Haber

TİKA 6 ayda 800 proje hayata geçirdi

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkan Vekili Serkan Kayalar, bu yılın ilk 6 ayında yaklaşık 800 projeyi hayata geçirdiklerini, sağlık, eğitim, tarım, hayvancılık ve meslek edindirme gibi farklı alanlarda gerçekleştirdikleri projelerle ihtiyaç sahiplerine ulaşmaya gayret ettiklerini belirtti.

Kayalar, TİKA’nın Orta Asya’dan Afrika’ya, Balkanlar’dan Latin Amerika’ya dünyanın dört bir yanında çeşitli alanlarda yürüttüğü çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

TİKA’nın 59 ülkede bulunan 61 ofisiyle yılda 170’den fazla ülkede çeşitli projeler gerçekleştirmek için çalışmalar yaptığını belirten Kayalar, Başkanlığın bünyesinde daha önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da ilk 6 ayda hedeflenen proje sayısına ulaştıklarını ifade etti.

Kayalar, “Bu yılın ilk 6 ayında yaklaşık 800 proje gerçekleştirdik. Sağlık, eğitim, restorasyon, tarım, hayvancılık, altyapı ve meslek edindirme gibi alanlarda gerçekleştirdiğimiz projelerle, kadınlar, çocuklar ve dezavantajlı gruplar ile terör mağdurları başta olmak üzere ihtiyaç sahibi insanların ve toplumların yardımına koşmaya gayret ediyoruz.” dedi.

TİKA’nın, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sonrası yeni yapılanma kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlandığını anımsatan Kayalar, yeni sistemin hız ve verimlilik odaklı mimarisinin faydalarının yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yurtdışında faaliyet gösteren kurumlara verdiği önem ve desteğin, TİKA’nın mevcut çalışmalarının da üstüne koyarak yeni projeler üretmesinde çok önemli katkısı olduğunu belirtti.

Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ve Yunus Emre Enstitüsünün (YEE) yakın zaman önce Kültür Turizm Bakan Yardımcılığına atanan Serdar Çam’ın sorumluluğunda eş güdüm halinde faaliyet göstermeye başladığını hatırlatan Kayalar, yeni dönemde kurumlar arası iş birliğinin ve proje çeşitliliğin arttığını da vurguladı.

Kayalar, TİKA’nın, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçilmesinden sonra da hız kesmeden projelerine devam ettiğini vurgulayarak, “Bu bir senelik süreçte bin 500’ün üzerinde proje ve faaliyet gerçekleştirdik. Hastane ve sağlık ocakları gibi yaklaşık 70 sağlık tesisini donattık ya da onardık.” diye konuştu.

Öte yandan, yaklaşık 200 eğitim tesisinin de donanım ve tadilat süreçlerine destek olduklarının altını çizen Kayalar, yine bu bağlamda 10 binin üzerinde kişiye çeşitli eğitimlerin verildiğini kaydetti.

Kayalar, TİKA’nın en fazla önem verdiği faaliyetlerden biri olan restorasyon çalışmalarına da destek verdiğine işaret ederek, Başkanlığın, Osmanlı bakiyesi birçok eseri restore etmek için çalışmalar yaptığını ifade etti. Kayalar, bu kapsamda bir sene içerisinde yaklaşık 20 tarihi eserin restorasyon faaliyetlerine başladıkları bilgisini paylaştı.

Ayrıca, Moğolistan’da Türk tarihi için eşsiz öneme sahip Bilge Tonyukuk Abidesi’nin bulunduğu alana Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın himayelerinde çevre düzenlemesi ve alana giden Bilge Tonyukuk Karayolu’nun yapımı dahil yıllar içerisinde birçok proje gerçekleştirdiklerini kaydeden Kayalar, alanda son yıllarda Türkiye’nin katkılarıyla yapılan kazılarda önemli bulgulara ulaşıldığını söyledi.

Kayalar ayrıca, abidenin yerli ve yabancı turistlerce yılın her döneminde ziyaret edilebilmesinin sağlanması ve bölgenin kültür turizmi potansiyelinin artırılması amacıyla TİKA tarafından modern standartlarda çevre düzenlemesi, mimarisi ve sergi alanına sahip Bilge Tonyukuk Müzesi kompleksinin inşa edilmesinin planlandığını belirtti.

“TİKA ramazanda 400 binden fazla kişiye Türkiye’nin elini uzattı”

Serkan Kayalar, TİKA’nın geçen ramazan ayında dünyanın farklı bölgelerinde çok sayıda etkinlik düzenlediğine değinerek, “TİKA olarak geçtiğimiz ramazan ayında 75 ülkede ramazan programı düzenledik. Bu ülkelerde özellikle Müslümanlarla buluşmaya gayret ettik. Ramazan programları sayesinde 400 binin üzerinde kişiye ülkemizin elini uzattık.” şeklinde konuştu.

Kayalar, TİKA’nın devam eden çok sayıda önemli projesi olduğuna işaret ederek, Filistin’de Kudüs Üniversitesi Kız Yurdu İnşası Projesi ve Kırgızistan’da yapılan bir hastanenin faaliyete hazır hale getirilmesi için çalışmaların devam ettiğini söyledi.

