Haber

Dar gelirli için sosyal konut geliyor

Leyla İLHAN

Azalan arz ve yükselen fiyatlar nedeniyle konuta erişim özellikle büyük kentlerde barınma sorununa dönüşürken, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, dar gelirliye yönelik sosyal konutlara ilişkin açıklama yaptı. Bakan Murat Kurum, Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut projesini hayata geçireceklerini, projenin asgari ücretli şartlarda çalışanların da ev sahibi olabileceği koşullarda olacağını kaydetti. Kurum, Cumhurbaşkanının ağustos ayında projeyi açıklayacağını söyledi.

81 ilde başlayacak

Bursa’da gazetecilerle bir araya gelen Bakan Kurum, sosyal konut projesi müjdesi verdi. 81 ilde bu projeleri yapacaklarını açıklayan Kurum, “Vatandaşımızın kira öder gibi ev sahibi olacağı bir proje olacak. İnşallah ağustos ayında Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut projesini Cumhurbaşkanımızın büyük bir müjdeyle paylaşacağız. Böylece alt gelir grubu, gençlerimiz, emeklilerimiz, şehit ve gazi ailelerimiz ayrılan kontenjanla bundan istifade edebilecekler. Bursa’da da bu anlamda büyük bir proje başlatmış olacağız. Hem kentsel dönüşüm hem de sosyal konutla birlikte Bursa’da bu projenin bir parçası olacak. Vatandaşlarımız 20 yıla varan ödeme süreleriyle bundan faydalanabilecek.” bilgisini verdi.

3 yılda tamamlanacak

Bunun yanında alt yapılı arsaları da sürece dahil edeceklerini anlatan Kurum, inşaat maliyetlerini de devletin üstleneceğini kaydetti. Kura sisteminin uygulanacağı projeyi 3 yılda tamamlamayı planladıklarını söyledi.

Kurum, “Yaşayan bir proje olacak. Gerek projeye ilişkin arazi üretimi, gerek bu noktada vatandaşların sosyal konutu talep ettikleri alanlar ilgili çalışmaları devam ettireceğiz. Çalışma inşaat sektörüne hareket katacak ve istihdam sağlayacak.” dedi.

Yabancının etkisini de dengeleyecek

Yabancıların konut alımına da değinen Bakan Kurum, “Bu konuda bir sınır koymaya gerek yok. Genel içinde yüzde 3 ila 4 gibi bir paya sahipler. Sadece bazı illerde Rusya – Ukrayna savaşından dolayı çok arttı denildi deniyor. Onu dengeleyecek arzı da biz piyasaya sunacağız.” açıklamasında bulundu.

Çekirge Teras projesi ekolojik koridor oluşturacak

Bursa’da yürütülen Çekirge Teras Projesi kapsamında Çelik Palas Oteli’nin ek binasının kaba inşattaki kısmını kaldırdıklarını söyleyen Kurum, devamında şunları kaydetti: “Kalan bölümü gençlerin sosyal amaçlı alan olarak kullanabilmesi için sosyal tesis altında üniteler koyacağız. Burası Bursa’ya hakim bölgede. Aynı zamanda Bursa’nın merkezinde ekolojik bir koridor oluşturarak Uludağ’ın Rüzgarı’nı kente ulaştıracağız. Kültürpark’tan başlayıp Uludağ’a kadar uzanan yeşil aksı hattı birbirine bağlamış olacağız. Bu da şehir adına önemli bir yatırım olacak. Umarım Bursa Büyükşehir Belediyesi bunu yılsonuna kadar tamamlayıp, yeni yılda hizmete almış olur. 41 bin metrekarelik alanın da yüzde 70’ide yeşil alan olacak.”

690 adet rezerv konut üretildi

Üftade Türbesi’nin olduğu eski Bursa’nın etrafını ören 71 binanın ortadan kaldırıldığını kaydeden Kurum, “Böylece İpek Han, Koza Han ve Ulucami aksının olduğu tarihi hanlar bölgesine bağlamış olacağız. Sadece kamulaştırma, vatandaşların mülklerinin parasını ödemek ve binaları kaldırmak için 500 milyon lira gibi harcama yapıldı.” diye konuştu.

Bundan sonraki süreçte bu alanda bir meydan ve meydanın altını otopark şeklinde planladıklarını kaydeden Kurum, “Bittiğinde buradaki tarihi binalar gün yüzüne çıkmış olacak. Osmanlı mirası Bursa’ya ve gelecek nesillere yakışacak bir hüviyet kazanacak.” dedi.

Haber

BTSO Başkanı İbrahim Burkay: Üreten ve tasarlayan ülke olmak zorundayız

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, “Gündem Özel” sorularımızı yanıtlarken, pandemi sürecinde imalatçı alt sektörleri destekleyecek, ara malı ve hammadde üretimindeki eksiklikleri hızla gidermek gerektiğinin ortaya çıktığına dikkat çekti. Burkay, “Ülkemizi üreten ve tasarlayan bir ülke konumuna taşımamız artık bir tercih değil zorunluluk haline geldi. Tıbbi cihazlardan gıdaya, savunma sanayinden tekstil sektörüne kadar tüm alanlarda çalışmalarımızı hızlandırmamız gerekiyor” dedi. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’a sorularımız ve yanıtları şöyle:

Yerli üretime odaklanalım

• Türkiye’nin önümüzdeki dönemde temel ekonomik ihtiyaçları nerede oluşuyor sizce? Sanayide çok konuştuğumuz teknolojik dönüşümün neresindeyiz?

Ekonomi yönetimimiz son yıllarda özellikle dış ticaret açığına çözüm bulmak amacıyla stratejik alanlarda üretim altyapısına dinamizm getiren pek çok düzenlemeyi hayata geçirdi. Bu çalışmalarla birlikte üretim ve ihracat zincirinde daha fazla katma değer oluşturarak dışa bağımlılığın minimum seviyeye indirilmesini arzu ediyoruz. Özellikle pandemi sürecinde tedarik zincirindeki aksaklıklarla birlikte güçlü lojistik ve denizcilik işletmelerimize duyulan ihtiyaç bariz şekilde ortaya çıktı. Diğer taraftan imalatçı alt sektörlerimizi destekleyecek, ara malı ve hammadde üretimindeki eksikliklerimizi de hızla gidermemiz gerekiyor.

Pandemi süreci Sayın Cumhurbaşkanımızın yerlileşme ve millileşme konusundaki hassasiyetinin önemini de bir kez daha ortaya koydu. Ülkemizi üreten ve tasarlayan bir ülke konumuna taşımamız artık bir tercih değil zorunluluk haline geldi. Tıbbi cihazlardan gıdaya, savunma sanayinden tekstil sektörüne kadar tüm alanlarda çalışmalarımızı hızlandırmamız gerekiyor. Türkiye’nin kendi kendine yetebilen bir ülke olması için eski alışkanlıklarımızı terk etmeli, ithalatımızı kısıtlayıp yerli ve milli üretime odaklanmalıyız. Bursa’da başlattığımız dönüşüm hamlesiyle, dijital dönüşüm merkezimiz Model Fabrika, GUHEM, KOBİ OSB, TEKNOSAB ve BUTEKOM gibi ileri teknoloji atılımlarımız, üretim kabiliyetimiz ve nitelikli insan kaynağımızla Türkiyemizin ideallerinde en önemli aktör olmayı hedefliyoruz.

