Haber

Zelenskiy: Ukrayna’yı yeniden inşa etmek, tüm dünyanın ortak görevi

Ukrayna Kalkınma Konferansı’na çevrim içi bağlanan Zelenskiy, Ukrayna’da aylardır saldırılarını sürdüren Rusya’nın amacının, Ukrayna’yı yok etmekten daha fazlası olduğunu söyledi.

Zelenskiy, Avrupa ülkelerinin Rusya’ya karşı birlik içinde tavır alamadığını kaydederek, “Avrupa, kendi değerlerini savunmakta zayıf kaldı ve bu, Rusya’nın saldırgan tavrına zemin hazırladı.” diye konuştu.

Rusya’nın Ukrayna’daki altyapılara saldırılarına değinen Zelenskiy, “Savaş başladığından bu yana 2 bin 102 eğitim binamız yok edildi. Kreşlere bile ağır mühimmatlarla saldırıldı. Bu saldırılar sadece duvarları yıkmamaktadır. Aynı zamanda çocukların sosyalleştiği ve insan olmayı öğrendiği eğitim ortamlarını yıkmaktadır.” dedi.

Zelenskiy, Rusya’nın aynı zamanda sağlık altyapısını hedef aldığını, savaşın başladığı 24 Şubat’tan bu yana 799 tıbbi altyapı tesisinin Rusya’nın saldırıları sonucu yok edildiğini söyledi.

“Ukrayna, AB ve NATO’yu birleştirdi”

Ukrayna’daki yaşananların Avrupa ve tüm dünyanın ortak değerlerine saldırı olduğu görüşünü savunan Zelenskiy, “Ukrayna dünyadaki en özgür ülkelerden biri olmanın yanı sıra en rahat yatırım yapılabilen ülkelerden biridir. Savaşın ardından ekonomik ve sosyal sorunlarımızı çözmeli, Ukraynalılara iş imkanı sağlamalı, yerinden edilenlere konut imkanı bulmalıyız. Ukrayna’yı yeniden inşa etmek, tüm dünyanın ortak görevidir.” ifadelerini kullandı.

Zelenskiy, Ukrayna’nın bu süreçte Avrupa Birliği (AB) ve NATO ülkelerini birleştirdiğini belirterek, “Böylesi bir birlik binlerce yıldır görülmemişti.” dedi.

“Etkili ve şeffaf bir siyasi sürecin temellerini atacağız”

Konferansta konuşan İsviçre Konfederasyonu Başkanı Ignazio Cassis de bu konferansta Ukrayna’nın yeniden yapılandırılmasına dair çalışma planının yer aldığı bir Lugano deklarasyonu hazırlayacaklarını ifade ederek, “Etkili ve şeffaf bir siyasi sürecin temellerini atmayı planlıyoruz. Bu, reformlara ve düzenlenmiş yönetim sistemine bağlı, Ukrayna ile uluslararası camia arasında ortak rol gerektiren bir süreç olacak.” şeklinde konuştu.

Cassis, Ukrayna’nın yeniden inşasını kalkınma ve reformların takip etmesi gerektiğini vurgulayarak, “Ukrayna’nın parlak geleceklerin yuvası olması için Lugano ruhunu canlandırmalıyız.” ifadesini kullandı.

Ukrayna Başbakanı Denis Şmihal ve Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba başta olmak üzere çok sayıda kişinin konuşacağı Ukrayna Kalkınma Konferansı’na 38 ülkeden siyasetçilerin de katılım sağlaması bekleniyor.

İngiltere Dışişleri Bakanı Liz Truss, seneye düzenlenmesi planlanan İkinci Ukrayna Kalkınma Konferansı’na İngiltere’nin ev sahipliği yapacağını açıklamıştı.

Haber

‘Birileri çocuğuna iş bulamazken birilerinin 4-5 yerden maaş aldığını biliyorum’

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Kadın Kolları tarafından CHP Genel Merkezi’nde düzenlenen programda, Bilecik, Bolu, Düzce ve Sakarya’dan gelen Kadın Kolları il ve ilçe başkanları ve üyeler ile buluştu.

Kılıçdaroğlu, AK Parti’den istifa ederek CHP’ye üye olan iki genç kadına da parti rozeti taktı.

Ev kadınlarının sorunlarına değinen Kılıçdaroğlu, daha önce açıkladığı ve iktidara geldikleri takdirde yürürlüğe koyacakları Aile Destekleri Sigortası’nı işaret ederek, “Düzce’de konuşurken söyledim, sizi erkeklere muhtaç etmeyecek bir düzeni kuracağım diye, evet Aile Destekleri Sigortası’nın temelinde de o yatıyor. Kadınları, erkeklere muhtaç etmeyeceğimiz, onların getirebileceği üç, beş kuruşla veya gıdayla sadece ailenin geçinemeyeceğini, kadının da bir sosyal güvenliğinin olmasını ve bunun da Aile Destekleri Sigortası ile hayata geçirebileceğimizi söyledim.” dedi.

Kılıçdaroğlu konuşmasında şunları kaydetti:

“Öncelikle hoş geldiniz. Burası sizin eviniz. Bir siyasetin başarılı olması için o toplumda yaşayan herkesin bir şekliyle o siyasetin içinde olması; o siyasete yön vermesi lazım. Bizde siyaset biraz erkek egemen bir yapı içinde. Aslında bütün dünyada biraz böyle. Ama bu belli aşamalarda kırılıyor. Ve kadınlar da bir şekliyle siyasetin içinde ana özne olarak yerlerini alıyorlar.