TİKA Azerbaycan’da ilk kez tarihi bir eseri restore edecek

TİKA’nın, Ürdün’deki Hicaz Demiryollarının Amman istasyonunun restorasyonuna devam ettiğini ve burada bir müze açılması için çalışmalar yürüttüğünü belirten Kayalar, öte yandan Başkanlığın, Azerbaycan’da somut kültürel miras açısından önemli tarihi eser olan Merdekan kasabasındaki Büyük Merdekan Kalesi’nin restorasyonunu da yapacağını söyledi.

Kayalar, kalenin içerisindeki Tuba Şah Mescidi’ni de restore edecekleri bilgisini paylaşarak, “TİKA’nın 1994’ten bu yana Azerbaycan’da ofisi bulunuyor ve bu bizim Azerbaycan’da gerçekleştireceğimiz ilk restorasyon faaliyetimiz olacak. İki ülke arasında hem dostluk bağlarının pekiştirilmesi hem de somut kültürel mirasa katkı sağlaması açısından çok önemsediğimiz bir proje.” değerlendirmesinde bulundu.

TİKA Başkan Vekili Kayalar, ayrıca Arnavutluk’un başkenti Tiran’da Osmanlı döneminden kalma en önemli eserler arasında yer alan Ethem Bey Camisi’nin restorasyon çalışmalarına devam ettiklerini bildirdi.

Bunun yanı sıra, ilerleyen günlerde “Tecrübe Paylaşım Programı” kapsamında 35 ülkeye 500 öğrenci göndereceklerini söyleyen Kayalar, bu öğrencilerin TİKA’nın yurt dışındaki projelerini yerinde tanıma ve bu projelerin bir parçası olma fırsatı elde edeceğini dile getirdi.

“Yaklaşık 30 ülkede 80’e yakın TİKA projesi açılışa hazır”

Balkanlar’daki en büyük restorasyon projelerinden Tarihi Sokullu Mehmet Paşa Köprüsü ile Etiyopya’daki Kral Necaşi ve sahabelerin türbelerinin restorasyon çalışmalarını tamamladıklarını belirten Kayalar, ilerleyen dönemde bu projeleri açılışa hazır olacağının altını çizdi.

Kayalar, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2013’te gerçekleştirdiği Nijer ziyaretinde talimatını verdiği ve eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde inşası ile donanımı TİKA tarafından tamamlanan Nijer-Türkiye Dostluk Hastanesi ile buradaki bir okulun da açılışa hazır olduğu bilgisini paylaştı.

TİKA Başkan Vekili Kayalar ayrıca, Sırbistan’ın kuzeydoğusundaki Veliko Gradiste yakınlarında bulunan yaklaşık bin yıllık Ram Kalesi’nin restorasyon çalışmalarının tamamlandığını ve açılışa hazır hale getirildiğini kaydetti.

Kayalar, “Yaklaşık 30 ülkede 80’e yakın TİKA projesinin restorasyonu tamamlandı ve açılışa hazır.” ifadesini kullandı.

TİKA’nın Irak’taki restorasyon çalışmaları

Konuşmasında, TİKA’nın Irak’taki faaliyetlerine de değinen Kayalar, Başkanlığın, Irak makamlarıyla iş birliği yaparak birçok manevi mirası bünyesinde bulunduran Irak’ta çeşitli restorasyon çalışmaları yürüttüğünü dile getirdi.

Kayalar, başkent Bağdat’taki Şeyh Abdulkadir Geylani Külliyesi’nin çok büyük bir kompleks olduğunu ve TİKA’nın külliye içerisindeki hasarları gidermek için bir takım çalışmalar yaptığını belirterek, ana giriş kapılarının yapılması, mihrap ve minberin yenilenmesi gibi çalışmalarla ilgili restorasyon faaliyetlerinin sürdüğünü kaydetti.

Külliye’nin restorasyon çalışmalarını yıl sonuna doğru bitirmeyi hedeflediklerini kaydeden Kayalar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İnşallah Şeyh Abdulkadir Geylani Külliyesi’ndeki restorasyon çalışmalarını bu senenin sonuna doğru bitirmeyi hedefliyoruz. Burada Geylani’nin torunları ve vakıf yönetiminin bizlere gösterdiği ilgi ve yakın iş birliği de çok önemli. Külliyenin çok önemli yerlerini bize emanet ettiler. Bu da ülkemize gösterdikleri teveccühün bir işareti. Şeyh Abdulkadir Geylani Külliyesi’nin yanı sıra İmam-ı Azam Küllliyesi’nin de inşallah tadilatını ve restorasyonunu gerçekleştireceğiz. Proje çizimleri sonlandırılmak üzere. Çizimler bittikten sonra proje takvimine göre İmam-ı Azam Külliyesi’nin restorasyon çalışmalarına da inşallah başlayacağız.”

Kayalar, sadece Bağdat’ta değil, Irak’ın birçok şehrinde restorasyon projelerinin yanı sıra kalkınma yardımları kapsamında çeşitli faaliyetler yürüttüklerini dile getirdi.

Öte yandan, Irak’ın Kerkük kentinde yanarak kullanılmaz hale gelen tarihi Kayseri Çarşısı’na ilişkin restorasyon projelerinin hızlı şekilde devam ettiğini belirten Kayalar, “İnşallah sonbaharın başında tarihi Kayseri Çarşısı’nı açacağız. Sadece restorasyon yapmakla kalmıyoruz, esnafın ihtiyacını da karşılayacak şekilde dükkan düzenlemelerini de gerçekleştiriyoruz.” dedi.

