Haber

‘İhracat değil yatırımla gelin, birlikte büyüyelim’

HİLAL SARI

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nun (DEİK) ev sahipliğinde gerçekleşen “Türkiye ve Afrika’nın Dayanıklılığı: Geçmişteki Zorluklar ve Yeni Ortaklıklar” başlıklı webinarda ikili ticaretin mevcut durumu, COVID-19 sonrası ekonomik işbirliğinin önemi ve ‘Kazan-Kazan’ stratejisiyle gerçekleşecek yatırımların Türkiye ve Afrika’ya sağlayacağı fırsatlara dikkat çekildi.

’Adana, Bursa fabrikası Afrika’ya yetmeyecek’

Kenya, Cezayir, Ruanda, Zambiya ve Fildişi Sahili Büyükelçilerinin, Ruanda ve Güney Afrika Büyüklelçilik Maslahatgüzarlarının katıldığı toplantıda Türkiye’nin Afrika ile ticaretinin yüzde 35’ini oluşturan yedi ülke Türk iş insanlarına verilen en önemli mesaj ise, ikili ticaretin sadece ihracatla değil doğrudan yatırımlarla büyümesi gerektiğiydi. Ruanda Büyükelçisi B.N. Williams Nkurunziza kıta nüfusunun 2050’de 2,5 milyar olacağını belirterek “Adana, Konya ve Bursa’daki fabrikalar Afrika’ya yetmeyecek. Bu nedenle Türk şirketler Afrika’da büyümeli” dedi. Afrika Diplomatik Misyonu Duayen Cibuti Cumhuriyeti Büyükelçisi Sayın Aden Houssein Abdillahi ise “Afrika çok değişti. Yeni dinamik tüm kıtayı değiştiriyor. Siyaset, şirketler ve expat’ler atık Afrika ekonomilerine önem vermek zorunda. Türkiye’den ihracatın devamlı artmaya devam etmesini bekleyemeyiz. Şimdi birlikte inşa etme zamanıdır ve Afrika’ya doğrudan yatırımlar yapılmalıdır.” diye konuştu.

Toplantıda 18 yılda 4 katına çıktığı belirtilen ikili ticaretin 22,4 milyar dolarda olduğu ve COVID-19 nedeniyle özellikle sağlık ve gıda güvenliği alanlarında acil yatırımlar gerektiği vurgulanırken, her ülkenin Büyükelçilik yetkilisi kendi ekonomisi özelinde hangi alanların birer fırsat olarak öne çıktığına ilişkin çok kıymetli bilgiler verdi.

‘OSB kültürümüz Afrika’ya destek olur’

DEİK Başkanı Nail Opak, uluslararası kuruluşların Afrika’ya ilişkin büyüme öngörülerinin geçmişe takılı kaldığını söyleyerek “Bundan sonraki süreçte uluslararası kuruluşların beklentilerinin üzerinde büyümeler geleceğini öngörüyoruz” dedi ve Türkiye’nin Afrika’ya deneyimiyle kalkınmasına destek olabileceği ‘Kazan-kazan’ fırsatlar yaratacak alanları şöyle sıraladı: “Güçlü organize sanayi bölgesi (OSB) kültürünün Afrika’yla paylaşılması, Türkiye’nin özel-kamu işbirliği projelerindeki deneyimlerinin kıtaya aktarılması, tarım alanındaki fırsatlar, liman ve havaaalanı işletmeleri, sanayi tecrübesi ve ticaret bakanlığınca Afrika’da beş lokasyonda planlanan lojistik projeleri.”

Bakanlık üç alan tespit etti: Medikal, hijyen ve tarım

Ticaret Bakanlığı’ndan Uluslararası Anlaşmalar ve AB İşleri Genel Müdürlüğü Sahra Altı Afrika Ülkeleri ile İlişkilerden Sorumlu Bölüm Başkanı Sayın Sinan Gültekin ise COVID-19 nedeniyle ilk beş ayda Afrika’yla ticaret hacminin yüzde 15 azaldığını ancak bazı ülkelerde hacmin arttığını söyledi. Bakanlık olarak dış ticaret, gümrük, lojistik ve taşımacılık alanında aldıkları önlemlerle Afrika ve Türkiye arasındaki mal ticaretinin akmaya devam etmesi için çalıştıklarını aktaran Gültekin bakanlığın Afrika’daki acil ihtiyaçlar doğrultusunda “medikal ekipman, hijyenik ürünler ve tarım ürünlerini” yatırım açısından fırsat alanı olarak tespit ettiklerini belirtti.

THY’nin önemine vurgu

Webinarda Türk Hava Yolları’nın kıta ile olan ticaretteki önemine de vurgu yapıldı. THY’nin 38 Afrika ülkesinde 60 destinasyona uçtuğunu belirtilirken, webinarın moderatörlüğünü yapan İstanbul Üniversitesi Öğretim Görevlisi Uğur Erdoğan “Afrika’da ikinci sıradaki hava yolu sadece 34 destinasyona uçuyor, yani THY en yakın rakibinin iki katı noktaya ulaşıyor. Pandemi sürecinde bu Türkiye için önemli bir artı oldu” dedi. Kenya’dan bir örnek veren Erdoğan, “Şu anda Kenya’ya yolcu uçağı uçmuyor. Ancak Johannesburg ve Madagaskar çıkışlı iki THY kargo uçağı Nairobi’ye taze çiçek almaya uğradı” dedi ve hava kargonun miktar olarak az görünse de dünya ticaretinin yüzde 35’ini taşıdığını hatırlattı.

