Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Putin’le ruble üzerinde mutabık kaldık

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ile Soçi’de yaptığı görüşmenin ardından, Türkiye dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu.

Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin’in davetine icabetle Soçi’ye yaptığı çalışma ziyaretini “olumlu, başarılı” bir şekilde tamamladıklarını belirterek, “Sayın Putin’le 19 Temmuz’da Tahran’da bir araya gelmemizin ardından Soçi’de ikili ilişkilerimizi ve uluslararası meseleleri etraflıca değerlendirdik. Yüksek Düzeyli İş Birliği Konseyimizin müteakip toplantısını Türkiye’de yapmak üzere Sayın Putin’e davetimi gerçekleştirdim.” dedi.

Türk-Rus ilişkilerinin karşı karşıya kaldığı meydan okumaların üstesinden diyalog ve iş birliği ile gelmeyi başardığına işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:

“Sayın Putin’le tesis ettiğimiz karşılıklı güven ve saygıya dayalı ortak anlayış, ilişkilerimizin teminatıdır. Mevcut şartlar altında önemli olan, ilişkilerimizi ortak çıkarlarımız temelinde ve uluslararası sistem içinde sürdürmek, ileri götürmektir. İkili görüşmemizde ticari ve ekonomik iş birliğimizin daha da geliştirilmesi üzerinde etraflıca fikir alışverişinde bulunduk. Ticarette hedefimizi daha önce 100 milyar dolar olarak ifade etmiştik. Bu doğrultuda enerji başta olmak üzere, ticaret, turizm ve tarım gibi alanlarda iş birliğimizi geliştirmek istiyoruz. İkili ticaret hacmimizin daha dengeli bir zemine kavuşmasını temin etmek noktasında kararlıyız. Ekonomik ve ticari ilişiklerimize dair yol haritası mahiyetinde bir mutabakat zaptı da Soçi’de Ticaret Bakanımız ile Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak tarafından imzalandı. Suriye’de yuvalanan terör örgütlerine karşı atılabilecek adımları da aramızda mütalaa ettik. Suriye’nin toprak bütünlüğünü tehdit eden, Suriyeli kardeşlerimizle birlikte askerimize, polisimize, güvenlik güçlerimize, sivil vatandaşlarımıza saldıran bu katil sürüleriyle mücadelemize birlikte gereken cevabı verme kararında da mutabık kaldık.”

“Ukrayna’daki savaşın kazananı olmayacağını başından beri vurguluyorum”

Erdoğan, Rusya’yla sürdürdükleri diyaloğun müspet yansımalarına Kafkaslar’da, Suriye’de ve Ukrayna’da şahit olduklarına dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Ukrayna tahılının Karadeniz üzerinden ihraç edilmesine yönelik girişim, bunun en son küresel örneğidir. Şimdi önemli olan, planın sağlıklı şekilde uygulanması ve oluşan müspet havanın İstanbul’daki müzakerelere dönüşe yönelik somut adımlara tahvil edilmesidir. Ukrayna’daki savaşın kazananı olmayacağını başından beri vurguluyorum. Sahadaki sıkıntılara rağmen krizin müzakere masasında çözüleceğine olan güçlü inancımı da koruyorum. Sayın Putin’e, Sayın Zelenski’yle görüşmesine ev sahipliği yapabileceğimizi bir kez daha hatırlattım. Karadeniz’den komşumuz Rusya’yla diyaloğumuzu, bölgesel ve küresel barışa katkı sunmak maksadıyla her alanda ilerletmeye devam edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Soçi’deki görüşmelerin, Türkiye ve Rusya başta olmak üzere, bölge için hayırlara vesile olmasını diledi.

“Tarafların buradaki yaklaşımı büyük önem arz ediyor”

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Erdoğan, bir gazetecinin, “Ukrayna ve Rusya savaşının önlenmesinde, bitirilmesinde bir ateşkes söz konusu mu, yakın zamanda gerçekleşir mi ve Türk diplomasisi bu noktada rol alır mı?” sorusunu, “Türk diplomasisi aslında üzerine düşen bu görevi başarılı bir şekilde sürdürüyor. Burada herhangi bir sıkıntı söz konusu değil ancak tabii tarafların buradaki yaklaşımı büyük önem arz ediyor. Eğer taraflar, verilen sözlerin üzerinde gerçekten hassasiyet gösterip dururlarsa bu işi ciddi manada çözebilecek bir imkana sahip olduğumuzu veyahut da yaklaştığımızı görüyorum. Bunun olmaması için bu noktada bir sebep söz konusu değil.” şeklinde yanıtladı.

Görüşmede Suriye konusunun ele alındığı anımsatılarak, daha önce Rusya’nın böyle bir askeri harekata karşı çıktığı, çok sıcak bakmadığına ilişkin tavrının devam edip etmediği ve görüşmelerde bu konunun hangi çerçevede ele alındığına ilişkin soruyu ise Erdoğan, şöyle cevapladı:

“Sayın Putin, konuyla ilgili Türkiye’ye yönelik adil bir yaklaşım sürdürüyor. Terörle mücadele noktasında her zaman yanımızda olacağını özellikle de ifade ediyor. Burada şunu bize ima ediyor: ‘Mümkün olduğunca bunları, rejimle birlikte çözme yolunu tercih ederseniz çok daha isabetli olur.’ gibi bir yaklaşımı var. Biz de diyoruz ki şu anda bizim istihbarat örgütümüz, Suriye istihbaratıyla zaten bu konuları yürütüyor ama bütün mesele netice almak. ‘Eğer istihbaratımız, Suriye istihbaratıyla bu çalışmayı yürütürken buna rağmen hala orada terör örgütleri fellik fellik at oynatıyorsa bu konuda bize destek vermeniz gerekiyor.’ diyoruz. Bu konuda da mutabakatımız var.”

“Onlar da bir defa kesinlikle süreci durdurmak gibi bir şeyi kabul etmiyorlar”

Erdoğan, bir gazetecinin, Cumhuriyet tarihinin en büyük projelerinden biri olan Akkuyu Nükleer Santrali’nin önemine değinerek, “Sizin enerji konusunda da en başından beri çok sık vurgu yaptığınız konulardan bir tanesi yerlileşme ve millileşme. Rus tarafı ile bir Türk ortağın girişimi olarak yola çıkan IC İçtaş, zaman içinde önemli bir bilgi birikimi ve know-how üretmişti fakat kısa süre önce ilginç bir gelişme oldu ve Rus tarafı Rosatom yarı yarıya ortak olduğu bu şirkette çalışmalarını durdurdu ve feshetti. Acaba bu konu gündeme geldi mi? Siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu adım, bu projenin gecikmesi veya Türk tarafının bir miktar daha böyle taşeronlaştırılmasına neden olabilir mi? Böyle bir risk görülüyor mu?” şeklindeki sorusunu da şöyle yanıtladı:

“Tabii böyle bir konuyu görüşmemek olamaz. Görüştük. Akkuyu Nükleer Güç Santrali, ülkemizin enerji stratejisi içinde ayrı bir öneme sahip. Akkuyu’nun ilk reaktörünü 2023 yılında hizmete alma hedefimiz sürüyor. Bu hususları, Rus tarafıyla görüşmelerimizde bir kez daha ele aldık. ’25 bin kişi şu anda çalışmıyor. Burası kapatıldı.’ gibi ifadeler söyleniyor. Böyle bir şeyi ben de kabul etmedim, Rus tarafı da kabul etmiyor. Çalışıyorlar. Şimdi önümüzdeki hafta Mersin Taşucu’nda Abdülhamit Han sondaj gemimizi uğurlamaya gittiğimde aynı gün oradan Akkuyu’ya geçeceğim. Akkuyu’daki çalışmaları yerinde, bizzat heyetimle beraber izleyeceğim. Ondan sonra da Sayın Putin’e oradaki gelinen durumu aktaracağım, söyleyeceğim. Ona göre de yol haritamızı belirleyelim diyeceğim. Yani onlar da bir defa kesinlikle süreci durdurmak gibi bir şeyi kabul etmiyorlar.”

“Sayın Putin’le ruble üzerinde mutabık kaldık”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ziyaretin ekonomik boyutu ve özellikle Türkiye ile Rusya arasında doğal gazda yeni bir anlaşma olup olmadığına ilişkin soru üzerine, Türkiye olarak kapılarının herkese açık olduğunu, Türkiye’de kimler yatırım yapmak isterse onlara her türlü desteği vereceklerini söyledi.

“Çünkü Türkiye, dünyada sadece bu son gelişmelerde değil, bunun dışında da serbest pazar ekonomisinin en önemli bir açık kapısıdır.” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tabii bu Soçi ziyaretinin bir güzel tarafı da şu oldu: Sayın Putin’le ruble üzerinde mutabık kaldık. Ruble noktasında bu alışverişlerimizi yapacağımız için o da tabii Türkiye-Rusya arasında mali noktada ayrı bir güç kaynağı olarak Rusya’ya ve Türkiye’ye inşallah kazandıracak. Bir de Rusya’nın Mir kartı var. Şu anda bizim beş bankamız bunun üzerinden çalışmalarını sürdürüyor. Burada da çok ciddi gelişmeler var. Bu da tabii Rusya’dan gelen turistleri çok çok rahatlatan bir süreç. Onlarla alışverişini, otel ödemelerini yapabiliyorlar. Bu da tabii hem onlar için hem bizim için çok çok rahatlatıcı bir sistem. Bu ziyaretimizde Rusya Merkez Bankası Başkanı ile bizim Merkez Bankası Başkanımız da görüşmelerini yaptılar.”