Ülkemizin deniz, demir, kara ve hava yollarının tamamını kullanabilmesi, yabancı yatırımcılara düşük üretim maliyetleri sunabilmesi, üretim kalitesinin ve insan kaynağının üst düzeyde olması en büyük avantajımız. Diğer taraftan artan faiz, yüksek enflasyon ve istikrarsız kur, reel sektörümüzün ayaklarında adeta birer pranga. Bir an evvel bu prangalarımızdan kurtularak, 2021yılını risklere değil fırsatlara odaklanacağımız yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirmeliyiz. Demokrasi, ekonomi ve hukuk alanında başlatılan seferberliği de içinde bulunduğumuz koşullardan güçlenerek çıkmamız adına çok kritik ve değerli buluyoruz. Yatırımcımıza güven verecek bir reform programının hızla hayata geçirilmesiyle birlikte inşallah iş ve yatırım ortamı çok daha cazip hale gelecektir.

Yıkıcı değişim yaşanıyor

• Son dönemlerde pek çok imza niteliğinde altyapı yatırımları yapıldı, devam da ediyor. Ancak, alt imalatçı sektörleri destekleyecek, ara malı ve hammadde üretecek sanayide büyük eksiklik var. Tedarik zinciri aksıyor. Ana sanayi ile alt sektörler karşı karşıya geldi. Güçlü lojistik ve denizcilik kurumlarımız, işletmelerimiz olmadığı için 8-10 büyük lojistik firmasının ağzının içine bakıyoruz ihracat yapabilmek için. Bunu nasıl çözeriz?

Türkiye son yıllarda ‘Büyük Proje Yatırım Teşvikleri’, ‘Stratejik Yatırımlar Teşvikleri’, ‘İVME Programı’ ve ‘Sanayide Teknoloji Odaklı Dönüşüm Hamlesi’ gibi programlarla ara malı ve girdi yatırımlarını desteklerken firmalarımızın markalaşma süreçlerini destekliyor. Bu projeler birbirinin alternatifi değildir ve sanayimizin bu destek mekanizmalarının tamamına ihtiyacı bulunuyor. Ekonomi yönetimimiz, ihtiyaçların karşılanması adına doğru tespitler yaparken kaynak dağılımını da doğru bir kurguyla gerçekleştirdi.

Ancak küresel pandemi ile birlikte yepyeni koşullar ortaya çıktı. Küresel tedarik zincirlerinde yıkıcı bir değişim yaşanıyor. Talep ve tedarik rotaları hızla değişiyor. Ülkeler kritik ürün stoklarını artırırken, ihracatlarını sınırlamaya başladı. Bu yepyeni koşullar, fırsatlarla beraber birçok sorunu da beraberinde getirdi. Bu sorunlar her ülkeye farklı şekillerde yansıyor. Bizler ise ülke olarak ara girdi tedariği, yüksek navlun fiyatları, konteyner sıkıntıları gibi yeni sorunlarla karşı karşıyayız. Bu sıkıntıların giderilmesi için özellikle ara girdi yatırımlarına büyük önem vermeye devam ederken, taşımacılık ve lojistik altyapısında da yerli ve milli güçlü firmalara olan ihtiyaç ortaya çıktı. Bu konuda da özendirici adımların atılacağına inanıyorum.

Bursa’nın yıldızı küresel ekonomide de parlayacak

• Bursa, Türkiye için ne ifade ediyor? Türkiye’nin geleceğinde nasıl bir rolü olacak?

Bursa, tacirliğin ve Ahilik teşkilatının mayalandığı, aynı zamanda ekonomik kalkınmanın mihenk taşı olmuş nitelikte önemli bir şehirdir. ABD’nin keşfinden önce Koza Han’da dünya ticaretine yön veren, Pirinç Han’da gıda sektörünü buluşturup meslekler için Bakırcılar ve Bıçakçılar Çarşılarını inşa eden, kümelenme modelinin ve organize ticaretin en güzel örneklerini daha 14. yüzyılda ortaya koyan güçlü bir ticaret kültürüne sahibiz.

Bu köklü ticaret kültüründen aldığımız ilhamla otomotivden tekstile, gıdadan turizme kadar geleceğe dair zenginlik alanlarımızı ülkemizin kalkınma hedefleriyle doğru orantıda geliştirmek adına ‘Bursa Büyürse Türkiye Büyür’ inancımızı paylaştık. İş dünyamızdan üniversitelerimize, kamu kurumlarımızdan sivil toplum kuruluşlarımıza ve yerel yönetimlerimize kadar kentin tüm dinamikleri Bursa paydasında birleşti. Yakaladığımız sinerji, sahip olduğumuz üretim yeteneği ve insan kaynağımızla Bursa bugün, otomotiv, tekstil, makine ve kimya sektörlerinin oluşturduğu altyapıyla uzay, havacılık ve savunma sanayii alanında özgün projelere ev sahipliği yapan, yüksek teknolojili üretimin ve ihracatın merkezi olarak anılan bir kent kimliğine dönüştü. Düne kadar ekonomiler; ülkelerin rekabeti üzerinden belirleniyordu. Bugün kentlerin rekabeti daha önemli hale gelmeye başladı. Ülkelerin gelişmişliğini cazibe merkezi kentlerin belirlediği bir ekosistemde Bursamız, gerek BTSO liderliğinde hayata geçirdiğimiz TEKNOSAB, Model Fabrika, GUHEM ve BUTEKOM gibi projelerle gerekse de yerli ve milli otomobil projemiz sayesinde sanayisindeki dönüşüm hamlesiyle ülke ekonomimizin yönlendirici gücü olmayı sürdürecektir. Bununla birlikte koronavirüsün tedarik zinciri üzerindeki etkisi de bölgesel çözümleri ve Bursa gibi üretim merkezlerini ön plana çıkaracaktır. Diğer taraftan yeni otoban, hızlı tren, havaalanı ve lojistik merkezlerimiz de Bursamızın cazibe merkezi kimliğini artırıyor. Tüm bu gelişmeler ışığında Bursa, sadece ülkemizin değil, küresel ekonomide de yıldızı parlayan şehirlerden biri olacaktır.

AB ile Gümrük Birliği mutlaka güncellenmeli

• Dünya ticaretinde bloklaşma artıyor mu? Bölgesel ticaret öne çıkacak mı? Türkiye’nin önümüzdeki dönemde bu tür bloklar içinde yer alması ya da bloklar oluşturması gündeme gelebilir mi?

Bir tarafta NAFTA ve AB, diğer tarafta ise RCEP ülkeleri ticarette yeni bloklar oluşturuyor. Ancak farklı blokların liderliğini yürüten Çin ve ABD’nin birbirleriyle en çok ticaret yapan ülkeler konumunda olduğunu da unutmayalım.

Burada ticari malların özelliklerine ve üretim imkanlarına göre bloklaşmalar ve ayrışmalar olabilir. Türkiye açısından değerlendirdiğimizde ise coğrafi konumu itibarıyla hem Avrupa hem de Asya için ticari bir koridor konumunda. Küresel ölçekte yakından tedarik ve buna bağlı olarak bölgesel tedarik ağları oluşuyor. Türkiye ise AB ile ‘Gümrük Birliği Anlaşması’ nedeniyle hem diğer ticari bloklar içinde yer alamamakta hem de yeni bir ticaret bloğu oluşturamamakta. Mevcut koşullar korunacaksa ülkemizin AB ile ‘Gümrük Birliği Anlaşması’nı mutlaka güncellemesi ve iyileştirmesi gerekiyor. Burada da ilk hedef AB’nin üçüncü ülkeler veya ticaret blokları ile yaptığı ticaret anlaşmalarına aynı anda taraf olmasının sağlanması olmalıdır. Aksi takdirde Türkiye, yeni ticari bölgeselleşme eğiliminden sınırlı ölçüde yararlanabilecektir.