Hangi alanlarda fırsat var?

DEİK ve bakanlık yetkililerin ve büyükelçilerin başlıca dile getirdiği teşvik alan veya öne çıkan sektörlerden bazıları şöyle: Medikal ekipman, hijyenik ürünler, tarım ürünleri, endüstriyel tarım, altyapı, lojistik merkezleri, enerji, gayrimenkul, gıda, besicilik, ormancılık, kerestecilik, ilaç sektörü, taze ürünler, finans (Türk bankalarının Afrika’da olmamasına da dikkat çekildi).

Haber

Bayram turizmi de alternatife kaydı butik oteller doldu

SELENAY YAĞCI

Turizmde bu yıl Kurban Bayramı geçen yıla göre buruk geçecek. Bayramda otellerin yüzde 40’ı açık olmasına rağmen doluluklar geçen yılın altında kaldı. Geçen yıl dolulukta yüzde 100’e ulaşılırken bu yıl oran yüzde 30 ila 60 arasında seyrediyor. Öte yandan iç turizm hareketi kiralık evlere, yatlara hatta çadır kamplarına yöneldi. Butik oteller, artan fiyatlara rağmen doldu. Özellikle açılışını bayram haftasına erteleyen resort oteller ve yüksek yıldızlı oteller ise doluluklar istenilen seviyede değil.

Tatilcinin fiyatlardan ziyade hijyene dikkat ettiğini kaydeden turizmciler, tatil için özel araçlarla yakın yerlerin tercih edildiğini belirtiyor. Açık otellerin fiyatları geçen yılla aynı seyrederken, butik oteller, kiralık ev fiyatları ortalama yüzde 40 arttı. Tur operatörleri bu yıl yaklaşık 1 milyonluk bir tatil hareketi olacağını ifade ediyor.

Kozluyalı Glamping’in İşletmecisi Mehmet Duru, “Bayramda tam doluyuz” dedi. Tekne kiralamaya olan talebin geçen yıla göre 2 kattan fazla arttığını açıklayan Viravira CEO’su Emre Küçüközkan, “Bu yıl Kurban Bayramı döneminde son dakika rezervasyonları da sıklıkla yapıldı” dedi. TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, açık olan otellerin bayramı dönemindeki doluluklarının iyi durumda olduğunu belirterek, “Kiralık villa ve butik otellerin dolulukları temmuzun başından bu yana yüzde 100’lerde. Yat kiralamalarına gibi özel tatil yapılabilecek bütün seçeneklere talep arttı. Yüksek yıldızlı tesislerin olduğu yüksek kapasiteli bölgelerdeki doluluklar hala istenilen seviyede değil” diye konuştu. Bayram rezervasyonlarında ciddi bir artış olduğunu kaydeden Jolly Tur Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar, “Geçen yılki bayramdan düşük seviyede kalıyor çünkü tesislerin tamamı henüz açılmadı. Amatalepte geçen yıla yakın bir artış var” dedi. Tatilsepeti Genel Müdürü Koray Küçükyılmaz, bayram döneminde, tesislerin geçen yıl ki kadar dolu olacağını düşünmediklerini, son güne kadar, her kitleye göre tesis bulmanın mümkün olacağını belirtti. Bayram satışlarında özellikle son 10 günde bir artış olduğunu söyleyen Sianji Well-Being Resort Kaplıca Bodrum Hotel Yönetim Kurulu Başkanı Recai Çakır, şuan Bodrum’da otellerde bayram haftası doluluğunun yüzde 50 bandında olduğunu, beklentinin son dakika rezervasyonlarıyla yüzde 80’e çıkması olduğunu söyledi. Hilton Dalaman Sarıgerme Resort and Spa Genel Müdürü Tunç Batum ise bayram rezervasyonlarında gözle görünür bir artış olduğunu, yerli turistin çoğunun devamlı müşteri olduğu ve çoğunluğunun kendi araçlarıyla seyahat etmeyi tercih ettiğini söyleyerek, otelin doluluğunun yüzde 60 civarında tutacaklarını kaydetti. Dedeman Turizm Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Banu Dedeman, “Geçen yıl bayrama bir ay kala neredeyse bütün rezervasyonlar bitti. Bu yıl rezervasyonlar geç başladı. Doluluk yüzde 40 olacak” dedi.

Uçak bileti de kiralama da arttı

Enuygun.com’a Kurban Bayramı’nda uçak bileti aramaları yüzde 66, otobüs bileti aramalarında ise yüzde 51 arttı. Enuygun.com CEO’su Çağlar Erol, tatilcilerin birçoğunun 27-30 Temmuz arası ile bayram tatilini birleştirdiğini söyledi. Enterprise Türkiye CEO’su Özarslan Tangün, bayram döneminde talebin arttığını dile getirdi. Yolcu360 ise bayram dönemi için ekosisteminde bulunan araçların yüzde 99’unu kiraladı. Bu bayram yaklaşık 10 bin kiralık araç ile yollarda olacak Yolcu360’ı ortalama 40 bin kişi tercih etti.

Haber

Madencilerden ‘yeni yasa’ çağrısı

ERKAN ÇAKAN

Türkiye maden sektörü üretim ve ihracatta kan kaybediyor. Yılın ilk yarısında yüzde 13 daralma yaşayan sektör, globalde yeniden atağa geçmek için, salgın nedeniyle ötelenen yeni Maden Yasası’nın bir an önce çıkması için hükümete çağrıda bulunuyor.

