Haber

Ukrayna’dan 10 milyar dolarlık ortaklık çağrısı

Hüseyin GÖKÇE

Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Andrii Sybiha, Ukrayna’da 10 milyar dolarlık “Büyük İnşa Projesi”nin başladığını ifade ederek, “Projeleri, deneyimli Türk ortaklarla hayata geçirmek istiyoruz” dedi. Ankara temsilcimiz Ferit Parlak’ın sorularını yanıtlayan Sybiha, tarımda da iki ülkenin tamamlayıcı olduğunu vurgulayarak, “Ukrayna’da tahıl-hububat, Türkiye’de meyve-sebze üretiminde ortak projeler geliştirebilir” şeklinde konuştu.

● Dünya, pandemi nedeniyle sıkıntılı bir süreçten geçiyor. Türkiye ile Ukrayna arasında gelişen ekonomik ilişkiler de bu süreçte yara aldı mı?

Ukrayna Türkiye ekonomik ve ticari ilişkileri hiç kolay olmayan pandemi döneminde, başarılı bir sınavdan geçti. Ekonomik ve siyasi etkileşimimiz hem devletler arasında hem de belli şirketler arasında yoğun bir şekilde devam etti. Bazı alanlarda ise perspektif açıdan büyük projelere adım attık.

● Ticaret hacminde 2019-2020 karşılaştırması bu tespitinizi doğruluyor mu?

Evet, rakamlar konuşuyor ve en güzel sonuçları onlar gösteriyor. Geçtiğimiz yılın 11 ayı için istatistik verilerimiz var. Ukrayna istatistiklerine göre Ukrayna Türkiye arasındaki ticaret hacmi 2020 yılının 11 ayında 4.3 milyar dolara ulaştı. 2019 yılının aynı aylarına baktığımızda hemen hemen aynı rakamları yansıtıyor. 12 ayın istatistiki verileri geldiğinde, toplam rakam 5 milyar dolar civarında olacak. Yani 2020 yılı pandemiye rağmen 2019 yılı ile aynı rakamlara ulaşılarak kapatılmış olacak.

● İki yıl önce başlayan, STA görüşmeler devam ediyor mu?

İki ülke stratejik bir hedef olarak belirlemişti Serbest Ticaret Anlaşması’nı (STA). Bugüne kadar imzalanmadı ama 2021 yılının STA için belirleyici ve sonlandırıcı olması için bazı sebeplerimiz var. Müzakere gruplarımız pandemiye rağmen aktif olarak görüşmeye devam ediyorlar. Karşılıklı olarak teklifler sunuyorlar. Tüm bu görüşmeleri dikkate alarak bu yıl içerisinde söz konusu anlaşma imzalanabilir. Yanı sıra iki ülke cumhurbaşkanlarının siyasi iradesi var. Bu sene bu anlaşma imzalanabilir.

●Tüm dünyada tarım ürünlerinin fiyatları ciddi oranlarda arttı. Fiyatlar artınca alım için alternatif üreticiler aranıyor. Türk satınalmacıların ilgisi var mı?

Talep olması için söz konusu ticaretin kârlı ve uygun olması gerekiyor. Ama Türkiye’ye gelince Ukrayna’dan Türkiye’ye bir kilo et ihraç edebilmemiz için neredeyse yüzde 220 gümrük vergisi ödememiz gerekiyor. Pratik açıdan bu hiç karlı değil. Buğdaydan peynire kadar her alanda, birçok üründe gümrük vergisi oranı yüksek. Bu oranlar ticareti engelliyor.

● Türk girişimcilerin tarım arazilerine ilgisi nasıl?

Bildiğiniz üzere geçen sene Ukrayna’da tarım arazileri reformu gerçekleşti. 1 Temmuz 2021 tarihi itibari ile Ukrayna vatandaşları 100 hektara kadar tarım arazisini satın alabilecek. Daha sonra söz konusu tarım arazilerinin aşama aşama nasıl satılacağı ve yabancılara ne zaman satılacağı ile ilgili bilgi vereceğim. Bunlar teşvik edici etkenler. Ama büyükelçi olarak şunu söyleyebilirim ki, Türk vatandaşlarından Ukrayna’daki söz konusu tarım arazileri satın alma konusunda çok ciddi bir ilgi duyuyor. Hem satın almak istiyorlar hem kiralamak istiyorlar. Bazı Ukrayna şirketler de, “Biz Türkiye’de arazi satın almak ya da kiralamak istiyoruz. Seralar kurmak istiyoruz. Veya seraları satın almak veya kiralamak istiyoruz.” diyorlar.

Dolayısıyla burada karşılıklı talepler var. Araziler karşılıklı olarak işlenebilir.

Yerel yönetimlerin tercihi Türk iş adamları

• Yatırım düşünen Türk iş dünyası için, sağlanan avantajlar/fırsatlar var mı?

Ukrayna’da yönetimin yerelleştirilmesi reformu gerçekleşti. Burada yerel yönetimler ek bir yetki aldı. Aynı zamanda bu yönetimlere, kendi bölgelerini, illerini geliştirmeleri için büyük bir bütçe sağlandı. Onlar bire bir bağımsızlık kazanmış oldular. Söz konusu bağımsızlık ve bütçe dağıtımını dikkate alarak bölgelerle çalışmakta fayda var. Bölgelerin arkasında beli alt yapı projeleri de var. Türk şirketlerinin söz konusu projelerde yer almasını istiyoruz. Neredeyse her şehirde modernizasyon yapılması ya da tamamlanmasını gereken bir havalimanı var. Bazılarında çöp geri dönüşümüyle ilgili bazı projeler var. Aynı zamanda su ile ilgili projeler yer alıyor. Türklerin deneyimini ve tecrübesini gösterebileceği projeler bunlar. Geçen hafta iki tane belediye başkanı ile görüştüm. Her ikisi de özellikle Türkiye ve Türk iş adamlarının o bölgelere gelmesine ilgi duyduklarını ifade ettiler.

Yap-İşlet-Devret Yasası da kabul edildi

● Altyapı ve üstyapıda 5 yıllık bir programdan bahsetmiştiniz. Başlayacak mı bu yıl?