Reformlar başlarsa ‘ters dolarizasyon’ hissedilir

• 6 Kasım’dan itibaren uygulanan ekonomi politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Döviz tevdiat hesaplarında nihayet bir düşüş gündeme geldi. Ters dolarizasyon sizce başladı mı?

6 Kasım sonrasında artan finansal kırılganlıkların azaltılması ve Türk Lirası’nda değer kaybının önlenmesi için sıkı para politikası uygulanmaya başlandı.

Merkez Bankası’nın, verdiği mesajlarla da bu politikaları fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdüreceği anlaşılıyor. Yeni politikalarla bir yandan fiyat istikrarı hedeflenirken diğer yandan döviz ihtiyacının karşılanmasına yönelik olarak TL’ye geçiş özendiriliyor. Ekonomide, hukuk ve demokrasi alanında gerçekleştirilecek reform çalışmalarıyla ters dolarizasyonun daha hissedilir düzeyde olacağına inanıyorum.

‘Yeşil Mutabakat’ için finansmana ihtiyaç var

• Dünyada yeniden gündemin ilk sıralarına oturmaya başlayan “yeşil dönüşüm” ve “sürdürülebilirlik” konusuna nasıl yaklaşmak lazım? AB’nin ilan ettiği “Yeşil Mutabakat”a hazır mıyız?

Yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik, yalnızca ülkemizin değil tüm dünyanın gündeminde yer alan önemli bir dönüşüm projesi. Tüm sektörlerimizi sürdürülebilirlik koşullarında üretime zorlayan Yeşil Mutabakat düzenlemesi, AB ile ticarette olduğu gibi tüketici eğilimini de hızla dönüştürüyor. Başta maden kömürü, demir-çelik, alüminyum ve çimento, tekstil ve hazır giyim eşyaları, kimyasal maddeler, sentetik kauçuk, cam ve cam ürünleri, seramik eşya ve kağıt hamuru sürdürülebilirlik konusunda öncelikli sektörlerdir. Firmalarımızın üretimde en az karbon salımı, yenilenebilir enerji kullanımı, enerji verimliliği, en az su tüketimi, sıfır atık ve atıkların çevrimi konularına ağırlık vermesi ve bu alanlarda önemli yatırım yapmaları bekleniyor. Birçok firmamız son yıllarda sürdürülebilirlik, enerji verimliliği, dijitalleşme ve elektronik ticaret ile akıllı üretim alanlarına yöneldi. Ancak uyum süreci aynı zamanda yüksek yatırımları ve dolayısıyla finansman ihtiyaçlarını da ortaya çıkardı. Avrupa Birliği’nin bu süreci 750 milyar Euro gibi bir kaynak ile desteklediğini de dikkate aldığımızda ihtiyaç duyulan finansman daha iyi anlaşılacaktır. Ülkemizde de yeşil dönüşüme ayak uydurabilmek için firmalarımıza ve sektörlerimize finansman desteklerinin sunulması gerektiği inancındayım.

Yüksek faiz yatırımı engelliyor, hızlı düşen kur ihracatı zorluyor

• Merkez Bankası uzun süre faiz indirimine gitmeyeceğini dile getiriyor. Kredi faizleri 20’nin üstüne oturdu. Bu süreç iş dünyasını nasıl etkiliyor?

Yüksek faizler ve çift haneli enflasyon reel sektörümüze ağır bir maliyet yükü getirdi. Firmalarımız 2020 yılında 500 milyar TL ilave kredi kullandı. Bu kredilerin anapara ve faiz ödemeleri başlıyor. Bununla birlikte faizlerdeki yüksek artışlar, üretimin ve yatırımın önündeki en büyük engellerdir.

Özellikle döviz kurlarının hızla düşmesi, ihracat hedeflerimiz açısından da risk oluşturuyor. Fiyat istikrarının sağlanması adına döviz kurlarındaki artışlarda olduğu gibi düşüşlerde de ihracatçılarımızı koruyacak destek mekanizmalarının harekete geçirilmesi gerekiyor. Döviz kurlarının öngörülebilir bir yapıya kavuşturulmasıyla üreticilerimize bu dönemde hammadde alımı için uygun kredi imkanının sağlanması ve hammadede ek gümrük vergilerinin askıya alınması dış ticaretimizi destekleyecek unsurlardır.

Üretici ve ihracatçılarımız için enerji indirimi ve navlun desteği de reel sektörümüzün en önemli beklentileri arasındadır.

Krizden çıkışta devlet desteğinin önemi görüldü

• Türkiye, COVID-19 sonrasına nasıl hazırlanmalı? Bu hazırlık nasıl bir yol haritasına oturtulmalı?

Ölçeği bu kadar büyük ve etkisi bu kadar uzun olan bir pandemiyi yakın geçmişte tecrübe etmemiştik. Ancak daha önce de ekonomik krizler geçirdik. Burada krizlerden çıkışta devletimizin işletmelerimizi ve çalışanlarımızı birlikte koruduğu ve desteklediği politikaların önemi görülmüştür. Bu açıdan bakıldığında yürürlükte olan, çalışanların ücretsiz izne ayrılması ve kısa dönemli çalışma ödeneği gibi politikaların normale dönüşte kademeli olarak kaldırılmasının planlanması gerektiğine inanıyorum.

Bununla birlikte yakından tedarik, bölgeselleşme, sürdürülebilirlik uyumu ve yeşil dönüşüm, güvenli ve hijyen üretim, döngüsel ekonomi, dijitalleşme, elektronik ticaret, esnek çalışma koşulları gibi yeni eğilimleri göz önünde tutmalıyız. Üretim altyapımızı, teknoloji faaliyetlerini, kamu düzenlemelerini, insan kaynaklarının yetiştirilmesini ve çalışma koşullarını bu yeni eğilimler doğrultusunda yeniden ele almalıyız. Firmalarımız da devletimizin destekleriyle bu sürece uyum sağlamalıdır.

Türkiye’nin ‘Gökmen’i Bursa’da yetişecek

• Milli Uzay Programı açıklandı. Siz Türkiye’de uzay ve havacılık alanında atılım gereğine dikkat çeken ilk oda başkanlarından birisiniz. Bu konuda girişimleriniz de oldu. Uzay ve havacılık konusunda bugüne kadar attığınız adımlar hangi aşamada? Bursa ve Türkiye bu alanda ne yaparsa fayda ve gelir yaratabilir?

Bursa’mızın sanayi dönüşümünü planlarken gelişmiş 10 ülkenin üretim yapısını yakından inceledik. Bu ekonomilerin ortak özellikleri küresel değer zinciri içinde otomotiv, havacılık, savunma sanayii, raylı sistem gibi teknoloji yoğun sektörlerde elde ettikleri başarılar. Bizler de ülke ekonomimizin lokomotif kenti Bursa’mızın üretim tecrübesini ve nitelikli insan kaynağını 2013 yılından itibaren gerçekleştirdiğimiz dönüşüm hamlesiyle uzay, havacılık, savunma, nano teknoloji, kompozit malzemeler ve mekatronik gibi ileri teknoloji gerektiren alanlara dönüştürmeye başladık.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası çatısı altında kümelenme modeliyle bir araya gelen yüzlerce firmamız, bu çalışmalarımızın neticesinde bugün Roketsan, Havelsan, Aselsan, TAİ ve TEİ gibi savunma sanayimizin en önemli kuruluşlarının alt sistem üreticileri ve tedarikçileri haline geldi.

