Haber

Dicle Elektrik, borcunu ödemeyene elektrik vermeyecek

MEHMET KAYA / ANKARA

Görev bölgelerindeki kayıp-kaçakta denetimleri sıkılaştıracaklarını ve genellikle varlıklı sayılabilecek kişilerin kaçak elektrik kullandığını söyleyen Atalay, kaçak elektrik kullanımını, kurdukları akıllı şebeke ağı, yoğun saha denetimi, uydu ve drone takibi ile tespit ettiklerini vurguladı. Şirketin Ar-Ge yatırımı ile akıllı sayaç ürettiğini hatırlatan Atalay, başta sulama aboneleri olamak üzere borcunu ödemeyen abonelere elektrik vermeyeceklerini söyledi.

2013 yılında yapılan özelleştirmenin ardından, görev bölgeleri olan Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Siirt ve Şırnak’ta yüzde 75.8 olan kayıp-kaçak oranının, 2019’un sonunda yüzde 51,3’e gerilediğini anlatan Atalay, “Özelleştirme bu bölge için devlet için en iyi çözüm. Büyük görev zararı vardı.” ifadelerini kullandı.

Bu aşamaya kadar yapılan iyileştirmelerle önlenen kayıp kaçağın Türkiye genelinde faturalara yüzde 3 iyileşme olarak yansıdığını belirten Atalay, “Hedefimiz kademeli olarak bölgedeki kayıp-kaçağı Türkiye ortalaması olan yüzde 14’e indirmek, ardından da Türkiye ortalamasının altına çekmek.” dedi.

Kaçak elektrik kullananların büyük çoğunluğu varlıklı

Bölgede özellikle tarımsal sulamada kaçak elektrik kullananların önemli bir kısmının varlıklı, gerçekte bedeli ödeyebilecek kişiler olduğuna dikkat çeken Memet Atalay, “Elektrik konusunda bir alışkanlık olmuş. Bedel ödememeyi hak gibi görüyor. Bunun bir kısmı ithal girdiye dayalı, pahalı ve önemli bir ürün-hizmet olduğunu anlatmamız gerekli.” şeklinde konuştu.

Dicle Elektrik’in ‘3K-Kayıpsız, Kesintisiz ve Kaliteli Alan’ adını verdiği, akıllı nitelikli şebekesinin 622 bin aboneye ulaştığını, uçtan uca 3 aşamada elektrik giriş-çıkışını anlık olarak ölçebildiklerini açıklayan Atalay, “Sulamada kullanılan elektriğe devlet teşviki var. Şirket olarak biz de her türlü kolaylığı gösterdik. Artık bu yükü taşımamız mümkün değil. Gelecek dönemde faturasını ödemeyenlere elektrik vermeyeceğiz.” diye konuştu.

Üç ilin sulamadaki elektrik tüketimi Türkiye’nin yarısı

Kayıtdışı elektrik kullanan bir hanenin, normal bir hanenin en az 5 katı elektrik tükettiğini belirten Memet Atalay, Şanlıurfa, Diyarbakır ve Mardin’in sulamadaki elektrik tüketiminin, Türkiye’nin toplam sulama elektriği tüketiminin yarısı olduğunu açıkladı. Çok derinden su çekildiğini ve vahşi sulama yapıldığını anlatan Atalay, “Olağanüstü büyük. Bölgede yağlı bitkiler üretiliyor. Mısır ekimi yapanların Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kaydolmadıklarını tespit ettik. Vahşi sulama (su akıtılarak sulama) yapılmasa elektrik tüketimi 1/3’e düşecek.” diye konuştu.

Görev bölgelerinde 4 milyar TL yatırım ve 7 bin kişilik istihdama ulaştıklarını da açıklayan Atalay, akıllı şebeke yanında, 5 kilometre çapında bir alanda kaçak tespit edebilen drone kullandıklarını, ürün cinsi, topraktaki nem ve arazi yapısına bakarak elektrik tüketimini uydudan takip için de çalışmanın sürdüğünü bildirdi.

Haber

Dicle Elektrik, borcunu ödemeyene elektrik vermeyecek

MEHMET KAYA / ANKARA

Görev bölgelerindeki kayıp-kaçakta denetimleri sıkılaştıracaklarını ve genellikle varlıklı sayılabilecek kişilerin kaçak elektrik kullandığını söyleyen Atalay, kaçak elektrik kullanımını, kurdukları akıllı şebeke ağı, yoğun saha denetimi, uydu ve drone takibi ile tespit ettiklerini vurguladı. Şirketin Ar-Ge yatırımı ile akıllı sayaç ürettiğini hatırlatan Atalay, başta sulama aboneleri olamak üzere borcunu ödemeyen abonelere elektrik vermeyeceklerini söyledi.

2013 yılında yapılan özelleştirmenin ardından, görev bölgeleri olan Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Siirt ve Şırnak’ta yüzde 75.8 olan kayıp-kaçak oranının, 2019’un sonunda yüzde 51,3’e gerilediğini anlatan Atalay, “Özelleştirme bu bölge için devlet için en iyi çözüm. Büyük görev zararı vardı.” ifadelerini kullandı.

Bu aşamaya kadar yapılan iyileştirmelerle önlenen kayıp kaçağın Türkiye genelinde faturalara yüzde 3 iyileşme olarak yansıdığını belirten Atalay, “Hedefimiz kademeli olarak bölgedeki kayıp-kaçağı Türkiye ortalaması olan yüzde 14’e indirmek, ardından da Türkiye ortalamasının altına çekmek.” dedi.

Kaçak elektrik kullananların büyük çoğunluğu varlıklı

Bölgede özellikle tarımsal sulamada kaçak elektrik kullananların önemli bir kısmının varlıklı, gerçekte bedeli ödeyebilecek kişiler olduğuna dikkat çeken Memet Atalay, “Elektrik konusunda bir alışkanlık olmuş. Bedel ödememeyi hak gibi görüyor. Bunun bir kısmı ithal girdiye dayalı, pahalı ve önemli bir ürün-hizmet olduğunu anlatmamız gerekli.” şeklinde konuştu.

Dicle Elektrik’in ‘3K-Kayıpsız, Kesintisiz ve Kaliteli Alan’ adını verdiği, akıllı nitelikli şebekesinin 622 bin aboneye ulaştığını, uçtan uca 3 aşamada elektrik giriş-çıkışını anlık olarak ölçebildiklerini açıklayan Atalay, “Sulamada kullanılan elektriğe devlet teşviki var. Şirket olarak biz de her türlü kolaylığı gösterdik. Artık bu yükü taşımamız mümkün değil. Gelecek dönemde faturasını ödemeyenlere elektrik vermeyeceğiz.” diye konuştu.

Üç ilin sulamadaki elektrik tüketimi Türkiye’nin yarısı

Kayıtdışı elektrik kullanan bir hanenin, normal bir hanenin en az 5 katı elektrik tükettiğini belirten Memet Atalay, Şanlıurfa, Diyarbakır ve Mardin’in sulamadaki elektrik tüketiminin, Türkiye’nin toplam sulama elektriği tüketiminin yarısı olduğunu açıkladı. Çok derinden su çekildiğini ve vahşi sulama yapıldığını anlatan Atalay, “Olağanüstü büyük. Bölgede yağlı bitkiler üretiliyor. Mısır ekimi yapanların Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kaydolmadıklarını tespit ettik. Vahşi sulama (su akıtılarak sulama) yapılmasa elektrik tüketimi 1/3’e düşecek.” diye konuştu.

