Haber

Mersin’deki orman yangını kontrol altına alındı

Toroslar ve Tarsus ilçeleri arasındaki Topaşır mevkisindeki ormanlık alanda 3 Ağustos’ta çıkan ve dün kısmen kontrol altına alınan yangına ekiplerin karadan müdahalesi devam etti.

Zorlu arazi koşullarının oluşturduğu risk nedeniyle havadan müdahalenin yapılmadığı yangında Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı 12 arazöz ve çok sayıda personel görev aldı.

Ekipler, sarp arazi yapısı nedeniyle alevlere müdahalede güçlük yaşanan bölgede yaptıkları çalışma sonucu yangını 4’üncü gününde kontrol altına aldı. Bölgedeki soğutma çalışmaları devam ediyor.

Toroslar ve Tarsus ilçeleri arasındaki Topaşır mevkisindeki ormanlık alanda, 3 Ağustos’ta yangın çıkmıştı.

Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Putin’le ruble üzerinde mutabık kaldık

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ile Soçi’de yaptığı görüşmenin ardından, Türkiye dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu.

Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin’in davetine icabetle Soçi’ye yaptığı çalışma ziyaretini “olumlu, başarılı” bir şekilde tamamladıklarını belirterek, “Sayın Putin’le 19 Temmuz’da Tahran’da bir araya gelmemizin ardından Soçi’de ikili ilişkilerimizi ve uluslararası meseleleri etraflıca değerlendirdik. Yüksek Düzeyli İş Birliği Konseyimizin müteakip toplantısını Türkiye’de yapmak üzere Sayın Putin’e davetimi gerçekleştirdim.” dedi.

Türk-Rus ilişkilerinin karşı karşıya kaldığı meydan okumaların üstesinden diyalog ve iş birliği ile gelmeyi başardığına işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:

“Sayın Putin’le tesis ettiğimiz karşılıklı güven ve saygıya dayalı ortak anlayış, ilişkilerimizin teminatıdır. Mevcut şartlar altında önemli olan, ilişkilerimizi ortak çıkarlarımız temelinde ve uluslararası sistem içinde sürdürmek, ileri götürmektir. İkili görüşmemizde ticari ve ekonomik iş birliğimizin daha da geliştirilmesi üzerinde etraflıca fikir alışverişinde bulunduk. Ticarette hedefimizi daha önce 100 milyar dolar olarak ifade etmiştik. Bu doğrultuda enerji başta olmak üzere, ticaret, turizm ve tarım gibi alanlarda iş birliğimizi geliştirmek istiyoruz. İkili ticaret hacmimizin daha dengeli bir zemine kavuşmasını temin etmek noktasında kararlıyız. Ekonomik ve ticari ilişiklerimize dair yol haritası mahiyetinde bir mutabakat zaptı da Soçi’de Ticaret Bakanımız ile Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak tarafından imzalandı. Suriye’de yuvalanan terör örgütlerine karşı atılabilecek adımları da aramızda mütalaa ettik. Suriye’nin toprak bütünlüğünü tehdit eden, Suriyeli kardeşlerimizle birlikte askerimize, polisimize, güvenlik güçlerimize, sivil vatandaşlarımıza saldıran bu katil sürüleriyle mücadelemize birlikte gereken cevabı verme kararında da mutabık kaldık.”

“Ukrayna’daki savaşın kazananı olmayacağını başından beri vurguluyorum”

Erdoğan, Rusya’yla sürdürdükleri diyaloğun müspet yansımalarına Kafkaslar’da, Suriye’de ve Ukrayna’da şahit olduklarına dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Ukrayna tahılının Karadeniz üzerinden ihraç edilmesine yönelik girişim, bunun en son küresel örneğidir. Şimdi önemli olan, planın sağlıklı şekilde uygulanması ve oluşan müspet havanın İstanbul’daki müzakerelere dönüşe yönelik somut adımlara tahvil edilmesidir. Ukrayna’daki savaşın kazananı olmayacağını başından beri vurguluyorum. Sahadaki sıkıntılara rağmen krizin müzakere masasında çözüleceğine olan güçlü inancımı da koruyorum. Sayın Putin’e, Sayın Zelenski’yle görüşmesine ev sahipliği yapabileceğimizi bir kez daha hatırlattım. Karadeniz’den komşumuz Rusya’yla diyaloğumuzu, bölgesel ve küresel barışa katkı sunmak maksadıyla her alanda ilerletmeye devam edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Soçi’deki görüşmelerin, Türkiye ve Rusya başta olmak üzere, bölge için hayırlara vesile olmasını diledi.

“Tarafların buradaki yaklaşımı büyük önem arz ediyor”

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Erdoğan, bir gazetecinin, “Ukrayna ve Rusya savaşının önlenmesinde, bitirilmesinde bir ateşkes söz konusu mu, yakın zamanda gerçekleşir mi ve Türk diplomasisi bu noktada rol alır mı?” sorusunu, “Türk diplomasisi aslında üzerine düşen bu görevi başarılı bir şekilde sürdürüyor. Burada herhangi bir sıkıntı söz konusu değil ancak tabii tarafların buradaki yaklaşımı büyük önem arz ediyor. Eğer taraflar, verilen sözlerin üzerinde gerçekten hassasiyet gösterip dururlarsa bu işi ciddi manada çözebilecek bir imkana sahip olduğumuzu veyahut da yaklaştığımızı görüyorum. Bunun olmaması için bu noktada bir sebep söz konusu değil.” şeklinde yanıtladı.

Görüşmede Suriye konusunun ele alındığı anımsatılarak, daha önce Rusya’nın böyle bir askeri harekata karşı çıktığı, çok sıcak bakmadığına ilişkin tavrının devam edip etmediği ve görüşmelerde bu konunun hangi çerçevede ele alındığına ilişkin soruyu ise Erdoğan, şöyle cevapladı:

“Sayın Putin, konuyla ilgili Türkiye’ye yönelik adil bir yaklaşım sürdürüyor. Terörle mücadele noktasında her zaman yanımızda olacağını özellikle de ifade ediyor. Burada şunu bize ima ediyor: ‘Mümkün olduğunca bunları, rejimle birlikte çözme yolunu tercih ederseniz çok daha isabetli olur.’ gibi bir yaklaşımı var. Biz de diyoruz ki şu anda bizim istihbarat örgütümüz, Suriye istihbaratıyla zaten bu konuları yürütüyor ama bütün mesele netice almak. ‘Eğer istihbaratımız, Suriye istihbaratıyla bu çalışmayı yürütürken buna rağmen hala orada terör örgütleri fellik fellik at oynatıyorsa bu konuda bize destek vermeniz gerekiyor.’ diyoruz. Bu konuda da mutabakatımız var.”