Vizyoner firmalar, stratejik alanlardaki üretim becerileri ve taşıdıkları ortak heyecanla çok daha güçlü bir Türkiye hedefinin en önemli aktörleri arasında yer almaya başladı.

Bizleri yüksek teknolojili üretim ve sanayideki dönüşüm hedeflerimize taşıyacak temel dinamiklerden biri de özgüveni yüksek gençlerimizle hayallerdeki sınırları ortadan kaldırmak ve yeni neslin yüreklerinde uzay ve havacılık konusunda heyecan oluşturuyor.

2013 yılında ortaya koyduğumuz GUHEM projemizi de işte bu vizyon doğrultusunda hayata geçirdik. Kent kimliğine değer katan mimarisiyle prestijli kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen GUHEM, kurulduğu 13 bin metrekarelik alanda uçuş okulu, mekatronik laboratuvarı ve simülatörler gibi pek çok ufuk açıcı düzenekle alanında Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise sayılı merkezleri arasında yer alıyor.

Bu kapsamda merkezimiz Lagari Hasan Çelebi’den Cezeri’ye, Hezarfen Ahmed Çelebi’den Vecihi Hürkuş’a kadar havacılık tarihimizde iz bırakan isimlerin izinden giderek ülkemizin uzay yolculuğunda bizlere Türkiyemizin Gökmeni’ni yetiştirme fırsatı da sunacaktır. GUHEM, Sayın Cumhurbaşkanımızın ülkemizi uzay ligine taşıma kararlılığı doğrultusunda Bursa’mıza uzay ve havacılık yolculuğunda yeni bir misyon yükledi. Bu merkezlerimizle üretken zihinlerimizin kabiliyeti ve teknolojideki dönüşüm hamlemiz, Bursamızı ve ülkemizi dünya vitrininde çok daha güçlü bir konuma yükseltecektir.

Türkiye ile AB’nin yakınlaşması zorunluluk

• Asya Pasifik’te dünya hasılasının 3’te birini üreten 15 ülkeyi serbest ticaret anlaşmasında bir arayagetiren RCEP anlaşması Türkiye’ye ne getirir, ne götürür?

Anlaşmaya imza koyan ülkeler arasında gümrük duvarlarını kaldıran RCEP’in en çok ABD ve Avrupa ülkelerinin bölgeye olan ihracatına darbe vurması öngörülüyor. Bu nedenle RCEP ile birlikte oluşacak yeni ticaret blokları içinde Türkiye ve Avrupa Birliği’nin yeniden yakınlaşmasının bir zorunluluk haline geleceğine inanıyorum. Özellikle ülkemizin en büyük ticaret ortakları olan Almanya, İngiltere ve İtalya gibi ülkelere mevcut ihracat kalemlerine yenilerini ekleyebilmek adına çok önemli bir fırsat olarak da değerlendirebiliriz.

Ülkemizin halihazırda RCEP anlaşmasında taraf olan ülkelerden 3’ü ile Serbest Ticaret Anlaşması (STA) bulunuyor. Başta Ticaret Bakanlığımız ve DEİK olmak üzere bu bölgede yapılacak etkin çalışmalarla Asya-Pasifik Bölgesi’ndeki etkinliğimizi daha da artırabiliriz. Böylece hem Avrupa ile olan ticaretimiz hem de RCEP kapsamındaki Asya ülkeleri ile olan ticari ilişkilerimizin genişlemesi ihracatçı firmalarımız için yeni fırsatlar doğuracaktır. Diğer taraftan Asya-Pasifik’te ülkemize uygulanan yüksek gümrük vergileri, anlaşma kapsamındaki ülkelerin karşılıklı yatırımlar ile teknoloji alanındaki işbirlikleri Türkiye’nin bölgedeki rekabet gücü açısından risk oluşturuyor. Bu riskleri de en iyi şekilde yöneterek ihracat hedeflerimize odaklanmamız gerekiyor.

Haber

Bursalı’ya uluslararası alanda 9 ödül birden

BURSA (DÜNYA) – Global endüstriyel ürün markası Nuacotton ile kısa süre önce, iş dünyasının uluslararası düzeydeki en büyük ödüllerinden biri olan American Business Awards’da 2 ayrı ödüle layık görülen Bursalı’dan yeni bir ödül haberi geldi. Bursalı, bu kez de dünyanın en prestijli iş dünyası yarışması olarak gösterilen, çeşitli kategorilerde dünyanın en başarılı kurumlarının ödüllendirildiği International Business Awards’da (Uluslararası İş Ödülleri) tam 9 ödül birden aldı. International Business Awards ödül töreni 1 Aralık Salı günü online olarak yapılacak. Bursalı İcra Kurulu Başkanı Alper Bursalı, “Bursalı olarak büyük bir mutluluk yaşıyoruz. Bursalı ve global endüstriyel ürün markamız Nuacotton ile başvurduğumuz tüm kategorilerde ödül aldık. Bu bizim için çok gurur verici. Ar-Ge ve tasarıma dayalı yenilikçi çalışmalarla gerçekleştirdiğimiz ürünlerimiz sayesinde bu başarılara imza atıyoruz. Sürdürülebilir büyüme ve sürekli iyileştirme anlayışıyla, kendimizi geliştirmeye devam ediyoruz. Çalışmalarımızı bu tür ödüllerle taçlandırmak bizim için eşsiz bir mutluluk” dedi. Türkiye’nin tekstil sektöründeki ilk ve tek Ar-Ge & Tasarım Merkezi unvanı ile ürünlerini ileri teknoloji ile ürettiklerini dile getiren Alper Bursalı, “Kurulduğumuz günden bu yana bilgi ve teknoloji temelli yenilikçi çalışmalara büyük önem veriyoruz. Bu çalışmalarımızı sürdürülebilir kılmak adına var gücümüzle çalışmalarımıza devam edeceğiz” diye konuştu.

Bursalı ve Nuacotton markalarıyla başvurdu

Firma, yarışmaya Bursalı markasıyla başvurduğu “Bilim veya Teknolojide Başarı”, “Yılın Şirketi – Giyim, Güzellik ve Moda” kategorilerinde altın ödüle hak kazanırken; “Yılın En Yenilikçi Şirketi”, “Yılın Şirketi – Tüketici Ürünleri” kategorilerinde ise gümüş ödül aldı. Global endüstriyel ürün markası Nuacotton ile başvurduğu “Tüketici Ürünleri – Ev Ürünleri”, “Yılın Sağlık, Güvenlik ve Çevre Programı”, “Tüketici Ürünleri – Diğer” kategorilerinde altın ödüle layık görülürken; “Yılın İnovasyonu – Tüketici Ürünleri Endüstrileri”, “Sağlık ve İlaç – Ürün” kategorilerinde de gümüş ödülün sahibi oldu.