Görev bölgelerinde 4 milyar TL yatırım ve 7 bin kişilik istihdama ulaştıklarını da açıklayan Atalay, akıllı şebeke yanında, 5 kilometre çapında bir alanda kaçak tespit edebilen drone kullandıklarını, ürün cinsi, topraktaki nem ve arazi yapısına bakarak elektrik tüketimini uydudan takip için de çalışmanın sürdüğünü bildirdi.

Haber

42,3 teravatsaat tasarruf için 54 milyar dolarlık yatırıma ihtiyaç var

Enerji verimliliği alanında 10 yılda yapılacak 54 milyar dolarlık yatırımla 18 milyon hanenin elektrik tüketimine eş değer (42,3 teravatsaat) tasarruf sağlanabilecek.

SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi’nin “Türkiye Elektrik Sistemi İçin En Ekonomik Katkı: Enerji Verimliliği ve Yeni İş Modelleri” raporu yayımlandı. Türkiye’nin enerji verimliliği potansiyelini analiz eden rapor, iki farklı senaryo üzerinden hazırlandı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının “Türkiye Elektrik Enerjisi Talep Projeksiyonu Raporu” temel alınan baz senaryoya göre, Türkiye’nin elektrik talebinin 2030’da 459,2 teravatsaat, SHURA senaryosuna göre ise 416,9 teravatsaat olacağı öngörülüyor.

SHURA senaryosuna göre, 5 farklı alanda 16 enerji verimliliği çözümünün enerji üretimi, iletimi ve dağıtımında kullanılabileceği önerilirken, yüksek enerji verimliliğine ulaşılabileceği tahmin ediliyor.

Bu kapsamda, 10 yılda 30 milyar dolar enerji verimliliği, 13 milyar dolar elektrifikasyon ve 11 milyar dolar dağıtık enerji üretimi alanında olmak üzere 54 milyar dolarlık yatırıma ihtiyaç duyuluyor.

Söz konusu yatırımla 2030’da 18 milyon hanenin elektrik tüketimine eş değer seviyede (42,3 teravatsaat) enerji tasarrufu sağlanabileceği hesaplanıyor.

Enerji verimliliği alanında ihtiyaç duyulan yatırımın ise yarısını elektrikli ev aletleri, 5 milyar dolarını sanayideki enerji verimliliği yatırımları, 3 milyar dolarını akıllı evler, 2 milyar dolarını klimalar, 2 milyar dolarını yemek pişirme ve kalan 3 milyar dolarlık kısmını da diğer nihai tüketim alanları oluşturuyor.

Enerji verimliliği teknolojilerinin uygulanması için harcanan her 1 dolar karşılığında yatırımcıya sağlanan faydanın ise 1,2 ila 1,5 dolar arasında olacağı öngörülüyor.

Santrallerdeki doğal gaz ve ithal kömür tüketimi azalacak

SHURA senaryosunda belirlenen tasarruf potansiyeliyle doğal gazdan elektrik üretimine olan talep yarı yarıya azalırken, ithal kömüre olan bağımlılığın da yüzde 10 düşeceği hesaplanıyor.

Santrallerin doğal gaz tüketiminin elektrik talebindeki azalmayla 8,7 milyar metreküp gerilemesi bekleniyor. Böylece, elektrik santrallerinde doğal gaz ve ithal kömür tüketiminin azalmasıyla toplamda 2,7 milyar dolar fayda sağlanacağı tahmin ediliyor.

Raporda ayrıca, enerji verimliliği alanında yapılacak yatırımların Türkiye’de üretilen teknoloji ve ekipmanla yapılmasının dış ticaret bağımlılığının azaltılması ve yeni istihdam alanları oluşturulmasında önemli rol oynayacağına işaret ediliyor.

Rapora ilişkin değerlendirmede bulunan SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Değer Saygın, enerji verimliliğinin geri ödeme açısından bakıldığında düşük maliyetli ve yerli bir kaynak olduğunu belirterek, “Tedarikten tüketime, elektrik sektörünün tüm değer zincirinde incelediğimiz teknolojilere yapılan yatırıma baktığımızda, bu yatırımlar sayesinde elde edeceğimiz enerji tasarrufu net fayda sağlayarak 2030 yılındaki tasarruf potansiyelinin yüzde 80’ine denk gelecek.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA

Haber

Dalgadan enerji testte

MEHMET KARA

Türkiye’nin en büyük özel sektör elektrik üreticisi konumundaki Enerjisa, Balıkesir sınırları içinde, Marmara Denizi Kıyısı’ndaki Bandırma Enerji Üretim Üssü’nün kapılarını DÜNYA Gazetesi ve Enerji Günlüğü’ne açtı. 210 hektarlık arazi üzerinde kurulu Enerjisa Bandırma Enerji Üretim Üssü’nde Bandırma I ve Bandırma II doğalgaz çevrim santrallerinin yanı sıra, Bandırma I’in soğutma suyu deşarj sistemi üzerine kurulu 3 MW’lik hidroelektrik santrali ve 2 MW’lik bir güneş enerji santrali de elektrik üretiyor.

“İyi bir hibrit santral örneği”

Enerjisa Üretim AŞ CEO’su İhsan Erbil Bayçöl, Bandırma Enerji Üretim Üssü’nü sadece Enerjisa ve hissedarları açısından değil, Türkiye elektrik üretim sektörünün tamamı için de önemli bir tesis olarak niteledi. Bayçöl’e göre bunun nedenlerinden biri, tesislerin Türkiye enerji sektörünün gündeminde giderek daha çok konuşulan hibrit elektrik üretim tesislerinin iyi bir örneği olması.

Şebeke dengeleyici tesis

Bir diğer neden ise kompleksin Türkiye’nin en çok rüzgar alan, dolayısıyla rüzgar enerji santrallerinin yoğunlaştığı bölgede yer alması. Rüzgar kesintili bir enerji kaynağı olduğu için bölgedeki RES’ler en yüksek verimle çalışabilmelerini Bandırma I ve Bandırma II doğalgaz çevrim santrallerinin şebeke dengesini sağlamasına borçlu. Çünkü bölgedeki RES’lerin rüzgar eser esmez elektrik üretebilmeleri için ihtiyaç duyulan şebekedeki frekans seviyesi Enerji Üssü sayesinde tutturuluyor.

Rüzgâr santrallerinin dostu

Enerjisa Üretim CEO’su İhsan Erbil Bayçöl, bölgedeki rüzgar santrallerinin en optimal şekilde çalışabilmelerini sağlaması nedeniyle Bandırma Enerji Üssü’nü rüzgar dostu bir tesis olarak gördüklerini ifade ediyor. Bayçöl, tesislerin bu özelliğiyle aynı zamanda, yenilenebilir kaynakların şebeke uyumu konusunda veri elde edip bunlara dayalı çözüm geliştirme çalışmalarına da imkan tanıdığını anlatıyor.