“TİKA Bosna Hersek’te 24 yılda 900 proje hayata geçirdi”

Kayalar, TİKA’nın Bosna Hersek’teki faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, Başkanlığın, çok sayıda ortak tarihi ve kültürel mirasa ev sahipliği yapan Bosna Hersek’te 24 yılda yaklaşık 900 proje hayata geçirdiğini ifade etti.

Başkent Saraybosna’daki tarihi Kovaçi Mezarlığı ile Mostar ve Bugojna’daki çeşitli camilerin restorasyonunun halihazırda devam ettiğini söyleyen Kayalar, TİKA’nın bu ülkede restorasyon çalışmalarının yanı sıra istihdama katkı bağlamında insan kaynağı kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik çok ciddi çalışmalar da yaptığını vurguladı.

“TİKA Trablusşam’da irtibat ofisi açacak”

Kayalar, TİKA’nın yurt dışında yeni ofis açması konusuna ilişkin, Türk dış politikasını ve sahadaki ihtiyacı gözünde bulundurduklarına değinerek, “Önümüzdeki dönemde Lübnan’da bizim için, Osmanlı mirası için önemli olan Trablusşam kentinde irtibat ofisimizi faaliyete geçireceğiz.” ifadesini kullandı.

Halihazırda buradaki ofisin kurulması çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu söyleyen Kayalar, atamaları yaparak ofisi faaliyete geçireceklerini sözlerine ekledi.

Kaynak: AA

Haber

TEB konut kredisi faizini yüzde 1,55’e kadar indirdi

TEB’den yapılan açıklamaya göre, banka konut sahibi olmak veya konuta yatırım yapmak isteyen müşterileri için 120 aya kadar tüm vadelerde yüzde 1,55 faiz oranlı konut kredisi kampanyası düzenledi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen TEB Bireysel ve Özel Bankacılık Kıdemli Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Mendi, ev sahibi olmak ya da konuta yatırım yapmak isteyenler için kredi faiz oranını yüzde 1,55’e kadar düşürdüklerini, böylece konut kredilerinde en uygun fiyatlama sunan bankalardan biri olduklarını ifade etti.

Kredi kampanyasının yanı sıra müşterilerine ödeme güçlerine göre farklı ödeme planları oluşturabildiklerini aktaran Mendi, “Burada TEB olarak bizim için önemli olan müşterilerimizin bütçesine ve ihtiyacına göre kendisini zora sokmayacak en uygun çözümü üretmek.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA

Haber

ASO’dan “kredi paketi” değerlendirmesi

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, “Kredi paketlerinde daha önce inşaat sanayisinde yoğunlaşma vardı ama ilk defa imalat sanayisinde ağırlıklı olarak bu kredilerin kullandırılmasına karar verildi. Bu önemli bir değişim, faydalı olacağına inanıyorum.” ifadelerini kullandı. 

Odadan yapılan açıklamaya göre, ASO ve Ziraat Bankası iş birliğiyle düzenlenen “Güncel Ekonomik Kredi Paketleri Toplantısı” ASO’nun ev sahipliğinde gerçekleştirildi.

Toplantıda, Ziraat Bankası Pazarlama Grup Başkanı Turgut Gülcihan, bankanın İvme Finansman Paketi başta olmak üzere çeşitli kredi paketleri konusunda sunum gerçekleştirdi.

Özdebir, toplantıda yaptığı konuşmada, Ziraat Bankasının Türkiye ekonomisi için büyük fedakarlıklar yapan kamu bankalarından biri olduğunu, kamu bankalarının bu dönemde piyasayı ayakta tuttuğunu bildirdi.

“Piyasamız monetarist bir piyasa”

Bankacılık sektörünün 2008’den bu yana reel sektöre destek olmaya gayret ettiğini belirten Özdebir, “O dönemlerde kredi portföyündeki artış yüzde 20’lerden yüzde 35’lere çıktı. 2008’in birinci çeyreğine kadar Kredi Garanti Fonu desteğiyle beraber ciddi bir kredi genişlemesi oldu. Bu genişlemeyle imalat sanayisinde büyüme rekorları kırdık. Bizim piyasamız monetarist bir piyasa. Yani ne kadar para ve kredi, o kadar iş. Para sıkıntısı yaşamaya başladığımız zaman biz sanayicilerin işleri daralmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu. 

Özdebir, doğrudan ve sıcak para girişlerinin azalmasının ekonominin yavaşlamasına neden olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti: 

“Yüzde 60-70 ithalata dayalı bir üretimimiz var. Kurlardaki artış işletme sermayelerimizin yüzde 30-40’lar seviyesinde daralmasına, döviz cinsinden borçlu olan firmaların bilançolarının bozulmasına yol açtı. Bu süreçte bazı bankalar, daha önce vermiş oldukları kredi limitlerini sıfırlamaya çalıştı. Bu da işletmelerimizde ciddi sıkıntılara sebep oldu. Şimdi hükümetimizin de almış olduğu kararlarla yeni kredi paketleri oluşturuldu. Kredi paketlerinde daha önce inşaat sanayisinde yoğunlaşma vardı ama ilk defa imalat sanayisi ağırlıklı olarak bu kredilerin kullandırılmasına karar verildi. Bu önemli bir değişim, faydalı olacağına inanıyorum.”