“Onlar da bir defa kesinlikle süreci durdurmak gibi bir şeyi kabul etmiyorlar”

Erdoğan, bir gazetecinin, Cumhuriyet tarihinin en büyük projelerinden biri olan Akkuyu Nükleer Santrali’nin önemine değinerek, “Sizin enerji konusunda da en başından beri çok sık vurgu yaptığınız konulardan bir tanesi yerlileşme ve millileşme. Rus tarafı ile bir Türk ortağın girişimi olarak yola çıkan IC İçtaş, zaman içinde önemli bir bilgi birikimi ve know-how üretmişti fakat kısa süre önce ilginç bir gelişme oldu ve Rus tarafı Rosatom yarı yarıya ortak olduğu bu şirkette çalışmalarını durdurdu ve feshetti. Acaba bu konu gündeme geldi mi? Siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu adım, bu projenin gecikmesi veya Türk tarafının bir miktar daha böyle taşeronlaştırılmasına neden olabilir mi? Böyle bir risk görülüyor mu?” şeklindeki sorusunu da şöyle yanıtladı:

“Tabii böyle bir konuyu görüşmemek olamaz. Görüştük. Akkuyu Nükleer Güç Santrali, ülkemizin enerji stratejisi içinde ayrı bir öneme sahip. Akkuyu’nun ilk reaktörünü 2023 yılında hizmete alma hedefimiz sürüyor. Bu hususları, Rus tarafıyla görüşmelerimizde bir kez daha ele aldık. ’25 bin kişi şu anda çalışmıyor. Burası kapatıldı.’ gibi ifadeler söyleniyor. Böyle bir şeyi ben de kabul etmedim, Rus tarafı da kabul etmiyor. Çalışıyorlar. Şimdi önümüzdeki hafta Mersin Taşucu’nda Abdülhamit Han sondaj gemimizi uğurlamaya gittiğimde aynı gün oradan Akkuyu’ya geçeceğim. Akkuyu’daki çalışmaları yerinde, bizzat heyetimle beraber izleyeceğim. Ondan sonra da Sayın Putin’e oradaki gelinen durumu aktaracağım, söyleyeceğim. Ona göre de yol haritamızı belirleyelim diyeceğim. Yani onlar da bir defa kesinlikle süreci durdurmak gibi bir şeyi kabul etmiyorlar.”

“Sayın Putin’le ruble üzerinde mutabık kaldık”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ziyaretin ekonomik boyutu ve özellikle Türkiye ile Rusya arasında doğal gazda yeni bir anlaşma olup olmadığına ilişkin soru üzerine, Türkiye olarak kapılarının herkese açık olduğunu, Türkiye’de kimler yatırım yapmak isterse onlara her türlü desteği vereceklerini söyledi.

“Çünkü Türkiye, dünyada sadece bu son gelişmelerde değil, bunun dışında da serbest pazar ekonomisinin en önemli bir açık kapısıdır.” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tabii bu Soçi ziyaretinin bir güzel tarafı da şu oldu: Sayın Putin’le ruble üzerinde mutabık kaldık. Ruble noktasında bu alışverişlerimizi yapacağımız için o da tabii Türkiye-Rusya arasında mali noktada ayrı bir güç kaynağı olarak Rusya’ya ve Türkiye’ye inşallah kazandıracak. Bir de Rusya’nın Mir kartı var. Şu anda bizim beş bankamız bunun üzerinden çalışmalarını sürdürüyor. Burada da çok ciddi gelişmeler var. Bu da tabii Rusya’dan gelen turistleri çok çok rahatlatan bir süreç. Onlarla alışverişini, otel ödemelerini yapabiliyorlar. Bu da tabii hem onlar için hem bizim için çok çok rahatlatıcı bir sistem. Bu ziyaretimizde Rusya Merkez Bankası Başkanı ile bizim Merkez Bankası Başkanımız da görüşmelerini yaptılar.”

“Azerbaycan’ın Londra Büyükelçiliğine saldırıyı da kabul edilemez buluyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir gazetecinin, Azerbaycan-Ermenistan gerilimi konusunda Rusya’dan iki taraf için de “itidal” açıklaması geldiğini belirterek, “Gerilim artar mı?” şeklindeki sorusu üzerine şunları kaydetti:

“İlham kardeşimle iki gün önce bunları etraflıca konuştuk. Öncelikle bir Azerbaycanlı kardeşimizin şehit olmasına neden olan saldırıyı kınıyoruz. Karabağ, Azerbaycan’ın uluslararası tanınmış sınırları içerisinde yer alan Azerbaycan toprağıdır. Azerbaycan, tabiatıyla topraklarında yasa dışı hiçbir silahlı unsurun bulunmasını istemiyor. Üçlü Bildiri’den bu yana yaklaşık iki yıl geçti. Ermenistan’ın buradaki taahhütlerini de bir an önce yerine getirmesi önem taşıyor. Azerbaycan’ın Londra Büyükelçiliğine saldırıyı da kabul edilemez buluyoruz. Bu olayın ciddiyetle ve detaylı bir şekilde soruşturularak faillerine gerekli cezaların verileceğini ümit ediyoruz.”

Pelosi’nin Tayvan ziyareti

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Tayvan’a yaptığı ziyaret hatırlatılarak “Meclis Başkanı’nın Tayvan’dan ayrılmasının ardından Çin, işgal senaryosunu andıran bir tatbikat başlattı. Bu gerilimin nereye evrileceğini düşünüyorsunuz? Pasifik’te olası bir çatışma, Türkiye’nin pozisyonunu nasıl etkiler? Ekonomik anlamda özellikle bir kriz çıkarsa hazırlık mıyız?” sorusu üzerine Erdoğan, “Biz hepsine hazırız, bir sıkıntı yok.” yanıtını verdi.

“Bölgedeki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Ukrayna’daki savaş ve koronavirüs salgınının küresel ekonomi ve istikrara olumsuz etkilerinin sürdüğü bir dönemde yeni bir krizin ortaya çıkmasına izin vermemeliyiz.” diyen Erdoğan, Tayvan’la ilgili ortaya çıkan gerginliğin azaltılması için tüm tarafların sağduyulu ve itidalli hareket etmesinin önemini vurguladı.

Şanghay Beşlisi’nin toplantısı

“Eylül ayında Şanghay Beşlisi Özbekistan’da toplanacak. Görüşmemizde Sayın Putin de rica etti, nasip olursa biz de inşallah oradaki toplantıya katılacağız.” ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Şanghay Beşlisi’nin gerek üyeleri gerek gözlemci ya da diyalog ortağı olarak oraya katılacak olanlarla biz de beraber olalım diyoruz. Örneğin Çin geliyor, öbür tarafta Suud gelecek, Katar gelecek. Orada onlarla bir arada olmayı hedefliyoruz. Şu anda fevkalade bir durum olmazsa inşallah ben de oraya katılacağım. Orada bunları çok daha iyi değerlendiririz.”

