette yürümek zorunda olduğu bir yapı oluşturulmuştur. Belli ki uzun bir süre çalışmadan sonra bu mağara meydana getirilmiş. 3. gün akşamüstü mağaradan kaçmaya çalışan bir terörist, unsurlarımız tarafından yakalanmıştır. 4. gün, yani bugün yine aynı noktadan sabah aynı şekilde kaçmaya çalışan başka bir terörist de ele geçirilmiştir. Bu teröristler içerde toplam 8 teröristin olduğunu açıklamıştır.”

“Model arazi dahil yoğun bir eğitim faaliyeti icra edildi”

Harekatın sonucunda 48 teröristin ölü, 2 teröristin sağ olmak üzere 50 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıklayan Orgeneral Güler, şunları kaydetti:

“Sonuç olarak Gara bölgesindeki terör yapılanmasını bertaraf etmek için ayrıntılı bir planlama ve hazırlık yapılmıştır. Yapılan bu hazırlığa uygun şekilde de harekat icra edilmiştir. Özel kuvvetlerimiz, model arazi dahil yoğun bir eğitim faaliyeti icra etmiştir ve yapmış olduğu bu eğitimin de faydasını burada bizzat görmüştür. Hava Kuvvetlerimiz mükemmel şekilde hedeflerin tamamını vurmuştur. Çok ağır zayiat verdirilmiştir ve bundan sonra terör örgütü dün olduğu gibi bundan sonra da burada kendini artık rahat hissedemeyecektir. Bunu da bundan sonra onlara her gün yaşatacağız. Tanker uçaklarımız aynı şekilde çok başarılı görev yapmış. Yaklaşık 4 gündür süren bu operasyonda sürekli olarak uçaklarımıza ikmal yapmışlardır. Özetle TSK, terör örgütünün kendisini çok emniyette hissettiği 75 kilometreye 25 kilometrelik Gara alanını örgüte dar etmiştir.”

Orgeneral Güler sözlerini operasyonda görev alan tüm personeli tebrik ederek tamamladı.

Haber

“Avrupa ile ilişkilerimizi geliştirirken Asya’yı, Afrika’yı ihmal etmiyoruz”

  1. Halifaks Uluslararası Güvenlik Forumu’na bir videomesajla katıln Cumhurbaşkanı REcep Tayyip Erdoğan, fikirleriyle iki gün boyunca yapılacak toplantıya katkı sunacak tüm katılımcılara teşekkür ederek, kritik bir dönemde önemli bir gündemle gerçekleştirilen forumun hayırlı olmasını diledi.

Uluslararası toplumun, 21’inci yüzyılın en büyük küresel imtihanıyla karşı karşıya olduğunu belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

“1 milyon 375 bin insanın hayatına mal olan koronavirüs salgını, maalesef yayılmaya devam ediyor. Her ne kadar bu salgın öncelikle sağlıkla ilgili olsa da sonuçları itibarıyla hayatımızın hemen her alanını etkiliyor. İş gücü piyasasından ticarete, kişisel ilişkilerden kamu güvenliğine kadar pek çok alanda salgının artçı sarsıntılarına şimdiden şahit oluyoruz. Son günlerde kimi ülkelerde tırmanan sokak olaylarının gerisinde, ırkçılıkla beraber salgının ortaya çıkardığı adaletsizliklerin de olduğuna inanıyorum. Dünya genelinde 1,4 milyona yaklaşan can kaybını, sadece Kovid-19 virüsünün ölümcül etkisine bağlamak son derece yanlıştır. Bu tablolun oluşmasında küresel sistemin artık çözüm yerine sorun üreten yapısının da payı vardır. Ortak geleceğimizi tehdit eden bu kriz karşısında, uluslararası toplum maalesef gerekli dayanışmayı halen gösteremiyor. Özellikle küresel sistemin çeperinde yer alan, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin salgınla mücadelede kaderlerine terk edildiğini görüyoruz.”

“Aşılar, kayıtsız şartsız tüm insanlığın ortak istifadesine sunulmalıdır”

Türkiye olarak salgının ilk günlerinden itibaren uluslararası toplumla iş birliği içinde hareket ettiklerini dile getiren Erdoğan, Birleşmiş Milletler’in yanı sıra NATO, Dünya Sağlık Örgütü, G20, MİKTA, Türk Konseyi, İslam İşbirliği Teşkilatı ve diğer uluslararası platformlardaki çabalarda ön saflarda yer aldıklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdiye kadar din, dil, ırk ayrımı yapmadan 156 ülkeye ve 9 uluslararası kuruluşa destek olduklarına dikkati çekerek, “Tüm bunları çıkar veya menfaat beklediğimiz için değil; 7,5 milyarlık büyük insanlık ailesine karşı sorumlu olduğumuzu hissettiğimiz için yaptık. Paylaşmanın bereketine, dayanışmanın gücüne inanan bir millet olarak yardım çalışmalarımızı aralıksız devam ettiriyoruz.” dedi.

Geçen günlerde, aşı geliştirme çalışmalarında önemli mesafe katedildiğine yönelik sevindirici haberler aldıklarını aktaran Erdoğan, “Uğur Şahin ve Özlem Türeci isimli Türk doktorların da katkı yaptıkları bu gayretlerin, tüm insanlık için bir ‘müjde’ niteliğine bürünmesi, ancak bu çalışmaların rekabet konusu yapılmaması halinde mümkün olabilir. Hangi ülkede üretilirse üretilsin, kullanıma hazır hale getirilecek aşılar, kayıtsız şartsız tüm insanlığın ortak istifadesine sunulmalıdır.” ifadelerini kullandı.

“Uluslararası toplum, tarihe kara bir leke olarak acı tecrübelerden ders çıkaramamıştır”
Uluslararası toplum tarafından terk edilmiş olma düşüncesinin, birçok ülkeyi içe kapanmaya ittiğini gördüklerini dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu durum, ne yazık ki ırkçılık, yabancı karşıtlığı ve İslam düşmanlığı gibi ciddi toplumsal marazlara ivme kazandırıyor. Terör örgütleri, salgının bazı ülkelerde ortaya çıkardığı otorite boşluğundan istifadeyle yeniden palazlanma teşebbüsüne giriştiler. Özellikle aşırı sağcı yapılar, salgının sebep olduğu ekonomik zorlukları istismar ederek, kendilerine zemin oluşturmaya çalışıyor. Milyonlarca vatandaşı yurt dışında yaşayan ve pek çok insanını ırkçı teröre kurban vermiş bir ülke olarak bu gelişmeleri endişeyle takip ediyoruz.

Son günlerde çok daha yüksek sesle dillendirdiğimiz samimi uyarılar, hem vatandaşlarımızın hem de yüz milyonlarca Müslüman kardeşimizin hissiyatını yansıtmaktadır. Zira Holokost’tan Bosna’ya, Ruanda’dan Myanmar’a, insanlığa karşı suçların işlenmesinde, önce nefret söyleminin ayak sesleri duyulmuştur. Ancak uluslararası toplum, her biri tarihe kara bir leke olarak geçen bu acı tecrübelerden gereken dersleri çıkaramamıştır. Sadece vatandaşlarımızın değil, tüm uluslararası toplumun güvenliği için de bu konuda inisiyatif alınması gerekiyor.”

“Geldiğimiz aşamada şu noktanın anlaşıldığına inanıyorum. Hepimiz güvende olana kadar hiçbirimiz güvende değiliz.” diyen Erdoğan, “Hiçbir ülkenin, günümüz dünyasında güvenlik meselelerine coğrafi uzaklık-yakınlık merceğinden bakma lüksü yoktur. Dünyanın küresel bir köye dönüştüğü, mesafelerin anlamını yitirdiği böylesi bir dönemde artık Avrupa’nın kaderi Afrika’nınkinden, Kuzey Amerika’nın kaderi de Güney Amerika’nınkinden bağımsız değildir. Gelişen teknoloji ve ulaşım imkanları, hiç olmadığı kadar bizi birbirimize yaklaştırıyor, beraber çalışmaya, sorunlarımıza ortak çözümler bulmaya icbar ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Dünyanın en eli kanlı terör örgütleriyle aynı anda mücadele ediyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün küresel istikrarı tehdit eden krizlerin çoğunun Türkiye’nin yer aldığı bölgede yaşandığına işaret ederek, “Türkiye olarak, DEAŞ’tan PKK-YPG’sine, FETÖ’den DHKPC’sine kadar dünyanın en eli kanlı terör örgütleriyle aynı anda mücadele ediyoruz. Uluslararası toplumun yüzleştiği yeni sınamalar ve tehditler karşısında güvenilir bir NATO müttefiki olarak kritik sorumluluklar üstleniyoruz. Terör tehditlerinin bertaraf edilmesi, ihtilafların önlenmesi ve istikrarın güçlendirilmesi noktasında elimizden gelen çabayı gösteriyoruz.” diye konuştu.