Bilindiği gibi yeni Maden Yasası uzun süredir sektörün gündemindeki en önemli konulardan biri. Aslında ilgili yasanın geçen mart ayında çıkarılması planlanıyordu. Ancak salgın nedeniyle süreç uzadı. Yeni bir tarih de verilmedi. Madencilerin en önemli beklentisi, yeni Maden Yasası’nın sektörün talepleri de dikkate alınarak bir an önce çıkarılması. Yeni yasanın sektör için elzem olduğunu vurgulayan sektör temsilcileri, bu sayede global pazarda rekabet güçlerini geri kazanabileceklerini ve ihracatta hızlı yükselişe geçebileceklerini savunuyor.

İhracat 1.85 milyar dolara geriledi

Salgın nedeniyle maden sektöründe mart-nisan-mayıs ayında yaşanan daralma haziran ayıyla birlikte gerilemeye başladı. Bu yılın ilk beş aylık döneminde maden sektöründe geçen yılın aynı dönemine oranla miktar bazında yüzde 10.6 düşüşle 9. 97 milyon ton, değer bazında yüzde 15’lik düşüşle 1.53 milyar dolar ihracat gerçekleşti. Doğal taş sektöründe ise miktar bazında yüzde 26’lık düşüşle 2.1 milyon ton, değer bazında ise yüzde 20 düşüşle 595 milyon dolar ihracat yapıldı. Haziran ayında madencilerin yurt dışı satışlarında daralma hız kesse de 2020’nin ilk yarısında sektör yüzde 13 daralma yaşadı. 2019’un ilk yarısında 2.1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirilirken bu rakam 2020’nin aynı döneminde 1.85 milyar dolarda kaldı.

Sanal ticaret heyeti programları hızlandı

Madenciler, Güney Kore, Güney Amerika, Avustralya, Hindistan, Çin gibi pazarlara yönelik ihracatını artırmayı hedefliyor. Sektör olarak tedarik zincirinde yaşanan kırılma ve değişimi kendi lehlerine çevirmek için dijital kanalları aktif bir şekilde kullandıklarını da söyleyen TİM Maden Sektör Kurulu Başkanı ve İstanbul Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Dinçer, pandemi öncesi ülke ziyaretleri şeklinde gerçekleştirdikleri ticaret heyetlerini sanal ortama taşıdıklarını söyledi.

Dünyada ekonomik olarak gelişmiş ülkelerde GSMH’da madenciliğin payı çok yüksek olduğunu belirten Aydın Dinçer, Türkiye’de bu rakamın yüzde 1’in altında olduğunu vurguladı. Bu oranın yükseltilmesinin ülke gelişimine büyük katkı sunacağını ifade eden Dinçer, “Madenciliğe yatırım, ruhsat güvencesi ile artacak. Sektöre finansman desteği sağlanmalı ve uygun, uzun vadeli yatırımı kapsamalı. Madenlerin aranması, keşfedilmesi ve üretimi için gerekli bürokratik izinlerin hızlı ve zamanında verilmesi dünya madencilik sektöründe ön sıralara yükselmemizi sağlayacak” dedi.

Ortak taslak metin açıklandı

Geçtiğimiz hafta İzmir’de bir araya gelen madenciler ortak bir taslak hazırlayarak, kanun için öneride bulundular. Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı Mevlüt Kaya, hazırlanacak yeni Maden Kanunu çalışmalarında tüm sektör STK’ları olarak imza altına aldıkları metinle ilgili şu bilgileri verdi: “Yeraltı kaynaklarımızın korunarak ruhsat güvencesinin sağlanması, Kanunun amaçları arasında yer almalı, Madencilik sektöründen elde edilen devlet gelirinin artırılması için, sektörden alınan vergi ve devlet hakkının artırılması yerine, yatırım ve üretimi artıracak, istihdamı artıracak düzenlemeler olmalı. Uluslararası uygulamalarda olduğu gibi ulusal maden kaynak rezerv raporlama sisteminin, yatırımcının ihtiyacına bağlı olarak borsada işlemleri, banka kredisi gibi benzeri durumlarda işletilmesini sağlayarak zorunluluk olmaktan çıkarılmalı, dünya ülkelerindeki gibi gönüllülük esasında olmalı, Ruhsat düzenlendikten sonra, diğer kurum ve kuruluşlar tarafından getirilecek olası kısıtlamalar karşısında, Maden Kanunu’nda, ruhsat hukukunu koruyan ve olası dış etkilere karşı ruhsat güvencesini kesin olarak sağlayan düzenlemeler yapılmalı. Ruhsat ve izin işlemleri öngörülebilir sürede sonuçlandırılmalı, süreç şeffaf olmalı.”

Burdur’daki 5 Çinli madenciden 4’ü işi bıraktı

Çinli madenciler, Türk firmalarla rekabet edemeyince Burdur ve Batı Akdeniz bölgesinde faaliyette bulundukları mermer ocağı işletmeciliğini terk ettiler. Burdur Mermer ve Madenciler Yardımlaşma Dayanışma Derneği Başkanı Hakkı Arslan, kente 5 yıl önce mermer ocağı işletmek üzere gelen Çinli firmanın başarılı olamayıp işletmeleri bırakıp gittiklerini söyledi. Arslan, “Bölgemizde mermer ocağı işleten Çin sermayeli firmalar işletmecilikte başarılı olamadı” diyerek, “Çin sermayeli 5 firmadan 4>ü bölgedeki çalışmalarını bırakıp gittiler. Mermer ve doğaltaş işletmeciliğinde biz daha iyisini yapıyoruz. Son 5 yılda pek çok kez Maden Yasası değişti. Bu değişime Çinli firmalar ayak uyduramadı. Çinli firmaların Türkiye’de son 10 yılda mermer işletmeciliğindeki başarı oranı yüzde 10 civarında” iddiasında bulundu.
(FİKRİ CİNOKUR)