“Almanya ve Fransa, Rum-Yunan propagandasına alet oluyor”

“Avrupa derin bir enerji kriziyle baş başa. Buna karşın hem Almanya’nın hem Fransa’nın, Yunanistan’ın haksız iddialarını sahiplenerek, savunarak Türkiye’yi hedef aldıklarını görüyoruz. Türkiye tam da tahıl ve enerji krizini çözecek bir diplomasi ortaya koyarken Berlin ve Paris’ten gelen açıklamaları bu açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine de Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu “taraflı” açıklamalara Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun gerekli yanıtları verdiğini anımsattı.

Almanya ve Fransa’nın Rum-Yunan propagandasına alet olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

“Yunanistan’ın uluslararası hukuku hiçe sayan adımlarına göz yumulurken, doğru olmayan değerlendirmelerle ülkemizin eleştirilmesi kabul edilemez. Avrupa’nın istikrar ve güvenliği için Türkiye’nin yeri aşikar. Bu rolümüzü küresel tahıl krizinin çözümünde öncü olarak bir kez daha gösterdik. İstanbul’dan geçen Razoni kuru yük gemisi aslında bir ilkti. Bunun arkasında bu şekilde sırada olan 20 civarında gemi var. Hepsinden öte, şu anda Rusya diyor ki ‘Bizim ciddi manada çıkabilecek hazırlığımız var, gücümüz var. Bizdekilere ne zaman aracılık edeceksiniz?’ İlgili bakanlıklarımız, birinci derecede de Ticaret Bakanlığımız bu işlerin şu anda sorumlusu olduğu için bu konuda hızla çalışıyorlar. Hele hele burada imzayı attıktan sonra sorumluluğu daha da artmış vaziyette. Rusya diyor ki ‘Benim malım çok fazla. Örneğin asgari 40 milyon ton ben şu anda mal çıkarabilirim.’ Tabii arada kara kediler var, güya Türkiye gemileri durdurmuş gibi dedikodu dolaştırıyorlar. Böyle bir şey yok. Aksine, ilk gemi nasıl Lübnan’a gittiyse bu tür gemilerin hepsi bizim üzerimizden gitmeleri gereken ülkelere ulaşmaları için yola revan olacaklar. Bunun aracılığını da Türkiye en güzel şekilde ortaya koyacak. İstanbul’daki sözleşmeyle sağladığımız o başarıyı bundan sonra da devam ettireceğiz.

Yunanistan İstihbarat Teşkilatı Başkanı’nın istifa ettiği hatırlatılarak “Gerekçesi de Yunanistan muhalefet liderinin cep telefonundan casus yazılım bulunması. Miçotakis’in yeğeninin de işin içerisinde olduğu iddiaları söz konusu. Bir değerlendirmeniz olur mu?” sorusu üzerine Erdoğan, “Ben Yunanistan’ın içişlerine karışmam. Bu onların içişleridir.” yanıtını verdi.

“Terör örgütü PKK’nın bilindik saldırılarının değişik versiyonu”

Irak’ın Duhok vilayetinin Zaho ilçesindeki saldırıya ilişkin, “9 sivil defnedilmeden işi Türk Silahlı Kuvvetlerinin yaptığına dair tezvirat yaptılar. Zaho’daki son durum nedir? Bunu Türkiye’ye karşı küresel bir kumpas olarak değerlendirenler oldu. Böyle bir kumpas var mı? Birileri acaba Suriye’ye operasyon yapılacakken böyle işler mi yapıyorlar?” sorusunu yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önce gerek Dışişleri gerekse Savunma Bakanlığının konuyla ilgili açıklamaları yaptığını bildirdi.

“Bu, terör örgütü PKK’nın bilindik saldırılarının bir değişik versiyonu.” değerlendirmesinde bulunan Erdoğan, şunları söyledi:

“Nasıl bugüne kadar bu tür şeyleri yapıp ondan sonra kaçtıysalar, ortada görünmeme gibi yolları seçtiyseler şimdi burada da yine aynı şekilde bu tür suikastları yaptıktan sonra topu hemen Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Türkiye’nin üzerine atmışlardır. Olayın aslı budur. Buna yönelik de bugüne kadar yapılmış olan açıklamalarımızın arkasındayız. Tabii başta Amerika olmak üzere, Avrupa’nın değişik ülkelerine bunları İletişim Başkanlığımız da anlattı ve bu şekilde süreç devam ediyor. Biz ilk andan itibaren orada yerel muhataplarımızla konuşmak, görüşmek, temas sağlamak suretiyle her konuda yardımcı olabileceğimizi, bu olayın açığa çıkması için elimizden geleni göstereceğimizi kendilerine söyledik. Bu teklifimiz halen baki. Onlar da teşekkür ettiler. Hatta oradaki yaralılarla alakalı eğer arzu ederlerse onlara sağlık desteği sağlayabileceğimizi kendilerine ifade ettik. Sadece Kuzey Irak’ta veya Irak’ta değil, biz oradan ülkemize alıp en yakın vilayetlerdeki şehir hastanelerimizde, eğitim araştırma hastanelerimizde, ameliyatsa ameliyat, bakımsa bakım bunların hepsini yapabileceğimizi söyledik. Bütün muhataplarımıza taziyelerimizi ilettik. Bizim başlangıçtan itibaren yaptığımız bütün operasyonlarda sivillerin, tarihi, dini, kültürel yapıların ve çevrenin dokunulmaz olduğunu, planlamada ve icrada kesinlikle bu konulara hiçbir ordunun yapmadığı kadar dikkatli ve hassasiyetle yaklaştığımızı ilave ettik. Zaho’daki olaydan sonra Musul Konsolosluğumuza bir saldırı oldu. Oranın bir sivil hedef olduğu biline biline oraya aleni saldırı yapıldı. Kimin sivil hedeflere saldırabileceğini, bu alçaklığı kimlerin yapabileceğini herkesin görmesi lazım.”

HDP’nin Zaho’daki olayı “Zaho ikinci Uludere’dir” şeklinde değerlendirmesinin ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da “helalleşme” konsepti altında Uludere’ye gittiği hatırlatılarak “Bu helalleşme konsepti altında Uludere’ye gidilmesini, HDP’nin çağrısının iki hafta sonra gidilmesini nasıl değerlendirirsiniz?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

“Biliyorsunuz ben Uludere’deki o olayda ebediyete irtihal eden bütün kardeşlerimizin aileleriyle bir araya geldim. Şırnak’ta Şerafettin Elçi Havalimanı’nın açılışında o ailelerle görüşmelerimi yaptım. Bizzat eşimi de Uludere’ye gönderdim. Eşim Uludere’ye gitti, oradaki ailelerle yerinde görüşmeler yaptı. Dolayısıyla bizim Bay Kemal gibi kalkıp da nerede bir fırsatçılık var, o fırsatçılık anı geldiğinde onlarla bir araya gelmek gibi bir yaklaşımımız yok. Bay Kemal helalleşmeden bahsediyor. Sen bu ifadeyle bir defa kendini açığa çıkarıyorsun. Nedir o? Bir yerde bir borç varsa gidersin helalleşirsin. Demek ki sen bu işlerde tarafsın. Böyle bir durum zaten söz konusu. Onun için de helalleşme zarureti doğuyor. Bizim öyle bir helalleşme sıkıntımız yok. Çünkü biz bütün vatandaşlarımıza karşı her türlü yapmamız gerekenleri yaptık, yapıyoruz ve bundan sonra da aynı şekilde yapmaya devam edeceğiz. Bizim vatandaşlarımıza karşı hak noktasında evelallah bir sıkıntımız yok, buna inanıyoruz. Hele hele orada belediyeyi de biz kazandığımız için, nasıl oluyor bu iş, hem öyle hem öyle.”