Bölgedeki tüm sıkıntılarda Türkiye’nin tavrının daima sorunun değil çözümün parçası olmaktan yana olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bu bakışla Suriye’den Libya’ya, Doğu Akdeniz’den Kafkasya’ya kadar her yerde dostlarımızın, kardeşlerimizin yanında yer almaya devam ediyoruz. Aleyhimizde yürütülen karalama kampanyalarına rağmen bu tutumumuzu sürdürmekte kararlıyız. 35 yıldır bölücü terörle mücadele eden bir ülke olarak küresel güvenliğe en büyük tehdit olan terörizm konusunda ilkeli, tutarlı bir tutum sergiledik. Gerektiğinde şehitler verme pahasına Suriye’de yuvalanan terör örgütlerine karşı başarılı harekatlar gerçekleştirdik. Bu operasyonlar sayesinde 8 bin 200 kilometrekareden fazla alanı terörden arındırdık. Attığımız adımlar sayesinde 411 binden fazla Suriyeli kardeşimizin gönüllü ve güvenli bir şekilde memleketlerine geri dönmesini sağladık. DEAŞ’ın alan hakimiyetini sonlandırırken, PKK/YPG terör örgütünden kaynaklı tehdidi de önemli ölçüde bertaraf ettik. İdlib’deki mevcudiyetimizle yeni bir insani trajedinin ve büyük bir göç dalgasının önüne geçtik.”

Erdoğan, bugüne kadar 8 binden fazla yabancı terörist savaşçı yakaladıklarını ve ülkelerine geri gönderdiklerini belirterek, “Bunun yanında çatışma bölgeleriyle bağlantılı olduğunu tespit ettiğimiz 100 bin kişiye ülkemize giriş yasağı koyduk. Yakalayıp yabancı güvenlik birimlerine teslim ettiğimiz teröristlerin bugün elini kolunu sallayarak terör eylemi yapabilmesi, elbette düşündürücüdür. Türkiye, sadece PKK ve DEAŞ’la mücadelesinde değil, yabancı terörist savaşçılara karşı mücadelesinde de maalesef yalnız bırakılmıştır.” dedi.

Türkiye’nin Suriye kaynaklı düzensiz göç yükünün neredeyse tamamını tek başına omuzlamak zorunda kaldığını belirten Erdoğan, yaklaşık 9 yıldır 3,6 milyon Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapan Türkiye’ye verilen sözlerin de hiçbirinin yerine getirilmediğini söyledi.

“Türkiye olarak asla irredantist bir anlayış içinde değiliz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak etrafımızdaki sorunlarla ilgilenirken asla irredantist yani yayılmacı-müdahaleci bir anlayış içinde değiliz.”ifadelerini kullandı.

Dağlık Karabağ hakkında Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rusya Federasyonuyla ortak çabalarımız sayesinde varılan anlaşmayla hem sıcak bir çatışmayı bitirdik, hem de 30 yıldır buzdolabında bekletilen bir sorunun çözümüne katkı sağladık.” dedi.

Erdoğan, Libya konusunda ise şunları söyledi:

“Bugün Libya’da siyasi çözüm umutları yeniden yeşermişse, bunda Türkiye’nin zamanında yaptığı müdahalenin çok ciddi katkısı bulunuyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kıbrıs Türkleri’ne yönelik izolasyonlara son verilmesi ve Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynaklarının hakkaniyetli paylaşımı yönündeki çabalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.” dedi.

Erdoğan, “Coğrafi bakımdan Afro-Avrasya ülkesi olan Türkiye’yi diplomaside dar bir çerçeveye hapsetmek, yanlış olduğu gibi mümkün de değildir.” ifadelerini kullandı.

“Avrupa ile ilişkilerimizi geliştirirken Asya’yı, Afrika’yı ihmal etmiyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye’den Libya’ya, Doğu Akdeniz’den Kafkasya’ya kadar her yerde dostlarımızın, kardeşlerimizin yanında yer almaya devam ediyoruz. Aleyhimizde yürütülen karalama kampanyalarına rağmen bu tutumumuzu sürdürmekte kararlıyız.”diye konuştu.

Erdoğan, “Ne Doğu’ya ne de Batı’ya sırtımızı dönme lüksümüz olabilir. Avrupa ile ilişkilerimizi geliştirirken Asya’yı, Afrika’yı ihmal etmiyoruz.” dedi.

Haber

Bakan Akar: Komşularımızı diyaloğa davet ediyoruz

Akar, Polatlı’daki General Nahit Şenoğul Atış ve Tatbikat Bölgesi’nde gerçekleştirilen Ateş Serbest-2020 faaliyetindeki konuşmasında, hedeflerin en az atışta tam isabetle vurulmasının önemine değindi. “Attığımızı vurmamız lazım” diyen Akar, bunun için eğitimin önemine işaret etti. Bu sayede vatana ve millete faydalı olunacağını belirten Akar, “Biz tabii ki barış, diyalog diyor, bütün problemlerimizin siyasi şekilde çözülmesini istiyoruz. Diplomasiden yanayız, görüşmekten, konuşmaktan yanayız ama tüm bunlara rağmen bizim Türk Silahlı Kuvvetleri olarak olmamız gereken şey, atalarımızın ortaya koyduğu gibi, ‘Hazır ol cenge istersen sulh-ü salah’, cenge hazır olacağız.” diye konuştu.

Hassas bir dönemden geçildiğine, bölgede önemli gelişmelerin yaşandığına, sadece nicelik değil nitelik olarak da tehdit ve tehlikelerin arttığına dikkati çeken Akar, “Çeşitli şekillerdeki gelişmeleri takip ediyor, bunlara karşı devlet olarak, Türk Silahlı Kuvvetleri olarak proaktif aldığımız tedbirlerle ülkemize, milletimize yapmamız gereken güvenlik ve savunma hizmetini yapmaya çalışıyoruz.” dedi.

“Bu terör belasından ülkemizi kurtaracağız”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin uluslararası ortamda özne olduğunu vurgulayan Akar, “Karada, denizde, havada 83 milyon halkımızın, 780 bin kilometrekarelik vatanımızın, mavi vatanımızın, semalarımızın egemenliği, bağımsızlığı ve güvenliği, bu bizim sorumluluğumuz. Bunu sağlamak için elimizden gelen ne varsa yaptık, yapmaya çalışıyoruz. Şu anda dahi karada, denizde, havada Silahlı Kuvvetler mensupları ‘Ölürsem şehit, kalırsam gazi’ anlayışı içinde zorlu arazi ve hava şartlarında kendisine verilen görevleri yerine getiriyor.” ifadesini kullandı.

Başta FETÖ olmak üzere PKK/YPG, DEAŞ ve benzeri terör örgütleri ile her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadele ettiklerini dile getiren Akar, “İster Irak’ın ister Suriye’nin kuzeyinde nerede terörist, terör ini varsa, bu inlere girildi, bu inler teröristlerin başlarına yıkıldı, yıkılmaya devam ediyor. Mehmetçik, ‘girilemez’ denilen yerlere girdi, girmeye devam ediyor. En son teröristi de etkisiz hale getirerek 40 yılı aşkın süredir milletimizin başına musallattan olan bu terör belasından inşallah ülkemizi kurtaracağız.” diye konuştu.

“Bir saldırı, tahrik gibi takdim edilmeye çalışılıyor”

Suriye’nin kuzeyinde kurulmak istenen “terör koridoru”nu yapılan operasyonlarla parçaladıklarını anımsatan Akar, “Bu bitti mi? Mücadele bitmez. Yeni teşebbüsler olabilir mi? Olabilir. Bunun için de her zaman olduğu gibi daima etkin, caydırıcı ruhu ile Silahlı Kuvvetlerimizin müteyakkız olması gerekmektedir.” açıklamasında bulundu.

İdlib’de sağlanan barış ve huzur ortamı sayesinde daha önce evini ve toprağını terk etmek zorunda kalan Suriyelilerden 411 bininin gönüllü ve güvenli şekilde evlerine döndüğünü ifade eden Akar, Ege ve Doğu Akdeniz’deki gelişmelere ilişkin ise şunları söyledi:

“Tüm samimiyetimizle diyalog, görüşme, konuşma, iyi komşuluk ilişkileri, uluslararası hukuk, anlaşmalar ve bu çerçevede sorunlarımızı konuşup halledelim diyoruz. Kendi kendimize, iki komşu olarak oturup bunları çözelim diyoruz. Fakat bir anda olay uluslararası kuruluşlara aktarılıyor, basın üzerinden birtakım saldırılar oluyor, tahrikler, provokasyonlar oluyor, bunların hiçbiri görünmüyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tamamen bilimsel ve teknik yaptıkları araştırmalar, çalışmalar bir saldırı, tahrik gibi takdim edilmeye çalışılıyor.”