TMMOB’dan taslak kanuna tepki

Sektörünün görüşüne sunulan yeni Maden Yasası, TMMOB Maden Mühendisleri Odası’nın da gündeminde. Geçtiğimiz günlerde bir araya gelen TMMOB üyeleri, yasa taslağını değerlendirerek, taslağın Türkiye madencilik sektörü için somut iyileştirme öngörmediğini ve uluslararası büyük madencilik şirketlerinin etkisi altında hazırlandığını ileri sürdü. Taslakta, ulusal madencilik politikasının ve kamu çıkarlarının yer almadığını, küçük ve orta ölçekli madenciliğin görmezden gelindiği iddia edildi.

Sektörün yeni Maden Yasası’na yönelik 5 önemli beklentisi

1- Maden ruhsat bedeli ve devlet hakkının makul seviyelere düşürülmesi

2- İşletilmeyen ruhsatlardan devlet hakkı alınmaması.

3- 3213 sayılı Maden Kanunu ile getirilen idari uygulamalardan kaynaklı maddi cezalar çok ağır olup yeni kanun çalışmalarında bu cezaların da makul seviyelere çekilmesi ve düzenlemenin ceza değil uyarı öncelikli olması.

4- Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün tüm işlemlerde “22/A-Vergi borcu yoktur” yazısı istemesinden kaynaklanan uzun işlem sürelerinin sorun olmaktan çıkması için, bu yazının istenmemesi.

5- Orman izin süreçlerinin hızlandırılması ve arazi kullanım bedellerini makul seviyelere çekecek düzenleme yapılması.

Haber

Kadınların iş yeri sahipliği pandemi döneminde arttı

İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (İSTESOB) Başkanı Faik Yılmaz, “İstanbul’da esnaf sayısı içinde yüzde 17 olan kadın esnaf oranı, son 6 ayda yüzde 19’a yükseldi. İstanbul’da kadın iş yeri sahibi sayısı 5 bin 418 artarak 42 bin 538’e yükseldi.” dedi.

Bu yılın ilk 6 ayında İstanbul’da açılan iş yeri sayısının, 2019 yılında açılan iş yeri sayısını şimdiden geçtiğini aktaran Yılmaz, “1 Ocak – 30 Haziran arasında İstanbul’da 24 bin 883 iş yeri açılırken, 3 bin 921 iş yeri kapandı. 2019 yılında toplam 23 bin 552 yeni iş yeri açılmıştı. Salgının bütün yıkıcı etkilerine rağmen, iş yeri açılışında rekor kırıldı. Bu durum, ülke ekonomisinin temellerinin ne kadar sağlam olduğunun gösterir.” ifadelerini kullandı.

Salgın nedeniyle ciro kaybına uğrayan esnafın da bu sürede Esnaf Destek Kredisi ile dükkanını ayakta tuttuğunu anlatan Yılmaz, “Geçtiğimiz yıla oranla iş yeri açan esnaf sayısı yüzde 50 arttı. Devletimizin verdiği kredi desteği esnafa can suyu oldu.” dedi.

“Kredi desteği, yeni iş yeri açmak isteyenler için de fırsat oldu”

Yılmaz, en çok COVID-19 vakasının tespit edildiği İstanbul’da ticaret hayatının yeniden canlandığını dile getirerek, sokağa çıkma kısıtlamalarının, bazı iş yerlerinin salgın tedbirleri kapsamında geçici olarak kapatılması nedeniyle esnaf ve sanatkarın 3 ay süreyle zor bir süreç geçirdiğini hatırlattı.

Yılmaz şu açıklamayı yaptı:

“Esnaf Destek Paketi sayesinde esnaf ve sanatkarımız kepenk indirmedi. Düşük faizli kredi desteği ise bu sürede esnafın borcunu ödemesine imkan sağladı. Kredi desteği, yeni iş yeri açmak isteyenler için de fırsat oldu.

Bazı sektörler için KDV tevkifatı ile SGK primlerinin nisan, mayıs ve haziran ayı ödemeleri 6 ay süreyle, son olarak 30 Haziran 2020 ve öncesi Halkbank ve Esnaf Kefalet Kooperatiflerinden kullanılmış olan kredi borcu ödemeleri ertelendi. Bu kararlar esnafa nefes aldırdı. Esnafa düşük faizli kredi desteğinin devam etmesini istiyoruz.”

Yılmaz, tarifeleri meslek kuruluşlarınca belirlenen ekmek ve su gibi temel gıda maddelerine salgın sürecinde zam yapılmadığını sözlerine ekledi.

“Esnafımız bu sürede işçi çıkarmadı”

Yılmaz, işletme sahiplerinin kredi desteğinden yararlanmak için esnaf ve sanatkar olduklarını belgelemeleri gerektiğini anımsatarak, “Düşük faizli kredi desteğinden yararlanmak isteyen kayıt dışı faaliyet gösteren işletmeler de Esnaf Sanatkar Sicil Müdürlüğü’ne gelerek tescil işlemlerini yaptılar.” bilgisini verdi.