Dalga enerjisi araştırmaları

İhsan Erbil Bayçöl, Bandırma Enerji Üretim Üssü’nün aynı zamanda Enerjisa Üretim’in ülke çapındaki üretim tesislerinin tek noktadan kontrol edilebildiği bir yönetim üssü olduğunu da ifade ediyor. Bayçöl bunu, yazılımını da Grup bünyesinde geliştirdikleri bir enerji üretimi yönetim sistemi ile yaptıklarını kaydediyor. Bayçöl’ün anlattıklarına göre, bu yazılım sayesinde ülke çapındaki tüm Enerjisa tesisleri birbirleriyle senkronize şekilde çalışabiliyor. Ayrıca tesisler sistem operatöründen gelebilecek anlık taleplere de cevap verebilecek şekilde organize halde faaliyet gösteriyor.

Aynı zamanda Ar-Ge merkezi

Bayçöl, halen doğalgaz, hidroelektrik ve güneşten elektrik üretilen Bandırma Enerji Üretim Üssü’nün kendileri için aynı zamanda bir Ar-Ge merkezi görevi de üstlendiğini anlattı. Bayçöl, tesislerin bu sıfatı hak edecek bütün vasıflara sahip olduğunu ifade ederken, bunlardan birini, Türkiye’nin en çok rüzgar santraline sahip bölgesinde yer alması olarak gösteriyor. Çok sayıda organize sanayi bölgesinin yer aldığı Bursa’yı da kapsayan, yoğun enerji tüketilen Marmara Bölgesi’nde yer alması da Bandırma Enerji Üssü’nün önemini artıran bir diğer özellik.

Dalgadan elektrik çalışmaları

İhsan Erbil Bayçöl, deniz kıyısındaki Bandırma Enerji Üretim Üssü’nde önümüzdeki dönemde dalgadan elektrik üretimi denemeleri de yapmaya hazırlandıklarını söylüyor. Yine hem Ar-Ge amaçlı hem de Enerji Üssü’ndeki yaklaşık yüzde 1.5-2.0 düzeyindeki iç tüketimi karşılayabilmek için mikro rüzgar türbinleri kurmak da ürerinde çalışılan projeler arasında. CEO Bayçöl ayrıca elektrik saklama teknolojilerinin, yani büyük ölçekli bataryaların şebeke ve elektrik santralleri ile ilişkisine yönelik araştırmalar da düşündüklerini söyledi.

100’DEN FAZLA METEOROLOJİ İSTASYONU

Enerjisa Üretim, sağlıklı talep tahmini yapabilmek için kendi bünyesinde özel bir meteoroloji ekibi oluşturmuş durumda. Şirket CEO’su İhsan Erbil Bayçöl’ün aktardığına göre bu ekip halen 100’den fazla ölçüm istasyonundan sıcaklık, kar ve yağmur başta olmak üzere çeşitli meteorolojik veriler topluyor. Daha isabetli tahminler yapabilmek için hem istasyon sayısı, hem veri türü sayısı artırılıyor hem de kullanılan yazılımın yetenekleri geliştiriliyor.

“TUFANBEYLİ’DE YÜKSEK VERİMİ YAKALADIK”

Enerjisa Üretim CEO’su İhsan Erbil Bayçöl, portföylerindeki tesislerin Türkiye elektrik üretim sektöründe en yüksek emre amadelik oranlarına sahip olduğunu vurguladı. Bayçöl yerli linyitle çalışan 450 MW kurulu gücündeki Tufanbeyli Termik Santrali’nin de devreye alındığı dönemde düşük verimlilikle çalışsa da yaptıkları çalışmalar sayesinde şu anda kendi klasmanında Türkiye’nin en verimli santrallerinden biri haline geldiğinin altını çizdi. Bayçöl, “Hiçbir termik santral kurulduğu gün en yüksek verimliliği yakalamaz. Bunun için kullanılan yakıtın özelliklerine göre çeşitli test çalışmaları yapılması gerekir. Biz de bunları yaptık ve en yüksek verimliliğe ulaştık” ifadelerini kullandı.

Haber

Dalgadan enerji testte

MEHMET KARA

Türkiye’nin en büyük özel sektör elektrik üreticisi konumundaki Enerjisa, Balıkesir sınırları içinde, Marmara Denizi Kıyısı’ndaki Bandırma Enerji Üretim Üssü’nün kapılarını DÜNYA Gazetesi ve Enerji Günlüğü’ne açtı. 210 hektarlık arazi üzerinde kurulu Enerjisa Bandırma Enerji Üretim Üssü’nde Bandırma I ve Bandırma II doğalgaz çevrim santrallerinin yanı sıra, Bandırma I’in soğutma suyu deşarj sistemi üzerine kurulu 3 MW’lik hidroelektrik santrali ve 2 MW’lik bir güneş enerji santrali de elektrik üretiyor.

“İyi bir hibrit santral örneği”

Enerjisa Üretim AŞ CEO’su İhsan Erbil Bayçöl, Bandırma Enerji Üretim Üssü’nü sadece Enerjisa ve hissedarları açısından değil, Türkiye elektrik üretim sektörünün tamamı için de önemli bir tesis olarak niteledi. Bayçöl’e göre bunun nedenlerinden biri, tesislerin Türkiye enerji sektörünün gündeminde giderek daha çok konuşulan hibrit elektrik üretim tesislerinin iyi bir örneği olması.

Şebeke dengeleyici tesis

Bir diğer neden ise kompleksin Türkiye’nin en çok rüzgar alan, dolayısıyla rüzgar enerji santrallerinin yoğunlaştığı bölgede yer alması. Rüzgar kesintili bir enerji kaynağı olduğu için bölgedeki RES’ler en yüksek verimle çalışabilmelerini Bandırma I ve Bandırma II doğalgaz çevrim santrallerinin şebeke dengesini sağlamasına borçlu. Çünkü bölgedeki RES’lerin rüzgar eser esmez elektrik üretebilmeleri için ihtiyaç duyulan şebekedeki frekans seviyesi Enerji Üssü sayesinde tutturuluyor.

Rüzgâr santrallerinin dostu

Enerjisa Üretim CEO’su İhsan Erbil Bayçöl, bölgedeki rüzgar santrallerinin en optimal şekilde çalışabilmelerini sağlaması nedeniyle Bandırma Enerji Üssü’nü rüzgar dostu bir tesis olarak gördüklerini ifade ediyor. Bayçöl, tesislerin bu özelliğiyle aynı zamanda, yenilenebilir kaynakların şebeke uyumu konusunda veri elde edip bunlara dayalı çözüm geliştirme çalışmalarına da imkan tanıdığını anlatıyor.

Dalga enerjisi araştırmaları

İhsan Erbil Bayçöl, Bandırma Enerji Üretim Üssü’nün aynı zamanda Enerjisa Üretim’in ülke çapındaki üretim tesislerinin tek noktadan kontrol edilebildiği bir yönetim üssü olduğunu da ifade ediyor. Bayçöl bunu, yazılımını da Grup bünyesinde geliştirdikleri bir enerji üretimi yönetim sistemi ile yaptıklarını kaydediyor. Bayçöl’ün anlattıklarına göre, bu yazılım sayesinde ülke çapındaki tüm Enerjisa tesisleri birbirleriyle senkronize şekilde çalışabiliyor. Ayrıca tesisler sistem operatöründen gelebilecek anlık taleplere de cevap verebilecek şekilde organize halde faaliyet gösteriyor.