“Beyhude bir gayret”

Türkiye’ye 1950 metre, Yunanistan’a ise 580 kilometre mesafede olan 10 kilometrekarelik Meis Adası’nın 40 bin kilometrekarelik deniz yetki alanının olamayacağını, bunun kabul edilemeyeceğini vurgulayan Akar, şöyle konuştu:

“Hayır dediğimiz zaman biz gerginlik, gerilim yaratıyor, tahrikte bulunuyoruz gibi koro halinde karşımızda bunu söylüyorlar. Biz haklıyız, güçlüyüz. Biz ne kadar diyalogdan, siyasi çözümden yanaysak diğer taraftan da hakkımızı çiğnetmeyeceğimizi, bir oldubittiye müsaade etmeyeceğimizi de tekrar tekrar dile getiriyoruz. Bunun anlaşılması lazım. Dolayısıyla biz komşularımızı, diğer kurum ve kuruluşları diyaloğa davet ediyoruz. Gelin görüşelim, konuşalım, tartışalım, kurallar çerçevesinde bu konuları çözelim. Bizim dileğimiz budur. Bunun dışında akla, mantığa, hukuka uymayan, özellikle üçüncü tarafların, hadlerini ve boylarını aşarak birtakım kurallar koymaya çalışması veya o kuralların tarafımızdan kabul edilmesini beklemeleri beyhude bir gayrettir. Bu konuda kararlı, azimli olduğumuzu, hak alaka ve menfaatlerimizi korumakta da muktedir olduğumuzu, bu konuda her şeyi göze alacağımızı herkesin bilmesi lazım. Bizim dileğimiz, umudumuz, temennimiz bir an önce medeni bir şekilde karşılıklı diyalog çerçevesinde konuların özellikle asker, sivil uzmanlar tarafından konuşulup, görüşülüp bir karara bağlanması ve bölgede barışın, huzurun istikrarın sağlanması, iki komşu ülke olarak rahat, huzur, güven içinde yaşamın sağlanması.”

Kıbrıs’ta garantör olan Türkiye’nin sorumluluklarını bugüne kadar yerine getirdiğini, bundan sonra da aynı hassasiyetle yerine getirmeye devam edeceğini aktaran Akar, “Kıbrıs meselesi, bizim milli davamızdır. Siz, bir taraftan deniz yetki alanlarını kendinize göre dizayn etmeye çalışacaksınız, diğer taraftan Kıbrıs Türkü’nü yok sayacaksınız ve çözüm isteyeceksiniz. Bu çözümsüzlüğün ta kendisidir. Eğer siyasi çözüm, uygun bir ortamın sağlanması isteniyorsa Kıbrıslı kardeşlerimizin varlığını kabul edeceksiniz, deniz yetki alanları konusunda kendi bildiklerinizi değil aklıselimi takip etmek suretiyle doğruyu bulacaksınız.” diye konuştu.

“Azerbaycan’ın haklı davası…”

Ermenistan’ın Azerbaycan’daki sivil hedeflere yönelik saldırıları sonrasında Azerbaycan’ın öz topraklarını işgalden kurtarmaya yönelik başlattığı harekata da değinen Akar, şunları kaydetti:

“30 senede ne yapıldı? Koskocaman bir hiç. Ne zaman ki Azerbaycanlı kardeşlerimiz Ermenistan’ın saldırılarını artırmasının ardından öz topraklarını almak için faaliyetlere başlayınca 30 seneden beri susanlar, barıştan, ateşkesten, görüşmelerden, müzakereden bahsetmeye başladılar. Bu hiç samimi değil, bu kimseyi tatmin etmiyor. Bu işin çok basit bir yolu var, Ermenistan işgal ettiği Azerbaycan topraklarını terk edecek, bölgeye getirdiği paralı askerleri çıkaracak, teröristleri bölgeden gönderecek ve meseleyi bitirecek. Bu kadar basit. Biz de Azerbaycan’ın haklı davasını sonuna kadar desteklediğimizi en üst düzeyde Cumhurbaşkanımızdan başlayarak her seviyede söyledik, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milleti olarak Azerbaycanlı kardeşlerimizin yanında olduğumuzu ifade ettik, etmeye devam edeceğiz.”

“Silahlı Kuvvetlerimizin her zamankinden daha etkin ve caydırıcı olmaya mecburiyeti var, bu bir seçim değil zorunluluk.” diyen Akar, bu konuda tüm personelin sorumluluğu olduğunu belirtti.

Koronavirüs ile mücadele kapsamında alınan önlemlere de değinen Akar, tedbirleri katı, sıkı ve tavizsiz şekilde uygulamaya devam edeceklerini söyledi.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin, alınan tedbirler sayesinde dünyada en az yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakası görülen orduların arasında yer almayı sürdürdüğünü ifade eden Akar, vaka sayılarının personel mevcudu oranına bakıldığında en az pozitif hastaların olduğu ordular arasında yer alan TSK’nın bu başarısıyla birçok önemli orduyu geride bıraktığını da söyledi.

Sözlerinin sonunda şehit ve gazileri minnetle yad eden Akar, “Peygamber ocağı olarak da bilinen ve bu milletin bağrından çıkan Türk Silahlı Kuvvetleri, aklın ve bilimin ışığında, anayasa ve yasalar çerçevesinde Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda ‘Ölürsem şehit kalırsam gazi anlayışı’ içinde her türlü zorluğa göğüs gererek milletinin emrinde, görevinin başındadır.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA

Haber

Erdoğan: Potansiyelin çok altında rakamlarla karşı karşıyayız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kuala Lumpur Konferans Merkezi’nde gerçekleştirilen Kuala Lumpur Zirvesi açılış oturumunda konuştu. Ticaretten siyasete, dış politikadan savunma sanayi ve teknolojiye kadar hemen her alanda potansiyellerinin çok altında rakamlarla karşı karşıya olduklarını vurgulayan Erdoğan, İslam ülkelerinin dünya ekonomisindeki toplam payının yüzde 10’u dahi bulmadığını anlattı.

En zengin İslam ülkesi ile en yoksulu arasındaki gelir farkının 200 katı aştığına dikkati çeken Erdoğan, “İslam ülkeleri küresel petrol rezervlerinin yüzde 59’una, doğalgaz rezervlerinin ise yüzde 58’ine sahiptir. Ancak buna rağmen 350 milyon kardeşimiz aşırı yoksulluk şartlarında hayatta kalma mücadelesi veriyor.” ifadelerini kullandı.

Dünya nüfusunun dörtte birini oluşturan Müslümanların küresel sağlık harcamalarındaki payının sadece yüzde dört olduğunu belirten Erdoğan, dünya genelinde okuryazarlık oranı yüzde 82,5 iken bu oranın İslam dünyasında yüzde 70 civarında seyrettiğini, İslam ülkelerinin milli gelirlerinin yalnızca 3,7’sini eğitime ayrılırken diğer ülkelerin ortalama yüzde 4,8’ini tahsis ettiğini aktardı.

Şu an dünya genelinde yaşanan çatışmalarda ölenlerin yüzde 94’ünü Müslümanların oluşturduğunu, halihazırda dünyada satılan her 3 silahtan birinin Ortadoğu’ya gittiğini ifade eden Erdoğan, Müslümanların çoğu zaman basit sebeplerle birbirine kurşun sıkarken, kaynaklarını eğitim, sağlık, araştırma-geliştirme yerine silahlanmaya ayırırken zenginleşenlerin Batılı silah tüccarları olduğunu bildirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Az önce izledik yapay zekanın, kuantum bilgisayarlarının, robotik teknolojilerin konuşulduğu bir dönemde ne yazık ki biz enerjimizi iç kavgalarla heba ediyoruz. Yüz milyonlarca Müslüman’ın sorumluluğunu taşıyan liderler olarak hiçbirimizin bu tablodan mutmain olmadığını biliyorum. Ancak biz her zorlukla beraber muhakkak bir kolaylığın olduğunu müjdeleyen bir dinin mensuplarıyız. Biz ‘Kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanı dikin’ buyuran Peygamberimiz Aleyhissalatu Vesselam’ın ümmetiyiz. Ümitsizliğe kapılmak, yeise düşmek, karamsar olmak bize yakışmaz. Şartlar ne olursa olsun, ne kadar zor olursa olsun alemlerin Rabbi’nden ümit kesilmez. Zira her kriz beraberinde mutlaka fırsatları da getirir. Şayet biz bir olursak, beraber olursak, kardeş olursak, geçmiş yerine geleceğe odaklanırsak Allah’ın izniyle rahmet kapıları önümüzde açılacaktır. Unutmayalım ‘birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır’ emrine mütenasip şekilde saflarımızı daha da sıklaştırmalıyız. Sürekli sorunları konuşmak yerine bunlara deva olacak çözüm önerilerine yoğunlaşmalıyız. Potansiyelimizi harekete geçirecek, birbirimizin eksikliğini giderecek projelere ağırlık vermeliyiz.”

Savunma, enerji, ileri teknoloji, finans başta olmak üzere stratejik önemi haiz alanlarda iş birliğini daha da ilerletmeleri gerektiğini belirten Erdoğan, milli paralarla ticaretten yatırımlara, zekat müessesesinin ihyasından israfının önlenmesine, çevreden eğitime, sağlığa, turizme kadar kısa süre içerisinde atılabilecek pek çok adım olduğunu söyledi.