233 bin 606 esnaf ve sanatkarın faaliyet gösterdiği İstanbul’da salgın tedbirleri kapsamında 67 bin 843 esnaf ve sanatkarın iş yerinin tamamen veya kısmen 3 ay süreyle kapandığını belirten Yılmaz, “Yeni normalleşme dönemiyle İstanbul’da esnaf ve sanatkar salgın öncesi günlere dönmeye başladı. Esnafımız bu sürede işçi çıkarmadı. Düşük faizli kredi desteği, Kısa Çalışma Ödeneği ve bazı vergi borçlarının ertelenmesi, esnafımızın bu dönemi az hasarla atlatmasına yardımcı oldu.” değerlendirmesini yaptı.

Salgında esnafa ilgi arttı

Yılmaz, salgın sürecinde her 100 vatandaştan 59’unun alışverişlerinde esnafı tercih ettiğini dile getirdi.

Bakkal, fırın, manav ve kasapların vatandaşlar tarafından en çok tercih edilen esnaflar olduğunu belirten Yılmaz, “Esnafımız, yine zor günlerde halkımız için güvenli alışverişin adresi oldu. Bu ilginin salgın sonrasında da devam etmesini istiyoruz.” dedi.

Yılmaz, “Temastan kaçınma, sokağa çıkma kısıtlamaları gibi nedenlerle fiziksel ticaret durma noktasına gelirken e-ticarete olan ilgi arttı. Bu durum büyük oranda dükkandan satış yapan esnaf ve sanatkarı olumsuz etkiledi ama esnafımız bu duruma adapte olmaya başladı. Esnaf da artık e-ticaret üzerinden ürünlerini pazarlamaya başladı.” bilgilerini verdi.

Esnaf yerli üretime yöneldi

Yılmaz, Türkiye’nin her alanda başlattığı yerli üretim hamlesine İstanbullu esnafın da katıldığını belirterek, salgın döneminde yerli üretimin yüzde 35 arttığını hatırlattı.

Yılmaz sözlerini şöyle sürdürdü:

“Başta giyim atölyeleri, tekstil, tuhafiye, mobilya, ayakkabı üreticileri, sayaçlar, gıda sektörü olmak üzere esnaf sanatkar yerli ürünlere yöneldi. KOSGEB’in ve kooperatiflerin yerli ve milli üretime verdiği destek sayesinde imalat atölyelerinin sayısı artıyor. Kur farkı nedeniyle esnaf daha fazla ihracat yapmaya başladı. Ev hanımları üretime katıldı. İstanbul’da esnaf sayısı içinde yüzde 17 olan kadın esnaf oranı, son 6 ayda yüzde 19’a yükseldi. İstanbul’da kadın iş yeri sahibi sayısı 5 bin 418 artarak 42 bin 538’e yükseldi.

“Esnafımız ülke ekonomisine ve Türk lirasına güveniyor. Hükümetin istihdamı teşvik eden, üreticiyi destekleyen politikaları sayesinde esnaf ve sanatkar geleceğini daha iyi görebiliyor. Ülkemiz, her alanda kendi kendine yetebilen bir ülke olduğunu bu zor günlerde gösterdi.

Tüm dünya Türkiye’nin salgın sürecini nasıl başarıyla yönettiğine şahit oldu. Ülkemizin sağlık sisteminin başarısı ortada. Aynı şekilde koruyucu ekipmanların üretilmesi ve vatandaşa ulaştırılması konusunda hiçbir sorun yaşanmadı. Bu da üretim sektörünün güçlü yapısını ve yeni şartlara ne kadar hızlı adapte olabildiğini bir kez daha ispatladı. Salgın sonrası yeni dönemin parlayan yıldızı Türk ekonomisi olacaktır.”

Kaynak: AA

Haber

TGC: İstanbul Sözleşmesi korunmalı ve ivedilikle uygulanmalı

İSTANBUL – Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Kadın Gazeteciler Komisyonu kadına karşı şiddeti önlemek için 1 Ağustos 2014 yılında imzalanan İstanbul Sözleşmesi’nin ivedilikle uygulanmasının, medyanın da bu konuda üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesinin önemine dikkat çeken bir açıklama yaptı.

Açıklamada “İstanbul Sözleşmesi, kadına karşı şiddet, ev içi şiddet, toplumsal cinsiyete dayalı şiddete ilişkin en kapsamlı tanımlamaları yapması, güvence altına aldığı hakların yerine getirilmesi, hiçbir ayrımcılık yapılmayacağını düzenlemesi bakımından vazgeçilmezdir. İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili gazeteciye düşen sorumluluk ise kadına yönelik şiddet haberlerinde, köşe yazılarında sözleşmenin ilgili maddelerine atıfta bulunması, uygulamadaki eksiklerin giderilmesi yönünde öncü misyonu üstlenmesidir.” denildi.

Medyanın erkeği koruyan dilinin, cinayetlerdeki ve kadına yönelik şiddetteki rolünün de vurgulandığı açıklamada şu noktalara işaret edildi:

“Gazetecinin sorumluluğu haberlerde işlenen suçu gerekçelendirmek değil, suçun ilgili yasa ve sözleşmeler çerçevesinde ele alınmasını sağlamaktır. Kadına yönelik cinayet ve şiddet haberlerinde salt failin ifadelerine dayanarak ve olayın tüm detaylarıyla anlatımı, katillerin değil, öldürülen kadınların fotoğraflarının kullanımı, şiddetin pornografisinin üretimine yol açmaktadır. Gazeteci şiddetin pornografisinin üretiminden kaçınmakla sorumludur.”

Açıklamada, 1995’te Pekin’de yapılan 4. Dünya Kadın Konferansı’nda kadınlarla ilgili 12 kritik alandan biri ilan edilen medyaya çağrıda bulunuldu:

· “Türkiye’nin de altına imza attığı Birleşmiş Milletler Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin 19 no’lu tavsiye kararında ‘Medyanın kadınlara duyulan saygıyı teşvik etmesi ve kendisinin buna saygı duyması için etkin önlemleri alması gerektiği’ belirtilmektedir.