Kaynak: AA

Haber

Galatasaray Floryay’yı geri alacak; Riva projesine devam

Dünya ONLİNE

Emlak Konut’tan bugün yapılan açıklamada Galatasaray Florya arsasının kapsam dışında bırakılmasına, Riva arsalarında geliştirilen projenin ise devam etmesine karar verilmiş olup konu hakkında tarafların hak ve yükümlülüklerini düzenleyen protokol imzalandığı duyuruldu.

Emlak Konut ile Galatasaray arasındaki yeni anlaşmayla Florya arazisi, 2016 yılındaki protokolden önceki şartlarla Galatasaray’a geri dönmüş oldu. Riva arazisindeki gelir paylaşım oranı ve diğer şartlar ise yeni protokole aynen taşındı. 

Galatasaray Florya’yı geri alıyor

Sarı kırmızılı kulüp, daha önceki anlaşmada yer alan Florya Metin Oktay Arazisi’ni 120 milyon TL ve faizlerini ödeyerek geri alacak. Bu sayede Galatasaray, tesisleri ve altyapısının bulunduğu Florya’dan taşınmayacak ve yeni bir tesis yatırımına gerek kalmayacak. Öte yandan Galatasaray’ın geleceği için büyük önem taşıyan Riva’daki Düşler Projesi de devam edecek.

Neler yaşanmıştı?

2016’da gerçekleştirilen ihaleler kapsamında Galatasaray’ın Florya ve Riva arazileri üzerine 6 milyar lira değerinde konut projeleri geliştirmesi planlanıyordu. Riva arazisi için 761 milyon lira, Florya için de 238 milyon liralık olmak üzere, Galatasaray’ın kasasına yaklaşık 1 milyar lira girmesi bekleniyordu.  Ancak ihale sürecinin ardından Galatasaray’ın Florya arazisini teslim edememesi süreci çıkmaza sokmuştu.

Emlak Konut, Galatasaray’la proje ortaklığı anlaşmasını 27 Eylül tarihinde yaptığı bir açıklamayla feshettiğini duyurmuştu.

Emlak GYO’nun 27 Eylül tarihli Kamuyu Aydınlatma Platformu’na yaptığı açıklamada, “Şirketimiz projelerinden İstanbul Bakırköy Florya Arsa Satışı Karşılığı Gelir Paylaşımı İşi tasfiye edilmiştir.” ifadeleri yer alıyordu. 

Haber

Katar, Türkiye’ye 7 milyar dolar daha yatırım yapacak

Katar Finans Merkezi Başkanı Yousuf Al-Jaida, ülkesinin Türkiye’deki yatırımlarının özellikle bankacılık ve emlak sektöründe süreceğini belirterek, “10 milyar dolarlık taahhütün yüzde 35’i gerçekleşti, Türkiye’ye akacak 7 milyar dolar daha var.” dedi.

Al-Jaida, Katar’ın geçen yıl Türkiye’deki en büyük yabancı yatırımcı olduğunu belirterek, iki ülkenin sağlıklı politik ilişkilere sahip olduğunu ve devlet başkanlarının küresel gelişmeler üzerine ortak stratejik bakış açılarının birbirleriyle paylaştığını söyledi.

Al-Jaida, Türkiye’nin doğrudan yabancı yatırımlar açısından çok açık bir ülke olduğunu kaydederek, “Türkiye çok büyük bir ülke ve çok önemli bir pazar. Hiç şüphe yok ki (yatırımların) geri dönüşleri çok kazançlı.” dedi.

Ülkedeki yabancı yatırımların artması için daha fazla farkındalığa ihtiyaç duyulduğunu anlatan Al-Jaida, Katar’ın Türkiye hukuk sistemine aşina olmadığını fakat Türk pazarının çok çekici olduğunu ve yatırımcıların ülkede çok rahat hissettiğini ifade etti.

Hukuksal çerçevede atılacak bazı adımların yabancı yatırımcıların önünü açacağını söyleyen Al-Jaida, “Katar Türkiye’de yatırım yapmaya devam edecek. Sadece bankacılık sektöründe değil, emlak sektöründe de. 10 milyar dolarlık taahhütün yüzde 35’i gerçekleşti, Türkiye’ye akacak 7 milyar dolar daha var. Yatırımlar sağlıklı siyasi ilişkileri takip eder ve bizim Türkiye ile olan ilişkilerimiz yüzyıllara dayanıyor.” ifadelerini kullandı.

İslami finansın geleceği ümit verici

İslami finans alanına değinen Al-Jaida, Malezya’nın Asya, Katar’ın Afrika ve Ortadoğu, Türkiye’nin ise Avrupa için bir kapı görevi gördüğünü söyleyerek bu üç ülkenin İslami finansı bir üst aşamaya taşıyabileceğini belirtti.

Malezya’nın İslami finansın hukuki çerçevesi ve ürün çeşitliliği açısından çok gelişmiş olduğunu vurgulayan Al-Jaida, “Türkiye ve Katar hızlanmalı ve çok daha fazlasını yapmalı çünkü Ortadoğu’da çok fazla İslami finans varlığı ve yatırımı bulunuyor.” şeklinde konuştu.

Al-Jaida, Malezya’da altyapının yeterince gelişmediğine işaret ederek, “Malezya ile altyapı üzerine tecrübelerimizi paylaşacağımız büyük bir platform oluşturabiliriz. Sektör için fevkalade bir şey oluşturabiliriz.” dedi.