“Özgürce konuşma fırsatı bulacağız”

Bugün, sürdürülebilir kalkınma, güvenlik ve savunma, ticaret ve yatırım ile teknoloji ve internet başlıklarında iş birliği imkanlarını değerlendireceklerine işaret eden Erdoğan, “İslam düşmanlığından teröre, tefrikadan bölgemizi kasıp kavuran iç kavgalara, mezhep ve etnik temelli çatışmalara kadar birçok meselemizi özgürce konuşma fırsatı bulacağız. 1,7 milyarlık nüfusuyla dünya nüfusunun dörtte birini oluşturan Müslüman dünyanın durumunu, imkanlarını, kalkınma potansiyelini ve elbette bu potansiyelin harekete geçmesine engel olan hususları da ele alacağız. Daha güçlü, müreffeh ve ekonomik açıdan bağımsız bir İslam dünyası için fikirlerini bizimle paylaşan ve paylaşacak olan her bir kardeşime şimdiden şükranlarımı sunuyorum.” dedi.

“Bunların hiçbirisine boyun eğmedik”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuala Lumpur Konferans Merkezi’nde gerçekleştirilen Kuala Lumpur Zirvesi açılış oturumunda yaptığı konuşmada, İslam dünyasının potansiyelini harekete geçirecek, ticareti artıracak, ekonomik kalkınmayı hızlandıracak, teknoloji ve finans alanında iş birliğini güçlendirecek pek çok proje yürüttüklerini söyledi.

Türkiye’nin İslam İşbirliği Teşkilatı tarihinde ilk defa üst düzey Kamu ve Özel Sektör Yatırım Konferansı ile Sosyal Gelişim Bakanları Konferansı’na ev sahipliği yaptıklarını anımsatan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Ancak bu dönemde İslam dünyasının sessizliğinden, Müslümanların ataletinden, parçalanmışlığından beslenen çevreleri ise çok ciddi rahatsız ettik. Ülkemizi terörle sokak olaylarıyla dize getirmeye çalıştılar. Besleyip büyüklükleri FETÖ’cü taşeronları ile bizi yolunuzdan vazgeçirmek istediler. Uluslararası medyadaki kiralık kalemleri ile ülkemize ve şahsıma iftira attılar. Teröristlere onbinlerce tır ve uçak dolusu silah vererek, ülkemizi terör koridoruyla kuşatmaya kalktılar. İçerde ve dışarda Türkiye’yi susturmak, sesini kısmak için iftira, darbe, ekonomik terör dahil her türlü yolu denediler. Allah’a hamdolsun bunların hiçbirisine boyun eğmedik. eğmiyoruz, eğmeyeceğiz.”

Kendilerini susturmaya çalıştıkça ısrarla Filistin, Gazze, Arakan, Libya, Somali, Suriye dediklerini vurgulayan Erdoğan, “Onlar üzerimize geldikçe biz daha gür bir sesle ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diyoruz. Onlar bizi bölmeye, parçalamaya çalıştıkça kardeşliğimize çok daha sıkı bir şekilde sarılıyoruz. Terörü meşrulaştırma çabalarına inat hiçbir ayrım yapmadan tüm terör örgütleriyle mücadele ediyoruz. Nasıl Müslüman katili DEAŞ’lı canilere Suriye’yi dar etmişsek, PKK/YPG’li teröristleri de tek tek işgal ettikleri yerlerden çıkarıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Ekonomik bağımsızlığı tahkim edecek, milli paralarla ticaret gibi stratejik projelere ağırlık verdiklerine de işaret eden Erdoğan, “İnşallah bundan sonra da Müslümanlar kardeştir inancı ile mücadelemizi sürdüreceğiz.” dedi.

Haber

Erdoğan, İngiltere’deki Türk vatandaşları ve Müslüman toplumuyla buluştu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Liderler Zirvesi için geldiği Londra’da Old Billingsgate binasında İngiltere’deki Türk vatandaşları ve Müslüman toplumuyla bir araya geldi.

Burada bir konuşma yapan Erdoğan, vatandaşları selamladı ve “Buradan, sizlerin aracılığıyla kalpleri bizimle atan Asyalı, Afrikalı, Türkistanlı, Keşmirli, Arakanlı, Yemenli, Libyalı, Suriyeli mazlumlara selamlarımı gönderiyorum. İlk kıblemiz Kudüs’e canları pahasına sahip çıkan Filistinli kardeşlerime aynı şekilde muhabbetlerimi iletiyorum.” diye konuştu.

NATO Liderler Zirvesi vesilesiyle Türk vatandaşları ve Müslüman toplumuyla bir araya gelmekten duyduğu mutluluğu dile getiren Erdoğan, salonu dolduranlara aşkı, sevdası, ahde vefası için teşekkür etti.

Erdoğan, programda bir konuşma yapan Cordoba Vakfı Başkanı Enes El Tikriti’ye buradaki tüm STK’ler adına ayrıca teşekkürlerini iletti. 

Türkiye’den kucak dolusu sevgi getirdiklerini belirten Erdoğan, burada yaşayan Türklerin ana vatanını, baba ocağını, yurdunu ve mensubu olduğu milletini çok yakından takip ettiğini bildiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin içinden geçtiği bu kritik dönemde dualarınızın, desteklerinizin daima bizimle olduğunun farkındayım. Bir kısmınız eğitim için, bir kısmınız rızkı için, bazılarınız ise ülkemizin vesayetle boğuştuğu dönemlerde kendine daha iyi, daha özgür bir hayat kurmak için bu topraklara hicret ettiniz. Buraya gelirken geride gözü yaşlı ailelerinizi, dostlarınızı, sizi canından ayrı görmeyen sevdiklerinizi bıraktınız.” diye konuştu.

Türk edebiyatının “7 güzel adam”ından biri olan Erdem Bayazıt’ın, “Hicret Burcundan” şiirinden dizeler okuyan Erdoğan, burada yaşayan Türklerin vatanından uzakta, binlerce kilometre ötede, kendine yepyeni hayatlar kurduğunu, zorluklardan yılmadığını, “İman varsa, imkan da vardır” diyerek gurbeti sılaya çevirdiğini, tarihi şanlı zaferlerle dolu Türk milletini burada gururla temsil ettiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayın 12’sinde İngiltere’de seçimlerin yapılacağını anımsatarak, “Bu seçimde burada az önce başkanımızın da ifade ettiği gibi belirleyici rol oynamalısınız ve oynayacağınıza inanıyorum. Ülkem ve milletim adına her birinize tek tek teşekkür ediyorum. Rabbim sizleri her türlü sıkıntıdan muhafaza buyursun diyorum.” ifadelerini kullandı.

“Türkiye emin ellerde”

Türkiye’nin emin ellerde, emniyet, huzur ve barış içinde olduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün 17 yıl öncesine göre çok daha güçlü bir Türkiye var. Bugün üzerinde rahatça oyun oynanan değil, bölgesinde oyun kuran, oyun bozan kararlı bir Türkiye var. Bugün birkaç milyar dolar için el açan değil, dünyada milli gelire oranla en fazla insani yardım yapan cömert bir ülke var. Bugün 2002’ye göre ekonomisini 3,5 kat büyütmüş, kişi başı milli gelirini 3 bin 500 dolardan 9 bin 700 dolara çıkarmış, ihracat rakamlarında her sene rekora koşan bir Türkiye var. Bugün, duble yollarla, köprülerle, hızlı tren hatlarıyla, tüneller, kavşaklar, köprülerle, viyadükler, dünyanın ilk üç sırasındaki en büyük havalimanlarıyla, Asya’yı Avrupa’ya bağlayan yeni gerdanlarıyla ulaşım altyapısını tamamlamış bir Türkiye var. Bugün, Ege’de, Karadeniz’de, Doğu Akdeniz’de haklarını savunan, menfaatlerini koruyan, donanması güçlü bir Türkiye var. Bugün, kendine sığınan 4 milyonu aşkın mazlum ve mağdura kucak açan, onlara sahip çıkan bir Türkiye var.”

Dünyanın hiçbir yerinde Türkiye’den başka bu kadar mülteciye tek elde ev sahipliği yapan bir başka ülke bulunmadığını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bu 4 milyon mültecinin içinde yaklaşık 3 milyon 250 bini Arap, 350 bini Kürt, kalan diğerleri ise bunun içinde Ezidi var, Keldani var, Arami var. Bütün bunlara hiçbir ayrım yapmaksızın bunları besleyen bir Türkiye var. Tabii önemli olan bir şey var. Peki Avrupa Birliği ne yaptı? Avrupa Birliği şu ana kadar söz verdiği halde sadece 2016’da ‘3 artı 3 yani 6 milyar avro destek vereceğim’ dediği halde ne yazık ki sadece 3 milyar avro uluslararası STK’ler vasıtasıyla Kızılayımıza, AFAD’a vesaire verdiği destek var. Yani bu para bizim milli bütçemize girmiyor. Bizim yaptığımız ne? Şu ana kadar 30 milyar doları aştı yaptığımız oradaki yatırımlar. Türkiye’nin farkı bu.” 