Evet. Büyük İnşa isimli projeyi hayata geçiriyoruz. Yap-İşlet-Devret yasası da kabul edildi. Türkiye’nin kamu-özel ortaklığı modeliyle yapılan projelerdeki tecrübesi gerçekten çok etkili. O yüzden Türk ortaklarımızla projeleri hayata geçirmek istiyoruz. Ayrı konu olarak özellikle sanayi parklarının oluşturulması da perspektif vaat eden bir alan olabilir. Türkiye ile bu konuda da çalışmak istiyoruz. Aralık ayında “büyük yatırım projelerine devlet desteği’’ adlı bir kanun çıktı. İlgili şirketlerin söz konusu proje ve yatırımı hayata geçirmek için, vergi muafiyetleri dışında, devlet veya halka ait bir arazi temin edilecek. Üstelik devlet bütçesi veya yerel bütçe ile inşaat ve teçhizat işleri yapılacak. Söz konusu yatırımın en az 20 milyon Euro’luk olması gerekiyor. Büyük İnşa projesinde 5 yıl içerisinde toplam 24 bin km yol inşaatı aynı zamanda köprü, raylı sistemler, havalimanları ve Kiev çerçevesinde büyük çevre yolu projesi dahil olmak üzere yaklaşık 10 milyar dolar bütçeli projeler hayata geçirilecek. Bazı limanlarla ilgili imtiyaz hakları verilecek. Bazı limanlar özelleştirilecek. Yanı sıra bazı yerel yönetimler Türkiye ile birlikte hastane inşa etmek istiyor. Mesela bazı IT şirketlerinden, enerji tasarruf şirketlerinden talepler var. Onlar özellikle üretim yerlerini Türkiye’de yapmak istiyorlar. Ukrayna Başbakanı Türkiye’ye geldiğinde Ankara Şehir Hastanesi’ni ziyaret etti. Kapasitesi, büyüklüğü ve aynı zamanda inşaat kalitesi onu çok etkiledi. O yüzden Ukrayna şu an buna benzer hastanelerin yapılması konusunda oldukça istekli. Yakın zamanda Ukrayna’dan Türkiye’ye güçlü bir heyet bekliyoruz. Kamu-özel ortaklığı modeliyle.

Ayrıntı

Özelleştirme ve imtiaz hakları vereceğiz

Ferit PARLAK

“Verimlilik”, ekonomik gelişimin temelini oluşturuyor… İhtiyaca/pazara göre üretim ise “yüksek verimlilik” adına yapılacaklar listesinde ön sıralarda yer alıyor… Örneğin: Ukrayna muz, portakal, limon, domates gibi ürünlere ihtiyaç duyarken; Türkiye ise “un ve unlu mamuller” ihracatı nedeniyle Ukrayna’nın kaliteli buğdayına ihtiyaç duyuyor…

Büyükelçi Sybiha’nın, “Ukrayna’da tahıl-hububat, Türkiye’de meyve-sebze üretiminde dev ortaklıklar kurabiliriz.” cümlesi, hem ihtiyaçlarımızı (döviz, işsizlik, kaliteli/ucuz ürün…) giderecek fırsatlara, hem de verimliliğin tanımına ışık tutuyor…

Haber

Efsane alışveriş başlıyor!

Türkiye ve bölgesinin lider e-ticaret platformu Hepsiburada, 40’a yakın kategoride, 30 milyonu aşkın ürün çeşidiyle her yıl geleneksel olarak gerçekleştirdiği “Efsane Cuma” için hazırlıklarını tamamladı.

Gebze’de 100 bin metrekare alana kurulu, e-ticaretin en büyük operasyon merkezine sahip olan Hepsiburada, üstün teknolojiye sahip altyapısıyla Türkiye’de e-ticaretin gelişimine ve dijital dönüşüme katkı sağlarken tüketicilerin en iyi markalı ürünlere en “Efsane” fiyatlarla ulaşması için çalışıyor.

Hepsiburada dev ekosistemiyle ‘Efsane Cuma’ya hazır

Hepsiburada, teknoloji altyapısından, operasyona, pazarlamadan ürün tedariği ve planlamasına kadar tüm süreçlerini Efsane Cuma için eksiksiz olarak tamamladı. Yılın en avantajlı gününde müşterilerine on binlerce iş ortağı ile birlikte mükemmel bir alışveriş deneyimi yaşatmak için kolları sıvayan lider e-ticaret platformu, bu önemli günü unutulmaz indirim ve kampanyaların yanı sıra, kusursuz operasyonları ve finansal destek hizmetleriyle de müşterilerine sunmaya hazırlanıyor.

100 bin metrekarelik bölgenin en büyük Akıllı Operasyon Merkezi’nde rekor sayıda milyonlarca ürün Efsane Cuma için depolandı. Hepsiburada platformunda yer alan on binlerce iş ortağı ve marka bu güne özel olarak hazırlıklarını tamamladı.

Yaşanan COVID-19 önlemleri kapsamında, Efsane Cuma’da da müşterilerin sağlığını güvence altına almak adına, sipariş verilecek ürünlerin yüksek önlemler altında dezenfekte edilip, paketlenip müşterilere ulaştırılması sürdürülecek.

Hepsiburada’nın yılsonuna kadar taahhüt ettiği 5000 kişilik istihdam paketi sayesinde, yoğun talep ile karşılaşılan Efsane Cuma’da müşterilere siparişleri hızlı ve güvenilir şekilde ulaşmaya devam edecek.

Türkiye’nin önemli kargo firmaları ve Hepsiburada’nın lojistik sektörüne yenilikçi bakış açısı getiren iştiraki Hepsijet’in bu önemli günde, Türkiye’nin 81 iline siparişleri sorunsuz ulaştırması için planlamalar yapıldı.

Özel proje ekipleri oluşturularak, müşteri iç görü analizleri ve araştırmaları sonucunda kampanya ve indirim planlamaları yapıldı.

Müşteriler tek bir alışverişte birden fazla kredi kartıyla ödeme yapabilmesini sağlayan “çoklu kredi kartı” hizmetinden faydalanabilecek.

Müşteriler yılın en avantajlı gününde ihtiyaçlarını ertelemeyerek, 36 aya varan vade alternatifleri sunan online alışveriş kredisi seçeneğini kullanarak alışveriş yapabilecek.