Sizden isteğim şu; stratejik çalışmayı öğrenin. Kiminle konuşmalıyız, sohbet etmeliyiz, kimi partiye kazandırmalıyız. Belki hayatında hiç politik söylemi dinlememiş veya politik söylemden gelmeyen veya evinde hiç siyaset konuşulmayan bir ailede oturup konuştuğunuz zaman dünyanın derdini dinleyebilirsiniz. Asıl o dertleri çözecek olan siyaset kurumu, başka bir şey değil. Onlara siyasetin ne kadar önemli olduğunu aktarmak ve kendi haklarını eğer arayacaklarsa arama yolunun siyasetten geçtiğini de bir şekliyle anlatmanız gerekiyor.

Bir evde yaşayan dramı en derinden hisseden evdeki kadındır. Onu da biliyoruz. Şiddete uğrayan kadın, baskı altında olan kadın, düşüncesini özgürce ifade edemeyen kadınlar var. Dolasıyla bir şekliyle bunları da sizin kucaklamanız lazım. Ona çözümleri anlatmanız lazım. Aile Destekleri Sigortası, kız çocuğunun okuması, onun yurt sorununun çözülmesi, oğlunun varsa yurt sorununun çözülmesi, evde huzurun olması, asgari bir gelir güvencesinin eve sağlanması, o gelir güvencesi içerisinde annenin gelecek açısından bir endişe hissetmemesi, bu görevin sosyal bir devlete ait olduğunu Anayasa’nın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen maddelerinden birisinin de sosyal devlet olduğunu; sosyal devletin fakirin, fukaranın yanındaki devlet tanımı, halkın diliyle; devlet olduğunu ve bütün dünya anayasalarında da devletin sosyal olması gerektiğinin yazıldığını bir şekliyle anlatmamız lazım.

“Sizi erkeklere muhtaç etmeyecek bir düzeni kuracağım”

En büyük sorunu yaşayan ev kadınları. Ev kadınlarını dinlememiz, onların sorunlarının nasıl çözüleceğini anlatmamız, Düzce’de konuşurken söyledim, bütün kadınlara; sizi erkeklere muhtaç etmeyecek bir düzeni kuracağım diye, evet Aile Destekleri Sigortası’nın temelinde de o yatıyor. Kadınları, erkeklere muhtaç etmeyeceğimiz, onların getirebileceği üç, beş kuruşla veya gıdayla sadece ailenin geçinemeyeceğini, kadının da bir sosyal güvenliğinin olmasını ve bunun da Aile Destekleri Sigortası ile hayata geçirebileceğimizi söyledim, aktardım. En büyük alkışı da buradan aldığımı ifade edeyim. Demek ki kadınlar bu konuda biraz dertli.

“Asıl o yürüyüş o zaman bitecek”

Adalet Yürüyüşü bir başlangıçtı, henüz sonuçlanmış değil. İktidar olduğumuzda Adalet Yürüyüşü’nde ve iktidar olduktan sonra da adaleti sağladığımızda asıl o yürüyüş o zaman bitecek. Büyük adaletsizliklerin olduğunu biliyorum. Bir evde üç, dört çocuğun işsiz olduğunu, annenin, babanın dertli olduğunu biliyorum. Sorunların büyük olduğunu biliyorum. Birileri çocuğuna iş bulamazken birilerinin dört, beş yerden maaş aldığını biliyorum. Bütün bunların hepsini çözeceğiz. Ama kim çözecek, biz çözeceğiz. Kadını ile erkeği ile, yaşlısıyla genciyle beraber çözeceğiz. Bu mücadeleyi verdiğimiz zaman bu ülkeye gerçekten görevimizi yapmış oluruz. Asıl hedefimiz de bunu sağlamak.

Sizin gücünüz var. Gücünüzü kullandığınız zaman göreceksiniz ki pek çok sorun da kendiliğinden çözülmüş olacaktır. Biz bazen iktidarı eleştirerek de çözüm yolları ortaya koyarak da iktidarın bazı şeyleri yapmasını sağlıyoruz, zaten. Taşeron işçilere kadro verilmesi, emekliye bayramda ikramiye verilmesi gibi pek çok uygulama bizim ısrarlı eleştirilerimiz üzerine ve biz bunları çözeceğiz dememiz üzerine geldi. EYT’lilerin sorunlarının çözülmesi, 3600 ek gösterge… Bütün bunların hepsi var.

Kırsalda her kadın ve her genç sigortalı olacak ve sigortasını devlet ödeyecek. Bu önemli, bunu anlatın. Kırsal boşalıyor, kırsalın boşalmaması lazım. Kırsalın boşalması demek, 84 milyonun aç kalması demek. Oradaki insanların desteklenmesi gerekiyor. Gençler çalışıyorsa sosyal güvenliklerini her ay devlet düzenli yatıracak. Kadın çalışıyorsa ki çalışıyor, erkekten daha fazla çalışıyor, özellikle Karadeniz’de bunu biliyorum, dolasıyla onların da sosyal güvenliği olacak, o sosyal güvenlik primlerini de devlet ödeyecek. Onlar kendi emeklilik haklarını kazanmış olacaklar. Bunu sağladığımız zaman kırsalda daha güçlü bir yapılanma, daha güçlü bir üretim ve çalışanın, alın teri dökenin hakkını aldığı bir düzeni de inşa etmiş olacağız.”