· Avrupa Sınır Ötesi Televizyon Sözleşmesi’nin program hizmetlerinin insan onuruna ve temel insan haklarına saygılı olmasından yayıncıyı sorumlu tutan ilgili maddeleri unutulmamalıdır.

· Bu çerçevede Türkiye’nin ilk imzacısı olmak ve adını vermekle gurur duyduğu İstanbul Sözleşmesi, kadına ve ev içi şiddete karşı medya için de alınacak tutum ve habere yaklaşım konusunda temel bir yol haritası niteliğindedir.

· Sözleşmenin şartlarının uygulanabilirliği bile tam olarak hayata geçirilmemişken ‘uygulamadan kaynaklı sorunların’ var olduğu iddiası gerçekçi değildir.

· Medyanın bir bölümünün kendi gücüne sığınarak sözleşmeyle ilgili aykırı nitelikteki ‘toplumun hassas değerlerini zedelediği, yuva yıktığı gibi ‘subjektif görüşleri ‘genel doğru’ gibi sunması Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesine aykırıdır.

· Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Kadın Gazeteciler Komisyonu olarak ‘ev içi şiddet mağduru olan yaşı ne olursa olsun (çocuk, genç, yetişkin, yaşlı) kadın ve erkek bireyleri kapsayan İstanbul Sözleşmesi’nin korunması ve uygulanması konusunda iktidara ve medyaya çağrıda bulunuyoruz.”

Haber

Bella Maison, mağaza yatırımlarına devam ediyor

Bella Maison, mağazalaşma hamlesine devam ediyor. Marka, geçtiğimiz gün hizmete aldığı İstanbul İstinyePark AVM’deki mağazasının ardından yeni mağazasını Bodrum Midtown AVM’de hizmete aldı. 170 metrekare alana sahip mağazada Bella Maison, yatak odası, sofra, banyo, kozmetik, ev tekstili, ev dekorasyonu gibi farklı kategorilerdeki ürün çeşitlerini kullanıcıların beğenisine sunacak.

Bodrum Midtown AVM’deki mağazanın açılışıyla ilişkin yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Bella Maison Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Tan, “Tüm dünyayla birlikte benzerine daha önce hiç rastlamadığımız bir dönemi yaşarken, AVM’lerin uzun süre kapalı olduğu süreçte bile mağaza yatırımlarımıza devam ettik. Ulaşılabilir ve tarz öneren bir marka olma hedefiyle mağazalaşmayı önemsiyoruz. Yakın zamanda İstanbul İstinyePark’ta bir mağaza açtık, şimdi de renklerimizi Bodrum’un renkleriyle bir araya getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Böylece yıl bitmeden yaklaşık 10 milyon TL’lik yatırımla toplamda 17 mağazaya ulaşmayı hedefliyoruz.” dedi.

Haber

Bella Maison, mağaza yatırımlarına devam ediyor

Bella Maison, mağazalaşma hamlesine devam ediyor. Marka, geçtiğimiz gün hizmete aldığı İstanbul İstinyePark AVM’deki mağazasının ardından yeni mağazasını Bodrum Midtown AVM’de hizmete aldı. 170 metrekare alana sahip mağazada Bella Maison, yatak odası, sofra, banyo, kozmetik, ev tekstili, ev dekorasyonu gibi farklı kategorilerdeki ürün çeşitlerini kullanıcıların beğenisine sunacak.

Bodrum Midtown AVM’deki mağazanın açılışıyla ilişkin yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Bella Maison Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Tan, “Tüm dünyayla birlikte benzerine daha önce hiç rastlamadığımız bir dönemi yaşarken, AVM’lerin uzun süre kapalı olduğu süreçte bile mağaza yatırımlarımıza devam ettik. Ulaşılabilir ve tarz öneren bir marka olma hedefiyle mağazalaşmayı önemsiyoruz. Yakın zamanda İstanbul İstinyePark’ta bir mağaza açtık, şimdi de renklerimizi Bodrum’un renkleriyle bir araya getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Böylece yıl bitmeden yaklaşık 10 milyon TL’lik yatırımla toplamda 17 mağazaya ulaşmayı hedefliyoruz.” dedi.

Haber

Uluslararası züccaciye sektörü İstanbul’da buluşacak

Alanında dünyanın en büyük üçüncü etkinliği olarak gösterilen Uluslararası Zuchex Ev ve Mutfak Eşyaları Fuarı, 10-13 Eylül’de tüm dünyadan binlerce alıcıyı İstanbul’da ağırlayacak.

Tarsus Turkey tarafından organize edilen fuar, Ticaret Bakanlığı, İstanbul Maden ve Metaller İhracatçı Birlikleri, Züccaciyeciler Derneği (ZÜCDER) ve KOSGEB desteğiyle bu yıl 31. kez düzenlenecek. 2019’u 4,5 milyar dolar ihracatla kapatan yerli ev ve mutfak eşyası sektörünü, aralarında dünya perakende devlerinin de olduğu binlerce satın almacıyla buluşturacak Zuchex, TÜYAP Beylikdüzü’nde gerçekleştirilecek. Fuar kapsamında, 2019’da ilk kez uygulanan Overseas Buyer programı, bu yıl da tekrarlanacak. Overseas Buyer sayesinde dünya perakende devlerinin satın almacıları, 4 gün boyunca İstanbul’da ağırlanırken, online B2B programıyla da, fuarı ziyaret etmek isteyip de gelemeyenlerin katılımcı firmalarla dijital toplantı yapması sağlanacak.

