Haber

SETBİR Başkanı Tezel’den KDV oranlarının gözden geçirilmesi talebi

Türkiye süt ve kırmızı et sektörlerinde 2020 yılı değerlendirmesi ve 2021 yılı beklentilerine ilişkin açıklama yapan Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) Başkanı Tarık Tezel, Ulusal Süt Konseyinin (USK) bir litre soğutulmuş yüzde 3,6 yağlı ve yüzde 3,2 proteinli çiğ sütün tavsiye fiyatını yüzde 22 artırarak 2,80 lira olarak belirlemesine rağmen, yurdun önemli bölümünde USK fiyatlarının üzerinde soğutma ve toplama bedeli talep edildiğini, bunun da yılın henüz başında önemli bir belirsizliğe neden olduğunu ifade etti.

TÜİK sepetine göre, süt, yoğurt, beyaz peynir, kaşar peyniri, krem peynir, tereyağı ve ayran gibi temel süt ürünlerinin 2020 yılı sonundaki fiyatlarında, yılın başına göre kayda değer bir değişim olmadığının görüldüğüne işaret eden Tezel, “2020 yılının koronavirüs salgını koşullarında, yüksek seyreden döviz kurları ve bunun etkisi ile elektrik, doğal gaz, işçilik, ambalaj başta olmak üzere tüm işletme maliyetlerinde yaşanan artışa karşılık sanayici, ürünlerine zam yapmayarak bütün bu maliyeti göğüsledi.” değerlendirmesinde bulundu.

“Süt ürünleri ihracatı artacak”

Aşı uygulamalarından ümit edilen sonuçların alınması halinde yılın özellikle ikinci yarısı için ümitli olduklarını bildiren Tezel, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Hayalperest olmadan ama ümitsizliğe de kapılmadan işlerimizi geliştirmek, istihdama, üretime, yatırıma fırsatlar yaratmak zorundayız. Tüm bunları dikkate alarak çiğ süt üretiminin 2021 yılında yüzde 4 artacağını tahmin ediyoruz. COVID-19’un kontrol altına alınması ile 2021 yılının ikinci çeyreğinden itibaren süt ürünleri ihracatımızın yeniden 2019 seviyelerine geleceğini öngörüyoruz. Bu kapsamda verilecek ihracat desteklemeleri de elimizi güçlendirecektir. 2021 yılında tüketici fiyatlarının desteklenmesi, artan kayıt dışı oranının düşürülmesi, sektörde haksız rekabetin önlenerek, işini yasalara uygun yapanların desteklenmesi ve vergi kayıplarının önüne geçilebilmesi için süt ve süt ürünlerinde KDV oranlarının sıfırlanması önerimizin değerlendirilmesini bekliyoruz.”​​​​​​​

Tezel, ette de COVID-19 nedeniyle ev tüketiminin artması dolayısıyla paketli ürünler pazarında bir büyüme olduğuna işaret ederek, “Bu sene de kırmızı et üretiminin 1 milyon tonun üzerinde olmasını bekliyoruz. Aslında bu miktar artık ülkemiz için bir eşik değer. Kişi başı yıllık kırmızı et tüketiminde 14,5 kilo seviyesine ulaştık.” ifadesini kullandı.

Sektörün finansman sorunu yaşadığını aktaran Tezel, “Dolayısı ile bu döneme özgü de olsa, özellikle temel gıda ürünlerinde KDV oranlarının gözden geçirilmesine ve sanayi üretiminin maliyetlerinin düşürülmesine ve kredi maliyetlerine yönelik temel tedbirlere ihtiyaç var.” değerlendirmesinde bulundu.

Haber

Ekici Peynir CEO’su Burçin Ekici: Tüketici muhafazakar ithal peynir bizi sarsmaz

MEHMET KARA

Venezuela’dan peynir ithalatına izin verileceğine dair karar üzerine Türkiye’nin tarım ve hayvancılık ürünlerinde kendi kendine yeterliliği yoğun şekilde tartışıldı. Peki bu ithalat Türkiye peynir sektörünü ne ölçüde etkiler? Türkiye peynir sektörünün önde gelen oyuncularından Ekici Peynir’in CEO’su Burçin Ekici ile salgınla mücadele sürecinde sektörde yaşananları, şirketin faaliyet ve hedeflerini konuştuk.