Aynı zamanda Ar-Ge merkezi

Bayçöl, halen doğalgaz, hidroelektrik ve güneşten elektrik üretilen Bandırma Enerji Üretim Üssü’nün kendileri için aynı zamanda bir Ar-Ge merkezi görevi de üstlendiğini anlattı. Bayçöl, tesislerin bu sıfatı hak edecek bütün vasıflara sahip olduğunu ifade ederken, bunlardan birini, Türkiye’nin en çok rüzgar santraline sahip bölgesinde yer alması olarak gösteriyor. Çok sayıda organize sanayi bölgesinin yer aldığı Bursa’yı da kapsayan, yoğun enerji tüketilen Marmara Bölgesi’nde yer alması da Bandırma Enerji Üssü’nün önemini artıran bir diğer özellik.

Dalgadan elektrik çalışmaları

İhsan Erbil Bayçöl, deniz kıyısındaki Bandırma Enerji Üretim Üssü’nde önümüzdeki dönemde dalgadan elektrik üretimi denemeleri de yapmaya hazırlandıklarını söylüyor. Yine hem Ar-Ge amaçlı hem de Enerji Üssü’ndeki yaklaşık yüzde 1.5-2.0 düzeyindeki iç tüketimi karşılayabilmek için mikro rüzgar türbinleri kurmak da ürerinde çalışılan projeler arasında. CEO Bayçöl ayrıca elektrik saklama teknolojilerinin, yani büyük ölçekli bataryaların şebeke ve elektrik santralleri ile ilişkisine yönelik araştırmalar da düşündüklerini söyledi.

100’DEN FAZLA METEOROLOJİ İSTASYONU

Enerjisa Üretim, sağlıklı talep tahmini yapabilmek için kendi bünyesinde özel bir meteoroloji ekibi oluşturmuş durumda. Şirket CEO’su İhsan Erbil Bayçöl’ün aktardığına göre bu ekip halen 100’den fazla ölçüm istasyonundan sıcaklık, kar ve yağmur başta olmak üzere çeşitli meteorolojik veriler topluyor. Daha isabetli tahminler yapabilmek için hem istasyon sayısı, hem veri türü sayısı artırılıyor hem de kullanılan yazılımın yetenekleri geliştiriliyor.

“TUFANBEYLİ’DE YÜKSEK VERİMİ YAKALADIK”

Enerjisa Üretim CEO’su İhsan Erbil Bayçöl, portföylerindeki tesislerin Türkiye elektrik üretim sektöründe en yüksek emre amadelik oranlarına sahip olduğunu vurguladı. Bayçöl yerli linyitle çalışan 450 MW kurulu gücündeki Tufanbeyli Termik Santrali’nin de devreye alındığı dönemde düşük verimlilikle çalışsa da yaptıkları çalışmalar sayesinde şu anda kendi klasmanında Türkiye’nin en verimli santrallerinden biri haline geldiğinin altını çizdi. Bayçöl, “Hiçbir termik santral kurulduğu gün en yüksek verimliliği yakalamaz. Bunun için kullanılan yakıtın özelliklerine göre çeşitli test çalışmaları yapılması gerekir. Biz de bunları yaptık ve en yüksek verimliliğe ulaştık” ifadelerini kullandı.

Haber

Evlerde enerji tüketimi yüzde 17 arttı

BURSA (DÜNYA) – 5 milyon kişiye hizmet veren sektörünün öncü şirketlerinden Limak Enerji, Türkiye’de 11 Mart itibarı ile ilk koronavirüs vakasının görülmesiyle başlayan süreçte alınan tedbirlerle enerji tüketiminde yaşanan değişime dair kapsamlı bir araştırma yaptı. Araştırmada sosyal hayatta yaşanan farklılaşmalara paralel olarak enerji tüketim ve tüketici ödeme alışkanlıklarında yaşanan değişimlerin detaylarına da yer verildi. Araştırma sonuçlarına göre; yeni tip koronavirüsün etkisiyle vatandaşların ‘evde kalmalarına’ yönelik çağrı karşılık buldu ve 11 Mart – 20 Nisan’ı kapsayan dönemde toplam enerji tüketiminde geçen yıla oranla yüzde 12’lik düşüş gerçekleşirken, mesken enerji tüketiminde ise yüzde 17’lik bir artış gerçekleşti. Konut abonelerinin evde kalma süresinin uzunluğu, beyaz eşya ve diğer elektrikli cihazların daha fazla kullanımı, elektrik tüketiminde hane bazında artışa neden oldu.

Günlük enerji tüketim alışkanlıkları geç saatlere kaydı

İnsanların güne daha geç başlaması, rutin işe gidiş-geliş saatlerinde evde olmaları ve günü geç sonlandırmaları günlük enerji kullanım alışkanlıklarının daha geç saatlere kaymasına neden oldu. İlk vakanın görülmesinin ardından en yoğun tüketim saatleri olan 17.00 ile 21.00 saatleri arasındaki enerji tüketiminde yüzde 14’lük bir artış oldu. Tüketimin yüzdesel olarak en fazla yükseldiği dönem ise 22.00 ve 02.00 saatleri arasındaki dilim oldu. Bu dönemdeki enerji tüketiminde %24’lük bir artış gözlendi. Aynı zamanda pandemi sürecinde güne başlama saatlerinde de değişiklikler meydana geldi. İş yerinden çalışma düzeninde yüksek seviyelerde tüketimlerin görüldüğü sabah 06.00 ve 09.00 saatlerinde önceki dönemlere göre tüketim düşüşü gerçekleşti. Gündüz tüketim yoğunluğunun en yüksek olduğu zaman dilimi 11.00 ve 14.00 saatleri arasını kapsayan dönem olmaya devam etti. 11 Mart’tan 20 Nisan’a kadar en yüksek tüketim ise soğuk havanın da etkisiyle 19 Mart’ta saat 14.00’de gerçekleşti. Koronavirüs süreci sonrası yoğun tüketimin de etkisiyle 1 aylık ortalama bir faturada yaklaşık 20 TL civarında bir artış gözlendi. Aylık ortalama 120 TL’lik elektrik faturası ödeyen bir abonenin faturasının 140 liraya çıkacak olması mevcut durum ve olağanüstü koşullar dikkate alındığında tüketimde günlük 50 – 60 kuruş seviyesinde bir artışa tekabül ediyor. Bu artış da online dizi ve film platformlarının aylık üyelik bedellerine eş değer.

“Enerji tüketimi alışkanlıklarımız evlere kaydı”

Araştırmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Limak Enerji Uludağ Elektrik Genel Müdürü Ali Erman Aytac, “Geçen yıl ve bu yılın verilerini karşılaştırdığımızda bölgemizdeki elektrik tüketimindeki düşüş, enerji tüketim alışkanlıklarımızın evlere kaydığını gösteriyor. Hizmet verdiğimiz bölgede insanların evde geçirdiği zamanın artması ile beraber mesken enerji tüketimi 322 milyon kWh’a çıkarak, yüzde 17 oranında arttı. Özellikle meskenlerde enerji kullanımının arttığı bu dönemde tüm tüketiciler sayaçları üzerindeki değerlerle oluşturulan fatura tutarlarını Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) sayfasından da kontrol edebilirler” dedi.