İndirimler ve stoğu azalan ürünler için alarm servisleri devreye alınarak müşterilerin avantajlardan maksimum yararlanması sağlanacak.

Dev markalarla sürpriz ürün anlaşmaları yapıldı. Modadan elektroniğe, anne bebek ve çocuk ürünlerinden, beyaz eşyaya, temizlik ve kişisel bakımdan kitap ve kırtasiye ürünlerine kadar 40’ı aşkın kategoride milyonlarca üründe herkesi şaşırtacak efsane indirimler Efsane Cuma’da yerini alacak.

Efsane indirimleri kaçırmak istemeyenlere özel “İndirim Alarmı” servisi

Hepsiburada, sunduğu milyonlarca çeşit ürün arasından favori ürünlerini efsane indirimlerle hızlıca, tükenmeden almak isteyen muşterileri için “indirim alarmı” servisini devreye aldı. Buna göre, ürün detay sayfalarında bulunan alarm simgesi tıklanarak “indirim alarmı kur” butonu ile kullanıcılar istediği 10 ürüne özel indirim alarmı kurabilecek. Bu ürünler indirime girdiği anda müşterilere bildirim yoluyla bilgi verilecek. Müşteriler alarm kurdukları ürünleri “Listelerim” sayfasından görüntüleyip yönetebilecekler. Bu servisten faydalanabilmek için kullanıcıların Hepsiburada uygulamasının son sürümünü cihazlarında güncellemiş olmaları gerekiyor. Sunulan yeni servisler kapsamında ayrıca müşterilere listeye ekledikleri ve stoğu azalan ürünler için de otomatik bilgilendirme yapılacak. Böylece Efsane Cuma’da beğenilen ürünler kaçırmadan sipariş edilebilecek.

Efsane bir alışveriş deneyimi yaşamak isteyenlere tüyolar

Hepsiburada uygulamasını cep telefonunuza indirin, hemen bir hesap oluşturun ve bildirimlerinizi açık hale getirin. Eğer uygulamayı çoktan yüklediyseniz tüm servislerden eksiksiz faydalanabilmek için uygulamanın son sürümü için güncelleme yapın.

Hayalinizdeki ürünleri, ürün detay sayfasındaki “Beğendiklerim” veya “Listelerim”e ekleyin.

İndirim alarmınızı kurun, böylece seçtiğiniz ürünlerde Efsane indirimler başladığı anda ürünlerin hepsine hızlı ve kolayca ulaşabilirsiniz.

İhtiyaçlarınızı ertelememek için tek tıkla online alışveriş kredisi fırsatını incelemeyi unutmayın.

Kart limitlerinizin alışverişinizi tamamlamanıza engel olmaması için çoklu kredi kartı ile ödeme yöntemini deneyebilirsiniz.

Geçen sene Efsane Cuma’da neler olmuştu?

En çok rağbet edilen kategoriler Sağlık ve Temizlik Ürünleri, Temel Tüketim ve Anne & Bebek & Oyuncak kategorileri oldu.

En çok talep gören ürünler akıllı telefon, elektronik diş fırçası, bilgisayar, akıllı bileklik gibi elektronik aletler oldu.

En çok alışveriş yapılan saat 24.00 olarak gerçekleşti.

Efsane Cuma alışverişinin yüzde 60’ından fazlası Anadolu illerinden geldi (İstanbul, Ankara, İzmir, Gaziantep, Bursa, Kocaeli, Antalya, Adana, Konya, Mardin) Bakalım bu sene hangi iller olacak?

Dakikada bin 500’ün üzerinde ürün sipariş verildi.

12 milyon ziyarete ev sahipliği yapıldı.

Efsane Cuma haftasında site trafiği, müşteri sayısı ve sipariş sayısı 8 kata kadar artış gösterdi.

Haber

Genveon İlaç, Novartis’in Gebze’deki üretim tesisini satın aldı

Türkiye ilaç sektörünün önemli oyuncuları arasında yer alan hem akut hem de kronik pazarlarda orijinal, eşdeğer ve OTC ilaçlardan oluşan geniş ürün portföyü bulunan Genveon İlaç, büyüme hedefleri doğrultusunda Novartis’in Gebze’deki üretim tesisini satın aldı. 300 çalışanı ile 123 ülkeye üretim yapmak için GMP ruhsatı olan ve 83 ülkeye aktif üretim yapan tesisi satın alan Genveon İlaç, ulusal ve uluslararası pazar payını artırarak dünyanın gelişmiş ülkelerinin de içinde yer aldığı birçok ülkeye ilaç tedarik edecek.

“Türkiye ilaç sanayisi için dev bir adım attık”

Konuyla ilgili görüşlerini bildiren Genveon İlaç Yönetim Kurulu Başkanı ve Kurucusu Alp Karaağaç, “Büyüme hedeflerimiz doğrultusunda yeni bir üretim tesisi için uzun süren bir araştırma ve fizibilite sürecine girdik. Çalışmalarımız sonrası Novartis’in Gebze’deki üretim tesisini satın alma kararı verdik. 20 bin metrekarelik alanda faaliyet gösteren yeni tesisimiz 123 ülkeye ürün üretmek için GMP ruhsatlı olup; Japonya, Avusturalya, Kore, Filipinler, Brezilya, Kanada, Almanya ve bazı Avrupa ülkeleri gibi dünyanın önde gelen gelişmiş ülkelerinin de aralarında olduğu 83 ülkeye aktif olarak üretim yapmakta olup, sürdürülebilir ve başarılı bir kalite performansı geçmişine sahiptir. Dünya ilaç pazarı için son derece kritik ve değerli olan bu tesisi satın alarak Türkiye ilaç sanayisi için dev bir adım attığımızı düşünüyorum” şeklinde konuştu.

“Satın alma ile var olan üretim ve ihracat gücünü de devam ettireceğiz“

Tesisin, hem ülke içinde hem de uluslararası alanda yerli ve yabancı ilaç firmaları için üretim yapabileceğini belirten Karaağaç, “Üretim tesisimizde hem Genveon hem de Novartis ürünlerini üretecek olup, bünyemize farklı firmaların ürünlerini de dahil etme hedefindeyiz. Tesisimizin yıllık 3 milyar tablet üretimi ve yaklaşık 50 milyon kutu üretimi kapasitesi bulunuyor. Tesisimizde, granülasyon, tablet baskı, kaplama, pellet kaplama, kapsül dolum, yarı katı, supozituvar, likit üretim ve paketleme yapabiliyoruz. Bu satın alma ile var olan üretim ve ihracat gücünü de devam ettireceğiz.” dedi.