Haber

Bursa’da 10 kişiden 6’sının borcu yok

Esra ÖZARFAT
(BURSA) – 2020’yi ‘Tasarruf Seferberliği Yılı’ ilan eden BİREVİM’in “180 Günde Birlikte Mümkün’ farkındalık projesinin yeni durağı Bursa oldu. Proje kapsamında, “Bursa Yerel Halkın Tasarruf ve Finans Davranışlarına Yönelik Tutum Araştırması” çalışması da açıklandı. Bursa Yıldırım şubesinde çalışanların katılımıyla gerçekleşen Kırmızı Tim canlı yayınında konuşan BİREVİM Pazarlama ve Pazarlama İletişiminden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Didem Sübar Özdemir, Bursa’da aylık tasarruf miktarı ve tasarruf edilebilecek tutarın Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde olduğunu söyledi. “Bursa gerçek anlamda ‘geleceği’ için tasarruf ediyor” diyen Özdemir, “Araştırmamızdan, Bursa’nın, aylık tasarruf miktarı ve tasarruf edilebilecek ortalama tutarının 1.645 TL olduğu sonucu çıktı. Ayrıca Bursa’da tasarrufun 30 yaşından önce başladığı tespit edildi. Bu sonuçlar hem marka olarak bizim var olma sebeplerimize çok yakın hem de Bursa’nın ve Türkiye’nin geleceği için umut verici” dedi.

Pandemide tasarruflar azaldı

Bursa Yıldırım Şube Müdürü Güneri Filiz ise şu bilgileri verdi, “Bursa’da tasarruf etme amacında ilk sırada ‘geleceği garanti altına almak’ yer alırken; ikinci sırada ‘ev ve araba satın almak’ yer aldı. Bursa’da yerel halkın yüzde 6,7’si ‘borçlarını çalışarak kapatmayı’ düşünüyor. Tasarruf yapanların yüzde 58’inin bankada ‘vadesiz hesabı’; yüzde 47’sinin ise, bankada ‘vadeli hesabı’ bulunuyor. Bursa’da ayrıca, altın yoluyla tasarruf yapma durumunun yüksek bir oranda çıkması dikkat çekiyor. Bursa’da her 4 kişiden 1’i tasarruf finans yöntemini bilmektedir.” Bursa’da, her 10 kişiden sadece 4’ünün borçlu durumda olduğunu vurgulayan Güneri Filiz, “Ben bardağın dolu tarafına bakanlardanım. Bu rakam aynı zamanda, Bursa’da her 10 kişiden 6’sının borcu olmadığını gösteriyor. Tasarruf yapan her 10 kişiden yaklaşık 7’si, pandemi döneminde tasarruflarının azaldığını belirtiyor.” Filiz, Bursa Yıldırım şubesi olarak yılın 8 ayında 40 bin başvuru aldıklarını, teslimat adedinde geçen yılın aynı dönemine göre 2 kat, sözleşme sayısında da yüzde 15’e ulaşan bir artış kaydettiklerini ifade etti. Filiz, 8 ayda yaptıkları teslimatlarla Bursa ekonomisine 76 milyon TL katkıda bulunduklarını, yılsonuna kadar 40 bin Bursalıyı daha BİREVİM yöntemleri ile tanıştırmak istediklerini açıkladı.

Haber

Akıl-Fikir Buluşmaları’nın ilki DOSAB’da yapıldı

BURSA (DÜNYA) – Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) tarafından; Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (UHKİB) ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ortaklığı ve Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı (BEBKA) Organizasyon Ortaklığı, Bursa Teknoloji Koordinasyon ve Ar-Ge Merkezi (BUTEKOM) ve TÜBİTAK iş birliği ile 22-23 Ekim 2019 tarihlerinde Bursa’da düzenlenen TechXtile Start-Up Challenge’ın ardından, girişimciler sanayicilerle buluşmaya devam ediyor.

Bu çerçevede düzenlenen Akıl-Fikir Buluşmaları’nın birincisi, Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi Sanayici ve İş İnsanları Derneği (DOSABSİAD) ev sahipliğinde yapıldı. Programda finale kalan proje sahipleri, etkinliğe katılan sanayicilere projelerini anlattılar.
DOSABSİAD Konferans Salonu’nda gerçekleşen toplantı; UTİB Yönetim Kurulu Başkanı Pınar Taşdelen Engin, DOSABSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Onur Kutlualp, DOSAB Yönetim Kurulu Başkanı ve UTİB Yönetim Kurulu Üyesi Halil Ersan Özsoy’un açılış konuşmaları ile başladı. Keiretsu Forum Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi ve Melek Yatırımcı Muzaffer Öztan’ın “Nasıl Melek Yatırımcı Olunur?” başlıklı konuşmasının ardından, Ventures & Mentors League CEO’su ve Proje Koordinatörü Ufuk Batum moderatörlüğünde girişimciler projelerini sanayiciye aktarma fırsatı buldular.

“TechXtile Start-Up Challenge uzun soluklu ve yaşayan bir süreç”

Etkinlikte konuşan UTİB Başkanı Pınar Taşdelen Engin: “TechXtile Start-Up Challenge’a katılan tüm girişimcilerimize mentörlük desteği vererek fikirlerini geliştirmelerine katkı sağladığımız bu etkinlik uzun soluklu ve yaşayan bir süreç. Bu çalışmamızın sonuçlarının diğer sektörlere de örnek olacağını düşünüyorum. Global start-up ekosistemine baktığımızda ilk 5 sırada Silikon Vadisi, New York City, Londra, Pekin ve Boston’u görüyoruz. Bu bilgi ve yenilik merkezleri her gün yeni bir ürün ve hizmet ortaya koyuyorlar. Benzer bir ekosistemi bizler de kurabilmeliyiz, kurmak zorundayız. Küreselleşen dünyada Türkiye’nin her alanda olduğu gibi tekstil ve konfeksiyon sektöründe de rakipleriyle mücadele edebilmesinin en önemli basamaklarından biri de budur” diye konuştu.

“Yetenek, yeni fikirlerle buluşursa katma değere dönüşebilir”

DOSABSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Onur Kutlualp de: “15 milyar doları aşan ihracatıyla küresel ticarette ülkelerle yarışan Bursa’mızın bugünkü güçlü konuma ulaşmasında büyük bir paya sahip olan DOSAB’da, çok değerli müteşebbislerin sayesinde 500’den fazla üretim tesisinde 45 bin istihdamla 5 milyar dolar ihracat yapıyoruz. Bu anlamda Bursa iş fikirleri geliştirme vizyonuna ve güçlü bir iradeye sahiptir. Hepinizin bildiği gibi sermaye, iş yapmayı kolaylaştırır ancak başarıyı garanti etmez. Ancak yetenek, yeni fikirlerle buluşursa katma değere dönüşebilir. Bizler de gençlerimizin melek yatırımcılarla buluşmasını çok önemsiyor ve böyle etkinliklerde paydaş olmaktan mutluluk duyuyoruz” dedi.

DOSAB Yönetim Kurulu Başkanı ve UTİB Yönetim Kurulu Üyesi Halil Ersan Özsoy da Bölge ile ilgili bilgiler verdi. Özsoy şunları söyledi: “Bölgemiz, Bursa’nın ikinci büyük sanayi bölgesi. Tekstil sektörünün ağırlıklı olduğu bir bölgeyiz. Yeniliklerle, çevreyle ve sosyal sorumluluklarla ilgili sanayicilerimize büyük destekler veriyoruz. Bu gibi önemli organizasyonların da Bölgemiz ’de olmasından büyük memnuniyet duyuyoruz.”

Programda ayrıca Keiretsu Forum Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi ve Melek Yatırımcı Muzaffer Öztan tarafından, melek yatırımcılık ile ilgili sunum yapıldı. Ventures & Mentors League CEO’su ve Proje Koordinatörü Ufuk Batum da, girişimcilik yarışmalarından sonra girişimcilerle bağların genelde koptuğunu ancak TechXtile Start-Up Challenge’dan sonra girişimcilerle olan bu bağların artarak devam ettiğini vurguladı. Konuşmaların sonrasında finale kalan proje sahipleri, sanayicilere sunumlarını yaptı. Sunumlar sonrasında soru cevap bölümüyle devam eden programın devamının önümüzdeki aylarda yapılması planlanıyor.

