Haber

42,3 teravatsaat tasarruf için 54 milyar dolarlık yatırıma ihtiyaç var

Enerji verimliliği alanında 10 yılda yapılacak 54 milyar dolarlık yatırımla 18 milyon hanenin elektrik tüketimine eş değer (42,3 teravatsaat) tasarruf sağlanabilecek.

SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi’nin “Türkiye Elektrik Sistemi İçin En Ekonomik Katkı: Enerji Verimliliği ve Yeni İş Modelleri” raporu yayımlandı. Türkiye’nin enerji verimliliği potansiyelini analiz eden rapor, iki farklı senaryo üzerinden hazırlandı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının “Türkiye Elektrik Enerjisi Talep Projeksiyonu Raporu” temel alınan baz senaryoya göre, Türkiye’nin elektrik talebinin 2030’da 459,2 teravatsaat, SHURA senaryosuna göre ise 416,9 teravatsaat olacağı öngörülüyor.

SHURA senaryosuna göre, 5 farklı alanda 16 enerji verimliliği çözümünün enerji üretimi, iletimi ve dağıtımında kullanılabileceği önerilirken, yüksek enerji verimliliğine ulaşılabileceği tahmin ediliyor.

Bu kapsamda, 10 yılda 30 milyar dolar enerji verimliliği, 13 milyar dolar elektrifikasyon ve 11 milyar dolar dağıtık enerji üretimi alanında olmak üzere 54 milyar dolarlık yatırıma ihtiyaç duyuluyor.

Söz konusu yatırımla 2030’da 18 milyon hanenin elektrik tüketimine eş değer seviyede (42,3 teravatsaat) enerji tasarrufu sağlanabileceği hesaplanıyor.

Enerji verimliliği alanında ihtiyaç duyulan yatırımın ise yarısını elektrikli ev aletleri, 5 milyar dolarını sanayideki enerji verimliliği yatırımları, 3 milyar dolarını akıllı evler, 2 milyar dolarını klimalar, 2 milyar dolarını yemek pişirme ve kalan 3 milyar dolarlık kısmını da diğer nihai tüketim alanları oluşturuyor.

Enerji verimliliği teknolojilerinin uygulanması için harcanan her 1 dolar karşılığında yatırımcıya sağlanan faydanın ise 1,2 ila 1,5 dolar arasında olacağı öngörülüyor.

Santrallerdeki doğal gaz ve ithal kömür tüketimi azalacak

SHURA senaryosunda belirlenen tasarruf potansiyeliyle doğal gazdan elektrik üretimine olan talep yarı yarıya azalırken, ithal kömüre olan bağımlılığın da yüzde 10 düşeceği hesaplanıyor.

Santrallerin doğal gaz tüketiminin elektrik talebindeki azalmayla 8,7 milyar metreküp gerilemesi bekleniyor. Böylece, elektrik santrallerinde doğal gaz ve ithal kömür tüketiminin azalmasıyla toplamda 2,7 milyar dolar fayda sağlanacağı tahmin ediliyor.

Raporda ayrıca, enerji verimliliği alanında yapılacak yatırımların Türkiye’de üretilen teknoloji ve ekipmanla yapılmasının dış ticaret bağımlılığının azaltılması ve yeni istihdam alanları oluşturulmasında önemli rol oynayacağına işaret ediliyor.

Rapora ilişkin değerlendirmede bulunan SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Değer Saygın, enerji verimliliğinin geri ödeme açısından bakıldığında düşük maliyetli ve yerli bir kaynak olduğunu belirterek, “Tedarikten tüketime, elektrik sektörünün tüm değer zincirinde incelediğimiz teknolojilere yapılan yatırıma baktığımızda, bu yatırımlar sayesinde elde edeceğimiz enerji tasarrufu net fayda sağlayarak 2030 yılındaki tasarruf potansiyelinin yüzde 80’ine denk gelecek.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA

Haber

ABD’de tüketici kredileri beklenenden az arttı

ABD Merkez Bankası (Fed), temmuz ayına ilişkin tüketici kredileri verilerini açıkladı.

Buna göre ülkede tüketici kredileri, temmuzda aylık 12,25 milyar dolar artarak 4,13 trilyon dolar oldu.

Söz konusu veriye ilişkin piyasa beklentisi, tüketici kredilerinin bu ayda 13,75 milyar dolar artması yönündeydi.

Tüketici kredilerinde haziran ayındaki artış ise 8,95 milyar dolardan 11,4 milyar dolara revize edildi.

Bu dönemde, kredi kartı ve benzeri devir yapan borçlar aylık 300 milyon dolar azalırken, ev, otomobil ve öğrenci gibi devir yapmayan krediler 12,6 milyar dolar arttı.

Tüketici kredileri, temmuzda yıllık bazda ise yüzde 3,6 arttı. Mart, nisan ve mayıs aylarında azalış gösteren veri, haziranda yıllık yüzde 3,3’lük artış kaydetmişti.

Söz konusu dönemde devir yapan krediler geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,4 azalırken, devir yapmayan krediler yüzde 4,8 artış gösterdi.

Kaynak: AA

Haber

Virüs etkiledi ABD 2. büyük pazar oldu

YENER KARADENİZ

Son günlerde siyasette en gergin günlerini yaşayan Türkiye-ABD ilişkileri, ticarette tam tersi, en verimli dönemlerineden birini yaşıyor. ABD, bu yıl koronavirüse rağmen Türkiye’den ithalatını sürekli artıran nadir ülkelerden biri oldu ve Ticaret Bakanlığı verilerine göre ilk 7 ayda 5,56 milyar dolar ihracat ile Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ülkeler sıralamasında 3 sıra birden yükselerek 2. sıraya yerleşti. Ülkeye ihracatını 100 milyon dolardan fazla artıran halı sektörü bu yükselişte en önemli rolü oynarken onu 85 milyon dolar ile çelik, 83 milyon dolar ile mücevher ve 65 milyon dolar ihracat ile de hazır giyim sektörü izledi. Sektör temsilcileri, ABD’nin ithalatından yüzde 0,5 pay alan Türkiye’nin bu payı kısa sürede yüzde 1’e çıkarması gerektiğini belirtti.