“Azerbaycan’ın Londra Büyükelçiliğine saldırıyı da kabul edilemez buluyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir gazetecinin, Azerbaycan-Ermenistan gerilimi konusunda Rusya’dan iki taraf için de “itidal” açıklaması geldiğini belirterek, “Gerilim artar mı?” şeklindeki sorusu üzerine şunları kaydetti:

“İlham kardeşimle iki gün önce bunları etraflıca konuştuk. Öncelikle bir Azerbaycanlı kardeşimizin şehit olmasına neden olan saldırıyı kınıyoruz. Karabağ, Azerbaycan’ın uluslararası tanınmış sınırları içerisinde yer alan Azerbaycan toprağıdır. Azerbaycan, tabiatıyla topraklarında yasa dışı hiçbir silahlı unsurun bulunmasını istemiyor. Üçlü Bildiri’den bu yana yaklaşık iki yıl geçti. Ermenistan’ın buradaki taahhütlerini de bir an önce yerine getirmesi önem taşıyor. Azerbaycan’ın Londra Büyükelçiliğine saldırıyı da kabul edilemez buluyoruz. Bu olayın ciddiyetle ve detaylı bir şekilde soruşturularak faillerine gerekli cezaların verileceğini ümit ediyoruz.”

Pelosi’nin Tayvan ziyareti

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Tayvan’a yaptığı ziyaret hatırlatılarak “Meclis Başkanı’nın Tayvan’dan ayrılmasının ardından Çin, işgal senaryosunu andıran bir tatbikat başlattı. Bu gerilimin nereye evrileceğini düşünüyorsunuz? Pasifik’te olası bir çatışma, Türkiye’nin pozisyonunu nasıl etkiler? Ekonomik anlamda özellikle bir kriz çıkarsa hazırlık mıyız?” sorusu üzerine Erdoğan, “Biz hepsine hazırız, bir sıkıntı yok.” yanıtını verdi.

“Bölgedeki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Ukrayna’daki savaş ve koronavirüs salgınının küresel ekonomi ve istikrara olumsuz etkilerinin sürdüğü bir dönemde yeni bir krizin ortaya çıkmasına izin vermemeliyiz.” diyen Erdoğan, Tayvan’la ilgili ortaya çıkan gerginliğin azaltılması için tüm tarafların sağduyulu ve itidalli hareket etmesinin önemini vurguladı.

Şanghay Beşlisi’nin toplantısı

“Eylül ayında Şanghay Beşlisi Özbekistan’da toplanacak. Görüşmemizde Sayın Putin de rica etti, nasip olursa biz de inşallah oradaki toplantıya katılacağız.” ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Şanghay Beşlisi’nin gerek üyeleri gerek gözlemci ya da diyalog ortağı olarak oraya katılacak olanlarla biz de beraber olalım diyoruz. Örneğin Çin geliyor, öbür tarafta Suud gelecek, Katar gelecek. Orada onlarla bir arada olmayı hedefliyoruz. Şu anda fevkalade bir durum olmazsa inşallah ben de oraya katılacağım. Orada bunları çok daha iyi değerlendiririz.”

“Almanya ve Fransa, Rum-Yunan propagandasına alet oluyor”

“Avrupa derin bir enerji kriziyle baş başa. Buna karşın hem Almanya’nın hem Fransa’nın, Yunanistan’ın haksız iddialarını sahiplenerek, savunarak Türkiye’yi hedef aldıklarını görüyoruz. Türkiye tam da tahıl ve enerji krizini çözecek bir diplomasi ortaya koyarken Berlin ve Paris’ten gelen açıklamaları bu açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine de Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu “taraflı” açıklamalara Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun gerekli yanıtları verdiğini anımsattı.

Almanya ve Fransa’nın Rum-Yunan propagandasına alet olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

“Yunanistan’ın uluslararası hukuku hiçe sayan adımlarına göz yumulurken, doğru olmayan değerlendirmelerle ülkemizin eleştirilmesi kabul edilemez. Avrupa’nın istikrar ve güvenliği için Türkiye’nin yeri aşikar. Bu rolümüzü küresel tahıl krizinin çözümünde öncü olarak bir kez daha gösterdik. İstanbul’dan geçen Razoni kuru yük gemisi aslında bir ilkti. Bunun arkasında bu şekilde sırada olan 20 civarında gemi var. Hepsinden öte, şu anda Rusya diyor ki ‘Bizim ciddi manada çıkabilecek hazırlığımız var, gücümüz var. Bizdekilere ne zaman aracılık edeceksiniz?’ İlgili bakanlıklarımız, birinci derecede de Ticaret Bakanlığımız bu işlerin şu anda sorumlusu olduğu için bu konuda hızla çalışıyorlar. Hele hele burada imzayı attıktan sonra sorumluluğu daha da artmış vaziyette. Rusya diyor ki ‘Benim malım çok fazla. Örneğin asgari 40 milyon ton ben şu anda mal çıkarabilirim.’ Tabii arada kara kediler var, güya Türkiye gemileri durdurmuş gibi dedikodu dolaştırıyorlar. Böyle bir şey yok. Aksine, ilk gemi nasıl Lübnan’a gittiyse bu tür gemilerin hepsi bizim üzerimizden gitmeleri gereken ülkelere ulaşmaları için yola revan olacaklar. Bunun aracılığını da Türkiye en güzel şekilde ortaya koyacak. İstanbul’daki sözleşmeyle sağladığımız o başarıyı bundan sonra da devam ettireceğiz.

Yunanistan İstihbarat Teşkilatı Başkanı’nın istifa ettiği hatırlatılarak “Gerekçesi de Yunanistan muhalefet liderinin cep telefonundan casus yazılım bulunması. Miçotakis’in yeğeninin de işin içerisinde olduğu iddiaları söz konusu. Bir değerlendirmeniz olur mu?” sorusu üzerine Erdoğan, “Ben Yunanistan’ın içişlerine karışmam. Bu onların içişleridir.” yanıtını verdi.

“Terör örgütü PKK’nın bilindik saldırılarının değişik versiyonu”

Irak’ın Duhok vilayetinin Zaho ilçesindeki saldırıya ilişkin, “9 sivil defnedilmeden işi Türk Silahlı Kuvvetlerinin yaptığına dair tezvirat yaptılar. Zaho’daki son durum nedir? Bunu Türkiye’ye karşı küresel bir kumpas olarak değerlendirenler oldu. Böyle bir kumpas var mı? Birileri acaba Suriye’ye operasyon yapılacakken böyle işler mi yapıyorlar?” sorusunu yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önce gerek Dışişleri gerekse Savunma Bakanlığının konuyla ilgili açıklamaları yaptığını bildirdi.

“Bu, terör örgütü PKK’nın bilindik saldırılarının bir değişik versiyonu.” değerlendirmesinde bulunan Erdoğan, şunları söyledi:

“Nasıl bugüne kadar bu tür şeyleri yapıp ondan sonra kaçtıysalar, ortada görünmeme gibi yolları seçtiyseler şimdi burada da yine aynı şekilde bu tür suikastları yaptıktan sonra topu hemen Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Türkiye’nin üzerine atmışlardır. Olayın aslı budur. Buna yönelik de bugüne kadar yapılmış olan açıklamalarımızın arkasındayız. Tabii başta Amerika olmak üzere, Avrupa’nın değişik ülkelerine bunları İletişim Başkanlığımız da anlattı ve bu şekilde süreç devam ediyor. Biz ilk andan itibaren orada yerel muhataplarımızla konuşmak, görüşmek, temas sağlamak suretiyle her konuda yardımcı olabileceğimizi, bu olayın açığa çıkması için elimizden geleni göstereceğimizi kendilerine söyledik. Bu teklifimiz halen baki. Onlar da teşekkür ettiler. Hatta oradaki yaralılarla alakalı eğer arzu ederlerse onlara sağlık desteği sağlayabileceğimizi kendilerine ifade ettik. Sadece Kuzey Irak’ta veya Irak’ta değil, biz oradan ülkemize alıp en yakın vilayetlerdeki şehir hastanelerimizde, eğitim araştırma hastanelerimizde, ameliyatsa ameliyat, bakımsa bakım bunların hepsini yapabileceğimizi söyledik. Bütün muhataplarımıza taziyelerimizi ilettik. Bizim başlangıçtan itibaren yaptığımız bütün operasyonlarda sivillerin, tarihi, dini, kültürel yapıların ve çevrenin dokunulmaz olduğunu, planlamada ve icrada kesinlikle bu konulara hiçbir ordunun yapmadığı kadar dikkatli ve hassasiyetle yaklaştığımızı ilave ettik. Zaho’daki olaydan sonra Musul Konsolosluğumuza bir saldırı oldu. Oranın bir sivil hedef olduğu biline biline oraya aleni saldırı yapıldı. Kimin sivil hedeflere saldırabileceğini, bu alçaklığı kimlerin yapabileceğini herkesin görmesi lazım.”