Zuchex 2020’de Türkiye’nin lider üretici markaları; sofra ve mutfak eşyası, pişirme ekipmanları, plastik ev eşyası, bahçe aksesuarları, ev eşyası, dekoratif ev ve mutfak eşyası ile elektrikli ev aletlerine dair en yeni koleksiyonlarını sergileyecek.

“Fuara yoğun ilgi gösteriliyor”

Açıklamada görüşlerine yer verilen Tarsus Turkey Fuar Direktörü Ebru Causey, Overseas Buyer programı sayesinde sektöre 1,5 milyar dolar değerinde ticaret hacmi sağladıklarını bildirdi.
Causey, “Yüksek bütçelerle satın alma yetkisine sahip binlerce profesyonel iş insanı, 2020 için satın alma faaliyetlerini gerçekleştirebilecekleri en büyük fuar olan Zuchex’e yoğun ilgi gösteriyor.” ifadesini kullandı.

Dünya genelinden zincir perakende firma yetkilileri ve satın alma heyetlerinin Türkiye’nin üretici markalarıyla birebir görüşmeler yapmak üzere fuara geleceğini aktaran Causey, farklı nedenlerden ötürü İstanbul’a seyahat edemeyenleri ise online B2B uygulaması üzerinden dijital ortamda ağırlayacaklarını kaydetti.

Haber

Kahve Dünyası’nın mağaza yatırımı hedefi 50 milyon TL

200’ü aşkın mağazasında yaklaşık 2 bin 500 çalışanıyla hizmet veren Kahve Dünyası, hizmet ağını yeni mağazalarla genişletiyor. 2020 yılını 30 yeni mağazayla tamamlamayı planlayan şirket, büyük şehirlerin yanı sıra otoban mağazalarında da ürünlerini müşterileriyle buluşturuyor.

Hali hazırda 400 akaryakıt istasyonundaki varlığını bu yaz açtığı ve sene sonuna kadar açmayı hedeflediği toplamda 3 otoban mağazasıyla da güçlendirmeyi planlayan Kahve Dünyası, 2020 sonu itibarıyla 50 milyon TL yatırım rakamına ulaşmayı hedefliyor.

Konuyla ilişkin yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Kahve Dünyası Genel Müdürü Kaan Altınkılıç, yeni normalde Türkiye’nin ve sektörün yeni bir başarı hikayesi yazması için ellerinden geleni yaptıklarını söyledi.

Bu doğrultuda mağaza yatırımlarını ertelemek yerine devam etmeyi tercih ettiklerini belirten Altınkılıç, “Böyle dönemlerde kimi markalar yatırımlarını durdurup elindekileri korumaya odaklanır. Biz ise riskleri doğru şekilde analiz ederek yatırımlarımızı sürdürmeye karar verdik. COVID-19 gündemi nedeniyle ev dışı tüketimin azalmasıyla birlikte online mağazamızda agresif yükselişler gözlemledik. Mart ayının ortasından mayıs ayının sonuna kadar geçen sürede online satışlarımızda yüzde 700’lük artışın yanı sıra online mağazamızı ziyaret eden kişi sayısında da çok ciddi yükseliş yaşandı. Bu artışta elbette yaptığımız yoğun iletişim çalışmaları, doğru pazarlama stratejimiz, indirim ve kampanyalarımız da etkili oldu. Örneğin sevdiklerimizle bir araya gelemediğimiz Ramazan Bayramı döneminde kutu çikolatalarımıza olan talep bir önceki döneme göre yaklaşık 10 kat arttı.” dedi.

Online mağaza operasyonlarını 5 kat büyüttü

Gördükleri yoğun ilgi sonucunda online’a yönelik yatırımlara hız verdiklerini dile getiren Kaan Altınkılıç, koronavirüs sürecinin ilk 1.5 ayında depo yatırımı gerçekleştirdiklerini açıkladı.
Böylece online mağaza operasyonlarını 5 katı büyük bir alanda yürütmeye başladıklarını söyleyen Altınkılıç, “1 Haziran itibarıyla mağazalarımızın yeniden açılmasıyla kahve tutkunlarının yoğun ilgisiyle karşılaştık, herkesin dışarıda olmayı özlediğini gördük. Bu da bize güç verdi ve ürünlerimizi daha çok kişiyle buluşturmak için mağaza yatırımlarımıza aynı kararlılıkla devam ettik. Şimdi bir yandan yeni mağazalar açarken bir yandan da mevcut mağazalarımızdaki “müşteri deneyimini” normalleşme sürecinde daha da keyifli hale getirmek için hali hazırda sunduğumuz teknolojik hizmetlerimize başka hizmet ve sunum alternatifleri de ekliyoruz.” diye konuştu.

Londra’ya özel online mağaza açma süreci tamam

Kahve Dünyası olarak Londra’da mağazalarının bulunduğunu anlatan Kaan Altınkılıç, Londra özelinde bir online mağaza açmak için gerekli tüm süreçleri tamamladıklarını aktardı. Yeni normal dönemde de online yatırımlara devam edeceklerini belirten Altınkılıç, mağazalarının kapalı olduğu süreçte online’da hızlı ve doğru aksiyonlar alarak ürünlerini müşteriyleriyle buluşturduklarını kaydetti.