Dış açık %70’ten fazla daraldı

Türkiye’nin en önemli 5 pazarından biri olan ABD ile 2010 yılında 16,1 milyar dolar olan ikili ticaret 2019 yılında 19,1 milyar dolara ulaştı. ABD’ye aynı dönemde ihracat 3,8 milyar dolardan 8 milyar dolar seviyesine gelirken ithalat ise 12,3 milyar dolar seviyesine çıktı. Bu süreçte Türkiye’nin ABD ile dış ticaret açığı da 8.5 milyar dolardan 3,1 milyar dolar seviyesine geriledi.

İlk 50 ürün önemli

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, ABD ile dış ticaret açığının yılın ilk 6 ayında da sürekli kapandığına dikkat çekti. Gülle, bu başarının yıl sonuna kadar süreceği öngörüsünde bulundu. Halihazırda Türkiye, ABD’nin yıllık 3,1 trilyon dolar civarında olan ithalatından yüzde 0,5 civarında pay alıyor.

Gülle, bunun kabul edilebilir bir seviye olmadığını vurgulayarak, “Yaptığımız analizler çerçevesinde; otomotiv, kimyevi maddeler, elektrik-elektronik, yaş meyve sebze ve hububat sektörlerindeki birçok üründe ülkemizin rekabet gücü yüksek olmasına rağmen ABD pazarında yeteri kadar pay alamadığımızı gördük. ABD’ye pazar payımızı artırmak noktasında, Türkiye olarak öncelikle ABD’nin ithalatında en önemli yer tutan ilk 50 üründe alan kazanmamız gerekiyor. Pandemi sürecinin sona ermesinin ardından özellikle ihracatımızın daha da artacağına ve ilerleyen dönemlerde 100 milyar dolarlık ikili ticaret hedefimize ulaşacağımızı düşünüyorum” diye konuştu.

Halıcılar lojistik merkezi açıyor

ABD ile ilk 7 aydaki ihracatta en büyük artış 107 milyon dolar ile halı sektöründe yaşandı. Sektör 2019’un ilk 7 ayında 370 milyon dolar olan ihracatını yüzde 31,20 oranında artırarak 435 milyon dolara çıkardı.

İstanbul Halı İhracatçıları Birliği Başkanı Uğur Uysal, ilk 7 aydaki artışın ayı şekilde devam etmesini beklediklerini söyledi. Tüm dünyada olduğu gibi evde kal döneminde ABD halkının da ev dekorasyonuna yönelik alışverişlerinin halı ihracatında önemli bir artışı beraberinde getirdiğini dile getiren Uğur Uysal, “Online satışlar ABD’de de patladı. Yılı yüzde 50’lik artış ile kapatırız” dedi.

Çelik sektörü ABD’de yatırım gazına bastı

ABD’ye ihracatta en yüksek ikinci artış çelik sektöründe yaşandı. Bilindiği üzere ABD ile Türkiye arasında geride bıraktığımız yıllarda yaşanan siyasi kriz sonrası ABD, Türk çeliğine ilave vergi getirmiş, geçen yıl ise söz konusu vergiyi yeniden yüzde 25 seviyesine çekmişti. Bunun sektör ihracatında önemli bir artışı beraberinde getirdiğine dikkat çeken Akdeniz Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Adnan Ersoy Ulubaş, söz konusu artışın devam etmesini beklediklerini söyledi. Türkiye’den birçok şirketin ABD’de üretim tesisi açmaya başladığına dikkat çeken Ulubaş, “Çok büyük şirketler ülkede yarı mamul ve mamul üretimi için yatırıma geçti. Anlaşmalar devam ediyor. Bu yatırımlar ile birlikte ihracatın daha da artmasını bekliyoruz” dedi. Ulubaş, Çin’in bu dönemde artık Türkiye için bir engel teşkil etmediğini, ABD de dahil olmak üzere birçok ülkenin Uzakdoğu ürünlerine temkinli yaklaştıklarını, bunun da Türkiye’nin dış ticaretine olumlu yansıdığını anlattı.

Makine halısında en büyük pazar

Makine halısı alanında Türkiye dünyada ilk sırada yer alıyor. Türkiye’nin en büyük pazarı da ABD. Amazon, Wayfair gibi online alışveriş şirketleri de bu dönemde Türkiye’den alımlarını artıran şirketler arasında yer alıyor. Öte yandan sektör, ABD’deki gücünü artırmak için şimdi de lojistik merkezi açmak için girişimlere başladı. Bu sene ABD TİM çatısı altında açılacak lojistik merkezi ile online ticareti daha da üst noktalara çıkacağı belirtiliyor.

Haber

Lübnan, art arda ekonomik krizlerin etkisine girdi

Lübnan hükümetinin 17 Ekim 2019’da aldığı vergi paketi kararları, ülkede geniş çaplı protestoları başlatırken, yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) yansımaları, Lübnan lirasının değer kaybı ve son olarak Beyrut’taki liman patlaması ekonomik krizi daha da derinleştirdi.

Lübnan hükümetinin 17 Ekim 2019’da aldığı vergi paketi kararları (petrol ürünleri ve sigaraya verginin artırılması ve WhatsApp uygulaması üzerinden iletişimden aylık 6 dolar vergi alınması) ülkede protestoların başlamasının ana nedeniydi.
Ardından geceleri Beyrut’ta ve diğer illerde protestolar başladı. Gösteriler sırasında yollar kesildi, banka şubelerinin ve mağazaların vitrinleri parçalandı ve hükümet istifa edene kadar açık grev ilan edildi.