Kılıçdaroğlu, törende partiye katılan yeni üyelere rozetlerini taktı. (ANKA)

Haber

Enflasyon haziranda yüzde 78,6’ya çıktı

Tüketici fiyatları haziranda aylık bazda yüzde 4,95 artarken, yıllık enflasyon yüzde 78,62’ya çıktı. Anketlerde manşet enflasyonun aylık yüzde 5, yıllık yüzde 78,30 artacağı tahmin ediliyordu. Tüketici fiyatları Ocak-Haziran döneminde yüzde 42,35 artış gösterdi.
Çekirdek enflasyon yıllık 57,3’e yükseldi. Yurt içi üretici fiyatları aylık yüzde 6,77 artartken, yıllık üretici fiyatları yüzde 138,31 arttı.

Ulaştırmada yüzde 123,4 artış

Bir önceki yılın aynı ayına göre artışın yüksek olduğu ana gruplar ise sırasıyla, yüzde 123,37 ile ulaştırma, yüzde 93,93 ile gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde 81,14 ile ev eşyası oldu.

Üretici fiyatları yüzde 138,31 arttı

TÜİK verilerine göre, Yİ-ÜFE (2003=100) 2022 yılı Haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 6,77, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 61,68, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 138,31 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 88,77 artış gösterdi.

Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taşocakçılığında yüzde 142,68, imalatta yüzde 120,47, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 369,20 ve su temininde yüzde 81,47 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara malında yüzde 126,06, dayanıklı tüketim malında yüzde 85,98, dayanıksız tüketim malında yüzde 111,81, enerjide yüzde 317,87 ve sermaye malında yüzde 85,65 artış olarak gerçekleşti.

Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taşocakçılığında yüzde 6,97, imalatta yüzde 6,33, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 9,53 ve su temininde yüzde 6,94 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara malında yüzde 6,07, dayanıklı tüketim malında yüzde 4,00, dayanıksız tüketim malında yüzde 5,05, enerjide yüzde 12,02 ve sermaye malında yüzde 6,27 artış olarak gerçekleşti.

Haber

5 başlıkta asgari ücretin önemi

H. Bader ASLAN

Geçen haftanın ekonomi gündemini büyük oranda yılın ikinci yarısında asgari ücretin ne olacağı belirledi ve Cuma günü Sayın Cumhurbaşkanı, yüzde 30 zam ile net asgari ücretin 5500 TL olarak belirlendiğini duyurdu.

Asgari ücretin ne olduğu ve ne kadar zam yapılacağı, enfl asyon ve hayat pahalılığı nedeniyle her zamankinden önemli bir hale geldi ama konunun tek boyutu bu değil. Gelin asgari ücretin neden önemli olduğunu beş başlık altında özetleyelim…

1-ENFLASYON VE HAYAT PAHALILIĞI

Asgari ücret tespiti Türkiye için sadece bu yıl değil, her yıl önemli bir süreç. Ama bu yılı öncekilerden önemli kılan özel bir durum var. Çok değil, geçen Kasım ayında yüzde 21 olan enfl asyon, sadece altı ay içinde yüzde 73,5’e yükseldi. Bu sabah Haziran verisi açıklandığında daha yüksek bir oran göreceğiz. Gıda ve enerji başta olmak üzere pek çok ürünün fiyatı moral bozucu derecede yükseldi. Gıda enfl asyonu, manşet enfl asyonun çok daha üzerinde. Yani asgari ücret ile geçinenler ve düşük gelirliler, enfl asyonu diğer gelir gruplarından daha sert hissediyor.

Bu grafik 2020 başından bu yana yaşanan enfl asyonu ve asgari ücret düzeyini gösteriyor. Her ikisinin de 2020 başında 1 olduğunu varsayalım. 2020 boyunca ücret sabitken enfl asyon yükselmeye devam ediyor ve asgari ücretliler bir refah kaybı yaşıyor (1 ile işaretli kısım). 2021 başında yapılan zamla bu refah kaybı gideriliyor hatta yapılan zammın getirdiği ek refah üç ay boyunca enfl asyonun üzerinde kalıyor. Ancak 2021’in son döneminde birden enfl asyon hızlanıyor ve 2 ile işaretli kısımda gördüğünüz ölçüde refah kaybı yaşanıyor. 2022 başında yapılan zam ile bu kayıp karşılansa da iki ay içinde etkisi ortadan kalkıyor. Bu yılın ilk yarısında fiyatlar hızla yükselmeye devam ettiği için yıl ortasında geçen haftaki zam yapılıyor.

2-ASGARİ ÜCRETİN YAYGINLIĞI

Asgari ücretin Türkiye için önemli olmasının ikinci nedeni, asgari ücret ve buna yakın ücret alanların sayısının yüksek olması. Asgari ücret çalışan nüfusumuzun küçük bir kısmı tarafından kazanılan bir ücret olsa, bu kadar önemli olmayabilirdi. Ama farklı göstergeler çalışan nüfusun çok önemli bir bölümünün emeğinin karşılığı olarak asgari ücret aldığına işaret ediyor. Türkiye’de çalışan sayısı 30 milyon 371 bin. Bunların yarıya yakın bir kısmının asgari ücret, asgari ücretin bir miktar altı ya da bir miktar üstünde ücret kazancı olduğu tahmin ediliyor.

3-ÜLKEDEKİ ÜCRET YAPISI

Türkiye’de ücretli çalışanlar hakkında yapılabilecek bir tespit ise şu: Asgari ücret ve diğer ücretler arasında yaygın kopukluk yok. TÜİK’in Kazanç Yapısı Araştırması’na göre asgari ücretliler, ülke genelinde ücretli çalışanların yaklaşık yarısı kadar gelir elde ediyor.