➤ Peynir ve süt fiyatları son bir yılda nasıl bir seyir izledi?

Süt fiyatlarına en son zam Kasım 2019’da geldi. Sonra herhangi bir artış olmadı. Dolayısıyla peynir fiyatlarında da bir değişiklik olmadı.

➤ Yılın ilk sekiz ayını nasıl geçirdiniz?

Maalesef tüm dünya için hiç beklemediğimiz gelişmelerin yaşandığı bir yıl oldu. Tüm sektörler salgından olumsuz etkilendi. Ama gıda sektörü diğer sektörlere göre bu konuda biraz daha şanslı. Biraz daha az etkilenen bir sektör. 2020 yılı bizim için güzel geçiyor. Hedeflerimizi tutturma hatta üstüne çıkma yönünde ilerliyoruz.

➤ Hedefleriniz neydi, revizyon yapmanız gerekti mi?

Hedefimiz yüzde 10 artışla 22 bin ton civarında ürün satmak idi. Şu an itibariyle hedeflerimizin üzerinde bir satışla ilerliyoruz. İlk altı aya baktığımızda tonaj bazında satışlarımızı geçen yıla göre yüzde 17 artırdığımızı görüyoruz. Şu an itibariyle hedefleri artırmadık. Ama zaten hiçbir zaman biz koyduğumuz hedefi yakalamakla yetinmiyoruz, hedefleri gerçekleştirip üstüne de çıkmaya çalışıyoruz.

➤ Satışlarınızda yurt içi yurtdışı dengesi nasıl?

Ekici Peynir olarak bizim asıl pazarımız yurt içi. Çok büyük bir oranını, yaklaşık yüzde 95-96’sını yurt içine satıyoruz. Önümüzdeki yıllarda satışlarımız içinde ihracatın oranını artırmayı hedefliyoruz. Bu nedenle ihracat için yeni yapılandırmalara gidiyoruz. Bu yıl, daha önce girmediğimiz yeni ülkelere ürün satışı yaptık. Yani Yemen, Gürcistan ve Sudan gibi yeni pazarlara giriş yaptık. Ama önümüzdeki senelerde ihracata daha fazla ağırlık vermek istiyoruz.

➤ Yurtiçi pazarda coğrafi dağılımınız ne durumda?

Türkiye’nin bütün illerinde varız. Her yere erişebiliyoruz. Perakende kanalı olsun, ulusal zincir marketler kanalı olsun, dijital platformlar olsun her kanalda varız. Bu sene ev dışı tüketim kanalı salgından çok olumsuz etkilendi. Otellerin, okulların, restoranların kapalı kalmasından dolayı geriledi. Ama perakende kanalında ciddi artış gördük.

➤ Salgın süreci iç piyasayı nasıl etkiledi?

Salgın sürecinde özellikle ilk sokağa çıkma yasaklarının olduğu dönemlerde insanlar panikle yüklü alışverişler yaptılar. Tüketici ne olacağını bilemediği için her türlü gıda ürünlerini alıp depoladı. Sonradan ortam rahatlayınca, insanlar dışarı çıkabileceklerini görüp normal davranışlarına döndü. Böylece satışlarımız da genel olarak normale döndü. Ama ev dışı tüketim hâlâ eski seviyelerinde değil tabii.

➤ İthalata izin verilse rekabet gücünüzü zorlayacak bir ortam oluşur mu?

Yurtdışından gelecek süt ürünleri Türk tüketicilerine çok da hitap edebilecek ürünler değil aslına bakarsanız. Klasik beyaz peynirler gibi ürünler yurt dışında yok. Türk tüketicisi peynir konusunda oldukça muhafazakar. İnsanlar yedikleri peyniri pek değiştirmek istemiyor. O yüzden ithalata izin verseler de bu bizleri çok etkilemez. Biz oradan çok fazla etkilenmeyiz.

➤ Peki ithalat yapılsın diyebiliyor musunuz?

Şunu söyleyeyim, Türkiye’nin dışarıdan süt ve süt ürünleri getirmesine ihtiyaç yok. Şu anda hem çiğ süt üreticisi hem de süt mamulü üreticileri, Türkiye’de tüketicinin taleplerini karşılayabilecek durumda. Biz peynir sanayicileri olarak bu alandaki ihtiyacı her zaman olduğu gibi rahatlıkla karşılıyoruz ve karşılamaya devam ederiz.