“Dış politikası bağımsız bir Türkiye”

Erdoğan yaptığı konuşmada “Bugün kendi milli güvenliği için hiç kimsenin icazetini aramadan operasyon düzenleyen, dış politikası bağımsız bir Türkiye var.” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Tabii herkes bize akıl veriyor, ‘Sizin Suriye’de ne işiniz var’, bize diyorlar ki; ‘Suriye’den ne zaman çıkacaksınız’. Tabii bizim onlara verdiğimiz tek cevap var; Sizin Suriye’de ne işiniz var? Suriye’ye sınırınız var mı? Yok. Peki ne işiniz var? 10 bin kilometreden oraya geliyorsun, 3 bin, 5 bin kilometreden oraya geliyorsun ama bizim 911 kilometre sınırımız var. Bu teröristler, bu YPG/PYD, DEAŞ, PKK bütün bunlar havan toplarıyla, füzelerle her an sınıra, bütün sınır şehirlerimize atışlar yapıyorlar. Biz şehitler veriyoruz, bizim yaralılarımız var ve bütün bunlar karşısında biz eli bağlı neyi bekleyeceğiz? Evet biz oradayız, orayı bu teröristlerden temizleyene kadar oradan çıkmayacağız. Şunu çok açık ve samimi söylüyorum; Bizim Suriye’nin topraklarında gözümüz yok ama gözü olanlar lütfen terk etsinler.”

Kendilerinin sadece 82 milyonun güvenliğini değil yurt dışında yaşayan 6,5 milyon vatandaşının da haklarını savunan diplomasisi güçlü bir Türkiye olduklarını vurgulayan Erdoğan, “Bütün bunlar Türkiye’nin kendine güvendiğinin, kendine inandığının, uzun yıllar sonra potansiyelini yeniden harekete geçirdiğinin işaretleridir. Hiç şüphesiz bu başarıların tamamı hepimizindir, hepimizin eseridir. Bu başarı, öncelikle devletine, iradesine, demokrasisine 15 Temmuz gecesi olduğu gibi gerektiğinde istiklal ve istikbaline canı pahasına sahip çıkan aziz milletimizin başarısıdır. Türkiye bu noktalara tam bir seferberlik ruhuyla hareket ederek geliyor. Sizlerden kalbinizi ferah tutmanızı istirham ediyorum, sizlerden Türkiye’ye inanmanızı, devletinize güvenmenizi istiyorum.” ifadesini kullandı.

Recep Tayyip Erdoğan, toplantı için daha büyük bir salon bulunamadığını ve bu nedenle yaklaşık bin vatandaşın dışarıda olduğunu, içeride de bazı vatandaşların ayakta kaldığını belirterek, helallik diledi.

“Tuzakların hepsi çöküyor”

Türkiye’nin hem kendi bekasını hem de bölgesinin istikbalini garanti altına alacak adımları kararlılıkla attığına işaret eden Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:

“Türkiye’nin gayretleriyle merkezinde çatışma yerine dayanışmanın, zulmün yerine adaletin, kavga yerine barışın olduğu yeni bir dünya kuruluyor. Silah üzerinden, ölüm üzerinden, acı, kan, baskı ve tehdit üzerinden ülkemize kurulan tuzakların hepsi çöküyor. Türkiye’yi terörle, şantajla terbiye edeceklerini zannedenler, hedeflerine ulaşamamanın mahcubiyetini yaşıyor. 82 milyon tam bir dayanışma içinde huzuruna huzur katarak, kardeşliğini pekiştirerek kutlu yolculuğunu devam ettiriyor.”

Türkiye ve Birleşik Krallık arasındaki ilişkinin 400 yılı aşkın bir mazisi olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu köklü iş birliğinin günden güne geliştiğini, derinleştiğini, yeni boyutlar kazanarak güçlendiğini gördüklerine dikkati çekti.

Birleşik Krallık’ta nüfusu yarım milyona varan dinamik ve üretken bir Türk toplumu bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, “Buradaki mevcudiyetinizle sizler, ülkelerimiz arasında beşeri bir köprü kuruyorsunuz. Bugün 15-20 sene öncesine kıyasla bu ülkede çok daha etkin, çok daha organize bir diasporaya sahibiz. Türk toplumu, Türkiye ve Birleşik Krallık arasındaki ilişkilerin gelişmesi noktasında da kritik rol oynuyor. Vatandaşlarımızın özellikle ticari hayatta giderek daha da fazla varlık göstermeleri bizleri gururlandırıyor.” şeklinde konuştu.

Türk girişimcilerin farklı sektörlerde hayata geçirdikleri proje, ortaklık ve kurdukları iş yerleriyle Birleşik Krallık ekonomisine çok ciddi katkılar sağladığına işaret eden Recep Tayyip Erdoğan, “Sizlerin de çabalarıyla iki ülke olarak 2017 başında belirlediğimiz hedef neydi biliyor musunuz? 20 milyar dolarlık ikili ticaret hacmi hedefini neredeyse yakaladık. 2018 senesinde ikili ticaretimiz bir önceki yıla göre yüzde 14 artışla 18 milyar 600 milyon dolara çıktı.” dedi.

“Turizm rakamları katlanarak artıyor”

Turizm rakamlarının da her sene katlanarak arttığına dikkati çeken Erdoğan, 2018 yılında Birleşik Krallık’tan 2 milyon 250 bin turisti misafir ettiklerini, bu yılın ilk 10 ayında bu rakamın yüzde 13,5 artışla 2 milyon 443 bine ulaştığına değindi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah 2019’u turizm rakamlarında rekorla tamamlayacağız. Yakaladığımız bu ivmenin ekonomiden turizme, savunma sanayinden yatırımlara her alanda kuvvetlenerek devam edeceğine inanıyorum.” dedi.

Bu konuda bir özeleştiri yapmak istediğini dile getiren Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Vatandaşlarımızın ekonomik hayatta elde ettikleri başarıyı maalesef siyasi alana yeterince yansıtamadıklarını görüyoruz. Halbuki Birleşik Krallık’ın kendine özgü şartları bunu zorunlu kılıyor. Siyasi ve sivil toplum boyutu eksik olan bir Türk diasporasının, kendi geleceğini ilgilendiren politikalara etki gücü de zayıflayacaktır. Milli hassasiyetleri yüksek sivil toplum örgütlerine belki bir çok yere kıyasla Birleşik Krallık’ta daha fazla ihtiyacımız var. Bunun için sizlerden çok daha örgütlü, organize ve dayanışma içinde hareket etmenizi bekliyoruz.”

Tüm sivil toplum kuruluşlarının bu alanlarda yapacakları çalışmalar ve atacakları adımların çok önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Şayet sizler ümitsizliği, öz güvensizliği kapınıza yaklaştırmazsanız, Allah’ın izniyle size kimse ket vuramaz. Şayet sizler aynı idealler etrafında birbirinize kenetlenirseniz, kimse sizi bölemez, parçalayamaz.” ifadelerini kullandı.

“Kötü komşular bizi ev sahibi yaptı”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin teröre 40 yılda çok kurban verdiğini, ancak bunlar yaşanırken kimsenin başsağlığı dilemediğini, arayıp sormadığını belirterek, “Terör örgütlerine bilabedel 10 binlerce tırla silah, mühimmat, araç, gereç gönderenler, bize paramızla silah vermediler, araç, gereç vermediler. Biz tüm bunlara rağmen çalıştık, gayret ettik. Kötü komşular bizi ev sahibi yaptı.” diye konuştu.

Erdoğan, terörle mücadelede akıl verenlere “Siz aklınızı kendinize saklayın”, ikide bir “İslami terör” ifadesini kullananlara da “gidin aynaya bakın” dediklerini aktardı.

İslam’ın ”barış” anlamına gelen Arapça “silm” kelimesinden doğduğunu hatırlatan Recep Tayyip Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“İslam, barış dinidir. Barış dini olan dinimize asla terörü yaklaştıramazsınız ve terörün yanına sıfat olarak İslam’ı koyamazsınız. Bu ifadeyi kullananları, kusura bakmasınlar ben de lanetliyorum. Bunlara şunu sormak lazım; Yeni Zelanda’da 51 Müslüman’ı namaz esnasında şehit edenler kimdi? Hristiyan. Biz diyor muyuz Hristiyan terörist? Böyle bir şey kullandık mı? Kullanmadık, kullanmayız da. Niye? Bizim dinimiz İslam buna da müsaade etmez. Önce dinlerimiz arasındaki ilişkilerin nasıl barışık hale geleceğini konuşalım. Maalesef şu anda dünyada hala saygın ülkelerin saygısız bazı liderleri ‘İslami terör’ ifadesini kullanıyor. Bu olamaz. Bunu kabullenmemiz mümkün değil. İkili görüşmelerimizde de ‘Bu ifadeleri kullanmayın. Siz, bizi yaralıyorsunuz.’ diye defaatle söyledik, söylüyoruz.”