Aynı gün hükümet iletişim vergisini iptal etti ancak gösteriler durmadı ve daha da ileri gitti. Güvenlik güçleri ve askerler ile göstericiler arasında başbakanlık binası önünde çatışma çıktı.
Bu şekilde göstericiler hükümetin istifası konusunda ısrar ederken, protestolar ve yol kesmeler gün boyunca devam etti.

Hükümetin istifası

Lübnan Başbakanı Saad el-Hariri’nin 18 Ekim’de krizin çözümü için hükümet ortaklarına 72 saat süre tanıdığını açıklamasından bir gün sonra Lübnan Güçleri Partisi’nden 4 bakan istifa etti.

İlerleyen günlerde ise başkent Beyrut başta olmak üzere birçok kentte meydanlarda büyük gösteriler düzenlendi. Eğitim sektörü, kamu kurumları ve bankalar grev başlattı.

Hariri, Cumhuriyet Sarayı’ndaki bakanlar kurulu toplantısının ardından yeni bir reform paketi açıklasa da hükümetin istifası konusunda ısrarcı göstericiler protestolara devam etti.

Hükümetin tüm çabaları başarısız oldu ve Başbakan Hariri ülkesinde 2 hafta devam eden hükümet karşıtı gösteriler nedeniyle 29 Ekim’de istifasını sundu.

Hariri’nin istifasının ardından göstericiler yolları açmış ve ülkedeki grev sona ermiş olsa da meydanlarda kalma çağrıları sürdü.

Lübnan lirasının döviz karşısındaki değer kaybı

Ülkedeki siyasi ve ekonomik çalkantılar Lübnan lirasının Mayıs 2020 başından itibaren yüzde 85 değer kaybetmesine neden oldu. Ülkede kur sabitlense de yerel para biriminin değer kaybı devam etti. Bugün resmi kura göre 1 ABD doları, 1500 Lübnan lirası olmasına rağmen karaborsada 8 bin lira civarında işlem görüyor.

Merkez Bankası’nın önlemleri, Lübnan lirasının döviz karşısındaki değer kaybını durdurmayı başaramadı.

Binlerce Lübnanlı kendilerini birkaç ay içinde işini kaybetmek ya da maaşının kesintiye uğramasıyla karşı karşıya buldu.

Bu durum resmi verilere göre ülkede işsizlik oranını yüzde 35’in üzerine çıkardı.

Fiyatlardaki aşırı artış

Lübnan lirasının değer kaybetmesi, ülke tarihinde benzeri görülmemiş fiyat artışlarını beraberinde getirdi.

Ekonomik kriz, ülke piyasasındaki gıda ve temizlik gibi temel ihtiyaç ürünlerinin fiyatlarına yansıdı. Lübnan devlet bankalarından El-İtimad Bankası’nın açıkladığı verilere göre gıda ve giyim ürünlerinde yüzde 200 artış yaşandı.

Tüketici fiyatları endeksi, Mayıs ayında yüzde 56,6, Haziran ayında ise yüzde 89,7 oranında fiyatların arttığına işaret ediyor.

Araştırmalar Lübnan’ın, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri arasında bu ölçüde enflasyonun yaşandığı ilk ülke olarak tarihe geçtiği kaydediyor.

Koronavirüs yansımaları

Lübnan’da ilk yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakası 22 Şubat’ta İran’dan gelen bir yolcuda tespit edildi.

Virüsün ülkede hızla yayılması tüm dünyada olduğu gibi Lübnan’da da bazı önleyici tedbirleri beraberinde getirdi.

Lübnan resmi makamlarının tahminlerine göre, Kovid-19’un ekonomideki yansımaları 2020’de Lübnan Gayri Safi Yurt İçi Hasılasında (GSYİH) yüzde 12’den fazla daralmaya neden olacak.

Tahvil ödemeleri

Lübnan, tarihinde ilk kez mart ayında, 30 milyar doları aşan eurobond tahvil senetleri ödemelerinin 1,2 milyar dolarlık aidat ödemesinde temerrüde düştü.

Maliye Bakanlığı, 2020’de vadesi dolacak toplam 4,6 milyar dolarlık eurobond tahvil senetleri ödemelerinin, ülkenin döviz rezervlerini korumak amacıyla yapılmayacağını duyurdu.

Bu durum ülkeyi uluslararası finans kurumlarından hibe ve destek alma arayışlarına yönlendirdi.

Dış rezervler

Lübnan Merkez Bankası resmi verileri, ülkenin döviz rezervlerinin geçen Temmuz ayında aylık bazda yüzde 6,5 düşüşle 30,8 milyar dolara gerilediğini belirtti.

Döviz rezervleri 2019 yılında yıllık yüzde 7 düşüşle 37,77 milyar dolara düşerken, altın dahil toplam dış rezervler geçen yılın sonunda yaklaşık 51,66 milyar dolar olmuştu.

Genel borç

Lübnan, GSYİH değerinin yaklaşık yüzde 170’ine denk gelen 92 milyar doları aşan genel borç yükü altında bulunuyor.

Arap ülkesinin, 20 milyar dolardan fazla dış destek alması gerekiyor. Bu desteğin 11 milyarı 2018’de Paris’te düzenlenen “CEDRE” konferansı tarafından onaylanan, ancak henüz üzerinde anlaşmaya varılmamış bir ekonomik reform programı çerçevesinde verilmesi bekleniyor.

IMF görüşmeleri

Lübnan Ekonomi ve Ticaret Bakanına göre, salı günü meydana gelen patlamadan önce de içinde bulunduğu ekonomik kriz nedeniyle sıkıntı çeken Lübnan’ın Uluslararası Para Fonu (IMF) ile çalışması tek çözüm gibi duruyor.

IMF ile Lübnan arasındaki müzakereler geçen günlerde durmuştu. 10 milyar dolarlık kredi için yapılan görüşmelerin durmasına ise Lübnan’daki ana siyasi partiler, merkez bankası, ticari bankalar ve milletvekilleri arasında gerginlik yaratan finansal kayıpların büyüklüğü konusundaki anlaşmazlığın neden olduğu ifade ediliyor.