Haber

Ekonominin Oscarları sahiplerini buldu

Zehra ORUÇ
BURSA – BTSO Ekonomiye Değer Katanlar Ödül Töreni Oda Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ve Meclis Başkanı Ali Uğur’un ev sahipliğinde düzenlenen ödül törenine TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Bursa Valisi Yakup Canbolat, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı ve Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu, Bursa Milletvekilleri Ahmet Kılıç, Refik Özen, Emine Yavuz Gözgeç, Vildan Yılmaz Gürel, İsmail Tatlıoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Arif Karademir, ilçe belediye başkanları, oda ve borsa başkanları ile Bursa iş dünyası temsilcileri katıldı. Törende konuşan TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Bursa’nın üretken ve başarılı insanlarla güçlü ve heyecan veren bir şehir olduğunu belirterek, “Dünyanın yeniden şekilleneceği bir dönemin başındayız. Türkiye bu yeni dönemin uluslararası alanda etkili küresel aktörlerinden birisi olacak. Bunu siz iş insanlarımıza ve Türkiye’nin her yerindeki gençlerimize bakarak söylüyorum. Ümitsizliğe düşmeden vazifemizi doğru bir şekilde yaparak Türkiyemizi hep birlikte büyüteceğiz. Bursa büyüyecek, Bursa büyürse de Türkiye büyüyecek. Diğer şehirlerimiz de aynı şekilde Türkiye’nin büyümesine katkı yapacak. Bu yürüyüş sizin ve başka şehirlerdeki başarılı kardeşlerimizin cesareti ile güçlenecek. Türkiye, bir durumun değil, bir duruşun adıdır” diye konuştu.

“Her zorluk bizim için yeni bir sıçramanın vesilesi”

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Türkiye’nin hedeflerine katkı sağlamak adına azimle çalışan tüm müteşebbisleri kutladı. Türkiye’nin karşılaştığı her zorluktan güçlenerek çıktığını belirten İbrahim Burkay, “Her bir zorluk bizim için yeni bir sıçramanın vesilesi oluyor. Güvenliğimizi tehdit eden terör unsurlarına karşı yürüttüğümüz operasyonları engelleyenlere karşı kendi milli sanayi yatırımlarımızı daha da artırdık. Teröre karşı milli şuurla tarihi bir kenetlenme gerçekleştirdik. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile karar mekanizmalarının hızla hayata geçirilmesini sağladık. Anayasa değişikliği ile ülkemizin gelişimine engel teşkil eden iç ve dış unsurlara karşı güçlü ve etkin bir mekanizma oluşturduk. Tüm zorluklara rağmen 2023, 2053 ve 2071 için çok güçlü bir vizyona sahibiz” dedi.

“Yeni bir yükseliş döneminin eşiğindeyiz”

Her 100 yılda köklü bir değişimden geçen dünyada, artık endüstri 4.0’ın, yapay zekanın ve uzay rekabetinin gündeme taşındığına işaret eden Burkay, “Bilgi temelli ekonomilerin öne çıktığı 21. yüzyılda, Türkiyemizi yeni bir yükseliş ve refah düzeyine taşıyacak dönemeçteyiz. Türkiye, bu kritik eşikte değişim ve dönüşümü güçlü ekonomisi ve güçlü demokrasisiyle başaracak bir potansiyeli taşımaktadır” şeklinde konuştu. Burkay, 2013 yılından itibaren BTSO’da ulusal kalkınma hedefleri doğrultusunda Bursa için 40’a yakın projeyi hayata geçirdiklerini ifade ederek, “Türkiye olarak global arenada değişen koşullara karşı uyum ve rekabet yeteneğimizi daha da artırmamız gereken bir süreçteyiz. Bu doğrultuda ekonomimizi güçlendirmek adına mekansal planlama ve ölçek ekonomisine geçiş ile birlikte stratejik alanlardaki yeni nesil teşvikleri de mutlaka uygulamaya almamız gerekiyor. Diğer taraftan ise makine, otomotiv, tekstil ve inşaat gibi üretim ve istihdam deposu olan dinamik sektörlerimize sağlanan desteklerin artırılarak sürdürülmesi yeni bir büyüme hamlesinde itici güç olacaktır” dedi.
Gecede; Bursa Valisi Yakup Canbolat, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur da hazır bulundu. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ve Meclis Başkanı Ali Uğur törenin sonunda TBMM Başkanı Mustafa Şentop’a kendisi adına dikilen 16 adet çınar fidanı sertifikasıyla birlikte Bursa’nın sembollerinden olan Koza Han’ı simgeleyen hediye takdim etti.

7 kategoride 62 ödül

Konuşmaların ardından TBMM Başkanı Mustafa Şentop, BTSO Başkanı İbrahim Burkay, Meclis Başkanı Ali Uğur ve protokol üyeleri ödülleri takdim etti. ‘Kurumlar Vergisi’, ‘Gelir Vergisi’, ‘Sektör Liderleri’, ‘İhracat’, ‘Dönüşüm ve Fark Yaratanlar’, ‘En Başarılı KOBİ’ler’ ve ‘Vergi Özel Ödülleri’ adı altında 7 kategorinin oluşturulduğu törende 62 ödül sahiplerini buldu.

2019 yılı Ekonomiye Değer Katanlar ödül töreninde; Kurumlar Vergisi kategorisinde üçüncülük ödülünü Polyteks Tekstil alırken, ikincilik ödülüne Çemtaş, birincilik ödülüne ise Odelo Otomotiv layık görüldü. Gelir Vergisi kategorisinde üçüncülük ödülüne Mehmet Celal Gökçen layık görülürken, ikinci Muharrem Yılmaz, birinci ise Şükrü Karagül oldu. Özel Vergi Ödüllerine ise; Celal Sönmez, Önder Matlı, Oya Coşkunöz layık görüldü. İhracat kategorisinin üçüncüsü Bosch olurken, ikincilik ödülüne Tofaş, birincilik ödülüne ise Oyak Renault layık görüldü. En başarılı KOBİ’ler Ayhan Denizci Tekstil, Ferkan Yedek Parça, Masterlight Lazer Makina, Van Pres Döküm, Sinateks seçildi. Dönüşüm ve Fark Yaratanlar kategorisinin ödüllerini ise, Ermaksan, Duray Ulaşım, İğrek Makina ve Barida Makina aldı. Sektör liderleri kategorisinin birincileri ise; ağaç, orman ürünleri ve mobilya sektöründe Mobipa, çevre ve geri dönüşüm sektöründe Karataş Demir Çelik, çimento-toprak ürünleri ve madencilik sektöründe Bursa Beton, ekonomik ilişkiler ve finans kategorisinde Ekonomik Döviz, elektrik-elektronik sektöründe Türk Prysmian, enerji sektöründe Limak, gıda tarım hayvancılık sektöründe Sütaş, hazır giyim sektöründe Yeşim, hizmet, eğitim ve danışmanlık sektöründe Burulaş, inşaat sektöründe Bakyapı İnşaat, kimya sektöründe Burkay Uğur Kauçuk, lojistik sektöründe Gemport, makine ve teçhizat sektöründe Bosch, metal sektöründe Borçelik, otomotiv ana sanayi sektöründe Oyak Renault ve Beyçelik Gestamp, perakende ticaretinde Özdilek, plastik sektöründe Eskapet Pet Ürünleri, sağlıkta Bursa Ecza Koop. tekstil sektöründe Korteks ve turizm sektöründe Özdilek Otel ödüle layık görüldü.

