Haber

Polonyalı şirketler Türkiye’yi büyüme fırsatı olarak görüyor


Polonya’nın Ankara Büyükelçisi Jakub Kumoch iki ülke arasındaki 6 milyar dolarlık ticaret hacminin 10 milyar dolara çıkarılmasını sağlayacak Karma Ekonomik Komisyonu’nun (KEK) kurulması için çalıştıklarını söyledi. Türkiye’nin büyük potansiyele sahip bir ülke olduğunun altını çizen Kumoch, Polonyalı şirketlerin Türkiye’yi büyüme fırsatı olarak gördüğünü bildirdi. Ankara Sohbetleri’ne konuk olan Kumoch, Ankara Temsilcimiz Ferit B. Parlak’ın sorularını cevaplandırdı.

Polonya ile Türkiye 6 milyar dolarlık dış ticaret hacmine ulaştı. 10 milyar dolarlık hedefe ulaşmak için neler yapılabilir?

Türkiye, Polonya’nın bölgedeki en önemli ticari ortağı. İki ülke arasında ticaret, 6 milyar dolar civarında. Ancak potansiyel çok daha fazla. Bu tabloyu geliştirebiliriz ve bu benim amacım, önceliklerimden biri. Şu an Türkiye’de Asseco, Polpharma, Selena, Kopex ve Elektrim dahil olmak üzere yaklaşık 70 Polonya sermayeli şirket faaliyet gösteriyor. Polonya’da da Gulermak, Grundig, Arçelik, Koska ve LC Waikiki gibi Türk şirketler üretim yapıyor. Polonyalı şirketlerin Türkiye’yi büyüme fırsatı olarak gördüğünü biliyorum. Çünkü Türkiye çok büyük potansiyele sahip. Ayrıca Türk şirketlerinin de Polonya pazarına girme konusuna oldukça ilgi gösterdiklerini görüyoruz. Yatırımların artması için iki tarafta da var olan kurumsal engellerin azaltılması gerekiyor. Polonya devleti, tarım-gıda alanındaki işbirliğine çok önem verdiği için de bütün bu engellerin en kısa zamanda, karşılıklı görüşmelerle ortadan kaldırılabileceğini umut ediyoruz. Bu engelleri kaldırmamız ve 10 milyar dolarlık hedefe çabucak ulaşabilmemiz için birlikte çalışmamız gerekiyor…

Birlikte çalışmak için kurumsal yapılar mı oluşturulmalı?

Evet, iki ülke arasında Karma Ekonomik Komisyon (KEK) kurulmadı henüz. KEK’in oluşturulması için çalışmalarımız, görüşmelerimiz sürüyor. Bu konu, yakın zamanda sonuca bağlanacak. Aradaki engellerin kaldırılmasında KEK toplantılarının da rol oynayacağına inanıyorum.

Ülkenize yatırımı cazip kılan unsurlar neler?

Polonya, yatırım ve iş geliştirme için harika bir yer. Ar-Ge faaliyeti yürüten kuruluşlar için yüzde 5 tercihli vergi veriyor. Bu, ‘Innovation Box’ denilen nitelikli sınai mülkiyet haklarıyla ilgili gelir için geçerli. Diğer bir muafiyet, şu anda tüm Polonya’yı kapsayan Polonya Yatırım Bölgesi ile ilgili. Yatırımın konumuna ve işletmenin büyüklüğüne bağlı olarak, yatırımcılar kurumlar veya kişisel gelir vergisinden muafiyet alabiliyor. Mevcut teşvik sistemi, start-up’ların ve yeni firmaların desteklenmesinden, girişim sermayesi fonlarının finansmanına, teknoloji parklarında geniş bir inkübasyon programına, küçük ve orta ölçekli işletmeler için yenilikçi çözümlerin uygulanması adına bir hibe teklifine kadar, hatta Ar-Ge altyapısı oluşturmak ve küçük ve büyük işletmeler tarafından yenilikçi Ar-Ge faaliyetleri yürütmeyi kapsayan hibelere varana kadar birbirini tamamlayan çeşitli yollar sunuyor. Genel itibarıyla Polonya sistemi, Orta Avrupa’daki en büyük ve en cazip teşvik sistemi.

Polonya’daki Türk yatırımlarında hangi sektörler ön plana çıkıyor? Yatırım için önerebileceğiniz başka sektörler var mı?

Polonya’daki Türk projeleri çoğunlukla inşaat yatırımları. Bunlardan Gülermak, Varşova’daki metroyu yapıyor. Ayrıca alışveriş merkezleri inşasına dair yatırımlar ya da genel emlak inşaat faaliyetlerini görüyoruz. Otomotiv parçaları ve kimya sektöründe çok güçlü bir işbirliği görüyoruz. Şu an Polonya, öncelikle entelektüel sermayesi yüksek ve modern teknolojileri olan şirketlerin ülkeye girmesiyle ilgileniyor. Önümüzdeki beş yıl boyunca Polonya, girişimcilere Ar-Ge merkezleri kurma ve bu alanda çalışma yürütmeleri için 10 milyar Euro hibe verecek.