ABD’yi ihraç listesine katmak hedefler arasında yer alıyor

Tesiste yeni bir Ar-Ge Merkezi kurma hedefleri olduğunu ve yaklaşık 20 kişilik bir AR-GE ekibinin oluşturulmaya başlandığını da sözlerine ekleyen Karaağaç, şöyle devam etti, “Ar-Ge Merkezi kurma hedefimiz doğrultusunda altyapı, makine ve teçhizat alanında oldukça büyük bir yatırım yaptık. Bu yatırımımızla, teknoloji transferleri ve yeni ürün geliştirmelerini de hızla artıracağız. Yatırım hedefimizde de yeni ürün ve yeni ihracat pazarları bulunuyor. Tesisimiz halihazırda başta Japonya, Kanada, Güney Kore olmak üzere birçok Avrupa ülkesi de dahil 65 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Tesisimizin yer aldığı arazi üzerinde Ar-Ge ve kapasite artış hedeflerimiz çerçevesinde, ülkemizin ihtiyacı olan yeni bir üretim tesisi kurmayı planlıyoruz. Ayrıca orta vadeli hedefimiz arasında da FDA (Food and Drug Administration) onayına başvurarak Amerika Birleşik Devletleri’ni de ihraç listemize eklemek istiyoruz.”

Haber

Peker Holding, 210 milyon euroluk yeni yatırımı için düğmeye bastı

Türkiye’de olduğu gibi yurtdışında da gerçekleştirdiği projelerle dikkatleri üzerine çeken Peker Holding, coğrafi konumu ile öne çıkan Almanya’nın Düsseldorf şehrindeki ikinci büyük yatırımı için düğmeye bastı. Tamamlandığında şehrin en önemli yapılarından biri olması beklenen “Kuzey Yıldızı” projesi 210 milyon euro değerinde. Toplam 60 bin metrekare inşaat alanına sahip projenin, izinlerin tamamlanmasının ardından 24 ayda teslim edilmesi planlanıyor.

Bugün Almanya ve İngiltere’de yaptıkları devasa yatırımlara dikkat çeken Peker Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Peker, “Türk şirketi olarak ülkemizden binlerce kilometre ötede önemli projeleri hayata geçirmenin gururunu yaşıyoruz. Her yatırımımızda, insan hayatını kolaylaştıran ve teknolojiyi öne çıkaran çalışmalar sergiliyoruz. Bu çerçevede Kuzey Yıldızı projemiz de bizim simge çalışmalarımızdan birisi olacak” dedi.

Lokasyon ile öne çıkıyor

Son dönemlerde Avrupa’daki projelerde lokasyon avantajına sahip projelerin bir adım öne çıktığını belirten Hasan Peker şu bilgileri aktardı: “Bu anlamda yeni yatırımımız olan Nord Stern’i (Kuzey Yıldızı), hem Düsseldorf havalimanına hem de şehrin merkezine 4’er kilometrelik mesafede, tam bir kesişme noktasında hayata geçiriyoruz. Düsseldorf Havalimanı’na sadece 10 dakika mesafede olan Nord Stern yatırımımız, şehir merkezine de yine 10 dakikalık bir mesafede yer alıyor. Proje, her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan, yılda 300 gün fuarlara ev sahipliği yapan Düsseldorf fuar alanına da 10 dakika mesafede bulunuyor. Toplam inşaat alanı 60 bin metrekare olan projenin 46 bin metrekaresi nitelikli ofis olarak kullanılacak. 14 bin metrekaresi ise kapalı otopark alanı olarak planlandı.”

’30’a yakın proje yaptık’

Bugüne kadar Peker Holding olarak yaptıkları çalışmaları özetleyen Hasan Peker, şöyle devam etti: “Yurtiçinde olduğu gibi yurtdışında da hayata geçirdiğimiz her yatırımımızda önceliği doğaya, insana ve çevreye verdik. Bu kapsamda her zaman yatırım yaptığımız bölgeye katkı sağlayan çalışmalara imza atmayı hedefledik. Nord Stern de bu projelerden birisi. Şehirlerin dokusuna, tarihi kimliğine ve ekonomisine katkı sağlamak için çaba sarf ediyoruz. Bu kapsamda yurtdışında proje geliştiren bir Türk yatırımcı olarak, üzerimizdeki sorumluluğun bilinciyle hareket gediyoruz. Bu projelerle hem Peker Holding bayrağını hem de Türk bayrağını yurtdışında dalgalandırıyoruz. Bugüne kadar yurtdışında 30’a yakın projeye imza attık. Tüm bu projelerde doğa ve çevre faktörlerini ön planda tuttuk.”

Bugüne kadar yaptıkları çalışmaların her geçen gün ilgi ile karşılandığını vurgulayan Hasan Peker, “Nord Stern projesi Peker Holding olarak bizim Almanya’daki 8’inci yatırımımız. Otel, konut ve ofis projelerimizle artık uluslararası bir marka olmanın gururunu yaşıyoruz. Bugün İngiltere ve Almanya gibi Avrupa’nın iki önemli ülkesinde dev projeler yapabilmek gerçekten çok zor. Doğaya tarihe ve insana gösterdiğimiz saygı ve önem neticesinde yeni projelerimizi bir bir ve hızlıca gerçekleştirmeye devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde yeni yatırımlarımızı devreye almaya başlayacağız. Bu anlamda büyük sürprizlerimiz olacak” diye konuştu.

Haber

Sasa, dev yatırımı için gün sayıyor

ERAY ŞEN

Geçtiğimiz günlerde halı ve polyesterde yaşanan sipariş patlaması ve pandemi döneminde sağlık, hijyen ve tıbbi ambalajın en önemli tedarikçisi olarak yaptığı çalışmalar ile DÜNYA’ya manşet olan Erdemoğlu Holding ve Sasa’nın, planlanan ve devam eden yatırımları da uluslararası ticareti etkileyecek boyutlarıyla dikkat çekiyor.