KPSS’nin iptali

Cumhurbaşkanı Erdoğan, KPSS’nin iptal edilmesi hatırlatılarak “Son duruma ilişkin bilgi verebilir misiniz? FETÖ parmağı var mı? Sosyal medya tarandığında, bakıldığında resmi olarak parmağı olmasa da hükümetle gençleri karşı karşıya getirmek isteyen bir FETÖ’cü grubun varlığı çok aşikar görülüyor.” sorusunu yanıtlarken “FETÖ’cü grup mu desek, 6’lı masa mı desek, bir de masanın altı var, yedi…” ifadelerini kullandı.

“Şimdi dikkat ederseniz, aynı anda hepsi adeta aynı cümlelerle, aynı kelimelerle bunu tanımlamaya çalıştılar.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

“Yani biz orada boşta bulunsak veya boşluğa düşsek bunu seçime kadar satacaklardı. Çünkü gençleri nasıl aldatırız gayreti içerisindeler. Tabii bu tutmadı çünkü biz durumu gördük. Durumu gördükten sonra ben ÖSYM Başkanı olan arkadaşımızı da bir zan altında bırakmak istemem ama soruşturmaların hayırlı bir netice vermesi noktasından hareketle kendisini görevden almak suretiyle oraya hemen 24 saati bulmadan bir arkadaşımızın atamasını yaptık. Bu atamayla beraber de hemen ekibini en güzel şekilde kurması için talimat verdik. Üst düzey de bir ekip oluşturduk ve bu ekiple çalışmalarına anında başladılar. Atamayı yaptığımız gibi çalışmayla da hemen ertesi sabah çıktı basın toplantısını yaptı ve önümüzdeki ayın 17’sinde de süreci başlatma kararını aldık. Sınavı iptal edilenlerden herhangi bir ücret talebi de kesinlikle olmayacak. ÖSYM, bundan sonraki süreci, kademeleri de inşallah en güzel surette devam ettirerek, şaibeleri de ortadan kaldırarak yoluna devam edecek.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Siz Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirirken sürekli ‘Bay Kemal’ ifadesini kullanıyorsunuz. O da ‘Evet ben Bay Kemal’im dedi. Buna dair ne diyorsunuz? Bay Kemal demeye devam edecek misiniz?” sorusuna şu cevabı verdi:

“Şimdi burada da söyledik ya… Bay Kemal tabii uzun zamandır kendisine lütfettiğimiz bir isimdi ama bu ismi kabullenmekte önce zorlandı, sonra kabul etti. Bize düşen nedir? Hayırlı olsun demektir. Fakat enteresan olan bir şey daha var, bizim bu ziyaretler de kendisini rahatsız ediyor. Biz bu ziyaretleri yapacağız. Ne Bay Kemal ana muhalefet olarak ne yavru muhalefet, onlar bu tür şeylere giremezler. Bizim şu 40 yıllık siyasetimizin tamamı elhamdülillah bu yolda geçti. Dünyanın gitmediğimiz ülkeleri istisnadır, nadirdir. Bundan sonraki süreçte de Rabbimizin bize verdiği ömür boyunca bunları inşallah yapmaya devam edeceğiz.”

Haber

Mersin’deki yangın 4. gününde

Mersin’de kısmen kontrol altına alınan orman yangınına, 4’üncü gününde karadan müdahale sürüyor.

Toroslar ve Tarsus ilçeleri arasındaki Topaşır mevkisindeki ormanlık alanda 3 Ağustos’ta çıkan ve dün kısmen kontrol altına alınan yangına ekiplerin karadan müdahalesi devam ediyor.

Zorlu arazi koşullarının oluşturduğu risk nedeniyle havadan müdahalenin yapılmadığı yangında Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı 12 arazöz ve çok sayıda personel görev alıyor.

Ekipler, sarp arazi yapısı nedeniyle alevlere müdahalede güçlük yaşanan bölgede yangını tamamen kontrol altına almak için çalışmalarını sürdürüyor.

Yapılan çalışma sonucu yangının tehlike arz etmeyecek seviyeye getirildiği bildirildi.

Toroslar ve Tarsus ilçeleri arasındaki Topaşır mevkisindeki ormanlık alanda, 3 Ağustos’ta yangın çıkmıştı.

Haber

Metaverse’ü doğru anlamayan parasını ortalığa saçacak

Şeref Oğuz – seref.oguz@dunya.com

Öyle ki paranın değerinin yatırımla değerlendiği bir ortamda kendi parasının durağanlığının şarkısını söyleyecek. Nasıl mı? CRM (Müşteri İlişkileri Yönetimi) alt yapısı çıktığında, “geri kalmayayım, eksik olmayayım, şuramda dursun, belki işime yarar, herkes aldı ben de alayım” mantığı ile yatırım yaptığımız gibi… Verim almak şöyle dursun, milyonlarca dolarımızı har vurup harman savurduk. Peki, metaverse ile kimler kazanacak dersiniz? Metaverse’in özünü ve içeriğini anlayıp doğru yatırım yapanlar kazanacak. Peki ya kimler kaybedecek? “Arsa alayım şurada dursun, gözlük alayım arada arsama bakarım, mağazaya şu da gelmiş bunu bir deneyelim” noktasında olanlar kaybedecek. Yeni bir kavram hayatımıza girdiğinde; bileşenleri, teknolojisi, harcama aletleri ile gelir. Ne kadar çok harcama bileşeni varsa o kadar çok endüstriyi besleyecektir. Metaverse de bu anlamı ile gümbür gümbür geliyor.

Rüştünü ispatlamaya gerek duymaksızın mağazalarını hızla açıyor. Simulatörlerini tanıtıyor. Yeni evrenin güzelliklerini ve olası ticari kayıplarını ve kazançlarını çiziyor. Bu sektör trilyon dolarlık bir pastayla geliyor. Bu noktada ülkemiz açısından metaverse bakışı geliştirmek gerek; Türkiye’de enflasyon hızla yükselirken, üretim ve hizmet maliyetlerini de artırıyor. Hatta konut kira fiyatlarındaki olağanüstü artışlar, şirketlerin showroom olarak kullandıkları mağaza giderlerini tırmandırıyor.