HDP’nin Zaho’daki olayı “Zaho ikinci Uludere’dir” şeklinde değerlendirmesinin ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da “helalleşme” konsepti altında Uludere’ye gittiği hatırlatılarak “Bu helalleşme konsepti altında Uludere’ye gidilmesini, HDP’nin çağrısının iki hafta sonra gidilmesini nasıl değerlendirirsiniz?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

“Biliyorsunuz ben Uludere’deki o olayda ebediyete irtihal eden bütün kardeşlerimizin aileleriyle bir araya geldim. Şırnak’ta Şerafettin Elçi Havalimanı’nın açılışında o ailelerle görüşmelerimi yaptım. Bizzat eşimi de Uludere’ye gönderdim. Eşim Uludere’ye gitti, oradaki ailelerle yerinde görüşmeler yaptı. Dolayısıyla bizim Bay Kemal gibi kalkıp da nerede bir fırsatçılık var, o fırsatçılık anı geldiğinde onlarla bir araya gelmek gibi bir yaklaşımımız yok. Bay Kemal helalleşmeden bahsediyor. Sen bu ifadeyle bir defa kendini açığa çıkarıyorsun. Nedir o? Bir yerde bir borç varsa gidersin helalleşirsin. Demek ki sen bu işlerde tarafsın. Böyle bir durum zaten söz konusu. Onun için de helalleşme zarureti doğuyor. Bizim öyle bir helalleşme sıkıntımız yok. Çünkü biz bütün vatandaşlarımıza karşı her türlü yapmamız gerekenleri yaptık, yapıyoruz ve bundan sonra da aynı şekilde yapmaya devam edeceğiz. Bizim vatandaşlarımıza karşı hak noktasında evelallah bir sıkıntımız yok, buna inanıyoruz. Hele hele orada belediyeyi de biz kazandığımız için, nasıl oluyor bu iş, hem öyle hem öyle.”

KPSS’nin iptali

Cumhurbaşkanı Erdoğan, KPSS’nin iptal edilmesi hatırlatılarak “Son duruma ilişkin bilgi verebilir misiniz? FETÖ parmağı var mı? Sosyal medya tarandığında, bakıldığında resmi olarak parmağı olmasa da hükümetle gençleri karşı karşıya getirmek isteyen bir FETÖ’cü grubun varlığı çok aşikar görülüyor.” sorusunu yanıtlarken “FETÖ’cü grup mu desek, 6’lı masa mı desek, bir de masanın altı var, yedi…” ifadelerini kullandı.

“Şimdi dikkat ederseniz, aynı anda hepsi adeta aynı cümlelerle, aynı kelimelerle bunu tanımlamaya çalıştılar.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

“Yani biz orada boşta bulunsak veya boşluğa düşsek bunu seçime kadar satacaklardı. Çünkü gençleri nasıl aldatırız gayreti içerisindeler. Tabii bu tutmadı çünkü biz durumu gördük. Durumu gördükten sonra ben ÖSYM Başkanı olan arkadaşımızı da bir zan altında bırakmak istemem ama soruşturmaların hayırlı bir netice vermesi noktasından hareketle kendisini görevden almak suretiyle oraya hemen 24 saati bulmadan bir arkadaşımızın atamasını yaptık. Bu atamayla beraber de hemen ekibini en güzel şekilde kurması için talimat verdik. Üst düzey de bir ekip oluşturduk ve bu ekiple çalışmalarına anında başladılar. Atamayı yaptığımız gibi çalışmayla da hemen ertesi sabah çıktı basın toplantısını yaptı ve önümüzdeki ayın 17’sinde de süreci başlatma kararını aldık. Sınavı iptal edilenlerden herhangi bir ücret talebi de kesinlikle olmayacak. ÖSYM, bundan sonraki süreci, kademeleri de inşallah en güzel surette devam ettirerek, şaibeleri de ortadan kaldırarak yoluna devam edecek.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Siz Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirirken sürekli ‘Bay Kemal’ ifadesini kullanıyorsunuz. O da ‘Evet ben Bay Kemal’im dedi. Buna dair ne diyorsunuz? Bay Kemal demeye devam edecek misiniz?” sorusuna şu cevabı verdi:

“Şimdi burada da söyledik ya… Bay Kemal tabii uzun zamandır kendisine lütfettiğimiz bir isimdi ama bu ismi kabullenmekte önce zorlandı, sonra kabul etti. Bize düşen nedir? Hayırlı olsun demektir. Fakat enteresan olan bir şey daha var, bizim bu ziyaretler de kendisini rahatsız ediyor. Biz bu ziyaretleri yapacağız. Ne Bay Kemal ana muhalefet olarak ne yavru muhalefet, onlar bu tür şeylere giremezler. Bizim şu 40 yıllık siyasetimizin tamamı elhamdülillah bu yolda geçti. Dünyanın gitmediğimiz ülkeleri istisnadır, nadirdir. Bundan sonraki süreçte de Rabbimizin bize verdiği ömür boyunca bunları inşallah yapmaya devam edeceğiz.”

Haber

Turizm sektörü bayram tatilini feda etmeye razı!

SELENAY YAĞCI

Olağanüstü artan vakalarla peşpeşe gelen kötü haberlerle turizmde moraller bozuldu. En son Rusya’dan uçuş yasağı darbesi alan turizmciler, acı reçeteye razı oldu. Sektör temsilcileri, sezonu kaybetmektense zorunlu haller dışında seyahat yasağı da dahil olmak üzere kapanmaya razı.

Almanya ve ABD’nin, Türkiye’yi COVID-19’da yüksek riskli ülkeler arasına alıp, vatandaşlarına seyahat uyarısı yapmasının ardından, Rusya Başbakan Yardımcısı Tatyana Golikova, iki ülke arasındaki tarifeli ve charther uçak seferlerinin 15 Nisan-1 Haziran 2021 döneminde tek tarafl ı olarak durdurulduğunu açıkladı. Alınan karara göre tahliye seferleri düzenlenmesi amacıyla sadece Moskova-İstanbul arasında haftada iki uçak seferi düzenlenmesine izin verilecek. Rusya alınan karara gerekçe olarak Türkiye’deki vaka sayısındaki hızlı artışı ve mutasyonları gösterdi.

Turizmciler, Rusya’nın vakalarla ilgili belli kriterleri olmadığını belirterek, bu yasağın Ukrayna- Rusya arasında yaşanan siyasi gerginliğin yansımaları olabileceğini ileri sürdü. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise, kararın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Edoğan’ın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile yaptığı görüşmeyle alakalı olduğu yorumlarına, “Hayır. Bu karar, endişe verici vaka artışlarından kaynaklanıyor” değerlendirmesini yaptı.

Rusya’nın uçuş yasağının turizm sektöründe yaklaşık 1,5 milyar dolarlık kayıpla sonuçlanacağı tahmin edilirken, sektör temsilcileri, sezonu kaybetmektense zorunlu haller dışında seyahat yasağı da dahil olmak üzere kapanmaya hazır.

ETİK: Bayramı pahasına sezonu kurtarmayı umuyoruz

Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı Mehmet İşler, Rusya’nın kararıyla diken üstündeki sektörün, karamsarlığa kapıldığını vurgulayarak, vakaların acil olarak aşağı çekilmesi gerektiğini belirtti. Olağanüstü vaka artışlarıyla rezervasyonların durduğuna dikkat çeken İşler, şunları söyledi: “Rusya kararıyla iptaller de başladı. Bir kısmının erteleme olacağını düşünsek de sektör olumsuz etkilenecek. Vakalardaki artış ciddi boyutlara geldi. Sezonu kaybetmemek için gerekirse bayramı feda etmeye razıyız. Yarını planlayamıyoruz. Temmuz, ağustos ayında turist gelecek mi bilmiyoruz. Ama son bir ay içinde ortaya çıkan tablo her şeyi bitirdi. Bayram dahil zorunlu olmayan, iş için olmayan tüm seyahatlerin yasağını da kapsayan bir kapanmaya gidilmesi gerek. AVM’lerdeki esnafın da katılacağı kitlesel bir kapanma gerekiyor. Ama ev ziyaretlerinin de engellenmesi, uzaktan çalışma vardiyalı çalışma sistemlerinin kurulması önemli. Biz de sezonu kaybetmektense acı reçeteye boyun eğiyoruz. Bayramı kaybetmek pahasına sezonu kurtarmayı umuyoruz.”

GETOB: 2022’ye kadar ayakta kalmaya çalışıyoruz

Güney Ege Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (GETOB) Başkanı Bülent Bülbüloğlu, Vaka sayılarındaki artışın beklenmedik bir durum oluşturduğunu ifade ederek, “Şubatta durum bu kadar kötü değildi. Kapanma bugüne kadar gelseydi belki de böyle olmayacaktı. Bayramda dahi açılmayı doğru bulmuyoruz. 1 Haziran’da daha iyi yerde olmak için, kapanma gerekir” dedi.