İslami finansın 2,4 trilyon dolar büyüklüğe ulaştığını hatırlatan Al-Jaida, sektörün geleneksel finanstan çok daha hızlı büyüdüğünü ve henüz İslami fintech, İslami sigortacılık ve İslami varlık yönetimi gibi bakir alanlar bulunduğuna dikkati çekti.

Al-Jaida sektörün çok büyük potansiyeli olduğunu ve önümüzdeki 10 yıl içerisinde nasıl pozisyon alınması gerektiğinin belirlenmesi gerektiğini ifade ederek, geçen günlerde Londra borsasında 300 milyon dolarlık Katar Uluslarası İslami Bankası hissesinin işlem gördüğünü hatırlattı. Al-Jaida, İslami finans sektöründe atılacak çok fazla adım olduğunu bildirerek, “Ben İslami finansın geleceğinin parlak ve ümit verici olduğunu düşünüyorum. İslami finans küresel ölçüde rol model olabilir.” dedi.

Yabancı yatırım İstanbul Finans Merkezi’nden Türkiye’ye akacak

İstanbul Finans Merkezi projesinin stratejik olarak Avrupa ile Müslüman milletler arasında yer aldığını anlatan Al-Jaida, “Türkiye çok önemli rol oynayabilir.” dedi ve İstanbul’un altyapı ve hukuki çerçeve konusunda Katar ve Malezya ile işbirliği yapması gerektiğinin altını çizdi.

“Ben İstanbul Finans Merkezi’nin geleceği konusunda çok çok olumluyum.” ifadesini kullanan Al-Jaida, İstanbul Finans Merkezi’nin doğrudan yabancı yatırımlar açısından örnek olabileceğini aktararak, “Uluslararası hukuk altında, doğrudan yatırımlar Türkiye’ye İstanbul Finans Merkezi aracılığıyla akabilir.” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: AA

Haber

‘Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi’nde makine tamam, sıra diğer sektörlerde

Handan Sema CEYLAN

ÇORLU – Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Türkiye’de yüksek teknolojili sektörlerde katma değeri artıracak ürünler için “Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı” başlattıklarını hatırlatarak, “Program kapsamında sanayicimizin desteklerden yararlanması için makine sektöründe 6 Aralık’a kadar çağrıya çıktık. Bu tamamlanınca diğer sektörlere geçeceğiz” diye konuştu.

Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) Temmuz ayında yapılan 17. Genel Kurulu’nun ardından ilk bölge toplantısında Marmara Bölgesi’ndeki organize sanayi bölgeleri (OSB) ile buluştu. Ergene 2. OSB ev sahipliğinde düzenlenen toplantı Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası’nın (TSO) ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Toplantıya, Balıkesir, Bursa, Bilecik, Çanakkale, Edirne, İstanbul, Kırklareli, Kocaeli, Sakarya, Yalova ve Tekirdağ olmak üzere 11 şehirdeki 91 OSB katıldı.

Toplantıda konuşan Bakan Varank, ekonomik bağımsızlığın önemine dikkat çekerek, katmadeğerli ürünlerin yerli üretilmesi için çalışacaklarını belirterek, öncelikli ürün listesi oluşturduklarını söyledi. Öncelikle makine sektörü için çalışmaya başladıklarını kaydeden Varank, bunun başvurusunun tek pencereden yapılabildiğini dikkat çekti. 6 Aralık’a kadar çağrının açık olduğunu kaydeden Varank, diğer ürün gruplarında da çağrıya çıkacaklarını söyledi. Varank programa sanayicilerin katılması için çağrıda bulundu.

Kardeş OSB projesi ilk kez hayata geçiyor

“Bugün Kardeş OSB projesi hayata geçiyor. 10 OSB’miz ortak projeler gerçekleştirmeye ve deneyimlerini paylaşmaya ‘evet’ diyecekler. Bu Türkiye’de bir ilk” dedi. Varank, “Fikirden ürüne, üründen pazara ulaşmasına kadar pek çok alanda sanayicimizi destekliyoruz. Sanayi alt yapımız, beşeri sermayemiz ile daha üst basamaklarda olmayı hedefliyoruz. Bunun için 2023 Sanayi ve Teknoloji Strateji Belgesi’ni açıkladık” diye konuştu.

Teknoparklara gençlere gidin, risk alın

Varank, sanayicilere teknoparklara giderek, gençlerin yeni fikirlerine açık olmalarını önererek, bu alanda risk almalarını istedi. Varank, dijitalleşmenin de önemine dikkat çekti.Bakan Varank, program sonrasında Ergene’de incelemelerde bulunacaklarını belirtti.

‘Yapı kullanım belgesi almayan sanayicilerden TRT payı alınması’ sorusu

TBMM Sanayi Komisyonu Başkanı Mustafa Elitaş, kendisinin de bir sanayici olduğunu hatırlatarak başladığı konuşmasında, “1976’da sanayi bölgesinden parsel alarak sanayiciliğe başladık. 1993’te OSB yönetiminde faaliyet gösteren bir kardeşiniz olarak, bu konuda büyük sorunlarınızın olduğunu biliyorum. 2000 yılında OSB’lerin kanunun çıkmasına ön ayak olduk. En son 2017 yılı Haziran’ında hayata geçen Üretim Reformu Paketi’nde OSBÜK’ün düzenlemesi ile birlikte Emlak Vergisi’ni sıfırladık. TRT paylarının sıfıra düşmesini sağladık. Şimdi yapı kullanım belgesini almayan sanayicilerimizden TRT payı alınıyormuş. Yüzde 1 civarındaki bu payın alınmaması için çalışmalarda bulunacağız” diye konuştu. Elitaş, ayrıca “Sanayicilik aşk işidir, cesaret işidir, heyecan işidir. Herkes sanayici olamaz. Dünyada sanayici olan bir avuç insan var. Burada sanayicilerin STK’larına büyük görev düşüyor. STK’lar bürokratik meselelerin ortadan kaldırması için çaba harcamalılar. Biz de komisyon olarak sanayicimizin önündeki sorunları kaldırmak için onların emrine amadeyiz” açıklamalarını yaptı.