Sasa Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Mehmet Şeker, Sasa’ya hammadde sağlayacak dev üretim tesisi projesinin, global endüstride dinamikleri değiştirecek bir yapıya sahip olduğunu belirterek, “Adana’nın Yumurtalık ilçesinde MEG ve PTA üretimi gerçekleştirilmesi planlanan projenin toplam yatırım tutarı 11.8 milyar doları buluyor. 8.5 milyon metrekare büyüklüğündeki arazi için, Bakanlığın yönlendirmesi ile ÇED raporu sürecini tamamladık ve raporu aldık. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından arazi tahsisi için izin bekliyoruz” bilgisini verdi.

“12-15 milyar dolarlık cari açığı önleyeceğiz”

Türkiye’nin üretimini yapacakları hammadde için her yıl milyarlarca dolar ithalat gerçekleştirdiğine dikkat çeken Dr. Şeker “Arazi temininden sonra yatırıma hemen başlayabiliriz. İster tahsis, ister özelleştirme yolu ile Yumurtalık’taki arazinin temininden sonra ülkemiz adına en büyük projelerden birini hemen başlatabiliriz. Bu yatırım ile Türkiye’nin 5 milyar dolarlık cari açığını önleyeceğiz. Mamule dönüştürülüp ihraç edildiğinde ise 12-15 milyar dolarlık cari açığını önleyeceğiz. Afrika, Ortadoğu, Rusya yanı sıra Avrupa üretim üssü olacağız. Bu olunca bölgemizin 60 milyar dolarlık ithalatının 30 milyar dolarlık payına talibiz. Yumurtalık ile pazara ucuz ve nitelikli hammadde garantisi vereceğiz. Ardımızdan milyarlarca dolarlık, yüzbinlerce istihdam yaratacak peş peşe yeni yatırımlar olacaktır.”

Sasa’nın yatırımları arasında sıfırdan kurulan tesislerin öne çıktığına dikkat çeken Dr. Şeker, bunlardan birisinin 400 milyon dolarlık poy ve tekstüre; bir diğerinin ise 100 milyon dolar maliyetli şişe cipsi yatırımı olduğunu ifade etti. Şeker, poy ve tekstüre tesisi ile Türkiye’ye ithalat yolu ile gelen 500 milyon dolarlık mamulün yerlileşmesine katkı sunulduğunu, şişe cipsi yatırımı ile de ithalatın önlenmesinin yanı sıra dev gruplara ihracatın önünün açılacağını sözlerine ekledi.

Üç etaplı yatırımın ilk fazı tamamlandı

Sasa’nın devam eden diğer yatırımları hakkında da bilgi veren Dr. Şeker, Erdemoğlu Holding’in dört yıl önce satın aldığı Sasa Polyester’de toplam değeri 1 milyar dolar olan üç etaplı yatırım gerçekleştirdiğini, ilk faz olan 250 milyon dolar bedelli elyaf yatırımının geçtiğimiz aylarda tamamlandığını söyledi. Şeker, bu yatırımla tesisin elyaf üretim kapasitesininin 750 ton/gün’den 1.8 bin ton/gün’e çıkarıldığını, böylece Türkiye’nin bu alandaki 150 milyon dolarlık ithalatının önüne geçtiklerini söyledi. Dr. Şeker, “Geçen aylarda devreye giren yeni yatırımlarımız ile bu alanda Türkiye’nin ihtiyacının tamamına karşılık veriyoruz” dedi.

Haber

İşe dönelim ama ne zaman ve nasıl?

Hüsniye GÜNGÖR

Türkiye’nin de içinde olduğu birçok ekonomi açılma senaryolarını uygulamaya koymaya hazırlanırken COVID-19 salgınının seyri bilinmezliğini koruyor. Bu da normalleşme ve işe dönüş senaryolarının belirli önlemler alınarak ve kademeli şekilde uygulanmasını gerektiriyor. Bu ihtiyaçtan yola çıkan Amerikalı küresel danışmanlık şirketi Oliver Wyman, Dr. Uğur Köylüoğlu liderliğindeki bir ekiple belirsizlik ortamında yöneticilerin karar almasına destek olacak bir araç geliştirdi. ‘Pandemi Rehberi’ adı verilen araç 40’tan fazla ülke ile tüm sektörlerde salgına karşı alınan önlemleri ve sonuçlarını modellemeye imkan sağlıyor.

Özellikle de işe dönüşün başladığı bu dönemde gerçekçi senaryolar üretebilen, gündemi takip ederek muhtemel olaylar karşısında yöneticileri yönlendirebilen temel araçlara her zamankinden daha çok ihtiyaç duyuluyor. Oliver Wyman’ın finansal hizmetlerden sorumlu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Uğur Köylüoğlu, geliştirdikleri Pandemi Rehberi’nin bu özelliklerin tümüne sahip olduğunu söylüyor. Oliver Wyman, Köylüoğlu’nun liderliğindeki 25 kişilik bir ekibin yarattığı temel model ve etrafındaki pek çok çalışmanın ışığında, dünyada neler olduğunu gerçek zamanlı takip edebiliyor. Bu gelişmelerin bölge ve sektörlere olan olası etkilerini içeren tahminler, senaryolar ve duyarlılık analizleriyse sürekli olarak güncelleniyor.

Pandemi Rehberi’nin ulusal kararların desteklenmesinden şirketlerin üretime yeniden başlama kararlarına, bankalar için kredi zararlarının tahmin edilmesine kadar geniş bir alanda kullanıldığını söyleyen Köylüoğlu, “Şirketler ileriye dönük tahmin ve senaryolar çalışmak istiyorlar. Sistem sayesinde ‘arz-talep dengesi ve nakit akışı nasıl olacak, hangi sektörden hangi müşterimle problem yaşarım’ noktasına kadar tahminler yapabiliyoruz” diyor. Geçen Çarşamba günü Marsh & McLennan Companies Türkiye ev sahipliğinde gerçekleştirilen bir webinar’da ‘Pandeminin Seyri ve İşe Dönüş-Ne zaman ve Nasıl?’ başlıklı bir sunum gerçekleştiren Dr. Uğur Köylüoğlu muhtemel işe dönüş senaryolarının nasıl olması gerektiğini anlattı.