Rusya’nın kararının turizmi zora soktuğunu kaydeden Bülbüloğlu, Antalya için ise yıkım olacağının altını çizdi. Bülbüloğlu, “Sezonu bu ay açmayı beklerken öngörülerimiz tutmadı. İptaller başladı. İptal yerine erteleme olsa da nakit akışı sıkıntısı oluşacak. Personel alımı yapan oteller de zor durumda kalacak. Devlet desteklerine yine dikkat çekmek isterim. Sektörün kıpırdayacak hali kalmadı. 2021’de idare etmeye, 2022’ye kadar ayakta kalmaya çalışıyoruz. Kısa çalışma ödeneği, KDV ve sigorta gibi desteklerin devam etmesi gerekiyor” diye konuştu.

TÜRSAB AKDENİZ: Hazirana kadar 1,5 ay var

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Akdeniz Bölge Temsil Kurulu Başkanı Ferit Turgut da turizmcinin şimdiye kadar vaka artışlarını azaltmak için birçok önerisi olduğunu, ancak hiçbirinin önemsenmediğini vurguladı. Turizm sektörünün birçok defa tam kapanmayı desteklediğini söyleyen Turgut, “Turizmciler olarak ‘Pozitifleri otellerde ağırlayalım, evden izole edelim’ dedik kabul edilmedi. Rusya yasağı gelene kadar, ‘olağanüstü vaka artışlarının önünü nasıl alırız’ diye düşünülmesi gerekiyordu. Tam kapanmayı, bayram tatilini feda etme pahasına destekliyorum. Hazirana kayan sezon için 1,5 ayımız var. Bu konuda kapanma önemleri gelmesini umuyoruz ” dedi.

En çok kayıp Kapadokya’nın, şehir otellerden itiraz var!

Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkan Yardımcısı Yakup Dinler, Rusya’nın yasak kararından en çok Kapadokya’nın etkileneceğini belirtti. Pandemide Rusların Kapadokya’yı keşfettiğini kaydeden Dinler, “Uzakdoğu ve Latin Amerikalı turistlerin yerine Ukraynalı, Rus ve yerli turist aldı. Şimdi elimizde Ukrayna ve yerli turist kaldı” dedi. Kapanmanın ve seyahat yasaklarının şehir otellerini etkileyeceğini, turizmin yalnızca deniz-kum güneş olmadığını vurgulayan Dinler, “Bu sebeple Kapadokya’nın sezonuna denk gelen bayramda kapanma ve seyahat yasağı da bizi etkiler. Bu faturayı Kapadokya’ya şehir otellerine kesmek olur. Şimdi iptaller yağıyor. Sigorta, KDV desteği, KÇÖ devam etmeli. Bu kez iyi geçen bir sezon arkamızda yok” diye k onuştu.

2 milyon turist ve 1,5 buçuk milyar dolar kayıp

Rusya Tur Operatörleri Birliği (ATOR), uçuş yasağı getirilen 15 Nisan-1 Haziran döneminde 533 paket tur satıldığını, Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) 2 milyon Rus turist beklendiğini, TÜRSAB ise 700 – 800 bin civarında Rus turist ağırlamaya hazırlandıklarını bildirdi. Rusya’nın önde gelen turizm otoritelerinden ATOR, bu dönem için 533 bin tur paketinin satıldığı ve bunun Rus turizm endüstrisine yaklaşık 420 milyon dolar zarar vereceği, tur satın alan binlerce kişinin iptaller nedeniyle ödedikleri paraları geri alabilmek için tur operatörlerine başvurduğunu açıkladı.

TÜROB: Turizm için üzücü ve sarsıcı

Gelişmeleri değerlendiren TÜROB Başkanı Müberra Eresin, “Ülkemizdeki vaka artışları sonrasında sektör olarak bu yönde gelişmeleri bekliyorduk. Halihazırda bazı ülkeler ve havayolu şirketleri ülkemize olan seferleri durdurdular. Rusya’nın aldığı bu karardan sonra, vaka sayılarının bu şekilde olması nedeniyle diğer birçok ülkenin de benzer kararlar alması muhtemel. Sektörü kısa vadede daha da zora sokacak olan kararın tam da tatil bölgelerinde yaz sezonunun açılması planlarının yapıldığı bir döneme denk gelmesi turizm sektörü için çok üzücü ve sarsıcı oldu. Ekonomik ve sosyal açıdan gerek çalışanları gerekse işverenlerinin çok zorlu bir yılı geride bıraktığı sektörümüzü bu kararlardan sonra daha da zorlu bir süreç bekliyor. Faaliyetlerine geçici olarak ara veren birçok otel, sezonla birlikte yeniden açılma planlarını da iptal ederek kapalı kalma kararı almaya başladı. Şimdi tüm umudumuz, hükümetimiz tarafından Kısa Çalışma Ödeneği’nin tekrar devreye alınması başta olmak üzere işletmelerin vergisel ödevlerinin ötelenmesi, KGF, banka kredileri gibi finansman sorunlarının acil eylem planı kapsamında çözüme kavuşturularak geleceklerini teminat altına alacak uygulamaların devreye sokulması yönünde olacak” dedi.

Eresin, “Kararın, Rusların en fazla tatile çıktıkları “Mayıs Bayramı”nı da kapsaması nedeniyle, 2 milyon turist ve 1,5 milyar dolar turizm geliri kaybına yol açacağını tahmin ediyoruz. Bu gelişme 2021 turizm geliri ve turist sayısını da maalesef olumsuz yönde etkileyecektir” değerlendirmesinde bulundu.

TÜRSAB: Erteleme bekliyoruz

Mayıs ayında Rusların uzun tatilinde Türkiye’ye tatil için gelmeleri beklediklerini belirten TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, “700 – 800 bin civarında Rus misafiri ağırlamaya hazırlanıyorduk. Rusya’dan yapılan tavsiye destinasyon veya tarih değişikliği yönünde. Ramazan ayı sonuna kadar ülkemizde vaka sayılarının düşmesini ve haziran itibariyle her şeyin normale dönmesini bekliyoruz. İki ülke arasında uçuşların kısıtlandığı 15 Nisan – 1 Haziran arasında planlanan tatillerin tamamen iptal olmayacağını, önemli bir bölümünün tarih ertelemeye gideceğini tahmin ediyoruz” dedi.

Haber

Biden yönetimi, bu hafta Rusya’ya yaptırım açıklayacak

ABD’de Joe Biden yönetiminin, muhalif lider Aleksey Navalnıy’ın zehirlenmesi ve tutuklanması nedeniyle bu hafta Rusya’ya yönelik yaptırımlar açıklayacağı öne sürüldü.

CNN’in, Biden yönetiminden iki üst düzey yetkiliye dayandırdığı haberine göre, Biden yönetimi, Navalnıy’ın zehirlenmesi ve daha sonra tutuklanması sebebiyle Rusya’ya yaptırım hazırlığında.

Yaptırımların, Avrupa Birliğiyle (AB) koordinasyon içinde bu hafta açıklanacağını bildiren yetkililer, Biden yönetiminin bu tavrının, Rusya politikasında da belirleyici rol oynayacağını kaydetti.

Yetkililer, Rusya’nın ABD seçimlerine müdahalesi ve Amerikan resmi kurumlarına yönelik “Solarwinds” siber saldırısı konusunda da adımlar atabileceğini ifade etti.

Navalnıy, 17 Ocak’ta havaalanında tutuklanmıştı

Rus muhalif Navalnıy, zehirlendiği iddiasıyla Berlin’de tedavi gördükten sonra 17 Ocak’ta Moskova’ya dönüşünde havaalanında tutuklanmıştı.

Rusya Federal Cezaevi Servisinin talebi üzerine, 2 Şubat’ta Moskova Şehir Mahkemesinde, Navalnıy aleyhinde açılan dava sonuçlanmış, Navalnıy’ın geçmişte yolsuzluk davası sonucunda verilen 3,5 yıllık ertelenmiş hapis cezası, adli kontrol şartlarını yerine getirmediği gerekçesiyle normal hapis cezasına çevrilmişti.

Mahkeme, önceden ev hapsinde geçirdiği 10 aylık süreyi hesaba katarak Navalnıy’ın kalan cezasını hapishanede geçirmesine karar vermişti.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 16 Şubat’ta Navalnıy’ın derhal serbest bırakılması için Rusya’ya geçici tedbir aldığını bildirmeye karar vermişti.

Haber

Çavuşoğlu: Rusya’nın taahhütlerine uymasını bekliyoruz

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İsviçre’nin Davos kasabasında devam eden 50’nci Dünya Ekonomik Forumu (WEF) kapsamında düzenlenen “Ortadoğu ve Afrika’nın Jeopolitik Görünümü” başlıklı açık oturumda konuştu.

Moderatörlüğünü WEF Başkanı Borge Brende’nin yaptığı oturumda Çavuşoğlu, 10 yıl önce Orta Doğu’daki temel sorunun İsrail-Filistin ihtilafı olduğunu anımsattı. Çavuşoğlu, bu sorunun halen daha da derinleşerek sürdüğüne dikkati çekerek, “Çünkü İsrail yasa dışı işgali ve uzlaşmaz politikalarını sürdürüyor.” dedi.