➤ İthalata ürün çeşitliliği açısından bakılabilir mi, böyle bir ihtiyaç var mı?

İthal peynirleri talep eden bazı tüketiciler de var tabii ki. Türkiye’de ithal peynirlerin pazar payı yaklaşık yüzde 1 civarında. İthal peynir satışlarının çoğu yılbaşına doğru yapılıyor, bunu da biliyoruz.

➤ Peynir pazarında ürün çeşitliliği ne durumda? Var mı yeni ürünler?

Tabii ki peynir çeşitliliğini artırabilmek için çalışmalarımız var. Yeni ürünler üzerinde çalışıyoruz. Hatta son aşamalara geldiğimiz yeni ürünlerimiz var, yakın zamanda piyasaya sunmayı planlıyoruz. Aslına bakarsanız Türkiye’de yaygın ve sık sık görmediğimiz ama yüzlerce yerel peynir çeşidimiz var. Yani peynir çeşitliliğinde zengin bir ülkeyiz.

“Venezuela’dan ithalat ticari ilişkinin parçası”

➤ Venezuela’dan peynir ithalatı yoğun şekilde tartışıldı, ne diyorsunuz?

Venezuela’dan yapılacak peynir ithalatı 1500 ton civarındaydı. Bu da Türkiye peynir sektörünün toplamına bakıldığında çok cüz’i bir miktar sayılır. O yüzden Venezuela’dan yapılacak bu miktardaki ithalat Türkiye peynir sektörünü etkilemez. Ben Venezuela’dan peynir ithalatı konusunun tamamen iki ülke arasındaki ticari ilişkileri geliştirmek için atılan adımların bir parçası olduğunu düşünüyorum. Ama tabii Türkiye süt ve süt ürünleri konusunda, peynir konusunda kendi kendine yeten bir ülke. Özellikle salgın sürecinde ABD ve Avrupa’da gördüğümüz olayları Türkiye’de görmedik. Sütlerin dökülmesi, işlenememesi gibi şeyler yaşamadık. Salgın sürecinde talep arttı ama hiçbir tüketici markete gittiğinde peynirsiz kalmadı. Herkes ürüne ulaştı. Sektör olarak biz tüketicinin taleplerini yerine getirebilecek konumdayız.

Haber

Ekici Peynir CEO’su Burçin Ekici: Tüketici muhafazakar ithal peynir bizi sarsmaz

MEHMET KARA

Venezuela’dan peynir ithalatına izin verileceğine dair karar üzerine Türkiye’nin tarım ve hayvancılık ürünlerinde kendi kendine yeterliliği yoğun şekilde tartışıldı. Peki bu ithalat Türkiye peynir sektörünü ne ölçüde etkiler? Türkiye peynir sektörünün önde gelen oyuncularından Ekici Peynir’in CEO’su Burçin Ekici ile salgınla mücadele sürecinde sektörde yaşananları, şirketin faaliyet ve hedeflerini konuştuk.

➤ Peynir ve süt fiyatları son bir yılda nasıl bir seyir izledi?

Süt fiyatlarına en son zam Kasım 2019’da geldi. Sonra herhangi bir artış olmadı. Dolayısıyla peynir fiyatlarında da bir değişiklik olmadı.

➤ Yılın ilk sekiz ayını nasıl geçirdiniz?

Maalesef tüm dünya için hiç beklemediğimiz gelişmelerin yaşandığı bir yıl oldu. Tüm sektörler salgından olumsuz etkilendi. Ama gıda sektörü diğer sektörlere göre bu konuda biraz daha şanslı. Biraz daha az etkilenen bir sektör. 2020 yılı bizim için güzel geçiyor. Hedeflerimizi tutturma hatta üstüne çıkma yönünde ilerliyoruz.

➤ Hedefleriniz neydi, revizyon yapmanız gerekti mi?

Hedefimiz yüzde 10 artışla 22 bin ton civarında ürün satmak idi. Şu an itibariyle hedeflerimizin üzerinde bir satışla ilerliyoruz. İlk altı aya baktığımızda tonaj bazında satışlarımızı geçen yıla göre yüzde 17 artırdığımızı görüyoruz. Şu an itibariyle hedefleri artırmadık. Ama zaten hiçbir zaman biz koyduğumuz hedefi yakalamakla yetinmiyoruz, hedefleri gerçekleştirip üstüne de çıkmaya çalışıyoruz.