Hal böyle iken iş dünyası yeni arayışlar peşinde. Sadece üretim ve hizmet çeşitlemesi açısından değil, maliyetleri minimize etmek açısından da… Metaverse bu konuda elimizde bir fırsat gibi duruyor. Şirketler, mevcut kiraladığı showroom sayısını indirerek metaverse üzerinden tanıtımı seçerek maliyetlerini azaltabilirler. Misal mi? 100 mağazası bulunan bir mobilya şirketi, bunun sayısını 50’ye düşürerek 50 “verse showroom” oluştursa bile kira maliyetini azaltabilir. Sadece kira değil, 50 mağazadaki teşhir ürünlerinin maliyetinden, çalışan maliyetinden de tasarrufa gitmiş olabilecek.

Yerim bitti mevzu bitmedi. Haftaya metaverse olgusunun iş dünyasında hayat bulan karşılıklarından örnekler vermeyi sürdüreceğim. Amaç; bu yeni kavramın sunduğu imkânlar konusunda ilham alınacak seçenekleri sizlere aktarmak…

Haber

MİB Yönetim Kurulu Çerkezköy’e çıkarma yaptı

BURSA (DÜNYA) – Makine sektöründe yerli makine üreticilerinin çıkarlarını gözetmek ve yerli makine üretimini desteklemek amacıyla faaliyetlerini sürdüren Makina İmalatçıları Birliğinin (MİB) Yönetim Kurulu toplantısı, Çerkezköy’de MES Elektromekanik Döküm A.Ş. tesislerinde gerçekleşti. Yılmaz Redüktör San. ve Tic. A.Ş. temsilcisi ve MİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ender Yılmaz’ın ev sahipliğinde gerçekleşen toplantı sonrası, Yılmaz Şirketler Grubuna ait MES Elektromekanik döküm fabrikası ve yine aynı gruba bağlı ELK Motor fabrikalarının Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesindeki fabrikaları ziyaret edildi.

Önemli üretim gücü

50 bin ton/yıl döküm kapasitesine sahip ve Gri Dökme Demir, Sfrero döküm ve Bronz döküm faaliyetlerini gerçekleştirebilen MES Döküm firması ziyaretinde, şirketler grubunun diğer firmaları başta olmak üzere yurtiçi ve yurtdışından talepleri karşılayan ve entegre bir tesis olarak tüm işlemleri kendi bünyesinde gerçekleştiren firma temsilcisi Ender Yılmaz; test laboratuvarı ile birlikte, tesisin 3D ölçme yeteneğine sahip, CAD/CAM uygulamaları ile birlikte talaşlı imalat tezgahlarının yardımı ile yüzey işleme teknolojisini harmanlayan ve konusunda sayılı ve önemli bir üretim gücüne sahip olduğunu belirtti.

Daha sonra ELK Motor tesislerine geçen heyet Şinasi Yılmaz tarafından karşılanarak, yılda 600 bin adet üretim kapasitesine sahip elektrik motoru imal eden fabrikasını da ziyaret etme fırsatı buldu. Yüzde 100 Türk tasarımı ve üretimi olan ve IE4, IE3 ve IE2 verimliliklerinde ve IEC 63-315 gövde aralığında üretim yapabilen tesisin 50 bin metrekare kapalı alanında bu gerçekleştirdiği, üretimin büyük bölümünün yine grup şirketlerinde yapıldığı kaydedildi. 1 kW ila 250 kW arasındaki geniş bir skalada, yurtiçi taleplerin yanı sıra 63 farklı ülkeye ihracat yapan ELK Motor’un, sürekli yapılan testler ile kalite konusunda çok hassas oldukları ayrıca Şinasi Yılmaz tarafından belirtildi.

YMB, sektörü disipline ediyor

MİB Yönetim Kurulu Toplantısında, özellikle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan Yerli Malı Tebliği’nin, makine sektörünün bugüne kadar devamlı şikayetçi olduğu Yerli Malı Belgesinin (YMB) doğruluğu ve güvenilirliğine çözüm getirmekte ve disipline etmekte olduğu belirtildi. Toplantıda ayrıca; YMB’lerin Yeminli Mali Müşavirler ve Bakanlıkça belirlenen bilirkişiler tarafından onaylanması, uygulama usul ve esaslarının Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca hazırlanması ve yerli girdi maliyetlerinin hesaplanmasına ilişkin belgelerin net olarak tanımlanması hükümlerinin uygulamaya girmesi halinde, Makina İmalatçı Birliği üyelerinden gelen ve bir bölümü kamuoyuna da yansıyan tümüyle ithal edilen makine ve ekipmana dahi YMB düzenlendiği yönündeki yaygın şikayetlerin önüne geçilebileceği kaydedildi.

Haber

Mersin’deki orman yangını 3. gününde

Mersin’de devam eden orman yangını, 3. gününde karadan müdahaleyle kontrol altına alınmaya çalışılıyor.

Toroslar ve Tarsus ilçeleri arasındaki Topaşır mevkisindeki ormanlık alanda, 3 Ağustos’ta çıkan yangına, gece boyunca ekiplerin müdahalesi karadan devam etti.

Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı 12 arazöz ve çok sayıda personelin görev aldığı çalışmalarda, sarp arazi yapısı nedeniyle alevlere müdahalede güçlük yaşanan bölgeye hortum çekildi.

Dün akşam havanın kararmasıyla ara verilen havadan müdahaleye, bugün de zorlu arazi koşullarının oluşturduğu risk nedeniyle devam edilemiyor. Ekiplerin, yangını söndürme çalışmaları karadan sürüyor.

Toroslar ve Tarsus ilçeleri arasındaki Topaşır mevkisindeki ormanlık alanda, 3 Ağustos’ta yangın çıkmıştı.

Haber

Diyarbakır’da ‘Eren Abluka-30’ operasyonu başlatıldı

İçişleri Bakanlığı, Diyarbakır’da 920 personelin katılımıyla “Eren Abluka-30 (Lice/Birlik-Abalı) Şehit Jandarma Uzman Çavuş İlyas Genel Narko Terör Operasyonu”nun başlatıldığını duyurdu.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, terör örgütü PKK’yı ülke gündeminden çıkarmak ve bölgede barınan teröristleri etkisiz hale getirmek amacıyla başlatılan operasyonda Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığınca, Jandarma Komando Özel Operasyon (JOPER), jandarma komando ve güvenlik korucu timlerinden oluşan 920 personel ve 56 operasyonel tim görev alıyor.

Diyarbakır’ın Lice ilçesindeki Birlik ve Abalı mahalleleri kırsalında 70 nokta tespit edildi.

Söz konusu noktalarda gerçekleştirilen arazi arama tarama faaliyetlerinde 30 kilogram toz ve 107 kilogram kubar esrar, 1 milyon 150 bin 710 kök kenevir ve 182 bin kök skunk bitkisi ele geçirildi.

Açıklamada, yurt içinde terörün tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik Eren Abluka operasyonlarının, vatandaşların desteğiyle inançlı ve kararlı şekilde başarıyla devam edeceği vurgulandı.