Beyrut Limanı patlaması

Beyrut Limanı’nda 4 Ağustos’ta patlayıcı maddelerin bulunduğu 12 numaralı depoda önce yangın çıkmış, ardından tüm kenti sarsan çok güçlü patlama meydana gelmişti.

Lübnan Sağlık Bakanı Müsteşarı Rıza el-Musavi, söz konusu patlamada hayatını kaybedenlerin sayısının 154’e yükseldiğini, yaralı sayısının da yaklaşık 6 bin olduğunu açıklamıştı.

Lübnan hükümeti 5 Ağustos’ta patlamayla ilgili 5 gün sürecek bir soruşturma yapılacağını ve limanda 2014’ten bu yana depolama, koruma ve denetim işlerini yürüten tüm yetkililer hakkında ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağı getirildiğini açıklamıştı.

Patlamanın etkisiyle büyük zarar gören Beyrut Limanı, Lübnan’da tahıl, gıda maddeleri ve ilaçların tutulduğu en büyük depolama alanı olarak kullanılıyordu.

Haber

ABD’de tüketici kredileri beklentiyi karşılayamadı

ABD Merkez Bankası (Fed), haziran ayına ilişkin tüketici kredileri verilerini açıkladı.

Buna göre, ülkede tüketici kredileri, haziranda bir önceki aya göre 8,95 milyar dolar artarak 4,12 trilyon dolar oldu.

Söz konusu veriye ilişkin piyasa beklentisi, tüketici kredilerinin bu ayda 10 milyar dolar artması yönündeydi. Tüketici kredileri, mayısta ise 14,4 milyar dolarlık azalış kaydetmişti.

Bu dönemde, kredi kartı ve benzeri devir yapan borçlar aylık 2,3 milyar dolar azalırken, ev, otomobil ve öğrenci gibi devir yapmayan krediler 11,3 milyar dolar arttı.

Tüketici kredileri, haziranda yıllık bazda ise yüzde 2,6 arttı. Şubat ayından bu yana azalış gösteren veri, mayıs ayında yıllık yüzde 4,2 gerilemişti.

Söz konusu dönemde devir yapan krediler geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,8 azalırken, devir yapmayan krediler yüzde 4,3 artış gösterdi.

Tüketici kredileri, bu yılın ikinci çeyreğinde ise yüzde 6,7’lik azalış kaydetti. Söz konusu dönemde devir yapan krediler yüzde 31,8 azalırken, devir yapmayan krediler yüzde 1,9 arttı.

Kaynak: AA

Haber

“Siyasi ilişkiler ticarete ve turizme engel”

DÜNYA/ANKARA

İsrail Maslahatgüzarı Roey Gilad, Türkiye ile İsrail arasında ikili ticaretin artması için ihtiyaç ve istek olduğuna, ticaret hacminde 10 milyar dolara ulaşılabileceğine dikkat çekerek, “Ancak olumsuz siyasi ilişkiler ticaretin de, karşılıklı yatırımların da, turizmin de önünde engel” dedi.

İsrail’in Türkiye’deki en yetkili ismi Gilad, “Siyasette bir gelişme bekliyor musunuz?” sorumuzu ise, “Karar Türk Hükümetinin” şeklinde yanıtladı. Gilad, Ankara Temsilcimiz Ferit Parlak’ın sorularını yanıtladı.

►Ticaret hacmi potansiyeli yansıtıyor mu?

Ticaret hacminde 2019 yılı için Türkiye’deki istatistikler 6 milyar doları gösteriyor. İsrail’deki istatistikler ise 7.2 milyar dolar. Bunun 5.5 milyar doları Türkiye’nin İsrail’e ihracatı, 1.7 milyar doları ise İsrail’in Türkiye’ye ihracatı. Ticaret hacmi, 10 milyar dolar civarına yükselebilir. Bu da siyasi ilişkilerin geliştirilmesi ile mümkün.

►Önceki yıllara bakınca, ticaret hacminin siyasetten etkilenmediğini söyleyebiliriz. Pandeminin etkisi oldu mu?

İsrail, Türkiye’nin ihracat listesinde 9’uncu sırada. Türkiye, İsrail’e bu yılın ilk 6 ayında 2 milyar dolarlık bir ihracat gerçekleştirmiş. COVID-19 nedeniyle dünya ticareti kötü bir dönem geçirirken ve ticaret ciddi oranlarda düşerken, 9 milyon nüfuslu İsrail’in Almanya, ABD, Birleşik Krallık gibi ülkelerin ardından Türkiye’nin ihracat listesinde 9’uncu sırada olması ekonomilerin tamamlayıcılığı açısından önemli bir gösterge. Türkiye’den temel ithalatımız, tarım ürünleri, deniz ürünleri ve inşaat malzemeleri alanında. Bu yıl ekstra olarak kişisel koruma ekipmanları ve maskeler alındı. Bütün bunlar İsrail’in Türkiye için önemli bir pazar olduğunu da gösteriyor.

Bu rakamlar tabii ki önemli ama ikili siyasi ilişkilerin gelişmesi ile bu rakamlar sürdürülebilir ve artabilir. Şu an siyasi ilişkilerin iyi olmaması ticaretin üzerinde bir cam tavan bulunmasına sebebiyet veriyor.

►10 milyar dolar ticarette hangi sektörlere öncelik verirsiniz?

Kısa dönemde gerçekleşecek hacim artışında yeni sektörler değil mevcut sektörler rol oynayabilir. İsrail’e inşaat malzemelerinin geldiği iki ülke var: Çin ve Türkiye. Türkiye’den gelen malzemeler hem kaliteli hem ekonomik. Bu potansiyel büyütülebilir. İsrail’in Türkiye’ye ihraç ettiği ürünlere bakacak olursak; tarım kimyasalları, çeşitli tohumlar, ileri teknoloji ürünleri ve rafine petrolleri yer alıyor. Bunların artırılması ile de sağlayabiliriz.