Tekirdağ Valisi Aziz Yıldırım da bir konuşma yaparak, kentin en çok katmadeğer üreten Türkiye’nin 6’ncı şehri olduğunun altını çizdi.

Toplantının sonunda 10 OSB, Kardeş OSB protokolü imzaladı. 

Kütükcü: Türkiye mevcut sanayi alanını en az 10 kat artırmalı

OSBÜK Başkanı Memiş Kütükcü, bir kaç gündür bölgedeki OSB’leri ziyaret ettiğini belirterek, “Marmara’nın Türk sanayisinin kalbi. Bunun için OSBÜK, son 3 yılda Marmara’da üçüncü bölge toplantısını yapıyor” dedi. Temmuzda gerçekleştirdikleri genel kurulda, bir Yüksek Koordinasyon Kurulu oluşturduklarını hatırlatan Kütükcü, bu kurulda Marmaralı sanayicinin ağırlığının bulunduğunu dile getirerek, şunları söyledi: “Çünkü bu bölge, sanayicilik ve üretim kültürü, lojistik avantajları, inovatif liderliği ile Türkiye’nin küresel rekabet zincirindeki en güçlü halkası. Ülkemizin ilk 10 aydaki 137 milyar dolarlık ihracatının yüzde 65’ini Marmara gerçekleştirdi. Yine bu bölgedeki OSB’lerimizde 6 bine yakın fabrika üretim yapıyor. Ülkemizdeki tüm OSB’lerde istihdam edilen yaklaşık 1 milyon 931 bin kişinin yüzde 43’ü Marmara ’dan. Bu da rakamsal olarak 828 bin 841’e denk geliyor.”

TEPAV ile OSB’lerin durumunu tespit etmek için bir çalışma yaptıklarını kaydeden Kütükcü, “Çalışmada gördük ki, ülkemizin en gelişmiş OSB’lerinin çoğunluğu Marmara’da. Ancak Türk sanayisinde böylesine önemli bir yeri olan Marmara Havzası, sanayi üretimi ile çevre arasında adeta bir tercihe zorlanıyor. Bu kesinlikle yanlış. Yatırım yapmak isteyen sanayicilerimize, yeni sanayi alanı üretemezsek nasıl kalkınacağız? Ülkemizde sanayi için ayrılan alan, toplam alanın binde 3´ü seviyelerinde. Bu oran Fransa´da yüzde 2.5, Almanya´da yüzde 4.5. Biz de, ihtiyaç olan bölgelerde yeni planlı sanayi alanları üreterek, hızla Almanya, Fransa oranlarına yaklaşmalıyız. Yani, mevcut sanayi alanımızı en az 10 kat artırmak durumundayız. Elbette çevreyi korumak hepimizin boynunun borcu. Bu ülke sanayisiyle, tarımıyla, turizmiyle, çevresiyle hepimizin. Öyleyse birini diğerine tercih edemeyiz. Bir yandan sürdürülebilir çevre politikaları üretirken, aynı zamanda sanayi üretimimizi geliştirecek adımlar atmalıyız” şeklinde konuştu.

Elektrik dağıtım lisansı ve kredi ödemelerinde uzatma talebi

Trakya OSB’lerinin sunduğu iki sorunu da dile getiren Kütükcü, “Islah OSB’den dönüşen OSB’lerimiz var. Bu bölgelerimiz elektrik dağıtım lisansı alarak, sanayicilerine daha ucuz elektrik hizmeti sunmak istiyorlar. Bu noktada tüm paydaşların yer aldığı bir komisyon kurularak, konunun yeniden değerlendirilmesini talep ediyor, Bakanlığımızın desteklerini bekliyoruz. Yine, derin deşarj ve arıtma tesislerinde bakanlık kredisi kullanan bazı OSB’lerimizin, kredi geri ödemelerinin ertelenmesi ve 10 yıl olan geri ödeme vadelerinin uzatılması yönünde talepleri var” açıklamalarında bulundu.

Haber

Türklerin Karadağ’dan aldığı konut sayısı 1500’ü aştı

Era Gayrimenkul’ün açıklamasına göre, Avrupa Birliği ile 33 fasılın 32’sini açan, para birimini euroya çeviren Karadağ’a yabancıların ilgisi her geçen yıl artıyor.

Yabancıların 2016’da 133 milyon euroluk gayrimenkul alımı yaptığı ülkede, bu rakam geçen yıl 200 milyon euroya yaklaştı. Sadece Türklerin son 3,5 yıldaki alım tutarı ise 50 milyon euroyla zirve yaptı.

Türklerin, 2018’de 2016’ya göre konut alım tutarı 40 kat artarken, son 3,5 yılda alınan konut sayısı 1500 adedi aştı. Türkler, emlak alımında, Rusya’dan sonra ikinciliğe yükseldi.