Türk toplumunun Birleşik Krallık’taki yeri

Erdoğan, İslam dininde zulmün bulunmadığına dikkati çekti.

Türk toplumunun, Birleşik Krallık’ın siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel hayatındaki yerini güçlendirmesinin, çocuklar ve gençlerin daha iyi eğitim almasıyla sağlanabileceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çocuklarımızın ve gençlerimizin kendi dillerini ve kültürlerini öğrenmesi, ana vatanlarıyla bağlarını koruması önemlidir. Bu entegrasyonun önünde asla bir engel değildir. Küreselleşme çağında kişinin kendini birden fazla ülkeye ait hissetmesi gayet doğaldır. Esas itiraz edilmesi gereken, bir göçmenin yaşadığı topluma entegre olabilmek için köklerini inkar etmesini beklemektir.” şeklinde konuştu.

Erdoğan, asimilasyon çabalarının şu ana kadar dünyanın hiçbir ülkesinde sonuç vermediğini vurgulayarak, bir göçmen grubunun içinde yaşadığı toplumla bütünleşebilmesi için öncelikle o toplumun bu göçmenleri kabul etmesi, onların haklarına saygı göstermesi gerektiğine işaret etti.

Bu konuda Birleşik Krallık’ın birçok Batılı ülkeye örnek olabilecek kuşatıcı bir anlayışa sahip olduğunun altını çizen Recep Tayyip Erdoğan, “Ziyaretimiz vesilesiyle yarın hizmete açacağımız Cambridge Camisi, bu bakış açısının sembollerinden biri olacaktır. Türkiye Diyanet Vakfı’mızın katkıları ve Yusuf İslam kardeşimizin çabalarıyla vücut bulan camimizin, sizlerle beraber bu topraklarda yaşayan tüm Müslümanların gurur kaynağı olacağına inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden ayrılmasıyla ilgili süreci de yakından takip ettiklerine değinerek, bu ülkede yaşayan ve çalışan vatandaşların süreçten olumsuz etkilenmemesi için ilgili bakanlıkların temaslarını sürdürdüğünü belirtti. 

Türk vatandaşlarının, Türkiye-Avrupa Birliği ortaklık hukukundan kaynaklanan haklarının Brexit sonrasında da geriye gitmemesine önem verdiklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Krallık makamlarıyla bu konuda yakın iş birliğini sürdüreceklerini dile getirdi.

Son dönemde Avrupa genelinde ırkçılık, ayrımcılık, antisemitizm ve İslam düşmanlığının da arttığına işaret eden Erdoğan, “Aşırı sağcı hareketlerin hedefinde çoğunlukla Müslümanlar ve Türk toplumu bulunuyor. Son Avrupa Parlamentosu seçimleri, Avrupa’da kimlik siyasetinin giderek baskın hale gelmekte olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bunda şüphesiz tarihi ön yargıların rolü büyüktür. Medya ve kimi siyasetçiler de sorumsuz açıklamalarıyla bu ön yargıları derinleştirmiştir.” diye konuştu.

Recep Tayyip Erdoğan, yükselen İslam düşmanlığının sadece Türk vatandaşlarını değil, tüm Batı dünyasının sorunu olduğunu ifade etti.

Kültürel ırkçılık dalgasından herkesin olumsuz etkilendiğini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Kısa süre önce Londra Metrosu’nda Musevi baba ve evladını hedef alan tacize Libyalı Müslüman bir hanım kardeşimizin verdiği cesur tepki, bu gerçeği bir kez daha ortaya koymuştur. Neonazi örgütler, bugün insanlık için, insanlığın barış, huzur ve geleceği için en az DEAŞ kadar, PKK kadar tehlikelidir. DEAŞ, El Kaide gibi örgütlere karşı sergilenen kararlılık, muhakkak bu yapılara karşı da gösterilmelidir. Bu problemi görmezden gelmenin, hafife almanın, çok daha kötüsü kısa vadeli siyasi kazanımlar uğruna büyütüp beslemenin hiç kimseye faydası yoktur, olmayacaktır.”

Türkiye’nin her platformda ırkçı akımlara ve nefret söylemlerine karşı tepkisini ortaya koyduğunu, vatandaşlarının hakkını korumak için tüm kurumlarla hem sahada, hem masada çalışmalarını sürdürdüğü bilgisini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşların da demokrasinin ve hukukun imkanlarını sonuna kadar kullanarak, bu mücadeleye destek vermelerini beklediklerini söyledi.

“PKK-YPG’li teröristler ile FETÖ’cü alçaklara meydanı bırakmamanızı istiyoruz”

Erdoğan, Türkiye’nin terör örgütleriyle mücadelesi konusunda da şu bilgileri verdi:

 “Sizlerden, bu ülkedeki özgürlükleri suistimal eden PKK-YPG’li teröristler ile FETÖ’cü alçaklara meydanı bırakmamanızı istiyoruz. Lütfen muhataplarınıza bu ihanet çetelerinin gerçek yüzünü anlatınız. Bu yapılara karşı gösterilen tahammülden, Birleşik Krallık’ta yaşayan bir Türk olarak duyduğunuz rahatsızlığı dile getiriniz. Bu örgütlerin Birleşik Krallık’ın da düşmanı olduğunu, zira terörün millet ya da devlet farkı gözetmeyen ve insanlığı tehdit eden bir bela olduğunu vurgulayınız. Elbette bu süreçte birilerinin bizi çekmek istediği tuzağa asla düşmeyiniz. Terör örgütlerinin fanatizminin, bilhassa da gençlerimizin heyecanını yönlendirmesine lütfen göz yummayınız. Dünyaya örnek olan engin Müslüman hoşgörüsünü hiçbir zaman yitirmeyiniz. Çevremizdeki haksızlıklarla mücadele ederken, hukuk, demokrasi ve meşruiyet zemininden kesinlikle ödün vermeyiniz. Sizler hak ve adaletin sözcüsü olursanız, terör destekçilerinin yalan ve iftiraları boşa çıkacaktır. Türkiye Cumhuriyeti devleti bu çabalarınızda her zaman yanınızdadır.”

Programa katılanlara ve Türkiye’ye desteğini esirgemeyen Birleşik Krallık’a teşekkür eden Recep Tayyip Erdoğan, NATO Liderler Zirvesi’nin Türkiye ve tüm dünya için barış ve hayırlara vesile olmasını diledi.

Haber

Akar: 150 saatin sonunda tekrar değerlendirip gereğini yaparız

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Soçi’deki mutabakat kapsamında sahadaki uygulamanın planlandığı gibi gittiğini belirterek, “Saat konusunda da Ruslarla anlaştık, 150 saat dedik. 29 Ekim saat 18.00’de bitiyor. O zamana kadar olayları yakinen takip ediyoruz. Ondan sonraki durumu tekrar değerlendirip gereğini yapacağız.” dedi.

Akar, NATO Savunma Bakanları Toplantısı’nın ardından Türkiye’nin NATO Daimi Temsilciliği’nde gazetecilerle bir araya geldi, soruları yanıtlayıp açıklamalarda bulundu.

Terörle mücadelenin kararlılıkla devam ettiğini, hedeflerinde sadece teröristlerin olduğunu dile getiren Akar, “Bizim hedefimiz sadece ve sadece teröristler var. Kürtler bizim kardeşimiz. Hiçbir ayrımız gayrımız yok.” diye konuştu.

Özellikle batı medyasında yer alan yalan haberlere, dezenformasyona dikkati çeken Akar, “Batı medyasında biz ‘PKK/YPG’ dediğimiz zaman, ‘teröristler’ dediğimiz zaman ‘Türkler Kürtlere operasyon yapacaklar’ diyorlar. Böyle bir şey söz konusu değil. Biz girdik Tel Abyad’a, Rasulayn’a girdik. Orada Araplar var, Kürtler, Aramiler, Süryaniler var. Birçok etnik gruptan insan var. Hiçbirine karşı problemimiz yok. Onların hepsinin canı, malı bizim garantimiz, teminatımız altında. Onların korunması, kollanması bizim için onur meselesi, bunun herkes tarafından bilinmesi lazım.” ifadelerini kullandı.

“Bütün kurallara uyuldu”

Terör örgütü PKK/YPG’nin zulmünden kaçan binlerce insanın topraklarını, evlerini terk etmek zorunda kaldığını anımsatan Akar, şunları söyledi:

“Bu bölgelerde binlerce insan çeşitli yerlere gitti. Bunların 300 bini Irak’a gitti, 400 bin Kürt kardeşimiz de Türkiye’ye geldi. Güvenli Bölge meselesi hallolduğu zaman bu kardeşlerimizden de kendi topraklarına, evlerine dönecekler. PKK/YPG oradaki yerel halka çok büyük zulmetti. Yaklaşık 1,5 milyon Kürt kardeşimiz evlerinden, yerlerinden oldu. Oradaki diğer grupların, halkın dillerine dahi karıştılar. Yasaklar koydular, çocukları zorla silah altına almaya çalıştılar, haraç almaya kalktılar. Dolayısıyla her türlü baskı, zulüm yapıldı. Bunun için biz oraya kolaylıkla girdik. Yani Tel Abyad’a Rsulayn’a kolaylıkla girdik, çünkü oradaki insanlar gerçekten TSK unsurlarını kucakladılar ve onları bağırlarına bastılar.”