İNŞAATTA LİSANSLARI ÇİNLİ FİRMALAR ALDI

► İsrail’de ileriki süreçte alt ve üst yapı konusunda planlanmış projeler olacak mı? Yapılacak projelerde Türk müteahhitlerinin şansı yine siyasete mi bağlı?

İsrail’de alt ve üst yapıda yeni projelere yönelik bir açıklık var. Konut başta olmak üzere talep yüksek. Öncelikle Türk müteahhitler, tüm dünyada son derece başarılı kabul ediliyor. 6 ay önce İsrail’den Türkiye’ye, inşaat firmaları ile görüşme yapmak için bir delegasyon geldi. İş yapma arzusu elbette var. Şu an İsrail’de iş yapan Yılmazlar Grup adında Türk bir inşaat firması var. İki ülke arasındaki politik atmosfer daha iyi olsa ticaret gibi inşaat sektöründe de ciddi iş potansiyeli var.

Örneğin 2019 yılında İsrail’de büyük bir ihale açıldı. Uluslararası inşaat firmalarının İsrail’de iş yapabilmelerini sağlayacak lisans için açılan bir ihaleydi. Geçen yıl bu lisansı alan firmaların tamamı Çinli firmalar oldu; Türk firma yoktu.

►Girişimcilerin veya halkların istekleri ekonomik ilişkilerde rol oynayamaz mı?

Ankara Sanayi Odası ve İsrail Ticaret Odaları Federasyonu arasında bir toplantı yaptık. Orada Türkiye ile ticaret yapmak isteyen birçok İsrailli firma vardı. Yani ortada bir istek ve ihtiyaç var. İki ülke arasındaki ortak payda, tamamlayıcılık yoğun bir şekilde ön plana çıkıyor. Ama siyasi bir takım engellerin ortadan kaldırılması gerekiyor.

İş insanları, ikili ilişkilerin öncüsü olarak rol üstlenmiş durumdalar. İkili ilişkiler de halklar tarafından kuruluyor. Bu yüzden İsrailliler Türkiye’de hoş karşılanıp, kendilerini iyi ve güvende hissederlerse, hem İsrailli iş çevrelerinden hem de turistlerden buraya daha büyük bir akımın geldiğini görmek mümkün olacaktır.

►Siyasette bir gelişme bekliyor musunuz?

Bu noktada karar Türk hükümetinin. Türk hükümeti, 2018 yılının Mayıs ayında Ankara’daki Büyükelçiyi İsrail’e göndererek bir krize neden oldu. Bu durumdan bir U dönüşü yapmak da yine Türk hükümetinin elinde. Her zaman tekrar ettiğimiz gibi, top Türkiye’nin sahasında. İsrail, iş ilişkileri dahil olmak üzere her şeye açık. Ama karar Kudüs’te değil, Ankara’da.

İSRAİL GAZININ ÖNEMLİ OLACAĞINA İNANIYORUZ

►Doğalgaz konusunda iki ülkenin kazanabileceği bir formülde anlaşılabilir mi?

İsrail kıyıları açıklarında 900 milyar metreküp bir gaz var. Filistin, Ürdün ve Mısır’a ihracatımız var. Avrupa’ya da ihraç edilmeyi bekliyor. Yakında İsrail’deki kabine Doğu Akdeniz sözleşmesini imzalayacak. Yunanistan ve Kıbrıs zaten onayladı. Dünya piyasasında ise düşük enerji fiyatları gibi temel bir sıkıntı var. Bütün bu sıkıntılara rağmen İsrail gazının önemli olacağına inanıyoruz. Çünkü uzun vadede özellikle Avrupa piyasasında bu gaza ihtiyaç olacağını düşünüyoruz. Bu ihtiyacın giderilmesi Doğu Akdeniz boru hattı ya da sıvılaştırılmış doğalgaz fasiliteleri aracılığı ile olabilir. Öte yandan bunu siyasi bir araç olarak kullanmıyoruz. Geçmişte Leviathan’dan Mersin’e bu gazın transferi çok ciddi bir şekilde görüşülmüştü. Ama şu açık ki, siyasi farklılıklar bu zamana kadar ticareti, inşaat sektörünü, turizmi nasıl etkiliyorsa, enerji konusundaki işbirliğini de etkiliyor.

Eğer Türkiye kendi iç piyasası için gaz satın almak isterse bu ayrı bir konu; elbette alabilir. Çünkü Türkiye’de çok ciddi bir sanayi var. Şu anda alım yaptığı ülkeler, Rusya, Azerbaycan, İran ve LNG olarak da ABD. Bu Türkiye için yetersiz ise, İsrail gazını değerlendirebilir.

İsrailli turist yüzde 100 artar demek mümkün

Turist sayısındaki düşüş gözle görülüyor. Pandemiden önce başlamıştı. O alanda bir şeyler yapılabilir mi?