“Küçük önlemlerle, yüzde 50’ye yakın tasarruf sağlanabilir”

Enerji tasarrufuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aytac, “Faaliyete geçirdiğimiz pek çok proje ile enerji verimliliği ve tasarrufu üzerinde duruyoruz. Özellikle evlerde çok zaman geçirilen bu dönemde, tasarruf tavsiyelerimizi yinelemek istiyorum. Vatandaşlarımız, basit adımlar atarak özellikle elektrik tüketiminde tasarruf sağlayabilir. A+++ enerji sınıfı buzdolabı ve bulaşık makinası kullanıldığında yüzde 50’ye kadar daha az bir tüketim yapılabiliyor. Aydınlatmada ise LED lamba akkor lambaya göre yüzde 90 verimlilik sağlıyor. Televizyon, bilgisayar gibi elektrikli ev aletlerini uyku konumunda bırakmayıp güç tuşundan kapatmak, tasarruf ettiriyor. Uyku modundaki elektrikli cihazlar, normal tüketimin yüzde 10 ile yüzde 20’si oranında enerji harcamaya devam ediyorlar. Bunu önlemek için vatandaşlarımız anahtarlı priz kullanabilir. Tüketiciler, 3 zamanlı tarifeye geçtikleri takdirde gece enerji tüketimini artırırsa; bu dönemin fiyatının yarı yarıya düşük olması nedeniyle yüzde 50’ye yakın bir tasarruf sağlayabiliyor. Aynı zamanda özellikle bugünlerde koronavirüs salgınıyla gündeme gelen evden çalışma tedbirleri de ciddi oranda enerji tasarrufu sağlıyor. Yapılan araştırmalar, işe gidip gelme sırasında harcanacak enerji ile 8 saatlik hane enerji tüketimi karşılaştırıldığında, evden çalışmanın 1,5 ila 4 kat arasında enerji tasarrufu sağlayabileceğini gösteriyor.” ifadelerini kullandı.

Evde vakit geçirmenin maliyeti daha ucuz

Araştırma sonuçlarına göre, bir önceki yılın aynı döneminde hafta sonları evde bulunma durumu ve buna bağlı olarak enerji tüketimi yüzde 20 daha düşüktü. Hafta sonu evde kalmanın maliyeti ise elektrik tüketimi bakımından bu dönemde günlük ortalama 6 TL oldu. Bu da bir sinema biletinden çok daha düşük bir maliyet.

Online abonelik işlemleri yüzde 85 arttı

Koronavirüs salgınına yönelik virüsün yayılmasını azaltıcı uygulamaların yoğunlaşması, hemen hemen tüm süreçlerin dijital ortama kayarak, uzaktan erişim imkanı ile yürütülmesine neden oldu. Ödeme noktalarının çalışma saatlerinin azaltılması, sosyal alanların kalabalıklardan arındırılması gibi önlemler online fatura ödeme kanallarının kullanımında artış sağladı. Faturalarına ‘Evde Hayat Var’ mesajı ekleyen Limak Enerji’nin araştırmasına göre; abonelerin yüzde 75’i Mart ayında fatura ödemelerini bankalar üzerinden yaptı. Şubat ayında bu rakam yüzde 65 idi. Nisan ayının üçüncü haftasında ise bu rakam yüzde 83’e ulaştı. Vatandaşların ‘evde kal’ çağrısına uymasıyla ve çalışma saatlerinin azaltılmasıyla birlikte, PTT ve müşteri işlem merkezlerinden yapılan ödemeler düşerken, buralardaki işlem yoğunluğu ve para teması da azalmış oldu. Koronavirüs salgını öncesi döneme göre online abonelik işlemlerinde ise yüzde 85 artış gözlendi.

Haber

Çatı üstü güneş santralinde hedef 1000 megavat

Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği (GENSED) Yönetim Kurulu Başkanı Halil Demirdağ, güneş enerjisi kurulumunda maliyetlerin en düşük seviyelere gerilediğini belirterek, “Çağrı mektuplarının hızlı değerlendirilmesi ve finans baharının ülkemizde devam etmesine bağlı olarak bu yıl 1000 megavat çatı üstü güneş paneli kurulumu olabilir.” dedi.  

Demirdağ, yaptığı açıklamada, tüketicilerin öz sermayeyle kurulumunu gerçekleştirdiği çatı tipi güneş santrallerinin mevcut durumda 5 yılda kendini amorti edebileceğini söyledi. 

Güneş enerjisinde bir yatırımcının geçmişte 5 milyon dolar yatırım yaparken bugün bu seviyenin 500-600 milyon dolara kadar çıktığını ifade eden Demirdağ, “Güneşte maliyetler tarihi dip seviyelere indi. Çin’de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının etkisi eğer devam etmezse ve Çin’de büyük bir sıkıntı oluşmazsa, çatı maliyetleri daha da düşecek. Bu da Türkiye’de bankaların uzun vadeli kredi vermesini gündeme getirecek. Kredi desteğiyle güneş projelerinin yapılabilirliği kabul gördü. Çağrı mektuplarının hızlı değerlendirilmesi ve finans baharının ülkemizde devam etmesine bağlı olarak bu yıl 1000 megavat çatı üstü güneş paneli kurulumu olabilir.” ifadelerini kullandı.

Güneş, elektrikli araçlarla ortaya çıkacak enerji ihtiyacına katkı sağlayacak 

Demirdağ, Türkiye’de elektrikli araç sayısının artmasıyla yenilenebilir enerjiden elektrik üretiminde de artış olacağını belirtti.

Elektrikli araçların, “geleceğin dengeleme santralleri” ya da bir başka ifadeyle “emre amade santralleri” olabileceğini vurgulayan Demirdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İnsanlar, araçlarını çoğunlukla işe gelip gitmek için kullanıyor. Dolayısıyla çalışma alanlarına, fabrikalara, ev tipine ya da dağınık elektrik ağının olduğu yerleşim yerlerinde şarj istasyonu kurmak, enerjisini güneşten almak inanılmaz avantajlı. Elektrik araçların hepsi, zamanla birer elektrik santrali haline gelecek. Bir taraftan üretecek, diğer taraftan da tüketici haline gelecek. Elektrikli araç sahiplerinden, bataryalarının yönetim hakkı istenecek, karşılığında para ödenebilecek. Çünkü, elektrik fiyatları düşük olduğu zamanlarda o bataryalar elektriği depolayacak, elektriğin olmadığı saatlerde de o elektriği satacak. Bununla ilgili çok farklı düzenlemelerin geleceğini çok farklı bir dünyanın kapısının aralandığını söyleyebiliriz.”

Demirdağ, Türkiye’de elektrikli araçlarda mevcut durumda 60 kilovat olan kapasitesinin gelecekte 100 kilovata kadar çıkabileceğini söyledi. 