Ekonomik faaliyet davranış biçimlerimize bağlı olacak

Salgında 13 Nisan’da ilk zirveyi gören Türkiye’de yayılma hızı dalgalanarak aşağı doğru iniyor. Ancak virüs ataklarının 12 ila 18 ay boyunca yineleyen döngüler halinde devam etmesi öngörülüyor. Salgının ilk evresinde bütün ülkeler için amaç günlük vaka sayısını belli oranda tutmak oldu. Ancak şimdi aynı eğri ekonomi için de düzleştirilmeye çalışılıyor. “Kolay değil” diyor Köylüoğlu, “Önümüzde birçok savaş var. Önce işe dönüş, sonra finansal sorunlar, hava yolları ve tedarik zincirindeki kırılmalar… Ekonomi, sağlık, özel hayat üçgeninde herkesi mutlu edecek bir çözüm yok. Üçgenin ortasında bir yerde hangi tarafa yakın olacağımıza hep birlikte karar vereceğiz.”

Diğer yandan her ne kadar hükümetler açılma kararı alsa da ekonomik faaliyetin insanların bu dönem için geliştirdiği davranış biçimine endeksli olacağı belirtiliyor. Örneğin İsveç’te sokağa çıkma konusunda yaptırım olmadığı halde mobilite oldukça az. Oliver Wyman’ın ABD’de yaptığı tüketici araştırması ise insanların yüzde 79 oranında işe dönme konusunda kendini güvende hissetmediğini ortaya koyuyor.

Otel kapatan film şirketi var

Yeniden açılım kararının alınması süresince iş ve operasyon modelinin önümüzdeki döngüler göz önüne alınarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Köylüoğlu, “Şeffaf ve detaylı bir açılım planının ortaya konulması ve çalışanlarla yakın iletişimde kalınması önemli” diyor. Oliver Wyman’nın çalışması, esnek ve uyarlanabilir bir işe dönüş planında olması gereken bileşenleri de ortaya koyuyor.

Köylüoğlu diğer yandan önlemlerin ve gevşeme/ sıkılaşma döngülerinin birçok sorunu da beraberinde getireceğine dikkat çekiyor. Bölgesel karantina uygulamaları, hastalık nedeniyle devamsızlık, çalışanların psikolojik ve ekonomik sorunlar yaşaması, sektörler arasında homojen olmayan ekonomik etki ve değişen müşteri davranışları bunların başında geliyor. Temel gereksinimler dışındaki müşteri davranışlarının bazılarının kalıcı olacağını söyleyen Köylüoğlu otelcilik sektöründen bir de örnek veriyor: “ABD’de can çekişen otel zincirlerine devlet, ordu ve sağlık sektöründen talep geliyor. Bir yapım şirketi film projesini devam ettirebilmek için bir oteli çalışanlarıyla birlikte kapatıp herkesin orada kaldığı güvenli bir ortam sağlamış.”

Esnek ve uyarlanabilir bir işe dönüş planı nasıl olmalı?

İŞ GÜCÜNÜN İŞE DÖNMEYE HAZIR OLUP OLMADIĞININ ANLAŞILMASI
– Çalışanların hislerini, çekincelerini anlama
– İşyerine dönme isteklerini ölçme
– Duygusal olarak tekrar bağlantı kurma

KİMİN, NE ZAMAN VE NE ŞEKİLDE İŞ YERİNE DÖNECEĞİNİN BELİRLENMESİ
– Dönüş sürecini fazlandırma
– Kapasite yönetimi için yetkinlik geliştirme, yani esnek çalışan havuzları oluşturulması
– Farklı lokasyonlar belirleme
– Ziyaretçilerin giriş çıkış yönetimi

İŞ AKIŞI VE DİĞER FONKSİYONEL TASARIMLARIN DÜZENLENMESİ
– Süreç devirlerinin, karmaşıklığın ve özel gereksinimlerin azaltılması
– Kritik ve yüksek bireysel riske sahip süreçlerin otomasyonu
– Altyapı ve BT gereksinimlerinin belirlenmesi

ÇALIŞMA ALANININ GÜVENLİ HALE GETİRİLMESİ
– Sosyal mesafenin korunması ve kat trafiğinin azaltılması
– Gün ortasında temizlik molası verilmesi
– 10 kişiden fazla toplantıların yüz yüze yapılmaması
– Kişisel koruma ekipmanlarının kullanımı

ÇALIŞANLARA GEREKLİ DESTEĞİN SAĞLANMASI
– Ulaşım imkanları
– Psikolojik destek
– Uzaktan çalışma eğitimleri
– Evden çalışma için gerekli teknolojik altyapı
– Evden çalışanlara çocuk bakım yardımı gibi ek destekler sağlanması

ÖZEL GEREKSİNİMİ OLAN ÇALIŞANLARIN YÖNETİLMESİ
– Yüksek riskli çalışanları tanımlama
– Yüksek riskli çalışanlar için rotasyon ve evden çalışma opsiyonları
– Özel koşullarına uygun İK çözümleri

Dev şirketler en uygun işe dönüş senaryosu için çözüm arıyor

– ABD’de Perdue ve Tyson gibi gıda devlerinde geri dönüşe karşı iş bırakmalar gerçekleşirken ücretli hastalık izni artırılsın yönünde dilekçe veren şirketler oldu. Koruyucu ekipmanların artırılması da çalışanların talepleri arasında.

– Sınırlı koruyucu ekipman ve mesafe kuralına uymayan Smithfield işleme tesisi yeni vakaların artmasıyla kapanmaya zorlandı.

– Danimarka’da okullar Nisan’da açılmış olmasına rağmen önemli sayıda veli çocuklarını evde tutmaya devam ediyor.

– İşe girişlerde 2 metre aralıklı uzun sıraların oluştuğu WV fabrikasında personel yeni kuralları anlamak ve kabul etmek için daha fazla zaman istiyor.

– Foxconn, çalışanlarının sağlık durumunu izlemeyi kolaylaştırmak için gece gündüz beraber çalışan 20 kişilik mesai grupları oluşturdu.

– Göçmen işçi nüfusundaki enfeksiyonları tespit edemeyen Singapur’da vaka sayısında hızlı bir artış yaşandı.