Diğer harekatlarda olduğu gibi Barış Pınarı Harekatı’nda da bütün uluslararası hukuka, kurallara adım adım uyduklarını vurgulayan Akar, “Çok açık ve son derece şeffaf bir operasyon uygulandı.” dedi.

Güvenli Bölge tesisine yönelik ABD ile yapılan görüşmeleri anımsatan Akar, “Birçok konuda mutabık kalmamıza rağmen nihai noktada mutabakat sağlanamadı. Gördük ki her geçen gün karşımızdaki bize tehdit olan YPG’li teröristler güçlenmekteydi. Bunu engellememiz, buna karşı tedbir almamız lazımdı.” diye konuştu.

Barış Pınarı Harekatı’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın direktifleri doğrultusunda 9 Ekim’de başladığı anımsatan Akar, şu açıklamalarda bulundu:

“17 Ekim’de ABD’lilerle yaptığımız görüşme sonrasında duraklama oldu, ‘Biz bunları çıkaracağız.’ dediler. 22 Ekim’de bize ‘çıkardıklarını’ söylediler, yazılı-sözlü bir şekilde bunu beyan ettiler. Biz de kendilerine harekatın bu aşamada beklemede olduğunu, durdurulduğunu söyledik. Dolayısıyla biz hakikaten uluslararası kurallara, müttefiklik ruhuna, ittifak içindeki rolümüze uygun, sorumluluklarımızla ilgili yapabileceğimizin hepsini yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Terörle, teröristle mücadele konusunda bizim yalnız bırakıldığımızı söylemek yanlış olmayacak.”

“Hiçbir şekilde kabul etmiyoruz”

Türkiye’nin uluslararası hukuktan, sözleşmelerden kaynaklanan haklarını, meşru müdafaa hakkını kullandığını dile getiren Akar, şunları kaydetti:

“Birtakım ifadeler kullanılıyor, iddialar çıkıyor basında, ‘etnik temizlik…’ Biz bunu hiçbir şekilde kabul etmiyoruz. Bizde böyle bir şey yok. Etnik temizlik bu kadar kolay kullanılacak bir laf değil. Gerçekle tamamen uzak, gerçekle hiç alakası olmayan bir şekilde bunların konuşulması, yazılması çizilmesi gerçekten hiçbir şekilde ahlaki değil. Gerçeklerle hiç alakası olmayan tamamen yalan, iftira bir iddiadır bu. Böyle bir şey yok. Arazi orada, alan orada, her şey açık. Kim gelmek istiyorsa gelsinler götürelim, bakalım inceleyelim orada böyle bir şey var mı? Kimyasal silah kullanılmış mı, bakalım. Bazı kavramlar, çok ağır kavramlar çok enteresan şekilde kolaylıkla kullanılmakta, bu hiç uygun değil. Bizim buradaki yaptığımız çalışma ülkemizin, milletimizin, aynı zamanda oradaki Suriyeli kardeşlerimizin hak ve menfaatinin korunması için.”

Diğer harekatlarda olduğu gibi Barış Pınarı Harekatı’nda da başta kuvvet kullanımı olmak üzere harekatın tüm boyutlarında uluslararası çatışma hukuku başta olmak üzere, insani hukuk, uluslararası hukuka tamamen riayet edildiğini vurgulayan Akar, “Bugün ortaya çıkan bir devlet değiliz, binlerce yıllık bizim tarihimiz var binlerce yıllık tarihimizden gelen milli, manevi, mesleki değerlerimiz var. Tamamen bunlarla alakalı yapmamız gereken nelerse bunlar bizim boynumuza borç, bunlar bizim sorumluluğumuz. Bunlara göre bütün çalışmalarımızı yaptık, yapmaya devam ediyoruz.” dedi.

Anadolu Ajansına teşekkür

Barış Pınarı Harekatı sırasındaki ortaya atılan asılsız iddialara, dezenformasyonlara dikkati çeken Akar, yalan fotoğrafların tespit edilerek doğruların anlatıldığı haberlerinden dolayı Anadolu Ajansına (AA) teşekkür etti.

Sadece masum insanlara karşı değil çevreye, tarihi, dini yapılara karşı da gerek harekatın planlamasında gerekse icrasında hiçbir ülkenin göstermediği hassasiyeti gösterdiklerini vurgulayan Akar, “Bizim için çevre, masum insanlar, dini yapılar, tarihi yapılar dokunulmazdır. Harekatın gecikmesi pahasına, arkadaşlarımıza bazı güçlükler getirmesi pahasına bu konuda ilkeli davranmaya devam ediyoruz.” ifadesini kullandı.

“Süre 29 Ekim saat 18.00’de bitiyor”

Hem Tel Abyad’da hem Rasulayn’da insani yardım faaliyetlerinin, sağlık yardımlarının yoğun bir şekilde başladığına işaret eden Akar, “Oradaki Suriyeli kardeşlerimizin ihtiyacı ne ise bunları en iyi şekilde yerine getirmek için gayret gösteriyoruz.” diye konuştu.

Tel Abyad ve Rasulayn’ın doğusu ve batısındaki terör hedeflerine yönelik Soçi’de sağlanan mutabakatı hatırlatan Akar, “30 kilometre güneye doğru, oradaki teröristleri, YPG’yi çıkaracaklar. Saat konusunda da Ruslarla anlaştık, 150 saat dedik. 29 Ekim saat 18.00’de bitiyor. O zamana kadar olayları yakinen takip ediyoruz. Ondan sonraki durumu tekrar değerlendirip gereğini yapacağız.” dedi.

Soçi’deki mutabakatla ilgili sahadaki uygulamanın sorulması üzerine de “Gayet normal, planlandığı gibi gidiyor.” karşılığını verdi. Akar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz ülkemizin güneyinde hudutlarımızın ve halkımızın güvenliği, bakımından, savunması bakımından hiçbir şekilde bir terör koridoruna izin vermeyeceğiz. Bunun için gereken ne ise bugüne kadar yaptık bundan sonra yapmaya devam edeceğiz. En başlangıçtan beri söylüyoruz ülkemize içeriden ve dışarıdan etki eden en son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar bu mücadele devam edecek. İnşallah milletimizi halkımızı asil milletimizi bu terör belasından kurtaracağız.”

Almanya’nın “Güvenli Bölge” teklifi

Güvenli Bölge’ye yönelik Almanya’dan gelen teklife de değinen Akar, şunları söyledi:

“Sayın Bakan ile bir görüşmemiz oldu. Bu konuda sayın Bakan’a teferruatlı bir şekilde bu konu ortaya getirilirse biz bunları bu kapsamda değerlendireceğimizi, çalışacağımızı ifade ettik. Başından beri sayın Cumhurbaşkanımız bunu BM başta olmak üzere birçok vesileyle gündeme getirdiler. Güvenli Bölge ile ilgili gerek güvenlik gerekse buranın ihyası, yeniden yapılanması konusunda bütün liderlerle konuşmalarında sayın Cumhurbaşkanımız onları davet ettiler. Bu konu konuşulabilecek bir konu, konuşulabilir. Gelsinler, önce teklifi tam olarak anlayalım, nedir, ne değildir. Bu teklifle birlikte sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yaptığımız çalışma ile uyumu, birleştirilmesi konusunda da faaliyetlerimizi sürdürebilir, değerlendirmemizi tamamlayabiliriz.”

Bir tarafta Barış Pınarı’ndaki faaliyetlerin devam ettiğini, diğer tarafta ABD ve Rusya ile mutabakatların olduğunu, Irak’ın kuzeyinde terörle mücadelenin sürdüğünü aktaran Akar, “Bu çalışmaların yanı sıra İspanya’nın ülkemizde görev yapmakta olan Patriot bataryasının süresini bir yıl daha uzatmasını da biz memnuniyetle karşıladık.” dedi.

Haber

Çavuşoğlu milletvekillerini Barış Pınarı Harekatı hakkında bilgilendirdi

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Mithat Sancar başkanlığında toplandı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Genel Kurulda, 9 Ekim’de başlayan Barış Pınarı Harekatı hakkında milletvekillerini bilgilendirdi.

Çavuşoğlu, Suriye’de 9 yıldır devam eden ve yüz binlerce Suriyelinin hayatını kaybetmesine, milyonlarcasının yerinden edilmesine yol açan ihtilafın menfi etkilerini en ön saflarda göğüsleyen ülkenin Türkiye olduğunu söyledi.