Ortanca ücret seviyemiz de bunu teyit ediyor. Ortanca ücret, ülkedeki tüm ücretler düşükten yükseğe doğru sıralandığında tam ortada kalan ücret seviyesini gösterir ve ülkedeki asgari ücretin diğer ücretlerden ne kadar farklılaştığını anlamamıza yarar. Oranın yüksek olması asgari ücretin, diğer ücretlere yakın bir düzeyde olduğu, düşüklüğü ise uzak olduğu gibi yorumlanır. Türkiye’de asgari ücretin ortanca ücrete oranı son derece yüksek. OECD’nin 2020 verilerine göre yüzde 69 ile Kolombiya, Şili ve Kosta Rika’dan sonra dördüncü sırada geliyoruz. Son yıllarda oran hep bu civarda dalgalanıyor. Yani Türkiye’de asgari ücret, genel olarak diğer ücretlere çok yakın.

4-ASGARİ ÜCRET ARTIŞININ BİR REFERANS OLMASI

Dördüncüsü, asgari ücrete yapılacak artış oranı, sadece asgari ücreti ve asgari ücretlileri etkilemiyor. Pek çok işletmedeki asgari ücretliler dışında çalışanların ücret artışları da buna göre belirleniyor. Ayrıca, bazı meslek gruplarının fiyat tarifeleri de asgari ücret artışı ile paralellik gösteriyor. Bunun yanında, işsizlik ödenekleri ve sosyal güvenlik primlerinin alt ve üst sınırları da asgari ücrete göre değişiyor. Yani asgari ücretin ne olacağı, sadece asgari ücretlilerin değil, diğer çalışanların, işverenin, sigorta şirketlerinin, ev sahiplerinin, vb. de sorunu.

5-VERGİ GELİRLERİ

Türkiye’de toplam vergi gelirlerinin aşağı yukarı 4’te birini gelir vergisi oluşturuyor. Bunun da çok büyük kısmı ücretlilerin kazançlarından alınan gelir vergisi oluşturuyor. Ücretlilerin yarıya yakınının asgari ücretli olduğu mevcut durumda, asgari ücret artışı aynı zamanda devletin vergi gelirlerinin de artması anlamına geliyor.

Haber

Altılı masa 5. taplantısı: Liderlerden ortak açıklama

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, İYİ Parti Genel Merkezi’nde düzenlenecek “Liderler Buluşması”nda buluştu.

Toplantıdan sonra yapılan yazılı açıklamada, “BDDK’nın geçtiğimiz hafta içinde aldığı kararlar da açık bir şekilde serbest kambiyo sisteminden sermaye kontrol sistemine geçişin adımları olarak görülmektedir. Siyasi iktidar tarafından Haziran ayında TBMM’ye sunulan ek bütçe ise ekonomi politikalarının iflasının itirafıdır” ifadesi dikkat çekti.

Liderlerin yaptığı ortak açıklama şu şekilde:

“Ülkemize ve milletimize ağır ekonomik, sosyal ve psikolojik bedeller ödeten Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin açtığı yaraları sarabilmek, hukukun üstünlüğünü ve siyasi ahlakı yeniden tesis edebilmek için büyük bir kararlılıkla başlattığımız işbirliği sürecinin beşinci toplantısını bugün İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener’in ev sahipliğinde gerçekleştirdik.

İktidarın milletimizi kutuplaştırarak birbirine hasım ilan eden bu kutuplaşma üzerinden çıkar düzenini sürdürmeyi amaçlayan kirli siyasetinin karşısında huzurun hâkim olduğu “Yarının Türkiyesi’ni” inşa etmeye kararlıyız.

Bu vesileyle, bundan tam 29 yıl önce Madımak ve Başbağlar’da yitirdiğimiz vatandaşlarımızı bir kez daha saygı ve rahmetle anıyor, yaşananlardan ders çıkararak, nice acı tecrübeleri yaşamamıza sebep olmuş bu siyaset anlayışını ve bu nefret dilini reddettiğimizi ve memleketimizde toplumsal barışı mutlaka tesis edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.

Bugünkü toplantımızda, işbirliğimizin geldiği aşamayı, milletimizin gündemindeki sıkıntıları ve o sıkıntıları çözmek üzere atılacak yeni adımları ele aldık.

Altı siyasi partinin Genel Başkanları olarak, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakatımız” ile “Temel İlkeler ve Hedefler” metnimizi daha önce milletimizle paylaşmıştık. Ayrıca, görevlendirdiğimiz Seçim Güvenliği ve Kurumsal Reformlar Komisyonlarının çalışmaları da kamuoyunun takdirine sunulmuştur.

Anayasal ve Yasal Reformlar Komisyonu çalışmalarını düzenli bir şekilde sürdürmektedir.

İktidarın son dönemde devreye sokmaya çalıştığı politikaların dünyaya kapalı ve otoriter bir yapının kalıcı nitelik kazanması hedefine dönük olduğu açıktır. Bu çerçevede, BDDK’nın geçtiğimiz hafta içinde aldığı kararlar da açık bir şekilde serbest kambiyo sisteminden sermaye kontrol sistemine geçişin adımları olarak görülmektedir.

Siyasi iktidar tarafından Haziran ayında TBMM’ye sunulan ek bütçe ise ekonomi politikalarının iflasının itirafıdır. İktidar, tercihini bir kez daha enflasyonla ve işsizlikle mücadeleden, çiftçinin, memurun ve emeklilerin dertlerinden değil yandaş müteahhitlerinden ve faiz lobilerinden yana yaptığını açıkça göstermiştir.

Genel Başkanlar olarak bizler, iktidarın ülkemizi geçen yüzyılda kalan, kapalı bir ekonomi-politik sisteme yöneltme çabalarına karşı mücadele etme kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz.