➤ Satışlarınızda yurt içi yurtdışı dengesi nasıl?

Ekici Peynir olarak bizim asıl pazarımız yurt içi. Çok büyük bir oranını, yaklaşık yüzde 95-96’sını yurt içine satıyoruz. Önümüzdeki yıllarda satışlarımız içinde ihracatın oranını artırmayı hedefliyoruz. Bu nedenle ihracat için yeni yapılandırmalara gidiyoruz. Bu yıl, daha önce girmediğimiz yeni ülkelere ürün satışı yaptık. Yani Yemen, Gürcistan ve Sudan gibi yeni pazarlara giriş yaptık. Ama önümüzdeki senelerde ihracata daha fazla ağırlık vermek istiyoruz.

➤ Yurtiçi pazarda coğrafi dağılımınız ne durumda?

Türkiye’nin bütün illerinde varız. Her yere erişebiliyoruz. Perakende kanalı olsun, ulusal zincir marketler kanalı olsun, dijital platformlar olsun her kanalda varız. Bu sene ev dışı tüketim kanalı salgından çok olumsuz etkilendi. Otellerin, okulların, restoranların kapalı kalmasından dolayı geriledi. Ama perakende kanalında ciddi artış gördük.

➤ Salgın süreci iç piyasayı nasıl etkiledi?

Salgın sürecinde özellikle ilk sokağa çıkma yasaklarının olduğu dönemlerde insanlar panikle yüklü alışverişler yaptılar. Tüketici ne olacağını bilemediği için her türlü gıda ürünlerini alıp depoladı. Sonradan ortam rahatlayınca, insanlar dışarı çıkabileceklerini görüp normal davranışlarına döndü. Böylece satışlarımız da genel olarak normale döndü. Ama ev dışı tüketim hâlâ eski seviyelerinde değil tabii.

➤ İthalata izin verilse rekabet gücünüzü zorlayacak bir ortam oluşur mu?

Yurtdışından gelecek süt ürünleri Türk tüketicilerine çok da hitap edebilecek ürünler değil aslına bakarsanız. Klasik beyaz peynirler gibi ürünler yurt dışında yok. Türk tüketicisi peynir konusunda oldukça muhafazakar. İnsanlar yedikleri peyniri pek değiştirmek istemiyor. O yüzden ithalata izin verseler de bu bizleri çok etkilemez. Biz oradan çok fazla etkilenmeyiz.

➤ Peki ithalat yapılsın diyebiliyor musunuz?

Şunu söyleyeyim, Türkiye’nin dışarıdan süt ve süt ürünleri getirmesine ihtiyaç yok. Şu anda hem çiğ süt üreticisi hem de süt mamulü üreticileri, Türkiye’de tüketicinin taleplerini karşılayabilecek durumda. Biz peynir sanayicileri olarak bu alandaki ihtiyacı her zaman olduğu gibi rahatlıkla karşılıyoruz ve karşılamaya devam ederiz.

➤ İthalata ürün çeşitliliği açısından bakılabilir mi, böyle bir ihtiyaç var mı?

İthal peynirleri talep eden bazı tüketiciler de var tabii ki. Türkiye’de ithal peynirlerin pazar payı yaklaşık yüzde 1 civarında. İthal peynir satışlarının çoğu yılbaşına doğru yapılıyor, bunu da biliyoruz.

➤ Peynir pazarında ürün çeşitliliği ne durumda? Var mı yeni ürünler?

Tabii ki peynir çeşitliliğini artırabilmek için çalışmalarımız var. Yeni ürünler üzerinde çalışıyoruz. Hatta son aşamalara geldiğimiz yeni ürünlerimiz var, yakın zamanda piyasaya sunmayı planlıyoruz. Aslına bakarsanız Türkiye’de yaygın ve sık sık görmediğimiz ama yüzlerce yerel peynir çeşidimiz var. Yani peynir çeşitliliğinde zengin bir ülkeyiz.