Siyasi atmosfer için söylediğim şeyler turizm içinde geçerli. Türkiye’deki resmi rakamlara bakacak olursak, 2019 yılında İsrail’den Türkiye’ye 500 bin turist gelmiş. Bu sayıya transit yolcular da dahil. İsrail’den gelenlerin çoğu İsrailli Araplar. 2010 yılı öncesinde Türkiye, İsrailli Yahudi vatandaşların gözde ülkelerinden biriydi. Çünkü çok güzel bir ülke, burada tatil yapmak ekonomik ve eşi benzeri olmayan ev sahipliği ile karşılanıyorlardı. Fakat bir noktadan sonra, temelde burada hükümetin sergilediği bir takım yaklaşımlar sonucu, İsrailli turistler kendini artık burada evinde hissetmiyorlar. Türkiye’deki tatil lokasyonlarına bu nedenle geliş azaldı. Diğer sayılar için hep yüzde 50 artabilir diyorum. Turizmdeki potansiyel için kısa dönemde yüzde 100 artar demek bile mümkün. Sayı ikiye katlanabilir. Birkaç hafta önce Kültür ve Turizm Bakanı misyon şeflerini Antalya’ya davet etti ve ben de katıldım. Antalya’yı ziyaret eden senelik 400 bin İsrailli turistten COVID-19 öncesi dönemde 100 bin turiste bir düşüş olduğunu belirttiler. Bu etkinlikte Türkiye’nin turizm hazırlıklarından, sosyal mesafe ve hijyen kuralı uygulamalarından çok etkilendim. Ancak 2020 yılı herkes açısından zorlayıcı bir yıl olacak. Bu sene tatillerini insanlar kendi ülkelerinde geçirecek gibi duruyor. 2020 yılı turizm açısından çoktan kayıp bir yıl.

Tamamlayıcılık, ihtiyaç ve istek

Siyasi gerginliğe rağmen 2019’da 7 milyar dolara çıkan ticaret hacmi…

Ve…

2020’nin ilk 4 ayında, pandemiye rağmen, 1.7 milyar dolara yükselen Türkiye’nin ihracatı…

★ ★ ★

İnşaat, enerji, gıda alanında sıklaşan heyet ziyaretleri…

Medikal sektöründe yaşanan “ticaret trafiği”…

Altyapı müteahhitlik sektöründe, Çinli firmaların “lisans” üstünlüğüne rağmen, gözlerin Türkiye’ye çevrilmesi…

★ ★ ★

İsrail ve Türkiye’nin tamamlayıcılığını, ticari ihtiyacı ve isteği gösteriyor… (Ferit PARLAK)

Haber

DEİK: Türkiye’nin Afrika ülkeleriyle ticaret hacmi 4 kat arttı

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, son 18 yılda, Türkiye ve Afrika ülkeleri arasındaki siyasi güvenin çok daha ileri seviyelere taşındığını belirterek, “18 yıldan beri, Türkiye’nin Afrika ülkeleri ile ikili ticaret hacmi 4 kat arttı.” dedi.

DEİK/ Türkiye-Afrika İş Konseyleri tarafından “COVID-19 Krizine Çok Taraflı Bir Cevap: Türkiye-Afrika Ortaklığı” konulu webinar (İnternet semineri) düzenlendi

Seminerde konuşan Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, COVID-19 süreci boyunca yaşanan gelişmelere rağmen DEİK olarak, mümkün olduğunca iletişimi açık tuttuklarını, ilgi, destek, rehberlik için önemli bir kaynak oluşturmaya devam ettiklerini ve iş geliştirme aktivitelerinin koordinesini yürüttüklerini belirtti.

Olpak, Afrika’nın yükselişinin yalnızca Türkiye için değil dünyanın tamamı için önemli olduğunu dile getirerek, Türkiye’nin stratejik bir ortak olarak uluslararası düzeyde Afrika’nın entegrasyonun destekleyicisi ve yaygınlaşması için en büyük itici güçler arasında yer aldığını kaydetti.

DEİK’in Türkiye’nin Afrika ile olan ticaret, ekonomik ve kültürel bağlarını ikili iş konseyi mekanizmaları aracılığıyla daha da güçlendirmek için katalizör rolünü üstlendiğini aktaran Olpak, 50’ye yakın partner kurum ile birlikte 45 Afrika ülkesinde çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.

Olpak, Türkiye’nin, Afrika’da, kazan-kazan politikasıyla bağlantılı olarak, eşitliği, şeffaflığı ve sürdürülebilirliği esas alan güçlendirme politikasını sürdürdüğüne işaret ederek, “Son 18 yılda, Türkiye ve Afrika ülkeleri arasındaki siyasi güven çok daha ileri seviyelere taşındı. 18 yıldan beri, Türkiye’nin Afrika ülkeleri ile ikili ticaret hacmi 4 kat arttı.” diye konuştu.

Son 18 yılda Türkiye’den Afrika’ya giden toplam kişi sayısının 2 kat, Afrika’dan Türkiye’ye gelen toplam kişi sayısının 4 kat arttığını anımsatan Olpak, “COVID-19 sürecinde Türkiye elinden gelen tüm yardımı sundu. Sadece hükümet tarafından değil, Afrika’da faaliyet gösteren Türk özel sektörünün temsilcileri de bu maske ev diğer koruyucu diğer ekipmanların üretimine başladılar, vakıf ve fon için bağışlarda bulundular. Küresel toplumlar olarak bu COVID-19 salgınında çıkardığımız dersler var. Bunlardan birisi iç kapasitelerin geliştirilmesi. DEİK olarak, kıtanın entegrasyon çabalarını desteklemeyi sürdüreceğiz. COVID-19 salgınından sonra Afrika’ya olan yatırımlarımızı artıracağız. Türkiye’nin Afrika’da ki yatırımları çok çeşitlilik arz ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Afrika’nın teşvik olarak 150 milyar dolara ihtiyacı var”

Afrika Kalkınma Bankası (AFDB) Başkan Yardımcısı Khaled Sherif ise Afrika’nın hali hazırda karşı karşıya olduğu durumun ciddi bir dizi şoklar getirdiğinin, petrol ve emtia piyasalarının ciddi bir şekilde çöküşte olduğunun altını çizdi.

Sherif, hizmet sektöründe ikili ve çok taraflı borç ödenmesinin zorlu hale geldiğini belirterek, “Kenya, Mısır, Güney Afrika gibi Afrika ülkelerinin birçoğu turizme bel bağlıyor. Döviz geliri tamamen düşüşe geçiyor. Yıllık olarak bakıldığında bu döviz şoku gerçekten kayda değer. Avrupa’da ve ABD’de çalışanlar daha az para gönderebiliyor. Burada da yüzde 60’lık düşüş var. Gana ile Fil Dişi Sahilleri’nde kabaca döviz geliri buradaki kahve ticaretinden geliyordu. Burada da yüzde 60 civarında değer kaybı söz konusu.” ifadelerini kullandı.