Polonya ve Türk şirketlerinin her iki ülkede veya üçüncü ülkelerde ortak yatırım yapma potansiyelleri var mı? Hangi sektörlerde ortak yatırım yapılabilir?

İşbirliği potansiyeli çok yüksek olan birçok alan var. Türk inşaat firmalarının profesyonelliğinin bilincindeyiz. Ancak yeni teknolojiler, bilgi ve iletişim teknolojileri ve uzay teknolojisi alanındaki şirketlerde de büyük potansiyel var. Teknoloji ve inovasyon hem ülkelerimizin geleceği hem de bu alanda büyük bir işbirliği potansiyeli görüyorum. Her iki ülkede de önemli olan bir diğer alan, çevre koruma teknolojileri. Türkiye firmalarımız için Ortadoğu ve Afrika’ya açılan bir kapı, biz de Türk firmalarına Avrupa kapılarını açıyoruz. Polonya Türk öğrencilerin en çok tercih ettiği ülke. Öğrenimini tamamlayıp geri dönen bu insanların ülkelerimiz arasındaki ticari ilişkilerin güçlendirilmesinde kesinlikle etkisi oluyor.

Pandemi sonrası küresel ekonominin toparlanmasına ilişkin perspektifleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bana öyle geliyor ki dünyanın yeni, cesur bir liderliğe ve yeni bir kalkınma vizyonuna ihtiyacı var. Uygun bir enerji ve çevre politikası bu süreçte önemli bir rol oynayacak. Polonya’da Türkiye’nin iklimi korumak ve sera gazlarını azaltmak için, enerji verimli şehirlerin, ağaçlandırmanın ve döngüsel ekonominin gelişimini desteklemek için aldığı tedbirleri dikkatle ve hayranlıkla izliyoruz. Türkiye ve Polonya’nın üye olduğu OECD gibi kuruluşlar bu konuda yardımcı olabilir. OECD Genel Sekreteri seçimleri gerçekleşmek üzere. Polonya’nın adayı, mevcut İklim ve Çevre Bakanımız Michał Kurtyka’dır. Avrupa’nın en önemli ekonomilerinden biri olduğunu düşündüğümüz Türkiye’nin desteği bizim için büyük önem arz ediyor.

Bakan Michal Kurtyka’nın adaylığı ve programı Türkiye için ne ifade ediyor?

OECD, Türkiye’nin küresel ekonomi için stratejik önemini yıllardır kabul ediyor. Bu nedenle yakında İstanbul’da OECD Merkez’i açılacak. Merkez rekabet gücü, girişimcilik, ticaret, yönetim, yenilikçilik, beşeri sermaye, iletişim, altyapı geliştirme, yeşil düzen, ekonomik dayanıklılık ve salgın sonrası ekonomilerin toparlanması gibi alanlarda faaliyet gösterecek. Bunların hepsi yeni büyüme politikasının temel unsurları. Bu program, ekonomilerin potansiyelini ortaya çıkarmak, modern endüstri dalları inşa etmek, yeni işler yaratmak ve aynı zamanda çevrenin kalitesini iyileştirmek için bir fırsat. İyileşme sürecini hızlandırmak için, pandeminin zarar verdiği ticari ilişkilerin de yeniden inşa edilmesi gerekiyor. Aynı zamanda, yerli sanayileri canlandırmak, yenilikçi enerji projelerine katılımı artırmak ve yerel rekabet avantajlarını kullanmak gerekiyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan yatırımları kalkınma dürtüsü olarak gören Türkiye gibi ülkelerin Polonya’ya attığı adımlar bu süreçte kilit önem taşıyacak. OECD Genel Sekreteri olarak Michał Kurtyka’nın bu iddialı hedeflere ulaşabileceğine adım gibi eminim.

Kesintisiz büyüyebilmenin ilacı…

Polonya…

AB’de yaşanan 2009 ve sonrasındaki kriz dönemlerinin, kesintisiz büyüyen tek ülkesi…

AB ülkesi ve Almanya’nın komşusu olması bizden farkı…

Mesleki eğitime, Ar-Ge merkezlerine verdiği önem ve para birimi Zloti’yi “tüketim alışkanlıkları”nı değil, üretim/ ihracat kültürünü geliştirmesi için, bilinçli olarak değersiz tutması “ekonomi politikaları” olarak diğer farkı…

Bu farklar, pandemi döneminde de bölgedeki ülkelerden olumlu olarak ayrıştırdı Polonya’yı…

Leave A Reply