“Temizleme 2 Operasyonu”nda 5 gözaltı

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca haklarında gözaltı kararı verilen ve eylem hazırlığı içinde oldukları tespit edilen 5 şüphelinin yakalanması için İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri tarafından çalışma başlatıldı.

Şüphelilerin 2015 ve 2016 yıllarında terör örgütü adına araç kundaklama, molotoflu ve taşlı saldırı olaylarına karıştıkları ve bu nedenle terör örgütü üyeliği suçlarından işlem gördükleri belirlendi. Zanlıların adreslerine şafak vakti “Temizleme 2” adı verilen operasyon düzenlendi. Eş zamanlı baskınlarda bazı adreslere “koçbaşı” kullanılarak girildi. Dron destekli operasyona yaklaşık 250 polis katıldı.

Özel harekat polisleri de operasyon yapılan bölgelerdeki sokakların giriş ve çıkışlarında uzun namlulu silahlarla önlem aldı. Operasyonda, şüpheliler C.A.T, A.Ç, D.G, F.S. ve A.T. gözaltına alındı. Adreslerde, bir teröristin fotoğrafının olduğu kağıt parçası, bıçak ve çok sayıda doküman ele geçirildi.

Zanlılar, Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.

Mersin’de 28 Temmuz’da terör örgütü PKK/KCK’ya yönelik “Temizleme Operasyonu” operasyonu düzenlenmiş, 21 şüphelinin gözaltına alındığı çalışmada 4 şüpheli tutuklanmıştı. Aralarında HDP İl Başkanı Bedriye Kuş ile Akdeniz Belediyesinin 4 HDP’li Meclis üyesinin de bulunduğu 17 zanlı serbest bırakılmıştı.

Haber

Diyarbakır’ın tekstilde hedefi “pamuktan podyuma” uzandı

Arazilerinin yüzde 65’i sulanabilir tarıma uygun olan Diyarbakır, artan tekstil yatırımları ile hedef büyüttü. Kral Kızı ve Silvan barajlarının sulama etapları tamamlanırsa, kent önemli bir pamuk üreticisi konumuna gelecek. Böylece tarladaki pamuktan, moda devlerinin podyumlarına uzanan bir süreç Diyarbakır için başlamış olacak.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) öncülüğünde, DÜNYA 81 ildeki oda ve borsa başkanlarıyla ekonominin nabzını tutuyor. “Başkanlar Konuşuyor” söyleşi dizisinin bu haftaki konuğu Diyarbakır oldu. Diyarbakır TSO Başkanı Mehmet Kaya ile Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı Engin Yeşil, DÜNYA’nın sorunlarını yanıtladı.

Atıl tesisler istihdama kavuştu, çağrı merkezleri kuruldu

Mehmet KAYA DİYARBAKIR – TİCARET VE SANAYİ ODASI BAŞKANI

Uzun yıllardır oda bünyesinde Diyarbakır’a hizmet ediyorum. Ama açıkçası sanayi alt yapısı anlamında ilk defa ‘iyi bir noktadayız’ diyebiliyorum. Sanayide, tarımda, turizmde, lojistikte önemli mesafe kat ettik. Ancak sulama projelerinde pek yol alamadık. Doğrusu son 2 yılda hem Dicle Kral Kızı Barajı’nın sulama kanalları hem de Silvan Barajı ile ilgili ödenekler aktarılmasına rağmen henüz istenilen seviyeye ulaşılamadı. Türkiye’nin en büyük lojistik köyünü kuruyoruz. İhalesi yapıldı. Tekstilde bir mesafe kat ettik. Teşvikte 6. Bölgeyiz. Tekstil OSB’de 1. Etabı bitirdik. 66 fabrikanın 23’ü faaliyete başladı. Diğerleri 2023’ün ilk diliminde bitecek şekilde hızla devam ediyor. 2. Etap için çalışmalarımız var. Orası için şimdiden 90’a yakın başvuru var. Emek yoğun sektörlere uygun bir kentiz. Türkiye’de en genç nüfusa sahip 5 il arasındayız. Diyarbakır’da yaş ortalaması 24.2. Geçen yıl 23.2’ydi. Şanlıurfa’dan sonra en genç nüfusta 2’nciyiz. Bölge illerimizde yaş ortalaması 22 ile 24 arasında. 2 milyona yakın nüfusumuz var. Ailedeki fert sayımız, Türkiye ortalamasının üzerinde ve 5,6 olarak geçiyor. Ayrıca kentimizde 4 çağrı merkezi var. Birinin de alt yapısını oda olarak biz bitirdik. 1020 kişilik istihdamla açılacak. Fransız bir firma ile anlaşmamızı yaptık, eylülde atıl olan bir okulu alıp, “Atıl Tesisler İstihdama Kavuşuyor” projesini yaratarak destek aldık ve bitirdik. Hatta şimdiden 120 kişi evden çalışmaya başladı.

TEKSTİL OSB İÇİNDE, MODA TASARIM BÖLÜMÜ AÇACAĞIZ

Tekstil OSB’miz içinde Dicle Üniversitemizle Moda Tasarım bölümü açmak için çalışmalarımız var. Bizim 1500 metrekarelik 7 tane kuluçka fabrika dediğimiz yerimiz var. Tüm bunlar birleşince güzel bir iş çıkıyor. Merdiven altını öncelikle oraya taşıyacak fabrikaları yapıp kiraya verdik. Böylece kayıt altına alma, bu değeri ekonomimize kazandırma şansımız oldu.

ARSA BEDELİ SIFIRA YAKIN HESABINI BİLEN GELİR

Sanayide de önemli adımlar atıyoruz. Diyarbakır OSB’de 5’inci etabı yapıyoruz. 3 bin dönümlük Karacadağ OSB’de arsa tahsisine başladık. Silvan’da yine 3 bin dönümlük yeni OSB kuruyoruz. Bu ayın 11’inde Sanayi Bakanlığı’ndan yetkililer gelecek, arsa tespitine gideceğiz. Diyarbakır’a yatırım yapmak isteyen, hangi sektör olursa olsun ona uygun arsayı temin etme şansımız var. Batı’da arsa fiyatlarını biliyoruz. Diyarbakır’da Silvan OSB arsa bedeli 0’a yakın. Biri gelip orada 200 dönümlük bir arsayı ücretsiz alıp yatırımını yapabilecek. Yatırımcının gelmesi ile ilgili sorunumuz yok. Biz şöyle diyoruz: ‘Hesabınızı kitabınızı iyi yapın. Eğer ayakta kalacağınıza inanıyorsanız olduğunuz yerde durun, ama giderleriniz gelirlerinizi aşacaksa buraya gelin 6. Bölge’de arazisi bedava, eğitimli insan kaynağı olan yere yatırım yapın.’ Yatırım çağrısı yapmıyoruz, hesabını bilen zaten gelecektir.

GASTRONOMİMİZ ÇIKARILMAMIŞ PETROL GİBİ

Diyarbakır’ın gastronomisi henüz çıkarılmamış petrole benziyor. 48 coğrafi işaretli ürünümüz var. Odamızın Gastro İnovasyon kapsamında yaptığı merkez eylül ayında hizmete girecek. Şu anda tarihi merkezi restore ediyoruz. Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin mutfağını sergileme şansımız var.