Afrika ekonomilerinin dayanaklılığının 2-3 ihracat kalemine dayandığına işaret eden Sherif, “54 ekonomi ya kısmen ya da tamamen ekonomiyi kapatmış durumda. Bundan dolayı gelir vergisi hakkında konuşulacak bir durum yok. Afrika ülkelerinin büyük kısmında işsizlik sigortası gibi bir uygulama yok. Ekonominin yüzde 60’ı gayri resmi ekonomi olarak ilerliyor ve işsizlik artıyor. Kovid-19 salgını eğer 1-2 ay daha devam ederse Afrika kıtası daha da umutsuzluğa kapılacak. Afrika’nın teşvik olarak 150 milyar dolara ihtiyacı var. Böylece şirketler kan kaybına uğramasın, faaliyetlerini sürdürebilsin.” yorumunda bulundu

“Afrika’da hizmet sektörü genel olarak 20-25 milyar dolar kayıp yaşayacak”

Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi (AfCFTA) Genel Sekreteri Wamkele Mene de Kovid-19 salgının Afrika ülkelerinin ekonomileri üzerine etkisinin en çok hizmet sektöründe olduğunu ve hizmet sektörünün Afrika’da büyük oranda havayolu hizmetleri, turizm gibi, otel endüstrisi gibi alanlardan müteşekkil olduğunu hatırlattı.

Mene, Afrika’da hizmet sektörünün genel olarak 20-25 milyar dolar kayıp yaşayacağını vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Bu çok kayda değer bir faktör tabii. Dünya etrafında birçok ülke ekonomik kayba uğradı. Ticaret ortaklarımıza baktığımızda, ihracatımızın yüzde 53’ü Avrupa’ya, Çin’e gidiyor. Bu salgının sonrasında yaşanan ekonomik faaliyetlerdeki yavaşlamadan dolayı bu ülkelerin de durumunu düşünüldüğünde Afrika üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olacak. İhracat pazarımız ciddi bir şekilde etkilendi. Afrika’daki teşvik paketleri sayesinde, Afrika ülkeleri arasında ticaretin teşvik edilmesi, artırılması ve kendimizi yıl ve yıl büyüme pozisyonuna getirmemiz öngörülüyor. Ekonomilerin canlandırılması için endüstriyel kalkınmanın hızlandırılması, imalat kapasitemizin artırılması, tedarik zincirimizi çeşitlendirmemiz, ihracat pazarlarımızı çeşitlendirmemiz gerekiyor.”

“Türk müteahhitler tarafından Afrika’da yürütülen projelerin değeri 65 milyar doları aştı”

Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürü Hüsnü Dilemre de Türkiye’nin Afrika’yı her zaman önemli bir partner olarak gördüğünü, Afrika ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin Türkiye’nin ticari diplomasisin bir parçası olduğunu belirtti.

Dilemre, Türkiye’nin Afrika ile ticaret hacminin 2003 yılında 5,3 milyar dolar iken şu an da 20 milyar dolarlara yükseldiğini ifade ederek, Türkiye’nin Afrika’daki yatırımlarının 6 milyar doları geçtiğini aktardı.

Türk müteahhitler tarafından Afrika’da yürütülen projelerin değerinin 65 milyar doları aştığını anımsatan Dilemre, şunları kaydetti:

“Türkiye’nin Afrika’daki kurumsal mevcudiyeti, Fransa’nın, Birleşik Krallığın, ABD’nin, Çin’in ve Rusya’nın bulunduğu sırada yer almaktadır. Mümkün olduğunca sınır ötesi ticaretin kolaylaştırılmasını hedefliyoruz. Her ne kadar pandeminin kısıtlanması için sınırlamalar getirilse de bu kısıtlamalarla ticaretin sınırlandırılmaması ya da iş dünyasının cezalandırılmaması gerekiyor.”

Ticaret ve Kalkınma Bankası Üst Yöneticisi Admassu Tadesse de Afrika ülkelerinde kaynakların düşüşe geçse de güçlü olan başka kaynakların olduğunu belirtti.

Tadesse, Afrika ülkelerinde tarım sektörünün iyi gittiğini, ocak ayından beri gübre ithalatıyla ilgili yoğun bir şekilde finansman sağladıklarını ifade etti.

Madencilik ve petrol endüstrisinin ciddi bir darbe yediğini aktaran Tadesse, “Ticaret ve Kalkınma Bankası olarak, çok taraflı fon sağlayıcılarımızla sürekli temas halindeyiz. Böyle dönemlerde ortaklıkları çok önem taşır. Bütün angajmanlar hayata geçirilmiş durumda.” dedi.

Kaynak: AA

Haber

ABD’de tüketici kredileri martta azaldı

ABD Merkez Bankası (Fed), mart ayına ilişkin tüketici kredileri verilerini açıkladı. 

Buna göre, ülkede tüketici kredileri, martta bir önceki aya göre 12,1 milyar dolar azalarak, 4 trilyon 209 milyar dolar oldu.

Söz konusu veriye ilişkin piyasa beklentisi, tüketici kredilerinin bu ayda 15 milyar dolar artması yönündeydi.

Bu dönemde, kredi kartı ve benzeri devir yapan borçlar aylık 28,2 milyar dolar azalırken, ev, otomobil ve öğrenci gibi devir yapmayan krediler 16,1 milyar dolar arttı.

Tüketici kredileri, martta yıllık bazda ise yüzde 3,4 azaldı. Söz konusu veri, şubat ayında yıllık yüzde 5,7 artış kaydetmişti.

Söz konusu dönemde devir yapan krediler geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30,9 azalış gösterirken, devir yapmayan krediler yüzde 6 artış kaydetti.