Bu kapsamda Türkiye’de 1 milyon elektrikli araç düşünüldüğünde, 100 bin megavat kapasiteye ihtiyaç duyulacağını ifade eden Demirdağ, “100 bin megavat bugün Türkiye’nin anlık üretemediği bir elektrik kapasitesi. Bu araçların hepsi aynı anda şarj edilse, sistem çöker. Bu durumda, elektrik altyapısında, akıllı bir yönetim sistemi olacak. Güneş enerjisi, akıllı enerji sistemleri, bunları en iyi destekleyebilecek enerji kaynakları.” diye konuştu.

Kaynak: AA

Haber

Çatı üstü güneş santralinde hedef 1000 megavat

Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği (GENSED) Yönetim Kurulu Başkanı Halil Demirdağ, güneş enerjisi kurulumunda maliyetlerin en düşük seviyelere gerilediğini belirterek, “Çağrı mektuplarının hızlı değerlendirilmesi ve finans baharının ülkemizde devam etmesine bağlı olarak bu yıl 1000 megavat çatı üstü güneş paneli kurulumu olabilir.” dedi.  

Demirdağ, yaptığı açıklamada, tüketicilerin öz sermayeyle kurulumunu gerçekleştirdiği çatı tipi güneş santrallerinin mevcut durumda 5 yılda kendini amorti edebileceğini söyledi. 

Güneş enerjisinde bir yatırımcının geçmişte 5 milyon dolar yatırım yaparken bugün bu seviyenin 500-600 milyon dolara kadar çıktığını ifade eden Demirdağ, “Güneşte maliyetler tarihi dip seviyelere indi. Çin’de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının etkisi eğer devam etmezse ve Çin’de büyük bir sıkıntı oluşmazsa, çatı maliyetleri daha da düşecek. Bu da Türkiye’de bankaların uzun vadeli kredi vermesini gündeme getirecek. Kredi desteğiyle güneş projelerinin yapılabilirliği kabul gördü. Çağrı mektuplarının hızlı değerlendirilmesi ve finans baharının ülkemizde devam etmesine bağlı olarak bu yıl 1000 megavat çatı üstü güneş paneli kurulumu olabilir.” ifadelerini kullandı.

Güneş, elektrikli araçlarla ortaya çıkacak enerji ihtiyacına katkı sağlayacak 

Demirdağ, Türkiye’de elektrikli araç sayısının artmasıyla yenilenebilir enerjiden elektrik üretiminde de artış olacağını belirtti.

Elektrikli araçların, “geleceğin dengeleme santralleri” ya da bir başka ifadeyle “emre amade santralleri” olabileceğini vurgulayan Demirdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İnsanlar, araçlarını çoğunlukla işe gelip gitmek için kullanıyor. Dolayısıyla çalışma alanlarına, fabrikalara, ev tipine ya da dağınık elektrik ağının olduğu yerleşim yerlerinde şarj istasyonu kurmak, enerjisini güneşten almak inanılmaz avantajlı. Elektrik araçların hepsi, zamanla birer elektrik santrali haline gelecek. Bir taraftan üretecek, diğer taraftan da tüketici haline gelecek. Elektrikli araç sahiplerinden, bataryalarının yönetim hakkı istenecek, karşılığında para ödenebilecek. Çünkü, elektrik fiyatları düşük olduğu zamanlarda o bataryalar elektriği depolayacak, elektriğin olmadığı saatlerde de o elektriği satacak. Bununla ilgili çok farklı düzenlemelerin geleceğini çok farklı bir dünyanın kapısının aralandığını söyleyebiliriz.”

Demirdağ, Türkiye’de elektrikli araçlarda mevcut durumda 60 kilovat olan kapasitesinin gelecekte 100 kilovata kadar çıkabileceğini söyledi. 

Bu kapsamda Türkiye’de 1 milyon elektrikli araç düşünüldüğünde, 100 bin megavat kapasiteye ihtiyaç duyulacağını ifade eden Demirdağ, “100 bin megavat bugün Türkiye’nin anlık üretemediği bir elektrik kapasitesi. Bu araçların hepsi aynı anda şarj edilse, sistem çöker. Bu durumda, elektrik altyapısında, akıllı bir yönetim sistemi olacak. Güneş enerjisi, akıllı enerji sistemleri, bunları en iyi destekleyebilecek enerji kaynakları.” diye konuştu.

Kaynak: AA

Haber

Türkiye’nin Otomobili görücüye çıkıyor

Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu’nun, 2022 yılında üretimine başlayacağı, geliştirme süreci devam eden otomobilin ön gösterim versiyonu birazdan Türkiye ile buluşacak.

Gebze’deki Bilişim Vadisi’nde düzenlenen “Yeniliğe Yolculuk Buluşması” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımının yanı sıra, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleri, TOBB başkan ve yardımcıları, TOGG hissedarları, otomotiv endüstrisi, otomotiv tedarik sanayisi, iş dünyasının temsilcileri, medya temsilcileri ile TOGG çalışanları ve yakınlarının katıldığı 2 bin kişilik bir davetli topluluğuyla gerçekleşiyor. 

CANLI YAYIN

Modüler ve elektrik güç ünitesi tören alanında sergileniyor

Basın mensuplarının yoğun ilgi gösterdiği etkinlik alanında davetliler de büyük kalabalıklar oluşturdu.

Türkiye’nin ilk yerli otomobili Devrim’in yanı sıra Türkiye’nin Otomobili’ne ait modüler ve elektrik güç ünitesi de tören alanında sergileniyor.

TOGG bünyesindeki görevliler, katılımcıları otomobilin bazı özellikleri hakkında bilgilendirirken, fuaye alanında otomobile ait simülatör ile katılımcılara sürüş deneyimi şansı da verildi.

300+ ve 500+ kilometre menzil opsiyonları mevcut

Segmentinin en uzun aks mesafesine sahip otomobilin teknik özelliklerine ilişkin bilgiler de ilk kez paylaşıldı.

Buna göre, Türkiye’nin Otomobili, 30 dakikanın altında hızlı şarj ile yüzde 80 doluluğa ulaşacak. Doğuştan elektrikli modüler platform ile 300+ ve 500+ kilometre menzil opsiyonlarına sahip olacak otomobil, merkeze sürekli bağlı olacak ve güncellemeleri uzaktan 4G/5G bağlantısıyla alabilecek.

Gelişmiş batarya yönetim ve aktif termal yönetim sistemlerinin sağladığı uzun ömürlü batarya paketine sahip olan otomobil, 200 beygir güç ile 7,6 saniye, 400 beygir güç ile de 4,8 saniye altında 0-100 km/s hızlanabilecek.

Euro NCAP 5 yıldız seviyesine uyumlu, platforma entegre edilmiş batarya ile yüksek çarpışma dayanımı ve yüzde 30 daha fazla burulma direncine sahip olacak. Araç menziline yüzde 20’ye kadar katkı sağlayan geri kazanımlı frenleme de otomobilin önemli özelliklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Hedeflenen teknolojik dönüşümün öncülerinden biri olacak

Öte yandan TOGG’dan yapılan açıklamaya göre, TOGG’un kuruluşundan bugüne geçen 18 ayda aldığı mesafeyi ve Türkiye’de teknolojik dönüşüme nasıl öncülük edeceği paylaşılacak.