Suriye halkının meşru beklentileri ve BM Güvenlik Konseyi’nin kararı temelinde muteber bir siyasi çözüme bir an önce ulaşılması için ilk günden beri yoğun çaba harcadıklarını belirten Çavuşoğlu, Suriye ihtilafının askeri yollarla çözümünü külliyen reddettiklerini vurguladı.

Çavuşoğlu, tıkanmış durumdaki siyasi sürecin ilerletilmesinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde izledikleri dirayetli, kararlı girişimlerle mümkün kılınabildiğini kaydetti.

“Bir tek sivilin burnu kanamaması anlayışı”
Bakan Çavuşoğlu, BM ve garantörü oldukları Suriye muhalefetiyle istişarelerle, Astana Platformu’nun içinde 1,5 yılı aşkın bir süredir sarf ettikleri yoğun çabaların, geçen Eylül’de nihayet meyvesini verdiğini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ev sahipliğinde 16 Eylül 2019’da Ankara’da gerçekleştirdikleri Üçlü Zirve’de, Suriye’de serbest ve adil seçimlerin önünü açacak uygun ortamın yaratılmasında kritik bir eşiğin aşıldığını belirten Çavuşoğlu, Anayasa Komitesi’nin üyeleri üzerinde mutabakat sağlandığını anımsattı.

Türkiye’nin, komşusu Suriye’deki siyasi çözüm sürecine olan desteğini önümüzdeki dönemde de artırarak sürdüreceğini bildiren Çavuşoğlu, Anayasa Komitesinin, 30 Ekim’de Cenevre’de ilk toplantısını gerçekleştireceğini aktardı.

Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Buna mukabil, Suriye’de siyasi çözüme yönelik arayışlarımız terörle mücadelemizin alternatifi ya da karşıtı değildir. Türkiye, ulusal güvenliğine tehdit oluşturan tüm terör örgütleriyle, tehdidin kaynağında ve ön alıcı bir vizyonla mücadelede kararlıdır. Ülkemiz, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatlarıyla 4 bin kilometrekareyi aşan bir alanda DEAŞ ve PKK/PYD/YPG terörüyle mücadele etmiş ve bu bölgeleri terör örgütlerinden arındırmıştır. Şanlı Türk ordusu, Suriye’de 3 binden fazla, Irak dahil toplamda 4 bin DEAŞ teröristini göğüs göğüse çarpışarak etkisizleştirmiştir. Tüm dünya DEAŞ’la mücadeleyi terörist-sivil ayrımı gözetmeden Suriye ve Irak şehirlerine havadan bomba yağdırmak olarak algılarken, biz tek bir sivilin burnu kanamaması anlayışıyla arazide adım adım, hatta santim santim ilerleyerek mücadelemizi sürdürdük.

Bir örnek vermek istiyorum; DEAŞ ile Mücadele Uluslararası Koalisyonu’nun, havadan attığı bombalar sonucunda en az bin 335 sivil ölmüştür, bu kendi raporlarında var. Müttefiklerimiz terörle mücadeleyi başka terör örgütlerine ihale ederken, Türkiye olarak kararlı tutumumuzdan taviz vermedik. Biz, terör örgütleri arasında seçmece yaklaşımları, terör örgütlerini taşeron olarak kullanmayı asla kabul etmedik. Her türlü zorluğa rağmen Suriye’de meşru, adil, ahlaki değerler temelinde ve sürdürülebilir bir terörle mücadele stratejisini bugüne kadar uyguladık.”

“Oyunu bozduk”
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Fırat’ın batısından sınırlarına yönelik DEAŞ ve PYD/YPG/ PKK tehdidini kendi imkanlarıyla önemli ölçüde bertaraf ettiklerini vurguladı.

Çavuşoğlu, bu bölgelerde altyapı-üstyapı ve insani hizmetlerin sağlanmasında ilgili kuruluşlarının büyük gayret gösterdiğini, bunun sonucunda bugüne kadar 360 binden fazla Türkiye’deki Suriyeli kardeşlerinin, bu bölgelere güvenli şekilde geri döndüğünü, orada da gereken desteği verdiklerini anlattı.

Fırat’ın batısında milli güvenliklerine yönelen terörün beli kırılırken, Fırat’ın doğusunda PYD/YPG terör örgütünün, müttefiklerinin desteğiyle giderek güçlendiğini belirten Çavuşoğlu, “Hatta bir terör devleti oluşturmaktaydı. Bugün bazı ülke ve çevrelerin Barış Pınarı Operasyonu’ndan çok rahatsız olmasının nedenini gayet iyi biliyoruz. Burada bir terör devleti kurmak istiyorlardı. En çok tepki gösteren ülkelere bakın, başta Fransa olmak üzere, amaçları burada bir terör örgütü kurmaktı. Bunun için sahada ve komşu bölgelerde de çok ciddi çalışmalar yaptı. Bize bu kadar saldırmalarının nedeni de bu oyunu bozmamızla beraber yaşadıkları hayal kırıklığıdır.” dedi.

“Yüzlerce hasmane eyleme maruz kaldık”
Son iki yılda, gerek Fırat’ın doğusunda Türkiye topraklarına gerek Münbiç üzerinden Fırat’ın batısındaki unsurlarına yönelik devlet ve millet olarak yüzlerce taciz, saldırı ve hasmane eyleme maruz kaldıklarına işaret eden Çavuşoğlu, sınır boylarında uzanan PYD/YPG tünelleriyle topraklarına sadece patlayıcı ve mühimmat değil, teröristlerin de kaçırıldığını belirtti.

Çavuşoğlu, Fırat’ın doğusundaki kamplarda eğitilen teröristlerin, topraklarında eylem arayışına girdiğini, güvenlik güçlerinin üstün ve takdire şayan çabaları sayesinde bu terör eylemlerinin çoğunu önleyebildiklerini belirtti.

PYD/YPG’nin, Suriye’deki saldırılarını da sürdürdüğüne değinen Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Afrin’de, Cerablus’ta, Çobanbey’de, Tel Rifat’ta sivilleri katletti. Bütün sivilleri sürgüne gönderdiler. PYD/YPG, DEAŞ’la doğrudan anlaşmaktan da hiçbir zaman çekinmedi. Rakka’da, DEAŞ’la vardığı mutabakat çerçevesinde yüzlerce DEAŞ militanı, elini kolunu sallayarak otobüslerle tahliye edildi ve YPG’liler bu otobüslerin temin edilmesini de sağladı. Elinde tuttuğu DEAŞ’lıları Türkiye’de terör eylemi yapmaları karşılığında serbest bırakmakla kalmadı; onların cebine harçlık da verdi. DEAŞ’lıların bize saldırması için YPG/ PKK terör örgütü, para verdi. Bu terör örgütü, PYD/YPG palazlandıkça terör ve baskının boyutunu artırdı. Sadece Arap, Kürt, Hıristiyan ve Türkmen gençleri değil, çocukları da zorla silah altına aldı. Kendine muhalefet eden Suriyeli Kürt aydın ve siyasetçiler başta, yerel şahsiyetleri öldürdü, katletti, işkenceden geçirdi, sindirdi, sürgüne gönderdi. Bugün Türkiye’de 350 binden fazla Suriyeli Kürt kardeşimiz var. Madem oralarda YPG var, madem YPG Kürtlerin hakkını savunuyor, bu 350 binden fazla Suriyeli Kürt kardeşimiz buralara neden dönmüyor?

Bugün YPG’ye destek veren ülkelere, ‘Hiç bunlarla gidip konuştunuz mu?’ diyoruz, ‘Hayır, konuşmadık’ diyorlar. Çünkü onların derdi başka. Onlarca Arap köyü ve şehri, PYD/YPG’nin etnik temizlik operasyonları neticesinde 1000 yıllık tarihsel dokularını ve demografik yapılarını kaybetti. Üçte ikisinde Arapların çoğunlukta olduğu bölge, bir avuç teröristin demografik mühendislik oyunlarına ve inisiyatifine terk edildi. En az 1 milyon insan yerinden edildi. Arap kökenli çocukların anadillerinde eğitim almaları engellendi. Yerel halk, Rakka’da, Deyrezzor’da, Tel Abyad’da, Haseke’de maalesef bu terör örgütünün zulmüne karşı ayaklandığında bu terör örgütü, otomatik silahlarla o insanları taradı. PYD/YPG terör örgütü, insanlığa karşı suç tanımında ne varsa hepsini hayata geçirdi. İşledikleri bu suçlar, Birleşmiş Milletlerin raporlarında var, Amnesty ve Human Rights Watch gibi uluslararası insan hakları kuruluşları tarafından da kayda geçirildi.”

“Hiçbir yaptırım veya tehdit kabul edilemez”
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “Varoluşsal milli güvenlik menfaatlerimizin korunması söz konusu iken diğer bütün mülahazalar teferruattır. Böyle bir zamanda nereden gelirse gelsin hiçbir yaptırım veya tehdit kabul edilemez ve bizim kararlılığımızı etkilemez.” dedi.

Kaynak: AA