Bu yükseliş, Türkiye’deki kurumsal gayrimenkul danışmanlık markalarının da dikkatini çekti. Karadağ emlak piyasası özelinde ayrı bir çalışma başlatan Era Gayrimenkul ve diğer kurumsal gayrimenkul danışmanlık markaları, tüketiciler için Karadağ ile özel etkinlikler düzenlemeye başladı.

Karadağ İstatistik Kurumu (Monstat) verilerine göre, 2018’de Karadağ’ı 2,2 milyon turist ziyaret ederken, bunlardan 50 binini Türkler oluşturdu.

Türkiye’den tanıtım turları başladı

Açıklamada görüşlerine yer verilen The Pros ve Most Invest Yönetim Kurulu Başkanı Sanem Öztürk, Karadağ’da oluşan talebin sadece emlak yatırımcılarını değil, ülkedeki konut üreticilerini de harekete geçirdiğini, bu ülkede Türkler tarafından yapılan proje sayısının yıllık 20’ye ulaştığını bildirdi.

Most Budva Becici, Most Tivat Bogisici, Most Sveti Stefan, Most Tivat Radovici ve Most Budva Residence gibi projeleri hayata geçirdiklerini aktaran Öztürk, “Türklerin artan talebi, bizim gibi Türk yatırımcıların motivasyonunu da artırdı. Markalı konut projelerini tanıtmak amacıyla etkinlikler düzenlemeye başladık. Bunlardan birisini de yakın zamanda İstanbul’da gerçekleştirdik. Türkiye’ye vize uygulamayan Karadağ’a ülkemizin ilgisi her geçen yıl artıyor. 2019’da Türkiye’den bu ülkeye giden ziyaretçi sayısının 70 bini açması bekleniyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Haber

TSKB’den sermaye piyasalarının dönüşüm hikayesine destek

Bu yıl dördüncüsü düzenlenen Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi 19-20 Kasım tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirildi. TSKB’nin panel sponsorları arasında yer aldığı kongre, finans sektörünü bir araya getirdi. 

TSKB sponsorluğunda kongre kapsamında düzenlenen “Kredilere Alternatifin Etkinleştirilmesi: Borçlanma Aracı İhraçlarında Piyasanın Yönü” başlıklı panelde, güncel piyasa bilgileri, vade ve fiyatlama konuları, gelecek dönem beklentileri tartışıldı. Moderatörlüğünü TSKB Kurumsal Finansman Direktörü Poyraz Koğacıoğlu’nun yaptığı oturumda, TSKB Sermaye Piyasalarından Sorumlu Müdürü Onur Aksoy, EBRD Altyapı ve Enerji, Türkiye Ülke Başkan Vekili Şule Topçu Kılıç, BASEAK Hukuk Ortağı Müfit Arapoğlu, İş Portföy Sabit Getirili Portföy Yönetimi Müdür Yardımcısı Barış Keskin ve Palmet Enerji A.Ş. CFO’su Bora Kıraç yer aldı.

Kongre kapsamında TSKB sponsorluğunda düzenlenen “Kredilere Alternatifin Etkinleştirilmesi: Borçlanma Aracı İhraçlarında Piyasanın Yönü” başlıklı panelde, güncel piyasa bilgileri, vade ve fiyatlama konuları, önümüzdeki dönem beklentileri tartışıldı. Panel moderatörü TSKB Kurumsal Finansman Direktörü Poyraz Koğacıoğlu, “Türkiye’nin ilk yatırım ve kalkınma bankası olarak, kurulduğumuz ilk günden bu yana daima dönüşümün içinde yer aldık ve pek çok öncü uygulama ile sermaye piyasalarının gelişimine destek verdik. TSKB’nin yatırım bankacılığı yolculuğu Türk sermaye piyasalarının dönüşüm hikayesinde önemli yer tutuyor. Sermaye piyasalarının en önemli destekçisi olarak bugüne kadar olduğu gibi gelecek dönemde de köklü deneyimimizle Türkiye’ye ve piyasalara değer katacak önemli işlemlere imza atacağız” dedi.

“TSKB’nin yatırım bankacılığı yolculuğu Türk sermaye piyasalarının dönüşüm hikayesinde önemli yer tutuyor”

Konuşmasında TSKB’nin sermaye piyasalarının gelişimini ilk günden bu yana destekleyen bir kurum olduğunu hatırlatan Poyraz Koğacıoğlu, ‘Türkiye’nin ilk yatırım ve kalkınma bankası olarak, kurulduğumuz ilk günden bu yana daima dönüşümün içinde yer aldık ve pek çok öncü uygulama ile sermaye piyasalarının gelişimine destek verdik. TSKB’nin yatırım bankacılığı yolculuğu Türk sermaye piyasalarının dönüşüm hikayesinde önemli yer tutuyor’’ dedi.

Poyraz Koğacıoğlu’nun konuşmasının satır başları şöyle gerçekleşti.