Kaynak: AA

Haber

Milyarderler listesinde 2 Türk

Çin, son 12 ayda 182 yeni dolar milyarderi çıkarırken, borsalardaki rekora rağmen ABD sadece 59 dolar milyarderi çıkarabildi.

Forbes’in hazırladığı milyarderler listesinin Çinli rakibi  “2020 Hurun Küresel Zengin Listesi” açıklandı.

Buna göre, 31 Ocak itibarıyla son 12 ay içerisinde Çin, Tayvan ve Hong Kong dahil, 182 yeni dolar milyarderi çıkarırken, borsalardaki rekora rağmen ABD sadece 59 dolar milyarderi çıkarabildi. Çin’in toplam dolar milyarder sayısı ticaret ihtilaflarına rağmen 799’a ulaşırken, ABD’de bu sayı 629’a yükseldi.

ABD, böylece 799 dolar milyarderine sahip Çin’in ardından ikinci sırada yer aldı. Listenin üçüncü sırasında ise 137 dolar milyarderine sahip Hindistan bulunuyor.

Çin’in başkenti Pekin, 110 ile dünyada en fazla dolar milyarderine art arda 5 yıldır ev sahipliği yapan şehir olurken, New York 98 ile ikinci sırada.  

Hurun Küresel Zengin Listesi’nin kurucusu ve başkanı Rupert Hoogewerf, konuya ilişkin değerlendirmesinde, Çin’in bugün ABD ve Hindistan’ın (137 milyarder) toplamından daha fazla milyardere sahip olduğunu belirtti.

Küresel olarak en zengin kişiler listesinin birinci sırasında ise Amazon’un Kurucusu ve CEO’su Jeff Bezos 140 milyar dolar servetiyle art arda 3 yıldır yer alıyor.

Bezos’u dünyaca ünlü markaları bünyesinde bulunduran LVMH şirketinin CEO’su Bernard Arnault 107 milyar dolarla takip ederek ikinci sırada yer aldı. Microsoft’un kurucusu Gates yaklaşık 106 milyar dolarlık servetle üçüncü sırada. Ünlü alışveriş sitesi alibaba.com’un kurucusu Çinli Jack Ma ise listede kendine 45 milyar dolar servetiyle 21. sırada yerini aldı. 

Sosyal paylaşım sitesi Facebook’un Kurucusu Mark Zuckerberg ise 84 milyar dolarlık servetiyle dünyanın en zengin dördüncü insanı olarak açıklandı. 

ABD ile ticaret ihtilaflarına rağmen Çinli teknoloji şirketi Huawei’nin Kurucusu Ren Zhengfei, servetini yüzde 7 artırıp 3 milyar dolara yükselterek listede 903. sırada yer alması dikkati çekti.

Türkiye’den Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker 3,4 milyar dolarlık servetiyle listede 781. sırada yer bulurken, Rönesans Holding Başkanı Erman Ilıcak 2,9 milyar dolarla 958. sırada görülüyor.

Kaynak: AA

Haber

Milyarderler listesinde 2 Türk

Çin, son 12 ayda 182 yeni dolar milyarderi çıkarırken, borsalardaki rekora rağmen ABD sadece 59 dolar milyarderi çıkarabildi.

Forbes’in hazırladığı milyarderler listesinin Çinli rakibi  “2020 Hurun Küresel Zengin Listesi” açıklandı.

Buna göre, 31 Ocak itibarıyla son 12 ay içerisinde Çin, Tayvan ve Hong Kong dahil, 182 yeni dolar milyarderi çıkarırken, borsalardaki rekora rağmen ABD sadece 59 dolar milyarderi çıkarabildi. Çin’in toplam dolar milyarder sayısı ticaret ihtilaflarına rağmen 799’a ulaşırken, ABD’de bu sayı 629’a yükseldi.

ABD, böylece 799 dolar milyarderine sahip Çin’in ardından ikinci sırada yer aldı. Listenin üçüncü sırasında ise 137 dolar milyarderine sahip Hindistan bulunuyor.

Çin’in başkenti Pekin, 110 ile dünyada en fazla dolar milyarderine art arda 5 yıldır ev sahipliği yapan şehir olurken, New York 98 ile ikinci sırada.  

Hurun Küresel Zengin Listesi’nin kurucusu ve başkanı Rupert Hoogewerf, konuya ilişkin değerlendirmesinde, Çin’in bugün ABD ve Hindistan’ın (137 milyarder) toplamından daha fazla milyardere sahip olduğunu belirtti.

Küresel olarak en zengin kişiler listesinin birinci sırasında ise Amazon’un Kurucusu ve CEO’su Jeff Bezos 140 milyar dolar servetiyle art arda 3 yıldır yer alıyor.

Bezos’u dünyaca ünlü markaları bünyesinde bulunduran LVMH şirketinin CEO’su Bernard Arnault 107 milyar dolarla takip ederek ikinci sırada yer aldı. Microsoft’un kurucusu Gates yaklaşık 106 milyar dolarlık servetle üçüncü sırada. Ünlü alışveriş sitesi alibaba.com’un kurucusu Çinli Jack Ma ise listede kendine 45 milyar dolar servetiyle 21. sırada yerini aldı. 

Sosyal paylaşım sitesi Facebook’un Kurucusu Mark Zuckerberg ise 84 milyar dolarlık servetiyle dünyanın en zengin dördüncü insanı olarak açıklandı. 

ABD ile ticaret ihtilaflarına rağmen Çinli teknoloji şirketi Huawei’nin Kurucusu Ren Zhengfei, servetini yüzde 7 artırıp 3 milyar dolara yükselterek listede 903. sırada yer alması dikkati çekti.

Türkiye’den Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker 3,4 milyar dolarlık servetiyle listede 781. sırada yer bulurken, Rönesans Holding Başkanı Erman Ilıcak 2,9 milyar dolarla 958. sırada görülüyor.

Kaynak: AA