40 ülke için güncel senaryoları online yayımlıyor

Dr. Uğur Köylüoğlu liderliğinde bir ekibin geliştirdiği Pandemi Rehberi (Pandemic Navigator) 40’ın üzerinde ülke ve tüm sektörler için alınan önlemleri ve sonuçlarını modelliyor. Her yeni bilgiyle günlük olarak derinleştirilen veri setleri 8 Nisan itibariyle Oliver Wyman’ın web sitesinde yayımlanıyor. İlk kez Vatandaşlık Temel Geliri Araştırma Geliştirme Kültür ve Yayma Derneği’nin 26 Nisan tarihli webinar’ıyla tanıştığımız Pandemi Rehberi her ülkenin test standartlarını algılayarak toplam vaka sayısını, tespit edilen ve belirti göstermeyen ya da test edilmemiş olmak üzere iki tarafı da izleyerek belirliyor.

Haber

Sasa, 1 milyar dolarlık yatırımı 2020 ilk yarıda tamamlayacak

Mustafa Kemal ÇOLAK

Adana merkezli Sasa Polyester’in dev yatırım hamlesi tüm hızı ile sürüyor. 2016 sonunda 3 ana koldan başlatılan yatırımların ilk fazı, geçtiğimiz aylarda tamamlanırken, sıfırdan projelendirilen poy-tekstüre ve şişe cipsi yatırımları 2020’nin ilk yarısında faaliyete geçirilecek.

Sabancı Holding’in köklü sanayi şirketlerinden biri iken 4 yıl önce Erdemoğlu Holding tarafından satın alınan Sasa Polyester için toplam 1 milyar dolarlık yatırım planlaması yapıldı. 2016’nın sonunda başlayanyatırımlardan, elyaf üretim tesisinde 750 ton/gün olan kapasite, bin 50 ton artırılarak, 1.8 bin/gün’e çıkarıldı. Sasa Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Mehmet Şeker, 250 milyon dolar bedelli yeni yatırım ile Türkiye’nin bu alandaki 150 milyon dolarlık ithalatının önüne geçtiklerini dile getiriyor. Şeker, “Geçen aylarda devreye giren yeni yatırımlarımız ile bu alanda Türkiye’nin ihtiyacının tamamına karşılık veriyoruz” diyor.

Sasa’nın yatırımları arasında sıfırdan kurulan tesisler öne çıkıyor. Bunlardan biri de olan poy ve tekstüre alanında 400 milyon doları bulan yatırım, 2020’nin Haziran ayında tamamlanacak. Korteks’in de faaliyet yürüttüğü bu alanın en büyük üreticisi olacak Sasa, Türkiye’de ithalat yolu ile gelen 500 milyon dolarlık mamülün yerlileşmesine katkı sunacak.

ÜST YÖNETİM SASA BÜNYESİNDEN OLUŞTU

Sasa’nın Erdemoğlu Holding’e satışının üzerinden 4 yıl geçti. İlk yıl tamamen şirketi tanıdıklarını ve hiçbir ciddi karar almadıklarını dile getiren Erdemoğlu Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erdemoğlu, “Rahatlıkla ifade edeyim. Sasa’ya dışarıdan yalnızca ben ve genel müdür Mehmet Şeker geldik. Üst yönetim tamamen Sasa kültürünü bilen, alttan gelen çalışanlardan oluşturuldu. Taşeronların tamamını bünyemize aldık. Sasa’da çalışan Adana piyasasının yüzde 30 daha yüksek maaş ortalaması ile çalışır. Biz gelirken iki olan sendika, tek sendika olarak Sasa’da faaliyetlerine devam ediyor” dedi.

Sasa’nın sıfırdan başlattığı bir diğer üretim konusu da şişe cips’i alanında yürütülüyor. Plastik şişe cips’e ilk yatırımı gerçekleştiren Sasa, cam şişe cipsi alanına 100 milyon dolar yatırım yapıyor. Önümüzdeki Nisan ayında tamamlanacak yatırım ile günlük 800 ton ürün pazara sunulacak. Yeni tesis ile ithalat önlenecek, yanı sıra dev gruplara ihracatın da önü açılacak.

Erdemoğlu Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erdemoğlu, yatırımlarında özkaynak ve finans kaynaklarının imkanlarını belli oranlarda kullandıklarını belirterek, “Erdemoğlu’nun şirketleri hep güçlüdür. Karlar, ağırlıklı yatırımlara aktarılır, şirket kasasında kalır. Sasa da da temettü dağıtma konusuna çok hassasiyetle yaklaşıyoruz. Temettülerde yatırım öncelikli bir statejimiz var” dedi. 

Sasa Polyester, yan haberimizde ayrıntılarını görebileceğiniz gibi önemli yatırım planlarını art arda devreye alıyor. Tüm yatırımlar devreye girdiğinde ABD dahil, tüm Avrupa ve Hindistan’a kadar uzanan çok geniş bir coğrafyanın alanındaki en büyük kuruluşu olacak. Erdemoğlu Holding, Sasa’da bir taraftan ürün çeşidini artırıp, sıfırdan yatırımlara soyunurken, diğer yandan çok değerli bir yatırım için de hazırlık yürütüyor. Kamuoyunun ilk kez iki yıl önce gazetemiz yazarı Vahap Munyar’ın (19 Haziran 2017-Hürriyet) yazısından öğrendiği, Erdemoğlu’nun Sasa’ya hammadde sağlayacak dev üretim tesisi projesi, global endüstride dinamikleri değiştirecek bir yapıya sahip. Adana Yumurtalık’ta MEG ve PTA üretimi öncelikliklendirilerek gerçekleştirilmesi planlanan projenin toplam yatırım tutarı 11.8 milyar doları buluyor. Daha önce Çalık Grubu’na tahsis edilen 8.5 milyon metrekare büyüklüğündeki arazi için, bakanlığın yönlendirmesi ile ÇED raporu sürecini başlattıklarını dile getiren Erdemoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erdemoğlu, iki hafta önce ÇED raporunu aldıklarını söyledi.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’ndan arazi tahsisi için izin beklediklerini söyleyen Erdemoğlu, “Türkiye üretimini yapacağımız hammadde için her yıl milyarlarca dolar ithalat gerçekleştiriyor. Arazi temininden sonra yatırıma hemen başlayabiliriz. İster tahsis, ister özelleştirme yolu ile Yumurtalık’taki arazinin temininden sonra ülkemiz adına en büyük projelerden birini hemen başlatabiliriz” dedi.