“Venezuela’dan ithalat ticari ilişkinin parçası”

➤ Venezuela’dan peynir ithalatı yoğun şekilde tartışıldı, ne diyorsunuz?

Venezuela’dan yapılacak peynir ithalatı 1500 ton civarındaydı. Bu da Türkiye peynir sektörünün toplamına bakıldığında çok cüz’i bir miktar sayılır. O yüzden Venezuela’dan yapılacak bu miktardaki ithalat Türkiye peynir sektörünü etkilemez. Ben Venezuela’dan peynir ithalatı konusunun tamamen iki ülke arasındaki ticari ilişkileri geliştirmek için atılan adımların bir parçası olduğunu düşünüyorum. Ama tabii Türkiye süt ve süt ürünleri konusunda, peynir konusunda kendi kendine yeten bir ülke. Özellikle salgın sürecinde ABD ve Avrupa’da gördüğümüz olayları Türkiye’de görmedik. Sütlerin dökülmesi, işlenememesi gibi şeyler yaşamadık. Salgın sürecinde talep arttı ama hiçbir tüketici markete gittiğinde peynirsiz kalmadı. Herkes ürüne ulaştı. Sektör olarak biz tüketicinin taleplerini yerine getirebilecek konumdayız.

Haber

Ekici Peynir CEO’su Burçin Ekici: Tüketici muhafazakar ithal peynir bizi sarsmaz

MEHMET KARA

Venezuela’dan peynir ithalatına izin verileceğine dair karar üzerine Türkiye’nin tarım ve hayvancılık ürünlerinde kendi kendine yeterliliği yoğun şekilde tartışıldı. Peki bu ithalat Türkiye peynir sektörünü ne ölçüde etkiler? Türkiye peynir sektörünün önde gelen oyuncularından Ekici Peynir’in CEO’su Burçin Ekici ile salgınla mücadele sürecinde sektörde yaşananları, şirketin faaliyet ve hedeflerini konuştuk.

➤ Peynir ve süt fiyatları son bir yılda nasıl bir seyir izledi?

Süt fiyatlarına en son zam Kasım 2019’da geldi. Sonra herhangi bir artış olmadı. Dolayısıyla peynir fiyatlarında da bir değişiklik olmadı.

➤ Yılın ilk sekiz ayını nasıl geçirdiniz?

Maalesef tüm dünya için hiç beklemediğimiz gelişmelerin yaşandığı bir yıl oldu. Tüm sektörler salgından olumsuz etkilendi. Ama gıda sektörü diğer sektörlere göre bu konuda biraz daha şanslı. Biraz daha az etkilenen bir sektör. 2020 yılı bizim için güzel geçiyor. Hedeflerimizi tutturma hatta üstüne çıkma yönünde ilerliyoruz.

➤ Hedefleriniz neydi, revizyon yapmanız gerekti mi?

Hedefimiz yüzde 10 artışla 22 bin ton civarında ürün satmak idi. Şu an itibariyle hedeflerimizin üzerinde bir satışla ilerliyoruz. İlk altı aya baktığımızda tonaj bazında satışlarımızı geçen yıla göre yüzde 17 artırdığımızı görüyoruz. Şu an itibariyle hedefleri artırmadık. Ama zaten hiçbir zaman biz koyduğumuz hedefi yakalamakla yetinmiyoruz, hedefleri gerçekleştirip üstüne de çıkmaya çalışıyoruz.

➤ Satışlarınızda yurt içi yurtdışı dengesi nasıl?

Ekici Peynir olarak bizim asıl pazarımız yurt içi. Çok büyük bir oranını, yaklaşık yüzde 95-96’sını yurt içine satıyoruz. Önümüzdeki yıllarda satışlarımız içinde ihracatın oranını artırmayı hedefliyoruz. Bu nedenle ihracat için yeni yapılandırmalara gidiyoruz. Bu yıl, daha önce girmediğimiz yeni ülkelere ürün satışı yaptık. Yani Yemen, Gürcistan ve Sudan gibi yeni pazarlara giriş yaptık. Ama önümüzdeki senelerde ihracata daha fazla ağırlık vermek istiyoruz.

➤ Yurtiçi pazarda coğrafi dağılımınız ne durumda?