Kurallı, verimli, rekabetçi, istihdamı önceleyen bir ekonominin güvencesi olarak, yüksek enflasyon ve işsizliği bitirmeye, çiftçimizi, emekçimizi, sanayicimizi, esnafımızı, memurumuzu ve emeklimizi refaha kavuşturmaya; milletimizin hiçbir ferdini açlık sınırının altında bir asgari ücrete mahkûm etmemeye kararlıyız.

Öte yandan, TBMM gündemindeki, özünde sansür niteliği taşıyan dezenformasyon yasa teklifi, siyasal ve toplumsal muhalefeti suçlu ilan ederek cezalandırmaya ve demokratik seçim ortamını zedelemeye odaklanmıştır. Dezenformasyon yasasının ertelenmesi bizi asla rehavete sürüklemeyecektir. Basın ve ifade özgürlüğünü savunma konusundaki kararlı tutumumuzu sürdüreceğiz.

Türk dış politikasında ise son yıllarda kişisel ve tepkisel tercihlere bağlı olarak yaşanan; savrulma, hedefsizlik ve vizyonsuzluğun son örneği, NATO’nun Madrid Zirvesi sürecinde görülmüştür. Türkiye’nin haklı taleplerini somut güvencelere bağlamayan üçlü mutabakat metni, bir iç siyaset malzemesi olarak kullanılması dışında herhangi bir değer taşımamaktadır.

Bu çerçevede dış politikayı şahsi menfaatlere göre değil, millî menfaatlere göre yöneteceğiz. Türkiye’yi itibarı sarsılan değil; sözü dinlenen, saygın ve bölgesinin en güçlü ülkesi yapacağız.

Bir kez daha altını çizmek isteriz ki;

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne geçtiğimiz 2018 yılından bu yana sadece siyasi iktidarın ve bir avuç azınlığın memnun olduğu, vatandaşlarımızın ise feryat ve isyan ettiği, adaletsiz, haksız ve keyfi uygulamalarla, çarpık ve gayri ahlaki kriterlerle karşı karşıyayız.

Ülkemizin yaşadığı, özellikle son dört yıldır katlanarak artan ve milletimize ağır bir yük hâline gelen tüm sorunların kaynağında, tek bir kişinin ve onun belirlediği dar bir zümrenin tahakkümünü esas alan Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi vardır.

Bu sorunları aşabilmenin yolu, siyasi iktidar ve ortaklarının tüm gündem değiştirme çabalarıyla yıpratmaya çalıştıkları Cumhuriyet değerlerimize ve demokratik hukuk devleti ilkelerine sımsıkı sarılarak millî egemenliğimizi esas alan “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi” yine milletimizin teveccühü ile hayata geçirmek üzere, seçim sandığının bir an evvel milletimizin önüne getirilmesidir.

İşte bu nedenle, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile hedefimiz:

Mahkûm edildikleri işsizlik ve baskı altına alınmaya çalışılan özgürlükler de dahil olmak üzere, gençlerimizin önündeki tüm engelleri kaldırıp, hayallerine kavuşabilmelerini sağlamaktır.

İşletmelerimizin yurt dışı ile rekabet edebilmeleri ve hem ulusal hem de uluslararası piyasalarda marka değeri oluşturmalarına destek olmaktır.

Esnafımızın, üreticimizin, sanayicimizin ve çiftçimizin, tüketiciye, uygun fiyata kaliteli ürün sunabilmesi, ürettiğinden kazanabilmesidir.

Memurumuzun, işçimizin, emeklilerimizin hak ettiği yaşam kalitesine kavuşmasıdır.

Kapsayıcı politikalarla yoksulluğun, özellikle de kadın ve çocuk yoksulluğunun sonlandırılması, milletimizin her bir ferdinin refahtan adil pay almasını sağlamaktır.

Özetle, sadece yönetim sisteminin değil, topyekûn hayatlarımızın değişmesidir. Milletçe hak ettiğimiz, 21’inci yüzyıla yakışır, mutlu ve refah içinde bir Türkiye’ye kavuşmaktır.

Bilinmesini isteriz ki;

Altı siyasi partinin ortak akıl ve makulde buluşmak üzere oluşturduğu istişare mekanizmasını, adaylık tartışmasına indirgemeye çalışanlar, milletimizin ve ülkemizin geleceğine dair büyük bir kazanım olarak gördüğümüz çalışmalarımızı asla sekteye uğratamayacaktır.

Bir kez daha ilan ediyoruz ki;

Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı, Güçlendirilmiş Parlamenter sistemden yana olan, demokrasi âşıklarının adayı olacaktır.

Bu vesileyle, 9 Temmuz 2022’de idrak edeceğimiz Kurban Bayramının aziz milletimize ve tüm İslam alemine hayırlar getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyoruz.”

Haber

Haziranda en çok şehirlerarası otobüs bileti fiyatı arttı

İstanbul Ticaret Odası (İTO), piyasaların şeffaflığını sağlamak ve kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla geçen ay İstanbul’da perakende fiyatı en fazla artan ve azalan ürünleri, fiyatları ve değişim oranlarıyla birlikte açıkladı.

Buna göre, İTO’nun İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi’nde yer alan 242 ürünün 109’nun perakende fiyatı artarken, 23 ürünün fiyatı düştü, 110 ürünün fiyatı ise değişmedi.

Haziran ayında ulaştırma ve haberleşme harcamaları grubunda yer alan şehirlerarası otobüs bileti ücreti yüzde 33,08 ile fiyatı en fazla artış gösteren ürün oldu.