KAHVE FESTİVALİ DÜZENLENECEK

Odamızın fuar alanı var. Fuar yapan ender odalardan biriyiz ve gerçekten bu konuda da güzel işbirlikleri yapıyoruz. 28-30 Ekim tarihlerinde kahve festivali düzenleyeceğiz. İstanbul ve Bodrum’dan sonra Diyarbakır da kahve festivali düzenlenen üçüncü kent olacak. Kahve kultürünün Mezopotomya’dan dünyaya yayıldığını onlara hatırlattık.

5 YILDIZLI OTEL SAYISI 7, YAKINDA 5 TANE DAHA EKLEYECEĞİZ

Diyarbakır TSO Başkanı Mehmet Kaya ile Diyarbakır TB Başkanı Engin Yeşil, Yönetim Kurulu Başkanımız Hakan Güldağ, Genel Koordinatörümüz Vahap Munyar, Yazı İşleri Müdürümüz Handan Sema Ceylan’ın sorularını yanıtladı. Başkanlar; “Şu anda Diyarbakır’da 5 yıldızlı 7 otel var. 2’si bitme, 3’ü de projelendirme aşamasında. Toplam yıldızlı otel sayımız 35. Bu neredeyse yıllık 2,5 milyon kişilik kapasite. Rakam 5 milyona çıkmalı. Havalimanımızın kapasitesi bu. Sun Express’le bir anlaşma yapmak üzeriyiz. En önemli markamız Mezopotamya” dediler.

Sulanabilir arazilerimiz yüzde 65 projeler biterse pamuk kenti oluruz

Engin YEŞİL TOBB YÖNETİM KURULU ÜYESİ VE DİYARBAKIR TİCARET BORSASI BAŞKANI

Diyarbakır, Türkiye’nin önemli tarım illerinden biri. Geçen sene kuraklık hat safhadaydı. Bu sene de yine belirli kesimlerde kuraklık var. Diyarbakır’da kuraklıktan önce yıllık 1 milyon 500 bin ton civarında buğday üretimi yapılıyordu. Bu sene beklenti 1 milyon 100 bin ton. Hem kuraklıktan dolayı hem de fazla gübre kullanılamamasından rakam düştü. Gübre fiyatları nerden baksanız yüzde 600 üzerinde artış gösterdi. Bundan dolayı 3-4 yıl önceki verimi yakalayamıyoruz. Türkiye’de yıllık buğday tüketimimiz yaklaşık 22 milyon ton diye biliyorum. Bu yıl beklendi Türkiye’de 19 milyon ton üretim olması. 3 milyon ton ithal etmek zorunda kalacağız. Sanayide kullandığımız buğday da yaklaşık 10 milyon tona tekabül ediyor. Onu da ithal edeceğiz. Diyarbakır’da 20 yılı aşkın süredir tamamlanamayan bir Silvan Projesi var. Proje tamamlanırsa 2 milyon 350 bin dönüm arazi daha sulamaya açılıyor. Hem ülkenin hem bölgenin hem de kentimizin ekonomisine çok büyük katkı sağlar. Ama maalesef çok yavaş ilerliyor. Kentimizde enerjiye dönük baraj projelerinin yüzde 95’i tamamlanmış durumda ama sulamaya yönelik projelerde yüzde 13’lerdeyiz. Şu anda Diyarbakır’da 1 milyon dönüm sulanıyor. Bizim 6 milyon dönüm arazimiz var yüzde 65’i sulanabilir arazi. Barajlar tamamlanırsa üretimde büyük fark olur. Hatta Diyarbakır pamuk kenti olur. Bugün Türkiye’de biz pamuğun yüzde 50’sini ithal ediyoruz. İthal ikamesi yaparız. Tekstilciler bunun farkında, İstanbul’dan yatırım için buraya geliyorlar. Şu anda burada 4 iplik fabrikası kurulmuş durumda. Pamuğu da yetiştirince Diyarbakır hammaddeyle entegre bir tekstil üssü olacak.

BUĞDAYDA İLK 3’TE MERCİMEKTE LİDER

Öte yandan Türkiye’de ilk sesi OSB Diyarbakır’da kuruldu. Şu anda orada 15 bine yakın besi hayvanımız var. TSO ile birlikte Ergani Çüngüş’te ikinci bir besi OSB açmayı düşünüyoruz. Diyarbakır, tarımın önemli bir merkezi olmaya devam edecek. Biz Türkiye buğday üretiminde ilk 3’teyiz. Mercimekte bazen birinci bazen 2’nci sıradayız. Mısırda 4’üncü, pamukta 3’üncüyüz. Ayrıca kadın kooperatiflerinin gelişmesi için de destek veriyoruz.

Haber

Hazır giyim ihracatında 16 aylık maraton ara verdi

Yener KARADENİZ/İSTANBUL

COVID-19 salgını, yıllık 500 milyar doları aşan dünya hazır giyim ihracatının tedarik zincirinde, önemli değişimlere yol açtı. Bu dönemde öne çıkan ülkelerden biri de Türkiye oldu. Gelişmelerin etkisiyle 2021 Mart ayından bu yana ihracatını bir önceki yılın aynı dönemine göre her ay sürekli artıran sektör, 16 ayın ardından ilk kez ihracatta gerileme yaşadı. Sektör ihracatı, temmuzda yüzde 4,1 gerileyerek 1 milyar 691 milyon dolardan 1 milyar 622 milyon dolara düştü. Düşüş oranı bir önceki ay olan hazirana göre ise yüzde 17’yi aştı. Geçen yılı 20 milyar 250 milyon dolar ile tamamlayan sektör temsilcileri, ana pazar AB’deki yavaşlamanın söz konusu gerilemede önemli bir etken olduğunu belirterek, küresel resesyona ilişkin gelişmelere bağlı olarak yılsonu için konulan 23 milyar dolarlık hedef tutturulamasa çok da gerisinde kalınmayacağını dile getirdi.

Bu yılın 7 aylık rakamlarına bakıldığında, sektör ihracatındaki artış hızının yavaşladığı görülüyor. İlk yarıda yüzde 14,4 olan ihracat artış hızı, Ocak-Temmuz döneminde yüzde 11,6’ya geriledi ve ihracat 12,4 milyar dolar oldu. Söz konusu rakam ile hazır giyim ve konfeksiyon ihracatının genel ihracat içindeki payı yüzde 8,6 olarak gerçekleşti. Bu oran 2019 yılında yüzde 9,9, 2020’de yüzde 9,3 ve 2021’de ise yüzde 9 olmuştu.