Neden kritik yatırım?

Yumurtalık’ta hammadde üretimine geçtiklerinde en büyük müşterisinin çok yakınındaki Sasa olacağını belirten Erdemoğlu, şöyle konuşuyor: “Yatırım ile Türkiye’nin 5 milyar dolarlık cari açığını önleyeceğiz. Mamüle dönüştürülüp ihraç edildiğinde 12-15 milyar dolarlık cari açığını önleyeceğiz. Afrika, Ortadoğu, Rusya yanı sıra Avrupa üretim üssü olacağız. Bu olunca bölgemizin 60 milyar dolarlık ithalatının 30 milyar dolarlık payına talibiz. Yumurtalık ile pazara ucuz ve nitelikli hammadde garantisi vereceğiz. Ardımızdan milyarlarca dolarlık, yüzbinlerce istihdam yaratacak peş peşe yeni yatırımlar olacaktır”

Haber

Türk şirketlerinin yeni gözdesi Suudi Arabistan!

Kerim ÜLKER

Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki siyasi gerilim artarak devam ediyor. Suudi Arabistan ve Mısır’ın başını çektiği Arap Ligi’nin Barış Pınarı Harekatı’nın ardından yayınladıkları kınama ve yaptırım mesajları gerilimi daha da yukarıya taşırken, Türkiye ekonomi çevreleri ise Suudiler’in aksine ticari köprüleri korumaya çabalıyor. Rixos, turizm yatırımları için geçen ay sonu imza atarken, Nurol Holding ALJ Group ile Riyad’da işbirliği anlaşması yaptı.

Türkiye ile Suudi Arabistan arasında son birkaç yıldır devam eden siyasi bir gerilim söz konusu. Geçen yıl ekim ayında dünyayı ayağa kaldıran Kaşıkçı Cinayeti ile ikili ilişkiler kopma noktasına geldi. Türkiye’nin Suriye’nin kuzey kesiminde başlattığı Barış Pınarı Harekatı ile de gerilim kendini iyice göstermeye başladı. Suudi Arabistan ve Mısır’ın öncülük ettiği Arap Ligi’nin kınama ve yaptırım mesajlarının ardından bu kez Riyad yönetimi, ekonomi silahını çekti ve Suudi iş dünyasına Türkiye’ye yatırım yapmamaları çağrısında bulunuldu.

Riyad’ın ekonomi çağrısı aslında ilk değil. Temmuz ayında da hem Suudi yönetimi hem de yerel kuruluşlar, vatandaşlarının Türkiye’den ev almamalarını, turist olarak tercih etmemelerini, tatillerini iptal edenlere de destek olacaklarını açıklamışlardı.

RİYAD’DAN TÜRKİYE’YE YATIRIM YAPMAYIN ÇAĞRISI

Geçtiğimiz hafta ilk kez DÜNYA’nın duyurduğu haber de ülkenin en önemli ekonomik kuruluşu Suudi Arabistan Odalar Birliği’nden (Council of Saudi Chambers-CSC) geldi. CSC Yönetim Kurulu Başkanı Sami bin Abdullah Al-Obaidi, konuyu yatırıma getirdi ve Suudi işadamlarının Türkiye’yi tercih etmemelerini önerdi. Al-Obaidi, sosyal medyadan yaptığı açıklamada Suudi şirketler için Türkiye’de yatırım yapmanın doğru olmadığını ifade etti.

Her ne kadar Riyad yönetimi, bir çeşit ekonomik ambargo uygulamaya çalışsa da Türkiye tarafı sağduyulu davranmayı tercih ediyor. Siyasi gerilimi ekonomiye yansıtmak istemeyen Türk şirketleri, Suudi Arabistan’la ticaret köprüsünü koruyor, yatırım yapmayı sürdürüyor ve işbirliği kurmaya çaba sarf ediyor.

TAMİNCE ANLAŞMAYI SOSYAL MEDYADAN DUYURDU

Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden Nurol ve Rixos bu konuda elini taşın altına koyanlardan. Mısır’da 3 yeni otel açmak için çalışma başlatan Rixos’un patronu Fettah Tamince, 27 Eylül’de de Suudi Arabistan’da yatırım kararı aldı. Suudi Arabistan’da başlanan ‘’100 milyar riyal yatırım programı’’ çerçevesinde bu ülkeye yatırım yapmak için adım atan Fettah Tamince, ilk imzayı attı. Sosyal medyadan anlaşmayı duyuran Tamince, “Invest Saudi programı çerçevesinde ülkedeki ilk yatırımımızın imzasını attık. Hayırlı olur inşallah’’ dedi.

NUROL, SUUDİ DEV İLE ORTAK ŞİRKET KURACAK

Geçtiğimiz hafta ise bir başka dev Türk şirketinin işbirliği kararı hayata geçti. Türkiye’ye 2009’da Sabancı Holding iştiraklerinden ToyotaSA’yı 85 milyon dolara alarak ile giren, ardından Kibar Holding’den de Assan Finans’ı devralan Suudi Arabistan’ın en önemli şirketlerinden Abdul Latif Jameel Group (ALJ) bu kez Nurol Holding ile anlaşma imzaladı. Nurol Holding’in savunma sanayisindeki şirketi Nurol Teknoloji ile ALJ Group’a ait ALJ CDC şirketleri Suudi Arabistan’da ortak bir girişim için adım attı. İki ortak, işbirliğini Suudi Arabistan’da üretime çevirmek niyetinde.

Bilindiği üzere Nurol’un yüzde 51’lik hissesiyle kurulan savunma şirketi FNSS, Suudi Arabistan Ordusu’nun önemli tedarikçilerinden. 2009’da FNSS, Riyad kentinde kurulu olan devlete ait MUC Al Kharj tesislerinde üretim gerçekleştiriyor. 200’den fazla çalışanı olan bu tesis, Suudi Arabistan Kara Kuvvetleri için yürütülmekte olan M113 araç modernizasyon programı kapsamında çalışıyor. Her ne kadar siyasi gerilim devam etse de iki ülke arasında ticaret bundan çok fazla etkilenmiyor. En azından Riyad Yönetimi’nin açıklamaları Türkiye tarafından karşılık bulmuyor.