Fiyatında artış yaşanan diğer ürünler; gıda harcamaları grubundan yüzde 27,86 ile çay, ev eşyası harcamaları grubundan yüzde 27,66 ile oturma odası takımı, konut harcamaları grubundan yüzde 24,79 ile doğalgaz metreküp fiyatı, gıda harcamalarından yüzde 20,69 ile sosis ve aynı gruptan yüzde 20,27 ile süt olarak belirlendi.

Haziranda domates fiyatı yüzde 37,71 ucuzladı

Geçen ay gıda harcamaları grubunda yer alan domates fiyatı yüzde 37,71 gerileme göstererek fiyatı en fazla azalan ürün oldu.

Fiyatında azalış izlenen diğer ürünler; gıda harcamaları grubundan yüzde 26,24 ile taze fasulye, yüzde 21,24 ile erik, yüzde 20,84 ile kıvırcık salata, yüzde 16,58 ile kayısı, yüzde 13,53 ile bezelye ve yüzde 12,18 ile salatalık olarak belirlendi.

Haziranda fiyatı en fazla artan ve azalan ürünler:

Haber

Konut yatırımlarında ‘geri dönüş’ uzuyor

Denge Değerleme’nin DÜNYA için yaptığı araştırma bir konut yatırımının kiraya verilmesi halinde kaç yılda kendini amorti ettiğini ortaya çıkardı. Gayrimenkul, barınma ihtiyacının da ötesinde, ülkemizde her dönemde güvenli liman olarak kabul edilen bir yatırım aracı olarak görülüyor. Bu nedenle her gelir düzeyinden yatırımcının gerek ikamet amaçlı gerekse yatırım amaçlı olarak gayrimenkule yöneldiği biliniyor. Son 1 yılda ise özellikle konut fiyatlarının rekor düzeyde arttığı görülüyor. Talepte ve inşaat maliyetlerinde görülen hızlı yükseliş, konut fiyatlarında ve kiralardaki artışın temel nedenleri olarak dikkat çekiyor.

Ülke geneline yayıldı

Büyükşehirlerden başlayan bu fiyat artışlarının yalnızca büyük şehirlerle sınırlı kalmadığı, ülke genelinde fiyatların makul seviyede olduğu şehirlerde dahi, 3+1 sıfır konutların 1 milyon TL bandına yaklaştığı görülüyor.

Gayrimenkul yatırımının uzun vadeli bakıldığında istikrarlı bir yatırım olmakla beraber riskleri olduğunu da söylemek lazım. Kira artışlarındaki tavan oran, TÜİK tarafından, geçmiş 12 ayın Tüketici Fiyat Endeksinin ortalaması alınarak belirlenirken, yapılan yasal düzenleme ile beraber, 1 Temmuz 2023 tarihine kadar, enflasyon oranından bağımsız bir biçimde en fazla %25 oranında zam yapabilme yönünde bir sınırlama getirildi.

Ev sahibi-kiracı davaları artıyor

Piyasada boş durumdaki konutların kiraları arz/talep yetersizliği nedeniyle günden güne hızlı biçimde yükselirken, bu durumun bir sonucu olarak mevcut kiralamaların da etkilendiğini, birçok kiracı ile mülk sahibi arasında kira bedellerinin piyasanın çok altında kaldığına yönelik düşüncelerden kaynaklı olarak sorunlar doğduğunu, tahliye ve tespit davalarının yoğun biçimde artış gösterdiği biliniyor. Öte yandan, boş durumda olup, bu sınırlamaya tabi olmadan kiraya verilen konutlar üzerinden değerlendirildiğinde, konut fiyatlarındaki hızlı yükseliş sonucunda, kiralarda da artış olmasına rağmen birçok şehirde yatırımların geri dönüş süresinin uzadığı, yani bir başka deyişle kapitalizasyon oranının düştüğü görülüyor.

Denge Değerleme’nin yaptığı çalışmada, Türkiye’nin 20 büyük şehri incelendi. Çıkan sonuçlar, 20 büyükşehirin 18’inde yatırımların geri dönüş süresinin önemli ölçüde uzadığını ortaya koyuyor. Ülke genelindeki tablonun aksine, Antalya ve Muğla’da ise konutların geri dönüş süresinin kısaldığını, yani kiraların konut fiyatlarından fazla arttığı görülüyor. Bu durumun başlıca nedeninin ise Rusya ile Ukrayna arasında devam eden savaş olduğu belirtiliyor.

Gerek Rus vatandaşlarının gerekse Ukrayna vatandaşlarının savaş sonrası Türkiye’ye, özellikle de Antalya ve Muğla gibi sahil şehirlerine yoğun ilgi göstermesi sonrasında kira fiyatlarının normalin çok üstünde bir şekilde yükseldiğini ve yatırımın geri dönüş süresinin kısaldığı görülüyor.

İstanbul ve İzmir’de durum

İstanbul’un gerek Avrupa Yakası’nda gerekse Anadolu Yakası’nda, çalışmaya ilçelerinin tamamına yakınında kira geri dönüş süresinin önemli ölçüde arttığını ve piyasada kiralık konut sayısının oldukça kısıtlı hale geldiği görülüyor. Dünya genelinde büyükşehirlerde konutların kira geri dönüş süresinin 200-250 ay arasında olduğu bilinirken, İstanbul’un ilçelerinin büyük bir kısmının bu aralığın dışına çıktığı sonucuna varılıyor.

İzmir’in ön plana çıkan ilçeleri incelendiğinde de benzer bir sonuç ortaya çıkıyor. İzmir’in yoğun biçimde göç alması ve konut fiyatlarının hızlı artışı sonucunda kira geri dönüş sürelerinin 250-360 ay aralığına çıktığı görülüyor.