Çavuşoğlu, aradan geçen sürede Orta Doğu’da Filistin sorununa ek olarak çok sayıda kriz yaşandığına işaret ederek, 9 yıldır devam eden Suriye kriziyle Yemen, Libya ve Irak’taki sorunların tüm dünyayı etkilediğini vurguladı.

“Bütün bu sorunların çözümünde Türkiye olarak aktif çaba gösteriyoruz.” diyen Çavuşoğlu, Türkiye’nin Suriye krizinin insani boyutunda 3,6 milyon kişiye ev sahipliği yaptığını, Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönmeleri konusunda çalıştığını anlattı.

Çavuşoğlu, sorunları ve krizleri sadece yönetmek değil çözmek için uğraşılması gerektiğini vurgulayarak, “Kriz yönetimi er ya da geç hepimizi olumsuz etkileyecek.” ifadesini kullandı.

Moderatör Brende’nin, Türkiye’nin Rusya’yla ilişkilerine yönelik sorusu üzerine Çavuşoğlu, Türkiye’nin Rusya’yla Kırım’ın yasa dışı ilhakı, Gürcistan ve Ukrayna gibi başka konularda da ihtilafları bulunduğunu ve Rusya’nın Suriye’de rejime verdiği desteği de tasvip etmediklerini söyledi.

Bu sorunlara rağmen Rusya ile Suriye ve Libya gibi önemli krizlerin çözümünde birlikte çalıştıklarını ifade eden Çavuşoğlu, bu sayede İdlib’de insani krizin önüne geçebildiklerini söyledi.

Tüm bunlara rağmen İdlib’de durumun hala kritik olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, “Rejimin ayrım gözetmeksizin sivillere yönelik saldırıları kabul edilemez. Rejimin garantörü olarak Rusya’nın ateşkes konusunda taahhütlerine uymasını bekliyoruz. Cumhurbaşkanımız Berlin’de de bunu Putin’e tekrar hatırlattı.” diye konuştu.

Türkiye’nin Rusya ile farklı konularda ayrı düşünmesinin önemli konularda çözüm için iş birliği yapılmasına engel olmadığına değinen Çavuşoğlu, aynı şekilde İran’la da Suriye konusunda diyalog halinde bulunduklarını kaydetti.

Çavuşoğlu, Libya’da General Halife Hafter’le ilgili, “Ne Moskova’daki ortak açıklamayı imzaladı ne Berlin’de açık bir destek taahhüdünde bulundu. Meşru Sarraj hükümeti ise iki konuda da yapıcı davranıp desteğini açıkladı. Türkiye’nin şu anda sadece askeri danışmanı ve eğitmeni var. Ateşkese uyulmasını bekliyoruz.”

Kaynak: AA

Haber

Türkiye’den Rusya’ya tanıtım atağı

Türk narenciye sektörü, en büyük pazarı konumunda bulunan Rusya’ya yönelik tanıtım atağına geçti. Dünyaya 1,5 milyon tonun üzerinde narenciye ihraç eden sektör, yaklaşık 560 bin ton turunçgil ihraç ettiği Rusya’da “Türk Narenciyesi ile buluşmanın tam zamanı, Rusya sağlıklı Türk narenciyesi tüketiyor!” sloganı ile yürüteceği kampanyasına start verdi.

Narenciye yeni rekorlar hedefliyor

Türkiye, ihracatının göz bebeği kalemlerinden biri olan narenciyede artık yeni rekorları hedefliyor. Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin (AKİB) liderliğindeki narenciye sektörü, bu tanıtımın ilk ayağı olarak, Rusya’nın gündemini belirleyen en önemli medya kuruluşlarının tam kadro katılımı ile etkili bir basın toplantısı düzenledi.

Rusya’nın en önemli yayın organlarından biri olarak kabul edilen Komsomolskaya Pravda’nın ev sahipliği yaptığı basın toplantısında sektörü Türkiye Yaş Meyve Sebze İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi Sektör Konseyi Üyesi Ali Kavak temsil etti.
Rus insanının en sağlıklı ve en güvenli gıdayı hak ettiğini dile getiren Kavak, “Kuşkunuz olmasın ki, biz narenciye ve tüm yaş meyve sebze ürünlerimiz söz konusu olduğunda bu hakkı teslim ediyoruz” dedi. Türk narenciyelerini rakiplerinden üstün kılan niteliklere işaret eden Kavak, coğrafi avantajların yanı sıra, doğallıktan ve gıda güvenliğinden taviz vermeden üretilen narenciyelerin ve yaş meyve sebze ürünlerinin fiyatlarının rekabetçi olduğunu söyledi. Kavak, “Gönderdiğimiz her bir meyvenin, sebzenin hijyen, sağlık ve kalite koşullarını yerine getirdiğini titizlikle kontrol ediyor ve Rus halkının narenciyenin en lezizini, en tazesini ve en sağlıklısını tüketmesi için sürekli çalışıyoruz” dedi.

Türk-Rus sevgisi karşılıklı

Rus halkının Türk narenciyesini çok sevdiğini belirten Kavak, “Rus halkının neden Türk narenciyesini bu kadar çok sevdiği bana defalarca soruldu. Bu sorunun cevabı çok basit. Rus halkı her şeyden önce Türkiye’yi ve Türk halkını çok seviyor. Ben bu sevginin karşılıklı olduğunu biliyorum. Çünkü şu anda Moskova’da kendimi kendi ülkemde gibi hissediyorum. Moskova’yı, Rusya’yı Rus halkını çok seviyorum. İki ülke arasındaki dostluk da her geçen gün gelişiyor. Son yıllarda Türkiye ile Rusya ilişkilerinin de çok güzel bir şekilde ilerlediğine tanıklık ediyoruz. Gerek siyasi anlamda gerek sosyoekonomik anlamda ilişkilerimiz fevkalade gelişiyor. Tarihten gelen bu dostluk bağlarımızı her gün daha da yukarıya götürmeyi amaçlıyoruz. Bu süreci ticaretle de taçlandırmak istiyoruz.

Çünkü insanlar, sevdiği ve güven duyduğu insanlarla ticareti sürdürmek ister. Türkiye ithal ettiği ürünlerin çoğunda Rusya’nın ürettiği ürünleri tercih ediyor. Rus halkı da Türkiye’yi tercih ediyor. Yaş meyve sebze ve narenciyede Rus halkının birinci tercihi Türkiye. Bunun için Rus halkına yürekten teşekkür ediyorum” dedi.

20 yıldır üretim planımızı Ruslar’a göre yapıyoruz

Türk narenciyesinin Rus halkının özellikle tatil için geldiği ve bu nedenle çok iyi bildiği Akdeniz bölgesinde yetiştiğine dikkat çeken Kavak, “Narenciye Türkiye’de yeşil doğa, deniz ve güneşin kesiştiği bölgede yetişiyor, yani Akdeniz bölgesinde. Bunun yanında Türkiye olarak, narenciye üretiminde son 20 yıldır üretim planlarımızı Rus halkının talepleri doğrultusunda gerçekleştiriyoruz. Yani siz nasıl bir ürün istiyorsanız, biz o ürünü üretiyoruz” diye konuştu.

TV ve radyo programları yapıldı, gece düzenlendi

Kampanyanın startının verildiği günün ikinci ayağını radyo ve televizyon programlarına katılım oluşturdu. Ali Kavak önce Komsomolskaya Pravda Radyo’ya konuk oldu, ardından da 360 TV ve TV Center televizyon kanalları ile özel röportajlar gerçekleştirildi.

Aynı günün akşamında Ali Kavak’ın ev sahipliğinde Rusya’nın tarihi ve ünlü mekanıTurandot Sarayı’nda düzenlenen Aile Yemeği ise kampanyanın üçüncü ayağı idi. Başta Gazprom Medya Holding, Sputnik, Komsomolskaya Pravda Medya Holding, Russia 1, Argumenty i Fakty, Interfax Haber Ajansı, NTV ve TV Center olmak üzere Rus kamuoyunun yakından tanıdığı televizyon ve basın dünyasının yıldızları düzenlenen özel geceye renk katarak destek verdiği geceye ayrıca, Türkiye Moskova Büyükelçisi Mehmet Samsar, Moskova Büyükelçiliği Ticaret Başmüşaviri Alper Eriten, Moskova Büyükelçiliği Elçi Müsteşarı Zeynep Gündüz, Moskova Büyükelçiliği Basın Müşaviri Orhan Gazigil, Rus-Türk İş Adamları Birliği (RTİB) Başkanı Naki Karaaslan, RTİB Genel Sekreteri ve Emekli Büyükelçi Vladimir Solotonskiy, Rus Türk Toplumsal Forumu Genel Sekreteri Sergey Markov da katıldı.

Daha önceki yıllarda dünyanın en önemi markalarını geride bırakarak Gold PrintAwards ödülünü de alan kampanya, bu yıl Türkiye Yaş Meyve Sebze İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Ali Kavak ve T.C. Moskova Büyükelçisi Sayın Mehmet Samsar’ın destekleri ile yeni bir boyut daha aldı.