En belirgin düşüş İspanya’da 7 aylık dönemde en fazla ihracat gerçekleştirilen ülke 2,2 milyar dolar ile Almanya oldu. Onu 1,6 milyar dolar ile İspanya, 1,2 milyar dolar ile İngiltere, 1 milyar dolar ile Hollanda, 688 milyon dolar ile Fransa ve 600 milyon dolar ile de ABD izledi. Temmuz ayı özelinde bakıldığında ise söz konusu pazarlardan İspanya’ya gerçekleştirilen ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 17 gerileyerek 220 milyon dolara düşerken, İngiltere’ye yapılan ihracat yüzde 12 düşerek 166 milyon dolara ve ABD’ye yapılan ihracat da yüzde 4,2 düşerek 77 milyon dolara geriledi. Diğer ülkelerde ise artış sınırlı gerçekleşti. Almanya, 306 milyon dolar ile Temmuz ayında en fazla ihracat gerçekleştirilen ülke oldu.

Parite darbesi hissedildi

TİM Başkanlığını da yürüten İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Mustafa Gültepe, sektör ihracatının yüzde 70’inin AB’ye gerçekleştirildiğine dikkat çekerek, “Bölgeye Euro ile ihracat yapıyoruz. Buradaki düşüşün en büyük sebeplerinden biri paritedir. Pariteden dolayı bir düşüş yaşandı. Aslında en kötü başa baş noktasını yakalama potansiyelimiz vardı. Kimse 2022’ye başlarken Euro/ dolar paritesinin 1,3’ten eşitleneceğini tahmin etmiyordu. Temmuzda 1’in altına kadar düştü. Şu an 1,01-1,02 civarında dönüyor. Paritedeki gerilemenin en büyük etkilerden biri de hazır giyim ihracatında görüldü. Beklentimiz paritenin yeniden en az 1,1 seviyesine çıkması. İkinci konu da AB’deki siparişlerde yaşanan yavaşlama. Umuyoruz ki resesyon gerçekleşmez. Gerçekleşirse en kötü 23 milyar dolarlık hedefin yüzde 5 gerisinde kalırız” ifadelerini kullandı.

Markalar stoklarını azaltıyor

Özak Tekstil Grup Başkanı ve İHKİB Başkan Yardımcısı Urfi Akbalık da, hem ABD hem de AB’de yaşanan yavaşlamanın söz konusu gerilemede önemli etken olduğunu aktardı. Akbalık, “Markaların stoklarında yavaşlama var. ABD ve AB’de gerçekleşmesi olası resesyon korkusu ile markalar daha az stok yapmaya başladı. Özellikle ABD pazarında bu daha fazla hissediliyor. Daha önce stoğa mal alıyorlardı. Onu durdurdular. Ayrıca yaz ayları ihracatın yavaşladığı dönemlerdir. Ağustos ve eylülde de yavaşlama olacak. Son çeyrekte yeniden bir toparlanma bekliyoruz. İkincisi de paritenin etkisi. Maliyetlerimiz dolar, gelirimiz Euro. Şimdi bire bir seviyesine geldi. Maliyet tutturmakla ilgili sıkıntı var. Ancak yine de yılsonu için koyduğumuz 23 milyar dolar hedefi koruyoruz. Resesyon riskine karşı yüzde 5’lik bir sapma olabilir” dedi.

Denizli’nin tektil ve hazır giyim- konfeksiyon ihracatında geçen yılın temmuz ayına göre yüzde 11 dolayında azalma yaşandığını söyleyen Denizli İhracatçılar Birliği Başkanı Hüseyin Memişoğlu ise, Avrupa ve ABD’deki talep daralmasının ihracat kanadında hissedilmeye başladığını belirterek, “ İhracatımızın lokomotifi konumunda bulunan ve ev tekstilinin de içinde bulunduğu hazır giyim-konfeksiyon sektörü talep azalmasından etkilenen sektörlerin başında yer alıyor. Öte yandan Ocak-Temmuz 2021 döneminde 1,20 seviyelerinde izleyen parite, 2022’nin aynı döneminde 1,08’e gerilemiş durumda. Temmuz ayı ortalaması ise bu sene 1,0181 oldu. İhracatımızın yarıya yakınının Euro cinsinden olduğunu göz önüne aldığımızda, Euro/Dolar’da yaşanan gerilemenin ihracatımızı etkilediğini söyleyebiliriz” dedi.

Resmi rakamların yerini bavul doldurdu

Temmuzda dikkat çeken bir diğer gelişme ise Rusya pazarında yaşanan düşüş oldu. Ülkeye genel ihracat geçen yılın aynı dönemleriyle kıyaslandığında; 7 aylık dönemde yüzde 13, temmuzda ise yüzde 63 artarken, hazır giyim ihracatında gerileme yaşandı. Sektör ihracatı 7 aylık dönemde yüzde 10,1 düşerken temmuzda ise düşüş hızı yavaşladı ve yüzde 3,1’e düştü. Oysa Rusya’nın Ukrayna’ya savaş açması sonrası AB ve ABD’li hazır giyim devleri ülkedeki operasyonların durdurmuş ya da çıkmıştı ve bu durumun Türk markalarının ülkeye ihracatının artması sonucunu doğuracağı belirtilmişti. Urfi Akbalık, markaların henüz tam olarak ülkeden çıkmadığını, öte yandan resmi olmasa da bavul ticaretinde önemli artışlar yaşandığını belirtti. Akbalık, çıkan markalara yönelik paralel ithalatında ülkeye ihracatı sınırlayan bir diğer faktör olarak öne çıktığını anlattı.

Haber

Bakanlık, arazi tahsisinden 3,4 milyar gelir sağlayacak

Arazi tahsisi ile ilgili yasa ve uygulamada yapılan değişiklikler ile arazi tahsisi almak isteyenlerden arazinin büyüklüğü ve üzerinde yapılacak yatırımın toplam değeri üzerinden altyapıya katılım payı alınıyor. Bu miktar tahsise çıkarılan alan için yapılacak ihalede başlangıç miktarı olarak belirleniyor. Açık artırma şeklinde yapılan ihalede açılış fiyatı üzerine en yüksek fiyatı veren tahsisi alıyor. Bu durumda bakanlığın tahsislerden elde edeceği gelir üç milyarın da üzerine çıkabilecek.

Tahsise çıkarılan araziler içinde altyapı katılım bedeli en yüksek olan yer Belek’te. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un sahibi olduğu Maxx Royal ve Voyage oteline yakın arazi için 500 milyon katkı payı isteniyor.

Katkı payı en yüksek ikinci yer de Kemer’deki NG Faselis’in olduğu yerin bitişiğindeki yer. Burası için de 250 milyon katkı payı isteniyor.

Katkı payı en yüksek olanlardan biri de Bodrum Türkbükü’ndeki arazi. Burası için de 250 milyon TL isteniyor. Bunlar başlangıç fiyatları. İhalede bu rakamın üzerine de çıkılabilir. Katkı payı bedelinin en düşük olduğu yer Ordu’da yayla turizmi amaçlı kullanılan alanda. Yayla turizmi amaçlı arazi tahsisleri için bir milyon TL katkı payı isteniyor.