Ankara’da fark daha az açıldı

Ankara’nın ilçelerine gelince, burada da kira geri dönüş sürelerinin uzadığı görülüyor. İstanbul ve İzmir’e kıyasla farkın daha az açıldığı dikkat çekiyor. Ankara’nın çevre ilçelerinin İstanbul ve İzmir’e nazaran genişlemeye ve yeni konut üretimine daha elverişli olması, konut arzının daha kontrol edilebilir durumda olması gibi faktörlere dayanıyor.

Haber

Stellantis’ten küresel test merkezlerine 33 milyon euro yatırım

Stellantis, ileri teknoloji araçlar geliştirme çalışmaları kapsamında yatırımlarına devam ediyor. Uzun vadeli sınıfının en iyi elektrikli araç (EV) performansına ulaşma stratejisini desteklemek için müşterilerine güvenli ve güvenilir teknoloji sağlan Stellantis, en yüksek düzeyde otonom sürüş teknolojisine ulaşmak için iki küresel test merkezine toplam 33 milyon euro yatırım yaptığını açıkladı.

Açıklamaya göre, Ar-Ge yatırımları dışında güvenlik ve aerodinamik merkezlerine yapılan güncel yatırımlar, Stellantis’in elektrikliye geçiş ve dijital devrimdeki büyümesini destekliyor ve sürdürülebilir bir ulaşım teknolojisi şirketine geçişini hızlandırıyor. Bu yatırım kapsamında İtalya Torino’daki güvenlik merkezine, elektrikli ve otonom araç geliştirme ve sertifikalandırma için bilgisayar destekli kamera konumlandırma sistemine sahip test parkurları ekleniyor. Michigan, Auburn Hills’deki rüzgar tüneline, hassas aerodinamik ölçümler için hareketli zemin teknolojisi inşa ediliyor.

‘Dare Forward 2030’ stratejik plan hedeflerine yaklaştırıyor

Söz konusu yatırımlar, diğer Ar-Ge yatırımlarının yanı sıra Stellantis’in ulaşımın geleceğini tasarlamaya yönelik küresel kapasitesini güçlendiriyor, sürdürülebilir bir ulaşım teknolojisi şirketine dönüşümünü hızlandırıyor ve şirketi, ‘Dare Forward 2030 (2030’a Cesaretle)’ stratejik plan hedeflerine yaklaştırıyor.

Bu plana göre şirket, 2030 yılına kadar karbon emisyonlarında yüzde 50 azalma ve 2038 yılına kadar karbon net sıfır emisyona ulaşmayı hedefliyor.

Yapılan büyük yatırım ile hayata geçen tesislerin başında İtalya Torino yakınlarındaki Orbassano Güvenlik Merkezi geliyor. Bu merkez; yapılan yatırımlarla dijital mühendislik süreçleriyle tamamen entegre olup batarya elektrikli araçların (BEV’ler) ve binek otomobiller, kamyonlar ve hafif ticari araçlar için otonom sürüş teknolojilerinin kapsamlı testlerini yapmak üzere 4 çarpışma noktası ve teknik yeterliliğe sahip 4 test parkuru ile önemli oranda geliştirildi.

Michigan rüzgar tüneli ise hareketli zemin teknolojisinin eklenmesiyle daha da gelişti. Bu teknoloji, yolda seyahati simüle ediyor ve daha gerçekçi aerodinamik ölçümler sağlıyor. Rüzgar direncini azaltmak BEV’lerin sürüş menziline katkı sağlıyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Stellantis Baş Mühendisi Harald Wester, dünya çapındaki üst düzey teknoloji merkezlerinin, gelecekte Stellantis araçlarını yetenek, performans ve güvenlikte endüstri lideri yapacak çözümleri bugün sağladığını belirterek, “Mühendislerimiz yetenek, çeşitlilik ve küresel erişimden güç alıyor. Mükemmellik arayışı ile teknolojik dönüşümümüzün özünü harekete geçirmek için diğer küresel işlevlerle yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Mükemmellik arayışı bize zorlukları kapsamlı bir şekilde gösteriyor. Yenilik ve iyileştirme yarışında bizi ön sıraya koyacak eksiksiz bir ulaşım çözümleri içeriğini düşünmemizi ve iyileştirmemizi sağlıyor.” ifadelerini kullandı.

Haber

İstanbul’da enflasyon yüzde 94’ü aştı

İstanbul’da perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi bir önceki aya göre yüzde 4,03, toptan fiyat hareketlerini yansıtan Toptan Eşya Fiyatları indeksi ise yüzde 8,17 oranında arttı. Perakende fiyatlarda yıllık artış yüzde 94,19 olarak hesaplandı.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi:

“2021 Haziran ayına göre 2022 Haziran ayında yaşanan fiyat değişimlerini gösteren bir önceki yılın aynı ayına göre değişim oranı İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) 1995 bazlı Ücretliler Geçinme İndeksinde yüzde 94,19, Toptan Eşya Fiyatları İndeksinde ise yüzde 87,98 olarak gerçekleşmiştir.

Haziran 2022’de Perakende fiyatlarda bir önceki aya göre; Ulaştırma ve Haberleşme Harcamalarında yüzde 5,16, Konut Harcamalarında yüzde 5,06, Kültür Eğitim ve Eğlence Harcamalarında yüzde 4,55, Gıda Harcamalarında yüzde 3,79, Sağlık ve Kişisel Bakım Harcamalarında yüzde 3,72, Ev Eşyası Harcamalarında yüzde 3,57, Giyim harcamalarında yüzde 2,12 ve Diğer Harcamalar grubunda yüzde 0,52 artış izlenmiştir.