Haber

Automoitve Meetings, sektörü Bursa’da buluşturdu

BURSA (DÜNYA) – Bursa Organize Sanayi Bölgesi’nin ev sahipliğinde, Ticaret Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı himayesinde, Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçılar Birliği (OİB), Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi (DOSAB), Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi (HOSAB) ve Bursa Bilecik Eskişehir Kalkınma Ajansı (BEBKA) iş birliğinde, bu yıl ikincisi düzenlenen “Automotive Meetings-Bursa” (Dünya Otomotiv Buluşmaları-Bursa) etkinliği, Türkiye dahil 35 ülkeden 264 otomotiv ana ve yan sanayi firması temsilcisini buluşturdu. Sektörün önde gelen firma temsilcilerinin, sektördeki son gelişmeleri anlattığı seminerlerin ardından, programın ikinci ve üçüncü günü ikili iş görüşmeleriyle devam etti. 6 bine yakın iş görüşmesinin gerçekleştirildiği programda, katılımcı firmalar gelecek için önemli iş birliklerinin kapısını araladı.

Haber

Yeni trendler konuşulacak, B2B’lerle pazar aranacak

Esra ÖZARFAT
BURSA – Bursa Organize Sanayi Bölgesi’nin ev sahipliğinde bu yıl ikincisi düzenlenen “Automotive Meetings-Bursa” (Dünya Otomotiv Buluşmaları-Bursa) etkinliği başladı. 14 Kasım’a kadar sürecek organizasyonda 34 ülkeden ve Türkiye’den 250’nin üzerinde otomotiv ana ve yan sanayi firması temsilcisi bir araya geliyor. Organizasyonda Jaguar Land Rover, BMW, Daimler, Hyundai, Peugeot, General Motors, Renault, MAZ-MAN, Mitsubishi, Khodro, KIA, Volkswagen gibi dünyanın önde gelen üreticilerinin temsilcileri yer alıyor. Buluşmada, ikili iş görüşmelerinde yeni model ve siparişler görüşülecek, trendler belirlenip sektörün son durumu ele alınacak. Bursa Otomotiv Buluşmaları’nın en önemli ayaklarından biri olan ikili iş görüşmeleri etkinliğin ikinci ve üçüncü günlerinde yapılacak. Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen organizasyonun açılışına Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Başkanı Baran Çelik, sanayi bölgeleri temsilcileri, Bursa Bilecik Eskişehir Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri İsmail Gerim, üniversiteler ile sektör temsilcileri katıldı.

“14’üncü şampiyonluğa çok yaklaştık”

Açılışta konuşan Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Başkanı Baran Çelik de, 13 yıldır üst üste ihracat şampiyonu olan endüstrinin Türkiye ihracatının yüzde 19’unu gerçekleştirdiğine işaret ederek, bu yıl da 14’üncü şampiyonluğa çok yaklaştıklarını vurguladı. Türkiye’nin Avrupa’nın ikinci büyük ticari araç üreticisi olmasının yanı sıra dünyanın da 15’inci Avrupa’nın ise 5’inci büyük motorlu araç üretici olduğuna değinen Çelik, endüstrinin 2018 yılında 31,6 milyar dolar ihracat yaptığını, bu yılsonunda da 30 milyar doları aşacaklarını kaydetti. Üretilen araçların yüzde 80’inin ihraç edildiğini dile getiren Baran Çelik, son 13 yılda 36 milyar dolarlık dış ticaret fazlası verdiklerini anlattı.

Araç almayı düşünenlerin yüzde 20’si elektrikli araç tercih edecek

Yeni trend ve teknolojilerle ilgili de bilgi veren OİB Başkanı Çelik, otomotiv endüstrisinin ülke ekonomisine daha fazla katma değer sağlaması için rekabet gücünün geliştirilmesi, ihracat pazarlarının korunması ve artırılmasının büyük önem taşıdığına işaret etti. Baran Çelik, “Otonom araçlar 2030 yılında 1,6 trilyon dolar değer yaratacak. Bu değerin en önemli unsuru insan hatalarından kaynaklanan milyonlarca kazanın önlenmesi ile sağlanacak. Bugün araç almayı düşünenlerden yüzde 20’den fazlası elektrikli araç tercih edecek. 2025-2030 yılları arasında elektrikli araç maliyetlerinin giderek düşerek konvansiyonel araçlar arasındaki fiyat farkının hızla azalacağı öngörülüyor. 2030’a gelindiğindeyse araçların yüzde 45’i gelişmiş, bağlanabilirlik özellikleriyle donatılmış olacak. Otomotiv endüstrimizin başarılarıyla gurur duyuyor ancak gelinen noktayı yeterli görmüyoruz. Gelecekte katma değerli ürünlerle endüstrinin ihracat değerini daha yukarılara taşımak istiyoruz” dedi.

Bursa Organize Sanayi Bölgesi (BOSB) Yönetim Kurulu Üyesi Sühendam Urbay ise, iki yıl önce yapılan ilk organizasyonda 5 bin ikili iş görülmesi yapıldığını, çeşitli iş birlikleri sağlandığını hatırlattı. Urbay, Bursa’nın ihracattaki başarısının yanı sıra teknoloji üreten bir kent olma yolunda da ilerlediğini vurguladı.

Haber

Bursa ‘zengin turist’ için yeni rotalar çiziyor

Zehra ORUÇ
BURSA – Tarihi ve kültürün yanı sıra doğa değerleri ve ekolojik yaşam ile doğa turizmine, golf, su kayağı ve at binme spor alanları ile spor turizmine, Osmanlı mutfağının sunulacağı Gastronomi Festivali ile gastronomi turizmine yoğunlaşılıyor. “Bursa’yı, yabancı turistin daha fazla para harcayabileceği bir şehir yapmak istiyoruz” diyen turizmci, tanıtım çalışmalarını potansiyel görülen her ülkenin tüketim alışkanlığına göre özel hazırlayacak.

Bursa İl Kültür Turizm Müdürlüğü verilerine göre; 2019 yılında 500 bine ulaşması beklenen yabancı turist sayısı yılın ilk üç çeyreğinde 281 binde kaldı. Bu yıl yaz sezonunda 33 milyonluk Suudi Arabistan pazarında yüzde 42 kayıp yaşarken, Kuveyt pazarında yüzde 10 artışla öne çıktı. Öte yandan Güney Korelilere özel tanıtım çalışmalarına da başlayan turizmcilerin hedefinde Asyalı turist var. Bursa’nın Arap turizmi ağırlayan ve sadece kış turizmine ev sahipliği yapan bir il olmaktan çıkarmayı istediklerini söyleyen Bursa Turizm Platformu ve Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Güney Marmara Yöre Temsil Kurulu (YTK) Başkanı Murat Saracoğlu, “Bursa turizminde yıllarca odak noktasına oturtulan Uludağ’ın sorunları ve Arap turizmi Bursa’ya zarar verdi. Bugün yeni yollar deniyoruz. Uludağ’dan ve Arap turizminden elbette vazgeçmiş değiliz; ancak farklı projelerin de denenmesi gerekiyor. Bu hedefle Japonya, Çin, Güney Kore, Endonezya, Malezya gibi zengin Asya ülkelerinde tanıtım atağına başladık. Güney Kore halkı teleferik ve Unesco alanlarını ile Ulucami ve Hanlar Bölgesi’ne ilgi duydu. Termale sıcak bakmıyorlar” dedi.