Resmi kuruluşu 28 Haziran 2018’de gerçekleşen ve kuruluşundan 18 ay sonra 3 boyutlu ilk modelini ve bir konsept aracını gün ışığına çıkaran TOGG, Türk Otomotiv endüstrisinin kalbi olan Marmara Bölgesi’nde kurulacak fabrikasının temelini 2020 yılında atacak. 2030 yılına kadar ise fikri ve sınai mülkiyet hakları tamamen kendisine ait bir ortak e-platform üzerine 5 farklı model üretecek.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 2023 hedefleri içinde stratejik öneme sahip projelerden biri olarak değerlendirilen Türkiye’nin Otomobili, hedeflenen teknolojik dönüşümün öncülerinden biri olacak.

Bir otomobilden daha fazlası; Yeni akıllı yaşam alanı

Bugün ön gösterimi yapılacak yüzde 100 elektrikli otomobilin önemli özellikleri olacak.

Bir otomobilden daha fazlasını sunan akıllı teknolojiler ile otomobil ev ve iş yerlerinden sonra üçüncü bir yaşam alanı olacak.

Türkiye’nin otomobili bağlantılı altyapısıyla sürekli internetin içinde yerini alacak, internete bağlanabilmek için farklı bir cihaza ihtiyaç duymayacak. Otomobil, tüm akıllı şehir altyapısı, elektrik şebekesi, cihazlar, evler ve binalar ile iletişim halinde olacak ve yaşamın birçok farklı alanında kullanıcısının yerine düşünen bir asistana dönüşecek. İlerleyen yıllarda, özellikle 5G teknolojisinin yaygınlaşmasıyla birlikte bağlantılı otomobil akıllı yaşamın merkezine yerleşecek ve mobilite ekosistemi içinde doğacak yeni hizmetler kullanıcıların hayatına değer katan ve kolaylaştıran farklı bir mobilite deneyimi yaşatacak.

Farklı bir deneyim; Holografik asistan

Türkiye’nin otomobili, sadece elektrikli, bağlantılı ve akıllı olmasıyla değil, sahip olacağı yenilikçi ve yıkıcı teknolojiler ile de kullanıcılarının otomobil deneyimini farklı bir boyuta taşımayı hedefliyor.

Bu doğrultuda, 2023 yılından itibaren dünyada ilk kez Türkiye’nin otomobilinde kullanılmaya başlanacak olan “Holografik Asistan” teknolojisi için hazırlıklarını sürdürüyor. Bu yenilikçi asistan, sıradan bir sanal gösterge panelinin çok ötesinde bir kullanıcı deneyimi yaşatmak amacı ile ileri göz takip algoritmaları ve holografik üç boyutlu görüntüleme teknolojilerinden faydalanacak. “Holografik Asistan” teknolojisi günümüzde otomobil içerisinde kullanılmakta olan 2 boyutlu ekran teknolojilerinin yerine ilk kez üç boyutlu görüntüleme ve artırılmış gerçekliği getirerek araç içi deneyimini sil baştan şekillendirecek.

Bu teknoloji sayesinde sürücü gözünü yoldan ayırmadan aracın gösterge ekranında verilen bilgileri görmekle kalmayacak, aynı zamanda yol ve çevre hakkında ihtiyacı olabilecek diğer tüm bilgilere ulaşabilecek. Artırılmış gerçeklik ve 3 boyut ile zenginleştirilmiş görüntü sayesinde navigasyon ve diğer sürücü destek sistemlerini daha kolay bir şekilde kullanarak güvenli, konforlu ve interaktif bir sürüş imkanı bulacak. TOGG bu yıkıcı teknolojinin otomotiv sektöründeki ilk uygulayıcısı olarak kullanıcılarına bu benzersiz sürüş deneyimini sunan ilk mobilite şirketi olmayı hedefliyor.

Tamamen yeni doğuştan elektrikli modüler araç platformu

TOGG otomobil gamının tüm modellerine altyapı oluşturacak tamamen yeni ve doğuştan elektrikli araç platformunu özgün, modüler ve üstün olmak üzere 3 ana başlık ile tanımlıyor.

TOGG bu başlıkların içeriğini “Otomotiv sektöründe daha önce ortaya çıkarılmış hiçbir platform ile ilişkisi olmayan, tamamıyla TOGG mühendisleri tarafından geliştirilen ve tüm fikri ve sınai mülkiyet hakları yüzde 100 TOGG’a ait olan, yüksek teknolojiye sahip doğuştan elektrikli ve bağlantılı platform… Azami verimlilik, konfor, dayanıklılık ve güvenlik gerekliliklerini bir arada sağlayabilen; farklı genişlik ve uzunluklara olanak veren modüler mimari… Sınıfının en uzun aks mesafesini sunarak otomobil içindeki yaşam alanının genişlik, ferahlık ve konforunu en üst düzeye taşıyan altyapı…” şeklinde sıralıyor.

Evlerde, ofislerde ve yol üzerindeki istasyonlarda şarj edilebilecek

Düşük toplam sahip olma maliyeti; sessiz, keyifli ve sıfır emisyonla temiz bir sürüş, elektrikli otomobillerin içten yanmalı otomobillere göre sağladığı en temel avantajlar olarak öne çıkıyor.

Türkiye’nin Otomobili, yollara çıkacağı 2022 yılına kadar TOGG’un öncülüğünde yayılımını sağlayacak geniş kapsamlı şarj altyapısı sayesinde evlerde, ofislerde ve yol üzerindeki istasyonlarda şarj edilebilecek. Bağlantılı ve akıllı bir otomobil olmanın sunacağı teknolojik imkanlar ile kullanıcılar otomobillerinin şarjını kolaylıkla planlayıp yönetebilecek.

Haber

Türkiye’nin Otomobili görücüye çıkıyor

Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu’nun, 2022 yılında üretimine başlayacağı, geliştirme süreci devam eden otomobilin ön gösterim versiyonu birazdan Türkiye ile buluşacak.

Gebze’deki Bilişim Vadisi’nde düzenlenen “Yeniliğe Yolculuk Buluşması” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımının yanı sıra, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleri, TOBB başkan ve yardımcıları, TOGG hissedarları, otomotiv endüstrisi, otomotiv tedarik sanayisi, iş dünyasının temsilcileri, medya temsilcileri ile TOGG çalışanları ve yakınlarının katıldığı 2 bin kişilik bir davetli topluluğuyla gerçekleşiyor. 

CANLI YAYIN

Modüler ve elektrik güç ünitesi tören alanında sergileniyor

Basın mensuplarının yoğun ilgi gösterdiği etkinlik alanında davetliler de büyük kalabalıklar oluşturdu.

Türkiye’nin ilk yerli otomobili Devrim’in yanı sıra Türkiye’nin Otomobili’ne ait modüler ve elektrik güç ünitesi de tören alanında sergileniyor.

TOGG bünyesindeki görevliler, katılımcıları otomobilin bazı özellikleri hakkında bilgilendirirken, fuaye alanında otomobile ait simülatör ile katılımcılara sürüş deneyimi şansı da verildi.