Türk Narenciyesi Rus halkının en çok tercih ettiği marka olma özelliğini sürdürüyor. Kış mevsimi boyunca sürecek kampanya kapsamında televizyon, gazete, dijital yayınlar ve dergi gibi mecralarda gerçekleştirilecek olan yayınlar ile milyonlarca Rus vatandaşına ulaşılacak.

Haber

Rusya’daki dev AVM’ye ESTA imzası

Rusya’nın en büyük AVM projeleri arasında yer alan SEC Aquarelle Pushkino, Türk inşaat ve müteahhitlik şirketi ESTA Construction imzasıyla açıldı. Dünyaca ünlü Fransız perakende grubu Auchan’ın gayrimenkul geliştirme ve yönetim şirketi Ceetrus tarafından ESTA Construction’a emanet edilen 120 milyon dolarlık projenin temeli 30 Mayıs 2017 tarihinde atılmıştı.

Rusya’daki dev projelerine devam ediyor

Projenin müteahhitliğini üstlenen ESTA Construction; Mercedes-Benz’in Rusya’daki ilk ve en büyük yatırımı olan SIRIUS araç fabrikası; dünyanın en akıllı ve teknolojik stadyumu olarak gösterilen Krasnodar Stadyumu ve Rusya’nın sıfırdan inşa edilen ikinci havalimanı olma özelliğini taşıyan Saratov Gagarin Uluslararası Havalimanı’nın ardından, SEC Aquarelle Pushkino AVM projesi ile bölgede fark yaratan imzalarına bir yenisini daha eklemiş oldu.

Moskova’nın 35 kilometre kuzey doğusunda bulunan ve bölgenin en gelişmiş ve dinamik merkezlerinden biri olarak değerlendirilen Pushkino’da açılan alışveriş ve eğlence merkezi, bölgedeki en inovatif proje olarak değerlendiriliyor. Projenin önemli bir özelliği bölge sakinlerinin beklentilerine göre şekillendirilmiş olması. Bu nedenle, inşaat başlamadan önce bölgede yaşayan her kesimden insanı kapsayacak bir anket gerçekleştirildi.

15 futbol sahası büyüklüğünde kapalı alan

Moskova bölgesinin kilit öneme sahip otoyollarından biri olan federal Yaroslavskoye M8 otobanı üzerinde bulunan SEC Aquarelle Pushkino AVM’nin, ilk yılda 8 milyon müşteriye ulaşması öngörülüyor. 283 bin metrekarelik arazi büyüklüğüne, 103 bin metrekare kapalı alana ve 2 bin 870 araçlık bir otoparka sahip olan alışveriş merkezi, dünya markalarının yanı sıra, yerel markalara da ev sahipliği yapacak.

Ülkemizi en iyi biçimde temsil ediyoruz

Projeyle ilgili konuşan ESTA Construction Yönetim Kurulu Başkanı Bahattin Demirbilek, “ESTA Construction olarak Rusya pazarında dev bir projeyi daha hayata geçirmekten gurur duyuyoruz. Gelişim ve değişime inanan bir marka olarak, kendimizi dikkat çeken ve fark yaratan işler yapmaya adadık. Hayata geçirdiğimiz tüm projelerde birlikte çalıştığımız işveren, yatırımcı, tedarikçi ve diğer tüm ticari ortaklarımızla katma değer ve güven yaratmaya odaklı ilişkiler kuruyoruz. Bugün Rusya’daki inşaat sektörünü en önemli oyuncularından birisi olmamızın temelinde de bu yaklaşım yatıyor. Fark yaratan projelerimizle sadece Rusya’nın değil, uluslararası müteahhitlik sektörünün de önde gelen bir oyuncusu olmayı ve ülkemizi uluslararası arenada en iyi şekilde temsil etmeyi hedefliyoruz” yorumlarında bulundu.

Auchan Grubu ile iş birliğimizi artıracağız

Auchan Holding’in dünyanın en büyük topluluklarından biri olduğunu sözlerine ekleyen Bahattin Demirbilek şöyle devam etti: “2018 yılını 50 milyar euronun üzerinde bir gelirle tamamlamış; dünyada 14 farklı ülkede 1.000’e yakın hipermarketi bulunan Auchan Grubu’nun iş ortağı olarak bu önemli projede yer almanın bizim için önemi büyük. Havalimanları, akıllı fabrikalar ve stadyumlar gibi farklı yapılarla birlikte, bulunduğu bölgeye değer katan bu tarz yaşam alanlarıyla uluslararası tecrübemizi yukarı çekerken; bu projelerde Mercedes ve Auchan gibi dünyanın en önemli şirketleriyle iş ortaklığı yapıyoruz. Bu tür şirketlerle çalışmak gerçekten oldukça zor. İşi, güvenliği her zaman ön planda tutarak, en yüksek kalitede, planladığınız takvime bağlı kalarak bitirmeniz çok önemli. Auchan Grubu ile ilk kez böylesine bir projede iş birliği yaptık ve kendileri bizim iş yapış biçimimizden çok etkilendiklerini defalarca dile getirdiler. Şimdi kendileriyle hem Rusya’da hem de Avrupa’nın farklı coğrafyalarında iş birliğimizi artıracağız. Bu ESTA olarak, bizim işe değer veren katma vizyonumuzun; aile ortamında büyük bir ahenkle çalışma prensibimizin bir sonucu. Yaklaşık 10 bin kişilik ESTA ailesinin bir başarısı.

Seramik ve mikrobeton karmasıyla dünya rekor kırdı

  • SEC Aquarelle, 100 mağazalık bir perakende koridoru ve yeme-içme alanlarının yanı sıra, anne ve çocuk odaları, WI-FI, ortak alanlarda rahat mobilya ve oturma alanları, su içilebilir çeşmeler, bebek arabası kiralama gibi ücretsiz hizmetler sunuyor.

  • BREEAM “Very Good” sertifikası ile çevreye duyarlı bir yapı olan SEC Aquarelle Pushkino, 198 bin metrekarelik ağaçlandırma çalışması ile bölgede fark yaratmayı hedefliyor.

  • AVM cephesinde kullanılan tüm kompozit elemanların dizayn ve renkleri özel imalat yapılırken; bu denli büyük hacimde seramik ve mikrobeton dünyada ilk kez bir arada kullanıldı! Projedeki tüm sabit mobilyalar ve aydınlatma unsurlarının imalatı da özel olarak gerçekleştirildi.

Haber

Rusya’daki dev AVM’ye ESTA imzası

Rusya’nın en büyük AVM projeleri arasında yer alan SEC Aquarelle Pushkino, Türk inşaat ve müteahhitlik şirketi ESTA Construction imzasıyla açıldı. Dünyaca ünlü Fransız perakende grubu Auchan’ın gayrimenkul geliştirme ve yönetim şirketi Ceetrus tarafından ESTA Construction’a emanet edilen 120 milyon dolarlık projenin temeli 30 Mayıs 2017 tarihinde atılmıştı.

Rusya’daki dev projelerine devam ediyor

Projenin müteahhitliğini üstlenen ESTA Construction; Mercedes-Benz’in Rusya’daki ilk ve en büyük yatırımı olan SIRIUS araç fabrikası; dünyanın en akıllı ve teknolojik stadyumu olarak gösterilen Krasnodar Stadyumu ve Rusya’nın sıfırdan inşa edilen ikinci havalimanı olma özelliğini taşıyan Saratov Gagarin Uluslararası Havalimanı’nın ardından, SEC Aquarelle Pushkino AVM projesi ile bölgede fark yaratan imzalarına bir yenisini daha eklemiş oldu.

Moskova’nın 35 kilometre kuzey doğusunda bulunan ve bölgenin en gelişmiş ve dinamik merkezlerinden biri olarak değerlendirilen Pushkino’da açılan alışveriş ve eğlence merkezi, bölgedeki en inovatif proje olarak değerlendiriliyor. Projenin önemli bir özelliği bölge sakinlerinin beklentilerine göre şekillendirilmiş olması. Bu nedenle, inşaat başlamadan önce bölgede yaşayan her kesimden insanı kapsayacak bir anket gerçekleştirildi.

15 futbol sahası büyüklüğünde kapalı alan

Moskova bölgesinin kilit öneme sahip otoyollarından biri olan federal Yaroslavskoye M8 otobanı üzerinde bulunan SEC Aquarelle Pushkino AVM’nin, ilk yılda 8 milyon müşteriye ulaşması öngörülüyor. 283 bin metrekarelik arazi büyüklüğüne, 103 bin metrekare kapalı alana ve 2 bin 870 araçlık bir otoparka sahip olan alışveriş merkezi, dünya markalarının yanı sıra, yerel markalara da ev sahipliği yapacak.