Türkiye’nin bütün illerinde varız. Her yere erişebiliyoruz. Perakende kanalı olsun, ulusal zincir marketler kanalı olsun, dijital platformlar olsun her kanalda varız. Bu sene ev dışı tüketim kanalı salgından çok olumsuz etkilendi. Otellerin, okulların, restoranların kapalı kalmasından dolayı geriledi. Ama perakende kanalında ciddi artış gördük.

➤ Salgın süreci iç piyasayı nasıl etkiledi?

Salgın sürecinde özellikle ilk sokağa çıkma yasaklarının olduğu dönemlerde insanlar panikle yüklü alışverişler yaptılar. Tüketici ne olacağını bilemediği için her türlü gıda ürünlerini alıp depoladı. Sonradan ortam rahatlayınca, insanlar dışarı çıkabileceklerini görüp normal davranışlarına döndü. Böylece satışlarımız da genel olarak normale döndü. Ama ev dışı tüketim hâlâ eski seviyelerinde değil tabii.

➤ İthalata izin verilse rekabet gücünüzü zorlayacak bir ortam oluşur mu?

Yurtdışından gelecek süt ürünleri Türk tüketicilerine çok da hitap edebilecek ürünler değil aslına bakarsanız. Klasik beyaz peynirler gibi ürünler yurt dışında yok. Türk tüketicisi peynir konusunda oldukça muhafazakar. İnsanlar yedikleri peyniri pek değiştirmek istemiyor. O yüzden ithalata izin verseler de bu bizleri çok etkilemez. Biz oradan çok fazla etkilenmeyiz.

➤ Peki ithalat yapılsın diyebiliyor musunuz?

Şunu söyleyeyim, Türkiye’nin dışarıdan süt ve süt ürünleri getirmesine ihtiyaç yok. Şu anda hem çiğ süt üreticisi hem de süt mamulü üreticileri, Türkiye’de tüketicinin taleplerini karşılayabilecek durumda. Biz peynir sanayicileri olarak bu alandaki ihtiyacı her zaman olduğu gibi rahatlıkla karşılıyoruz ve karşılamaya devam ederiz.

➤ İthalata ürün çeşitliliği açısından bakılabilir mi, böyle bir ihtiyaç var mı?

İthal peynirleri talep eden bazı tüketiciler de var tabii ki. Türkiye’de ithal peynirlerin pazar payı yaklaşık yüzde 1 civarında. İthal peynir satışlarının çoğu yılbaşına doğru yapılıyor, bunu da biliyoruz.

➤ Peynir pazarında ürün çeşitliliği ne durumda? Var mı yeni ürünler?

Tabii ki peynir çeşitliliğini artırabilmek için çalışmalarımız var. Yeni ürünler üzerinde çalışıyoruz. Hatta son aşamalara geldiğimiz yeni ürünlerimiz var, yakın zamanda piyasaya sunmayı planlıyoruz. Aslına bakarsanız Türkiye’de yaygın ve sık sık görmediğimiz ama yüzlerce yerel peynir çeşidimiz var. Yani peynir çeşitliliğinde zengin bir ülkeyiz.

“Venezuela’dan ithalat ticari ilişkinin parçası”

➤ Venezuela’dan peynir ithalatı yoğun şekilde tartışıldı, ne diyorsunuz?

Venezuela’dan yapılacak peynir ithalatı 1500 ton civarındaydı. Bu da Türkiye peynir sektörünün toplamına bakıldığında çok cüz’i bir miktar sayılır. O yüzden Venezuela’dan yapılacak bu miktardaki ithalat Türkiye peynir sektörünü etkilemez. Ben Venezuela’dan peynir ithalatı konusunun tamamen iki ülke arasındaki ticari ilişkileri geliştirmek için atılan adımların bir parçası olduğunu düşünüyorum. Ama tabii Türkiye süt ve süt ürünleri konusunda, peynir konusunda kendi kendine yeten bir ülke. Özellikle salgın sürecinde ABD ve Avrupa’da gördüğümüz olayları Türkiye’de görmedik. Sütlerin dökülmesi, işlenememesi gibi şeyler yaşamadık. Salgın sürecinde talep arttı ama hiçbir tüketici markete gittiğinde peynirsiz kalmadı. Herkes ürüne ulaştı. Sektör olarak biz tüketicinin taleplerini yerine getirebilecek konumdayız.