300+ ve 500+ kilometre menzil opsiyonları mevcut

Segmentinin en uzun aks mesafesine sahip otomobilin teknik özelliklerine ilişkin bilgiler de ilk kez paylaşıldı.

Buna göre, Türkiye’nin Otomobili, 30 dakikanın altında hızlı şarj ile yüzde 80 doluluğa ulaşacak. Doğuştan elektrikli modüler platform ile 300+ ve 500+ kilometre menzil opsiyonlarına sahip olacak otomobil, merkeze sürekli bağlı olacak ve güncellemeleri uzaktan 4G/5G bağlantısıyla alabilecek.

Gelişmiş batarya yönetim ve aktif termal yönetim sistemlerinin sağladığı uzun ömürlü batarya paketine sahip olan otomobil, 200 beygir güç ile 7,6 saniye, 400 beygir güç ile de 4,8 saniye altında 0-100 km/s hızlanabilecek.

Euro NCAP 5 yıldız seviyesine uyumlu, platforma entegre edilmiş batarya ile yüksek çarpışma dayanımı ve yüzde 30 daha fazla burulma direncine sahip olacak. Araç menziline yüzde 20’ye kadar katkı sağlayan geri kazanımlı frenleme de otomobilin önemli özelliklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Hedeflenen teknolojik dönüşümün öncülerinden biri olacak

Öte yandan TOGG’dan yapılan açıklamaya göre, TOGG’un kuruluşundan bugüne geçen 18 ayda aldığı mesafeyi ve Türkiye’de teknolojik dönüşüme nasıl öncülük edeceği paylaşılacak.

Resmi kuruluşu 28 Haziran 2018’de gerçekleşen ve kuruluşundan 18 ay sonra 3 boyutlu ilk modelini ve bir konsept aracını gün ışığına çıkaran TOGG, Türk Otomotiv endüstrisinin kalbi olan Marmara Bölgesi’nde kurulacak fabrikasının temelini 2020 yılında atacak. 2030 yılına kadar ise fikri ve sınai mülkiyet hakları tamamen kendisine ait bir ortak e-platform üzerine 5 farklı model üretecek.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 2023 hedefleri içinde stratejik öneme sahip projelerden biri olarak değerlendirilen Türkiye’nin Otomobili, hedeflenen teknolojik dönüşümün öncülerinden biri olacak.

Bir otomobilden daha fazlası; Yeni akıllı yaşam alanı

Bugün ön gösterimi yapılacak yüzde 100 elektrikli otomobilin önemli özellikleri olacak.

Bir otomobilden daha fazlasını sunan akıllı teknolojiler ile otomobil ev ve iş yerlerinden sonra üçüncü bir yaşam alanı olacak.

Türkiye’nin otomobili bağlantılı altyapısıyla sürekli internetin içinde yerini alacak, internete bağlanabilmek için farklı bir cihaza ihtiyaç duymayacak. Otomobil, tüm akıllı şehir altyapısı, elektrik şebekesi, cihazlar, evler ve binalar ile iletişim halinde olacak ve yaşamın birçok farklı alanında kullanıcısının yerine düşünen bir asistana dönüşecek. İlerleyen yıllarda, özellikle 5G teknolojisinin yaygınlaşmasıyla birlikte bağlantılı otomobil akıllı yaşamın merkezine yerleşecek ve mobilite ekosistemi içinde doğacak yeni hizmetler kullanıcıların hayatına değer katan ve kolaylaştıran farklı bir mobilite deneyimi yaşatacak.

Farklı bir deneyim; Holografik asistan

Türkiye’nin otomobili, sadece elektrikli, bağlantılı ve akıllı olmasıyla değil, sahip olacağı yenilikçi ve yıkıcı teknolojiler ile de kullanıcılarının otomobil deneyimini farklı bir boyuta taşımayı hedefliyor.

Bu doğrultuda, 2023 yılından itibaren dünyada ilk kez Türkiye’nin otomobilinde kullanılmaya başlanacak olan “Holografik Asistan” teknolojisi için hazırlıklarını sürdürüyor. Bu yenilikçi asistan, sıradan bir sanal gösterge panelinin çok ötesinde bir kullanıcı deneyimi yaşatmak amacı ile ileri göz takip algoritmaları ve holografik üç boyutlu görüntüleme teknolojilerinden faydalanacak. “Holografik Asistan” teknolojisi günümüzde otomobil içerisinde kullanılmakta olan 2 boyutlu ekran teknolojilerinin yerine ilk kez üç boyutlu görüntüleme ve artırılmış gerçekliği getirerek araç içi deneyimini sil baştan şekillendirecek.

Bu teknoloji sayesinde sürücü gözünü yoldan ayırmadan aracın gösterge ekranında verilen bilgileri görmekle kalmayacak, aynı zamanda yol ve çevre hakkında ihtiyacı olabilecek diğer tüm bilgilere ulaşabilecek. Artırılmış gerçeklik ve 3 boyut ile zenginleştirilmiş görüntü sayesinde navigasyon ve diğer sürücü destek sistemlerini daha kolay bir şekilde kullanarak güvenli, konforlu ve interaktif bir sürüş imkanı bulacak. TOGG bu yıkıcı teknolojinin otomotiv sektöründeki ilk uygulayıcısı olarak kullanıcılarına bu benzersiz sürüş deneyimini sunan ilk mobilite şirketi olmayı hedefliyor.

Tamamen yeni doğuştan elektrikli modüler araç platformu

TOGG otomobil gamının tüm modellerine altyapı oluşturacak tamamen yeni ve doğuştan elektrikli araç platformunu özgün, modüler ve üstün olmak üzere 3 ana başlık ile tanımlıyor.

TOGG bu başlıkların içeriğini “Otomotiv sektöründe daha önce ortaya çıkarılmış hiçbir platform ile ilişkisi olmayan, tamamıyla TOGG mühendisleri tarafından geliştirilen ve tüm fikri ve sınai mülkiyet hakları yüzde 100 TOGG’a ait olan, yüksek teknolojiye sahip doğuştan elektrikli ve bağlantılı platform… Azami verimlilik, konfor, dayanıklılık ve güvenlik gerekliliklerini bir arada sağlayabilen; farklı genişlik ve uzunluklara olanak veren modüler mimari… Sınıfının en uzun aks mesafesini sunarak otomobil içindeki yaşam alanının genişlik, ferahlık ve konforunu en üst düzeye taşıyan altyapı…” şeklinde sıralıyor.

Evlerde, ofislerde ve yol üzerindeki istasyonlarda şarj edilebilecek

Düşük toplam sahip olma maliyeti; sessiz, keyifli ve sıfır emisyonla temiz bir sürüş, elektrikli otomobillerin içten yanmalı otomobillere göre sağladığı en temel avantajlar olarak öne çıkıyor.

Türkiye’nin Otomobili, yollara çıkacağı 2022 yılına kadar TOGG’un öncülüğünde yayılımını sağlayacak geniş kapsamlı şarj altyapısı sayesinde evlerde, ofislerde ve yol üzerindeki istasyonlarda şarj edilebilecek. Bağlantılı ve akıllı bir otomobil olmanın sunacağı teknolojik imkanlar ile kullanıcılar otomobillerinin şarjını kolaylıkla planlayıp yönetebilecek.