Golf turizmi için yatırımcı bekleniyor

Bursa’ya golf tesisi de kazandırmanın planlarını yaptıklarından bahseden Saracoğlu, yerli veya yabancı yatırımcı arayışında olduklarını söyledi. Saracoğlu, “Koreli para harcamayı çok seviyor. Mevcut Bursa koşullarında Korelinin para harcayabileceği pek alternatif yok. Yeni ilgi alanları oluşturmalıyız. Golf bunlardan biri” dedi. Bursa’nın mevcut değeri olan su kayağı tesisini de dünya çapında bilinen bir marka yapmayı hedeflediklerini ifade eden Saracoğlu, at binme sporu için de Karacabey Harasını Bursa turizmine katmak istediklerini söyledi. Saracoğlu, 2020’nin ikinci çeyreğinde Avrupa ülkelerinin tüm büyükelçilerini Bursa’ya davet ederek, Avrupa pazarındaki tanıtım çalışmalarını güçlendireceklerini kaydetti. Saracoğlu, Fransa ile doğa turizm üzerine çalışıldığını ve dünyada 295 farklı noktada doğa turizmi yapan bir acentenin listesine Bursa’yı dahil etmeyi başardıklarını sözlerine ekledi. Öte yandan İstanbul ve Bursa’da faaliyet gösteren Güney Koreli şirketlerin bulunmasını da avantaja çevirmek istediklerini dile getiren Saracoğlu, business turizminde de yol almak istediklerini söyledi. Saracoğlu, Bursa’da eğitim gören yabancı üniversite öğrencilerin ve yakınlarını da eğitim turizmi adı altında turizme katmayı hedeflediklerini belirtti. Murat Saracoğlu öte yandan, 2020 yılında planladıkları Gastronomi Festivali ile gastronomi turizminden pay almayı hedeflediklerini ifade etti.

Son 4 yılın en parlak yazı oldu

Birçok internasyonel markanın Bursa’ya girişine rağmen Türkiye’nin turizm alanında gösterdiği başarıyı Bursa’nın aynı paralelde gösteremediğinden yakınan Güney Marmara Turizm ve Otel İşletmecileri Birliği (GÜMTOB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ersin Yazıcı da, 2014 yılından bugüne aldığı paydaki yükselişin 0.20 civarında olduğuna dikkati çekti. Yazıcı, “Geldiğimiz nokta Türkiye turizminden yüzde 1 dahi pay alamadığımız gerçeğidir. 10 yıldır Bursa’da kalan yabancı turistlerin ortalama kalış süresi 1,83 gün. Sağlık turizminde ise ortalama kalış sürelerinin 7 ila 14 güne çıkabiliyor. Bu yaz sezonunda 838 bin 423 yerli, 281 bin yabancı turist ağırlandı. Yabancı turist sayısını artırabilmek için Türkiye’yi en çok tercih eden Rusya, Almanya, İngiltere, İran, Bulgaristan ülkelerine odaklanıp, bu bölgelerin ilgisini çekecek tanıtımlar yapacağız. Bursa’ya ağırlıklı olarak Kuveyt, Endonezya, Çin, Malezya ve akabinde Suudi Arabistan gibi ülkelerden ziyaretçi geliyor. Ancak 33 milyonluk Suudi Arabistan pazarının büyük bir bölümünü kaybettik. Bursa için ana pazarımız Kuveyt oldu. Bu yıl yaz döneminde son 4 yılın en parlak dönemini geçirdik” dedi.

Oda fiyatları son 4 yılda yüzde 40 düştü

Yürüttükleri projelerin ancak 2021’de meyve vereceğini söyleyen Ersin Yazıcı, Bursa turizmini tehdit eden unsurları da şu sözlerle özetledi: “Oda fiyatları döviz bazında 4 yılda yüzde 40 oranında düştü. İstanbul’dan Bursa’ya düzenlenen günübirlik ucuz turlar, vergi mükellefi ve kaydı olmayan ev kiralamaları, tek pazara bağımlılık, şehrimizi tercih eden Kuveyt, Bahreyn gibi Ortadoğu ülkelerinin nüfuslarının az oluşu, Bursa’daki sosyal aktivitelerin azlığı, yüksek göç oranı ve buna bağlı olarak artan nüfus sonuçları, önlenemeyen betonlaşma bu tehditlerin en önemlileridir.”

Haber

Bursagaz’ın ‘Görsel Öğrenme Merkezi’ açıldı

BURSA (DÜNYA) – SOCAR Türkiye’nin iştiraki; 1 milyonu aşkın abonesi ile Türkiye’nin 3’üncü doğalgaz dağıtım şirketi olan Bursagaz, yenilikçi projeleriyle de sektöre öncülük ediyor. Bursagaz tarafından geliştirilen ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’ndan (EPDK) onay ve teşvik alan Görsel Öğrenme Merkezi, 21 Ekim Pazartesi günü hizmete girdi. Türkiye genelinde sayılı örnekleri bulanan, doğalgaz dağıtım sektöründe ise bir ilk olma özelliğine sahip Görsel Öğrenme Merkezi, yeni nesil öğrenme süreçlerinden biri olan sanal gerçeklik teknolojisine sahip.

Modern eğitim metodları kullanıldı

Bursagaz’ın Nilüferköy yerleşkesinde kurulan Görsel Öğrenme Merkezi’nin açılışında konuşan Bursagaz Genel Müdürü Bora Çermikli, oluşturulan merkezde en son teknoloji ve modern eğitim metotlarının kullanıldığını belirterek, “Bu projeyle çalışanlarımızın eğitimlerine simülasyon ile destek vermeyi amaçlıyoruz. Merkezimiz ayrıca ilerleyen dönemlerde ihtiyaç doğrultusunda gelişebilecek farklı eğitim programlarına da ev sahipliği yapabilecek şekilde kurgulandı. Bursagaz’da öğrenmeyi davranışa dönüştüren bu yeni nesil öğrenme teknolojisi ile artık iç tesisat kontrol ve ihbar işlemleri sanal gerçeklik dünyasına taşınıyor” diye konuştu.

Tüm mekanlar modellendi

Bursagaz’ın 8 kişilik ekibi tarafından geliştirilen projede iç tesisat ve ihbar süreçlerine ait yapılan detaylı çalışmalar sonucunda; daire içi ilk ve ikinci tesisat ile ticari işletme ve kazan dairesi tesisatı kontrolleri, servis kutusu, merdiven boşluğu ve daire içi koku ihbarı, gaz yokluğu, elektrik arklanması, hat hasarı ihbarlarına ait tüm mekanlar modellenerek sanal ortama taşındı. Öğrenme performansını anlık olarak ölçebilen söz konusu merkez ile iş sağlığı ve güvenliği riski olmadan eğitim alınmasına olanak sağlandı.

Projede ilk adım 2018’de atıldı

Doğalgaz dağıtım sektöründe bir ilk olan projede ilk adım Eylül 2018’de atıldı. EPDK’ya Görsel Öğrenme Merkezi Projesi adı altında Bursagaz tarafından yapılan başvuru Ekim 2018’de kabul edildi ve resmi olarak çalışmalar başladı. Bu çerçevede sanal gerçeklik uygulamasının kurulacağı Görsel Öğrenim Merkezi bünyesinde 50 kişilik bir eğitim salonu oluşturuldu. Yazılım sürecinin ardından tamamlanan proje 21 Ekim, Pazartesi günü devreye girdi. Enerji sektörü ve iş dünyasına katkı yaratması beklenen projenin ilerleyen dönemlerde Bursagaz’ın diğer iş süreçlerinde de uygulanması planlanıyor.