Haber

Süt üreticilerinden tüketim artışı için KDV indirimi önerisi

Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Tezel, sektör olarak ramazan ayı başında beklenen talep artışını yaşamadıklarını belirterek, “Bu dönemde tüketimin korunması ve desteklenmesi adına özellikle süt ve süt ürünlerinde KDV’nin düşürülmesi önemli olabilir. Belirli bir dönemlik de olsa KDV sıfırlanabilir.” dedi.

Tezel, AA muhabirine, ramazan ayıyla birlikte tüketiminde artış beklenen süt ve süt ürünlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.

Ramazan ayının yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının etkisi altında başladığını ifade eden Tezel, “Bizim sektörde ‘Ramazan bereketiyle gelir.’ denir ancak salgının etkisiyle sektörde belirsizlikler oldu. Bu belirsizlikleri aşmak için süt sanayicisi olarak ‘Hiçbir kaliteli süt yerde kalmayacak ve süt fiyatını geriye çekmeyeceğiz.’ teminatını verdik. Sanayiciler olarak sütümüzü almaya ve ödememizi yapmaya devam ediyoruz.” diye konuştu.

Tezel, ramazan öncesinde olduğu gibi bu ay da fiyatlarda değişikliğe gitmediklerini ancak otel, restoran ve kafeterya gibi ev dışı tüketim kanallarının tamamen kapanmasının tüketimde ciddi daralmayı beraberinde getirdiğini söyledi. Tezel, şöyle devam etti:

“Evlerde salgının ilk dönemindeki stoklar ve tüketim yok. İnsanlar öğünlerini kıstı, iki öğüne düşürdü. Dönemin beklenilen tüketimi aslında yok. Ramazan ayında talep artmadı. Ramazan alışverişinde ilk hafta yoğun taleple karşılaşılırdı. Bu kez çok hareketli geçirmedik ve yoğunlukla karşılaşmadık. İnsanlar iftara gider ya da evinde iftar verirdi. Bu heyecan da olmadığı için tüketim gerçekleşmiyor.”

Tüketicinin her yıl olduğu gibi iftarda ayran ve yoğurt, sahurda ise peynir tükettiğini anımsatan Tezel, “Etimiz de sütümüz de yeterli düzeyde var. Bu dönemi inşallah aşacağız. Salgınla mücadelede çok iyi gidiyoruz. Bayramın, çifte bayram olmasını ümit ederek üretimimizi sürdürüyoruz. Hazirana kadar bu süreci atlatırsak, piyasaların açılmasını ümit ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Fiyat artışı yaşanmadı”

Tezel, girdilerdeki maliyet artışına karşın et ve süt ürünlerinde fiyatların yükselmediğini vurgulayarak, “Girdi maliyetlerinde dolar kurunun yarattığı birtakım artışlar var. Ambalaj malzemeleri, enerji maliyetleri, lojistik gibi etmenler maliyetleri artırıyor. Sektörümüzde hijyen büyük önem taşıdığı için temizlik malzemelerinden maskesine kadar çok ciddi fiyat artışlarıyla karşı karşıyayız. Bu sıkıntıların aşılmasında da desteğe ihtiyacımız var.” dedi.

Sektör olarak hükümetten bazı beklentileri olduğunu söyleyen Tezel, şunları kaydetti:

“Bu dönemde tüketimin korunması ve desteklenmesi adına özellikle süt ve süt ürünlerinde KDV’nin düşürülmesi önemli olabilir. Belirli bir dönemlik de olsa KDV sıfırlanabilir. Özellikle ambalaj ürünlerinden alınacak geri kazanım katılım payının 2022 yılı sonuna kadar ertelenmesinde büyük yarar olabilir. Bunlar ilave maliyet getiriyor. Hayvancılık veteriner malzemeleri, aşı ve hijyen malzemelerinde olası sıkıntılara karşı önlem alınabilir. Anadolu’da kapı kapı süt toplamak yerine, merkezi toplamaya geçilebilir. Bu durum hem süt hijyenine hem de üreticinin eline geçen paranın artmasına katkı sağlayacak. Ekonomik İstikrar Kalkanı paketinde yer alan mücbir sebep kapsamındaki sektörler arasına, gıda, hayvancılık, bitkisel üretim ve yem sektörleri de dahil edilmeli.”