Pandemi sürecinde yeni şeyler öğrendiklerini söyleyen Altınkılıç, “Bu dönemde iç pazarda kazandığımız deneyimden Londra mağazamızda da faydalandık. Yetkili mercilerin aldığı kararlar neticesinde Londra mağazamız 9 Temmuz’da kapılarını misafirlerimize tekrar açtı. Şimdi sırada online mağazamızın açılışı var. Online mağazamız ilk adımda sadece Londra’da Eylül ayı itibarıyla hizmet verecek. İlerleyen dönemlerde durumu değerlendirip İngiltere’nin başka şehirlerine de ulaşabiliriz. Öncelikli hedefimiz Londra’daki Kahve Dünyası severlerin mağazamızda keyifle tükettikleri ürünlerimizi evlerine kadar ulaştırmak. Online için bir depo yatırımı da yaptık. Londra’daki Kahve Dünyası severlerle evlerinde buluşmak için çok heyecanlıyız.” şeklinde konuştu.

Haber

Denizlili tekstilci salgın sonrasında Avrupa pazarında büyümeyi hedefliyor

Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Memişoğlu, salgın sürecinde özellikle ev tekstili ihracatında yaşananlar ve hedefler hakkında değerlendirmede bulundu ve Türkiye’nin ev tekstili ihracatının önemli bölümünü karşılayan Denizli’de tekstil firmalarının, COVID-19 salgını sonrasında Avrupa pazarına ihracatı artırmayı hedeflediklerini belirtti.

Kentten tüm sektörlerde yapılan ihracatın ocak ve şubat ayında arttığı, 10 Mart’tan itibaren salgınla birlikte yavaşladığını anlatan Memişoğlu, nisan ve mayıs aylarında dünyada ticaretin durma noktasına geldiğini hatırlattı.

Haziran ayında işlerin yeniden açıldığını dile getiren Memişoğlu, “Haziran ayında Türkiye ihracatı yüzde 15,8 artarken Denizli’nin ihracatı yüzde 19,9 artı verdi. Ancak ocak- haziran dönemini geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 16,5 eksiyle kapattık. Temmuz ayında rakamlarımız normal seviyelerde devam ediyor. İnşallah ay sonunda güzel haberlerle kapatırız diye umuyoruz.” dedi.

Memişoğlu, şöyle devam etti, “Yıl başında bu yıl için ihracatı yüzde 8-10 artırmayı hedeflemiştik. Maalesef bu yıl 2 ay kayıp. En azından geçtiğimiz yıla yakın bir ihracat yapabilmek için çabalarımızı yoğun bir şekilde sürdürüyoruz. Umuyorum yılın ikinci yarısında eksi olma ihtimalini kapatabilme anlamında çalışmalarımıza devam edeceğiz.”

Hızlı sipariş avantajı

Sağlık Bakanlığının salgın sürecini çok iyi yönettiğini, tedbirlere uyulduğu müddetçe de bunun başarıyla atlatılacağını ifade eden Memişoğlu, ev tekstiliyle hazır giyim ve konfeksiyonda yılın geri kalanında iyi bir performans yakalamayı beklediklerini dile getirdi.

Özellikle Avrupa pazarında hareketliliğin görüldüğüne işaret eden Memişoğlu, şunları kaydetti:
“Nihayetinde bir gün bu konu bitecek. Bittiğinde biz bu mücadeleden başarıyla çıkmış ülkelerden bir tanesi olacağız. İhracat yönünden bakacak olursak özellikle Avrupa’ya ihracatımızın artmasını bekliyoruz. Çünkü Çin’den, Pakistan’dan, Hindistan’dan yapılan ithalatlarda insanlarda o ülkelere karşı bir negatif algı oluştu. Bu bizi Avrupa pazarında daha şanslı hale getiriyor. Bir de Avrupa’da ticaretin biraz daralmış olması, sipariş miktarlarının düşmesini yanında getiriyor ve böylece bu da bizim daha küçük miktarlarda daha hızlı servis verebilmemiz nedeniyle ihracat şansımızı artırıyor. Yılın ikinci yarısının daha az bir kayıpla kapatılması anlamında bence bu da etken olacaktır diye düşünüyorum.”

e-İhracat portföyü artıyor

DENİB Başkan Yardımcısı İbrahim Uzunoğlu ise salgın sürecinde havlu ve bornoz ihracatında önemli bir düşüş görmediklerini ifade etti.
Bu ürünlere talebin artmasının sevindirici olduğunu belirten Uzunoğlu, tüketicinin yaşadığı, Uzakdoğu mallarına karşı tedirginliğin yanı sıra Türkiye’nin Avrupa ülkelerine hızlı teslimat yapabilmesinin de bu süreçte önemli avantaj getireceğini kaydetti.
Uzunoğlu, Denizlili tekstil ihracatçısının salgın sürecinde internet üzerinden pazarlama ve satış konusunda da kabiliyetlerini geliştirdiğini, e-ticaret portföyünün hızla büyüdüğünü de sözlerine ekledi.

Rakamlar artıyor

Denizli İhracatçı Birlikleri kanalıyla haziran ayında geçen yılın aynı dönemine göre hazır giyim ve konfeksiyonda yüzde 24 artışla 79,5 milyon dolar, tekstil ve ham maddelerinde ise yüzde 19,7 artışla 23 milyon dolarlık ihracat yapıldı.
Kentin en önemli ihraç ürünlerinden çarşaf ve nevresimde yüzde 42 artışa 21,7 milyon dolar, havluda yüzde 5 artışla 25 milyon dolar ve bornozda yüzde 6 artışla 7,2 milyon dolarlık dış satım grafiği yakalandı.

Kaynak: AA