Haziran 2022’de Toptan fiyatlarda bir önceki aya göre; Yakacak ve Enerji Maddeleri Grubunda yüzde 15,11, Gıda Maddeleri grubunda yüzde 10,34, Kimyevi Maddeler Grubunda yüzde 8,06, Mensucat Grubunda yüzde 6,75, İşlenmemiş Maddeler Grubunda yüzde 5,33, İnşaat Malzemeleri Grubunda yüzde 3,52 artış, Madenler Grubunda yüzde -1,00, azalış görülmüştür.”

Haber

İstanbul Tahkim Merkezi ile İsviçre Tahkim Merkezi işbirliğine gidiyor

İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC) uluslararası arenada önemli bir iş birliğine daha imza attı. Avrupa’nın ve dünyanın saygın tahkim kurumlarından İsviçre Tahkim Derneği (ASA) ile İstanbul Tahkim Merkezi arasında iş birliği protokolü imzalandı. ISTAC Başkanı Prof. Dr. Ziya Akıncı, imza seremonisinde yaptığı konuşmada, “ASA ile işbirliği protokolüne attığımız imzalar İstanbul Tahkim Merkezi’nin uluslararası güvenilirliği ve tanınması açısından çok önemli bir aşamadır.” mesajını verdi.

İstanbul Tahkim Merkezi Başkanı Prof. Dr. Ziya Akıncı ve Genel Sekreter Av. Yasin Ekmen’in ev sahipliğinde düzenlenen imza seremonisine, İsviçre Tahkim Derneği’ni temsilen Genel Sekreter Korinna von Trotha ve ASA Divan Üyesi Dr. Xavier Favre-Bulle katıldı.

İki tahkim merkezi arasında iş birliği sürecini başlatan protokol ISTAC Başkanı Ziya Akıncı ve ASA Genel Sekreteri Korinna von Trotha tarafından imzalandı. Attıkları imzalarla iki tahkim merkezi arasında önemli bir işbirliği dönemini başlattıklarını söyleyen Akıncı, şunları kaydetti: “Sadece İstanbul Tahkim Merkezi için değil Türkiye için çok önemli bir gündeyiz. Bu iş birliği iki açıdan önemli; öncelikle Türk tarafların dahil olduğu uluslararası tahkimlerin hemen hemen hepsinde İsviçreli hakemler görev yapıyor. Dolayısıyla İsviçre Tahkim Merkezi ve İsviçreli hakemlerle böyle bir zeminde yakın ilişki kurmak hem İstanbul Tahkim Merkezi için hem hukuk ve iş dünyamız için çok önemli. İkinci önemli husus; İsviçre dünyanın en çok tahkim yapan ve en önemli tahkim ülkelerinden biri. Ve İsviçre Tahkim Merkezi ile böyle bir iş birliği anlaşması imzalamamız İstanbul Tahkim Merkezi’nin uluslararası güvenilirliği ve tanınması açısından çok güzel bir gelişme olmuştur. Bundan sonra ISTAC ve ASA ortak faaliyetlerde bulunarak karşılıklı olarak tahkimin gelişmesi ve uluslararası standartlarda gerçekleşmesi bakımından dayanışma içerisinde olacaklardır. Hakemlerimizin ve avukatlarımızın milletlerarası standartlarda tahkimi öğrenmeleri, geliştirmeleri ve uygulamaları için bilgi alışverişine dayalı ortak seminerler, eğitim programları, çalıştaylar düzenleyeceğiz. İsviçre ile aynı hukuku uyguladığımız düşünüldüğünde, imzaladığımız protokol Türk hukukçuları açısından çok büyük fırsatlar yaratacak. Dünyanın en güvenilir tahkim merkezlerinden biri olan ASA ile bu iş birliğini ISTAC’ın objektifliğini göstermesi açısından da çok önemsiyoruz.”

“Tecrübelerimizi paylaşmaktan çok mutlu olacağız”

İsviçre Tahkim Merkezi Genel Sekreteri Korinna von Trotha da İstanbul Tahkim Merkezi ile işbirliğinden memnuniyet duyduklarını belirtirken, kendi ülkelerinin tahkim tecrübesine ve ‘İsviçre tahkim ekolü’ne atıfta bulundu. İsviçre’de birçok tahkim merkezinin birleşme yoluna gittiğine ve bu sürecin yarattığı ülke tahkim kültürüne dikkat çeken Korinna von Trotha şöyle konuştu: “İsviçre’de tahkim merkezlerinin birleşmesiyle ortaya çıkan ASA böylece çok güçlü bir tahkim merkezi haline geldi ve ülkenin tahkim merkezi olarak bölgesel gücünü de arttırdı. İsviçre Tahkim Derneği ASA, bu işbirliği anlaşması sonucu ISTAC’la birlikte pek çok organizasyonu birlikte gerçekleştirecek. Merkezimizin bu tecrübelerini Türk meslektaşlarımızla paylaşmaktan çok mutlu olacağız.”

İstanbul Tahkim Merkezi uluslararası saygınlığı olan tahkim kurumları ile iş birliği hedeflerini adım adım pratiğe aktarıyor. ISTAC henüz çok genç bir tahkim merkezi iken, 2017 yılında Lahey merkezli Daimî Tahkim Divanı PCA (Permanent Court of Arbitration) ile iş birliği anlaşması gerçekleştirmişti.

Ayrıca İstanbul Tahkim Merkezi 2018 yılında Katar Uluslararası Tahkim Merkezi (QICCA), 2019 yılında Kırgızistan Tahkim Merkezi ve 2021 yılında Hong Kong Uluslararası Tahkim Merkezi (HKIAC) ile iş birliği protokolü imzalamıştı.