Ülkemizi en iyi biçimde temsil ediyoruz

Projeyle ilgili konuşan ESTA Construction Yönetim Kurulu Başkanı Bahattin Demirbilek, “ESTA Construction olarak Rusya pazarında dev bir projeyi daha hayata geçirmekten gurur duyuyoruz. Gelişim ve değişime inanan bir marka olarak, kendimizi dikkat çeken ve fark yaratan işler yapmaya adadık. Hayata geçirdiğimiz tüm projelerde birlikte çalıştığımız işveren, yatırımcı, tedarikçi ve diğer tüm ticari ortaklarımızla katma değer ve güven yaratmaya odaklı ilişkiler kuruyoruz. Bugün Rusya’daki inşaat sektörünü en önemli oyuncularından birisi olmamızın temelinde de bu yaklaşım yatıyor. Fark yaratan projelerimizle sadece Rusya’nın değil, uluslararası müteahhitlik sektörünün de önde gelen bir oyuncusu olmayı ve ülkemizi uluslararası arenada en iyi şekilde temsil etmeyi hedefliyoruz” yorumlarında bulundu.

Auchan Grubu ile iş birliğimizi artıracağız

Auchan Holding’in dünyanın en büyük topluluklarından biri olduğunu sözlerine ekleyen Bahattin Demirbilek şöyle devam etti: “2018 yılını 50 milyar euronun üzerinde bir gelirle tamamlamış; dünyada 14 farklı ülkede 1.000’e yakın hipermarketi bulunan Auchan Grubu’nun iş ortağı olarak bu önemli projede yer almanın bizim için önemi büyük. Havalimanları, akıllı fabrikalar ve stadyumlar gibi farklı yapılarla birlikte, bulunduğu bölgeye değer katan bu tarz yaşam alanlarıyla uluslararası tecrübemizi yukarı çekerken; bu projelerde Mercedes ve Auchan gibi dünyanın en önemli şirketleriyle iş ortaklığı yapıyoruz. Bu tür şirketlerle çalışmak gerçekten oldukça zor. İşi, güvenliği her zaman ön planda tutarak, en yüksek kalitede, planladığınız takvime bağlı kalarak bitirmeniz çok önemli. Auchan Grubu ile ilk kez böylesine bir projede iş birliği yaptık ve kendileri bizim iş yapış biçimimizden çok etkilendiklerini defalarca dile getirdiler. Şimdi kendileriyle hem Rusya’da hem de Avrupa’nın farklı coğrafyalarında iş birliğimizi artıracağız. Bu ESTA olarak, bizim işe değer veren katma vizyonumuzun; aile ortamında büyük bir ahenkle çalışma prensibimizin bir sonucu. Yaklaşık 10 bin kişilik ESTA ailesinin bir başarısı.

Seramik ve mikrobeton karmasıyla dünya rekor kırdı

  • SEC Aquarelle, 100 mağazalık bir perakende koridoru ve yeme-içme alanlarının yanı sıra, anne ve çocuk odaları, WI-FI, ortak alanlarda rahat mobilya ve oturma alanları, su içilebilir çeşmeler, bebek arabası kiralama gibi ücretsiz hizmetler sunuyor.

  • BREEAM “Very Good” sertifikası ile çevreye duyarlı bir yapı olan SEC Aquarelle Pushkino, 198 bin metrekarelik ağaçlandırma çalışması ile bölgede fark yaratmayı hedefliyor.

  • AVM cephesinde kullanılan tüm kompozit elemanların dizayn ve renkleri özel imalat yapılırken; bu denli büyük hacimde seramik ve mikrobeton dünyada ilk kez bir arada kullanıldı! Projedeki tüm sabit mobilyalar ve aydınlatma unsurlarının imalatı da özel olarak gerçekleştirildi.

Haber

Ukrayna’nın doğusunda ‘tam ateşkes’ sağlandı

Normandiya Dörtlüsü Liderler Zirvesi, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ev sahipliğinde Elize Sarayı’nda gerçekleşti.

Dörtlü zirvenin öncesinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Macron ile ayrı ayrı ikili görüşmeler yaptı.

İki saatten fazla süren dörtlü zirvenin ilk bölümünün ardından Putin ve Zelenskiy, ilk defa baş başa bir görüşme gerçekleştirdi. Putin, gazetecilerin sorusu üzerine görüşmeden memnun olduğunu söyledi.

Akşam yemeği çerçevesinde tekrar bir araya gelen liderler dörtlü zirvenin ikinci bölümünü gerçekleştirdi. Yaklaşık 5,5 saat süren liderler zirvesinden sonra Macron, Merkel, Putin ve Zelenskiy ortak basın toplantısı düzenledi ve gazetecilerin sorularını cevaplandırdı.

Ayrıca zirvenin ardından “Çatışma bölgesindeki durumu istikrara kavuşturmak için acil önlemler”, “Minsk Anlaşmalarının siyasi hükümlerinin uygulanmasına yönelik önlemler” ve “Sonraki adımlar” şeklinde 3 başlıktan oluşan ortak bir bildiri yayımlandı.

“Zelensky’nin çabasını memnuniyetle karşılıyorum”

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, zengin ve üretken bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirterek, “Ukrayna Devlet Başkanı’nın ülkesinin doğusuna barış getirmek için gösterdiği çabayı memnuniyetle karşılıyorum.” dedi.

Görüşmede “Rusya ile Ukrayna arasında esir alışverişi ve ateşkes” gibi konuların ele alındığını belirten Macron, “Normandiya Formatı”nda yeni görüşmelerin 4 ay içinde tekrar yapılmasını umduğunu söyledi.

Macron, Paris’te uzun süre aradan sonra yan yana olmalarını, bölgede barışı tesis etmek için “önemli bir adım olarak” nitelendirdi.

“Durgunluk dönemini aştık”

Almanya Başbakanı Merkel, toplantıda elde edilen sonuçlardan memnun olduğunu belirterek, “Bugün durgunluk dönemini aştık” dedi.

Toplantıda “gerçekçi şeylerde” anlaştıklarını vurgulayan Merkel, “Elbette biz bu yolda devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.

Merkel, yıl sonuna kadar Ukrayna’nın doğusunda ateşkesin sağlanmasına ilişkin hedefin çok iddialı bir hedef olduğunu ifade ederek, ateşkesin daha iyi gözetilmesi gerektiğinin önemine işaret etti.

Ukrayna’da yerel seçimlerin yapılmasıyla ilgili siyasi ve güvenlik koşulların oluşturulması gerektiğini dile getiren Merkel, bunun zor bir girişim olduğunu, ancak bugünkü toplantıda zor konuları çözmek için “iyi niyetin” bulunduğu izlenimi edindiğini kaydetti.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, zirvede yıl sonuna kadar ülkenin doğusunda ateşkesin sağlanması konusunda anlaşmaya vardıklarını bildirdi. Zelenskiy, “Bugün Ukrayna, Almanya, Fransa ve Rusya, güvenlik durumunu istikrara kavuşturmak için acil tedbirler üzerinde karar aldı. Ukrayna’nın doğusunda 2019’un sonundan önce başlaması gereken tam bir ateşkes üzerinde anlaşıldı.” ifadelerini kullandı.

Ukrayna ve Rusya arasında esir ve mahkum değişimi konusunun da ele alındığını kaydeden Zelenskiy, 24 Aralık’ta ya da en geç ay sonuna kadar değişimin gerçekleşmesi üzerinde anlaştıklarını bildirdi.

Bu anlaşmayı “zafer” olarak nitelendiren Zelenskiy, “Değişim için ‘herkese karşılık herkes’ formülü üzerinde anlaştık. Minsk’te bu yazılmıştı ama şimdi bunun tarihi üzerinde anlaştık. İnanıyorum ki, yıl sonuna kadar bu yerine getirilecek.” diye konuştu.

Öte yandan tarafların Ukrayna’nın doğusundaki bölgelerin mayından temizlenmesi için yeni plana gerekli olduğu konusunu da görüştüğünü bildirdi.

“Çözemediğimiz pek çok mesele var”

Ukrayna’nın doğusunda Rusya ile olan sınırların kontrolünün Kiev’e geçmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirten Zelenskiy, “Bu konuya 4 ay sonra toplanacak Normandiya Liderler zirvesinde döneceklerini dile getirdi.

Kiev’in ülkenin federalleşmesine yönelik Anayasa’da değişkiliğe müsaade etmeyeceğini dile getiren Zelenskiy, Rusya ile görüş ayrılıklarının sürdüğünü ifade etti. Zelenskiy, “Elbette bugün maalesef çözemediğimiz pek çok mesele var.” dedi.

Ukrayna’nın federalleşme konusunu kabul etmeyeceğinin altını çizen Zelenskiy, üniter bir devlet yapısından vazgeçmeyeceklerini belirtti.

Rus lider Putin ile görüşmeyi barışa giden adım olarak değerlendiren Zelenskiy, “(Putin ile görüşmeyi) barışa giden büyük bir adım olarak sayıyorum. Eğer istemeseydik, hiç birimiz buraya gelmezdi.” dedi.

Minsk Anlaşmalarına uyulması vurgusu

Rusya Devlet Başkanı Putin ise Minsk anlaşmalarının uygulanması gerektiğini vurgulayarak, “Minsk anlaşmalarını yeniden yazmamıza ne gerek var? Minsk anlaşmalarının her bir maddesi bir birine bağlıdır. Bir maddeyi değiştirdiğimizde diğer maddeleri değiştirmemiz gerekecek.” dedi.