Haber

Süt üreticilerinden tüketim artışı için KDV indirimi önerisi

Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Tezel, sektör olarak ramazan ayı başında beklenen talep artışını yaşamadıklarını belirterek, “Bu dönemde tüketimin korunması ve desteklenmesi adına özellikle süt ve süt ürünlerinde KDV’nin düşürülmesi önemli olabilir. Belirli bir dönemlik de olsa KDV sıfırlanabilir.” dedi.

Tezel, AA muhabirine, ramazan ayıyla birlikte tüketiminde artış beklenen süt ve süt ürünlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.

Ramazan ayının yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının etkisi altında başladığını ifade eden Tezel, “Bizim sektörde ‘Ramazan bereketiyle gelir.’ denir ancak salgının etkisiyle sektörde belirsizlikler oldu. Bu belirsizlikleri aşmak için süt sanayicisi olarak ‘Hiçbir kaliteli süt yerde kalmayacak ve süt fiyatını geriye çekmeyeceğiz.’ teminatını verdik. Sanayiciler olarak sütümüzü almaya ve ödememizi yapmaya devam ediyoruz.” diye konuştu.

Tezel, ramazan öncesinde olduğu gibi bu ay da fiyatlarda değişikliğe gitmediklerini ancak otel, restoran ve kafeterya gibi ev dışı tüketim kanallarının tamamen kapanmasının tüketimde ciddi daralmayı beraberinde getirdiğini söyledi. Tezel, şöyle devam etti:

“Evlerde salgının ilk dönemindeki stoklar ve tüketim yok. İnsanlar öğünlerini kıstı, iki öğüne düşürdü. Dönemin beklenilen tüketimi aslında yok. Ramazan ayında talep artmadı. Ramazan alışverişinde ilk hafta yoğun taleple karşılaşılırdı. Bu kez çok hareketli geçirmedik ve yoğunlukla karşılaşmadık. İnsanlar iftara gider ya da evinde iftar verirdi. Bu heyecan da olmadığı için tüketim gerçekleşmiyor.”

Tüketicinin her yıl olduğu gibi iftarda ayran ve yoğurt, sahurda ise peynir tükettiğini anımsatan Tezel, “Etimiz de sütümüz de yeterli düzeyde var. Bu dönemi inşallah aşacağız. Salgınla mücadelede çok iyi gidiyoruz. Bayramın, çifte bayram olmasını ümit ederek üretimimizi sürdürüyoruz. Hazirana kadar bu süreci atlatırsak, piyasaların açılmasını ümit ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Fiyat artışı yaşanmadı”

Tezel, girdilerdeki maliyet artışına karşın et ve süt ürünlerinde fiyatların yükselmediğini vurgulayarak, “Girdi maliyetlerinde dolar kurunun yarattığı birtakım artışlar var. Ambalaj malzemeleri, enerji maliyetleri, lojistik gibi etmenler maliyetleri artırıyor. Sektörümüzde hijyen büyük önem taşıdığı için temizlik malzemelerinden maskesine kadar çok ciddi fiyat artışlarıyla karşı karşıyayız. Bu sıkıntıların aşılmasında da desteğe ihtiyacımız var.” dedi.

Sektör olarak hükümetten bazı beklentileri olduğunu söyleyen Tezel, şunları kaydetti:

“Bu dönemde tüketimin korunması ve desteklenmesi adına özellikle süt ve süt ürünlerinde KDV’nin düşürülmesi önemli olabilir. Belirli bir dönemlik de olsa KDV sıfırlanabilir. Özellikle ambalaj ürünlerinden alınacak geri kazanım katılım payının 2022 yılı sonuna kadar ertelenmesinde büyük yarar olabilir. Bunlar ilave maliyet getiriyor. Hayvancılık veteriner malzemeleri, aşı ve hijyen malzemelerinde olası sıkıntılara karşı önlem alınabilir. Anadolu’da kapı kapı süt toplamak yerine, merkezi toplamaya geçilebilir. Bu durum hem süt hijyenine hem de üreticinin eline geçen paranın artmasına katkı sağlayacak. Ekonomik İstikrar Kalkanı paketinde yer alan mücbir sebep kapsamındaki sektörler arasına, gıda, hayvancılık, bitkisel üretim ve yem sektörleri de dahil edilmeli.”