Putin, Donbas bölgesine özel statünün verilmesiyle ilgili Ukrayna’nın anayasasında gerekli değişikliklerin yapılması gerektiğini vurguladı.

Temas hattındaki güçler ve araçların ayrılmasınını memnuniyetle karşıladıklarını dile getiren Putin, “Bu, Ukrayna’nın güney doğusunda gerginliğinin azaltılması ve kapsamlı ateşkesin sağlanması konusunda gerçekten önemli bir adım.” değerlendirmesinde bulundu.

Putin, Ukrayna’nın doğusundaki çatışmalara katılanlarla ilgili af kararının alınması ve tutuklularla ilgili takasın yapılması gerektiğini dile getirdi.

Temas hattında geçiş noktalarının sayısının arttırılmasının zorunlu olduğuna işaret eden Putin, “Saatlerce süren kontrol prosedürlerini hızlandırarak, binlerce kişinin geçişi konusunda gerekli şartları sağlamalıyız. Yaptığımız anlaşmalarının insanların hayatlarını kolaylaştırmalı.” şeklinde konuştu.

Rusya ile Ukrayna arasında ikili ilişkilerin ısınmaya başladığına dikkati çeken Putin, “Normandiya Formatı zirvesinde bir araya geldik ve birçok konuda gelişme kaydettik. Bütün bunlar, sürecin doğru yönde geliştiğini düşündürüyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Ukrayna’nın doğusu krizin çözümü konusunda elinden geleni yapacaklarını dile getiren Putin, “Tarafların, diyalog kurarak bir biriyle anlaşmaları gerekiyor. Diyalogsuz hiçbir mesele çözülmez.” diye konuştu.

Rusya ve Ukrayna arasındaki doğal gaz temini ve Rus gazının Ukrayna üzerinden Avrupa’ya gönderilmesi meselesine değinen Putin, “Gazınız var ve anlaştığımız taktirde yüzde 25 daha ucuz olabilir.” ifadelerini kullandı.

Haber

Ev tekstili Rusya pazarındaki eski gücüne yeniden kavuşuyor

BURSA (DÜNYA) – 17-19 Eylül 2019 Eylül tarihleri arasında Moskova’da gerçekleştirilen fuara Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) Milli Katılım organizasyonu ile 25 firmanın yer aldığını belirten UTİB Yönetim Kurulu Başkanı Pınar Taşdelen Engin, fuara sadece Rusya’dan değil, Avrupa, ABD, Türk Cumhuriyetleri, Ortadoğu ve Uzakdoğu’dan da sektör profesyonellerinin ilgi gösterdiğini söyledi. Taşdelen Engin: “Sektörümüzün dünyada pazarındaki konumu ve önemi herkes tarafından biliniyor. Bizler de, ülke ihracatımızın artması için ağırlıklı olarak üst segment ürünlerle, dünyanın dört bir yanındaki fuarlarda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Rusya pazarında da üst segment ürünlerimizle gayet sağlam bir yere sahibiz. Heimtextil Russia 2019 Fuarı’na da ülkemizin önde gelen ev tekstili firmaları ile katıldık. Yeni trendler, yeni ürünler, teknoloji ve modamız ile bu fuarda da adımızda söz ettirdiğimize inanıyorum. Rusya’nın Türk ev tekstili sektörü açısından kriz öncesindeki parlak günlerine dönmesi için tüm gücümüzle çalışıyoruz” dedi.

Rusya’ ya artış var ancak yeterli değil

Rusya özelinde ihracat verilerine de değinen UTİB Başkan Pınar Taşdelen Engin, sözlerini şöyle tamamladı:

“Rusya’ya yapılan ev tekstili ihracatı, sürekli artmasına karşın halen istediğimiz seviyede değil. İki ülke arasındaki belirli zamanlarda yaşanan krizler bizlerin ihracat rakamlarını da oluşuz etkiledi. Şimdi ülkeler arasındaki ilişkiye bağlı olarak yeniden artışı yaşıyoruz. 2019 yılının ilk 8 aylık döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre dolar bazında yüzde 86 artış ile 40,3 milyon dolarlık ev tekstili ihracatı yaptık. Bu artış geçen yıl en fazla ihracat yaptığımız ülkeler arasında 19. sırada olan Rusya’yı bu yıl 9.cu sıraya kadar yükseltti. Aynı dönemde Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği’nin Rusya’ya ev tekstili ihracatı ise 6,2 milyon dolar olarak gerçekleşti.”

Haber

Yurt dışındaki Türk markalarının mağaza sayısı 5 bine koşuyor

Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel, markaların yurt dışında her gün ortalama 2 mağaza açmaya devam ettiğini belirterek, “Haziran sonu itibarıyla 125 ülkede toplam 4 bin 396 mağazamız ve 12 bin 884 satış noktamız bulunuyor. Markalarımızın yılın ikinci yarısında da aynı hızla devam edeceklerine ve yıl sonunda yurt dışı mağaza sayımızın 5 bin sınırına yaklaşacağına inanıyorum. Başka bir ifade ile sınırlarımızın ötesindeki mağaza sayımızı 3 yılda yaklaşık yüzde 100 artırmış olacağız.” dedi.

Başta hazır giyim olmak üzere perakende sektöründen firmaların katılımıyla kurulan BMD, iletişim, optik, mobilya, ayakkabı, küçük mutfak ürünleri, kozmetik, aksesuar, ev tekstili ve dekorasyonu, çok katlı mağazacılık gibi alanlardan firmalarla üyelerinin sektörel dağılımını çeşitlendirerek Türkiye’nin en tanınmış, marka değeri en yüksek kurumlarını bünyesinde barındırıyor.

Yurt dışındaki mağaza sayısını 3 yılda yaklaşık yüzde 100 artıran BMD üyesi markalar, sınır ötesi büyümeyi hedef alarak rotayı yurt dışına çevirdi.

BMD üyesi markaların yurt dışında en çok mağaza açtığı ülkeler arasında 636 mağaza ile Rusya başı çekerken, Rusya’yı, 320 mağaza ile Kazakistan, 294 mağaza ile Suudi Arabistan, 219 mağaza ile Romanya ve 213 mağaza ile Irak takip ediyor. 

“Markalarımız ekonomimizin ‘özel kuvvetleri’ gibi çalışıyor”

BMD Başkanı Öncel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk markalarının, yılın ilk yarısında yeni üye katılımları ve mevcut üyelerin yatırımlarıyla yurt dışı mağaza sayısını 4 bin 396’ya çıkardığını belirterek, Türk markalarının en çok mağazasının bulunduğu ülkeler sıralamasında Rusya’nın açık ara önde olduğunu söyledi.

İç pazardaki doygunluk ve yüksek maliyetler nedeniyle markaların son yıllarda yurt dışındaki fırsatları değerlendirmeye odaklandığını aktaran Öncel, şöyle devam etti:

“BMD üyesi markalarımızın 2016’da yurt dışında toplam 2 bin 500 mağazası vardı. Ekonomimizin ‘özel kuvvetleri’ gibi çalışan markalarımız, sınırlarımızın ötesinde 2017’de 650, 2018’de 850 yeni mağaza açtı. 2019’a başlarken üyelerimizin yurt dışında 4 bin civarında mağazası vardı. Küresel ticaretteki belirsizlikler nedeniyle 2019 için biraz temkinli bir projeksiyon yapmış ve yurt dışında en az 500 yeni mağaza açılacağını öngörmüştük. İlk 6 ayda öngörümüzün çok üstünde bir performans ortaya koyduk. Tıpkı geçen yıl olduğu gibi bu yılın ilk yarısında da markalarımız yurt dışında her gün ortalama 2 mağaza açmaya devam etti. Haziran sonu itibarıyla 125 ülkede toplam 4 bin 396 mağazamız ve 12 bin 884 satış noktamız bulunuyor. Markalarımızın yılın ikinci yarısında da aynı hızla devam edeceklerine ve yıl sonunda yurt dışı mağaza sayımızın 5 bin sınırına yaklaşacağına inanıyorum. Başka bir ifade ile sınırlarımızın ötesindeki mağaza sayımızı 3 yılda yaklaşık yüzde 100 artırmış olacağız.”

Türk markaları en çok Rusya’da mağaza açıyor

Sinan Öncel, Türk markalarının en çok rağbet gösterdikleri ülkenin Rusya olduğunu aktararak, BMD üyelerinin Rusya’da 636 mağazası olduğunu bildirdi.

Kazakistan, Suudi Arabistan, Romanya, Irak, Ukrayna, Azerbaycan, İran, Fas ve KKTC’nin ilk 10’daki diğer ülkeler olarak sıralandığını aktaran Öncel, yurt dışındaki 4 bin 396 mağazanın yüzde 55’inin söz konusu 10 ülkede yer aldığını söyledi.

Öncel, BMD olarak her yıl düzenledikleri yurt dışı açılım toplantıları ile markaların bulundukları ülkelerde derinleşip kök salmaları ve farklı ülkelerdeki fırsatları değerlendirmeleri için rehberlik yapmaya devam edeceklerini kaydetti.

Kaynak: AA