• TSKB, 1951 yılında, kaynak sağlamak amacıyla bir ilki gerçekleştirerek 15 yıl vadeli tahvil ihracını gerçekleştirdi.
• 60’lı yıllarda ise tahvil ihraçları ve hisse senetlerinin satışına aracılık etmeye başladı.
• Kaynak yaratmak amacıyla da 70’li yıllarda toplam 750 milyon TL tutarında tahvil ihraç etti.
• 1975 yılında Profilo adına hisse senedine dönüştürülebilir tahvil ihraç edilerek sermaye piyasalarında bir ilk daha gerçekleştirilmiş oldu.
• 80’li yıllara geldiğimizde o dönemki adıyla İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda işlem gören ilk şirketlerin büyük çoğunluğu TSKB’nin 1960-1980 arasında hisse senetlerini halka sattığı firmalardan oluşuyordu.
• 1985 yılında TSKB Türkiye’de ilk kez yurtdışında tahvil ihraç eden kurum oldu. Japonya’da da 7 yıl vadeli tahvil satışı yapan TSKB bu ihraç sonrasında 1985-1990 yılları arasında üç ihraç daha gerçekleştirdi.
• 1986 yılında ise günümüzde finansman bonosu olarak bilinen ilk banka bonosu ihraç edilirken, “underwriting” yöntemi ile ilk halka arz da 1992 yılında TSKB’nin gerçekleştirdiği Çimentaş halka arzı oldu.

Konuşmasında TSKB’nin son dönemde gerçekleştirdiği çalışmalara da yer veren Koğacıoğlu, “Emlak Konut GYO, Aksa Enerji, Denizbank gibi önemli halka arzlar yanında Türkiye’nin ilk yeşil/sürdürülebilir tahvil ihracı ve sonrasında da dünyanın ilk sermaye benzeri sürdürülebilir/yeşil tahvil ihracı ile hem Türkiye’de hem de dünyada ilkleri gerçekleştirmiş olduk TSKB olarak sermaye piyasalarının en önemli destekçisi olarak bugüne kadar olduğu gibi gelecek dönemde de köklü deneyimimizle Türkiye’ye ve piyasalara değer katacak önemli işlemlere imza atacağız” dedi.

TSKB Sermaye Piyasalarından Sorumlu Müdür Onur Aksoy ise yaptığı konuşmada faizlerin düşme trendine girmesiyle birlikte 2020 yılında 2019 yılına kıyasla daha fazla borçlanma aracı ihracı olmasını beklediklerini belirtti. Reel sektörden daha fazla ihraççı olması gerektiğini ve TSKB olarak reel sektör ihraççılarının sayısını arttırmayı hedeflediklerini belirten Aksoy ayrıca faizsiz finansman yöntemleri ile değerlendirilen kaynaklardaki hızlı artışı öngördüklerini ve Eylül ayında TSKB bünyesinde kurdukları Varlık Kiralama Şirketi üzerinden Kira Sertifikası (Sukuk) ihraçlarına aracılık edeceklerini, 2020 yılında konvansiyonel tahvil ve bono ihraçlarının yanında Kira Sertifikası ihraçlarının ana gündemlerini oluşturduğunu ifade etti.

TSKB, kongre kapsamında farklı oturumlarda da deneyimlerini paylaştı. TSKB Ekonomik Araştırmalar Müdürü Burcu Ünüvar’ın ‘’Kalk’ın! Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmelere Kalkınma İktisadı Penceresinden Bakış’’ adlı eğitim programı ve kongrenin son gününde konuşmacı olarak katıldığı ‘’Erken Sanayisizleşme: Küresel Ekonomik Gelişimin Önündeki Yeni Tehdit’’ oturumu da katılımcılardan yoğun ilgi gördü.

Haber

Teknosa, elektronik devlerini İstanbul’da ağırladı

Sabancı Holding iştiraklerinden Teknosa, 2012 yılından beri üyesi olduğu ve yıllık 20 milyar Euro’luk cirosu ile dünyanın en büyük elektronik satın alma grubu olan Euronics’in üye ve iş ortaklarını İstanbul’da buluşturdu.

Teknosa Genel Müdürü Bülent Gürcan’ın ev sahipliğinde yapılan Euronics’in yıllık toplantısında Almanya’dan Birleşik Arap Emirlikleri’ne, Fransa’dan Rusya’ya 35 ülkeden 180 elektronik perakende lideri, elektronik sektöründeki tüm paydaşlar için gelecek vizyonunu masaya yatırdı. Toplantıda yapılan seçim sonucunda da Teknosa Genel Müdürü Bülent Gürcan, ikinci kez Euronics yönetim kuruluna girdi.

Euronics İstanbul toplantısının açılışında yaptığı konuşmada Euronics ile 2012 yılından bu yana devam eden stratejik iş birliğinin karşılıklı olarak pozitif değer sağladığına değinen Teknosa Genel Müdürü Bülent Gürcan, “Türkiye pazarının genç nüfusu ve yeni teknolojilere hızlı adapte olması sayesinde önemli bir büyüme potansiyeli var. Teknosa olarak değişen tüketici eğilimlerine paralel olarak bu potansiyeli omnichannel (çoklu kanal) yapımızla yakalıyor; bu doğrultuda hem Türkiye’ye hem de dünyaya örnek olacak hizmetler geliştiriyoruz.” dedi.

“Türkiye en dinamik pazarlardan biri”

Türkiye’de omnichannel stratejisi ile tüketicinin alışveriş yolculuğunun haritasını çıkardıklarını belirten Gürcan, Türkiye’nin e-ticaretteki potansiyelini katılımcılarla paylaştı. Gürcan; “Geleneksel satışlar yani mağaza satışları piyasaya hakim. Batı Avrupa’da elektronik ürünlerdeki online satış payı yüzde 25 civarında. Türkiye’de ise bu oran hala yüzde 5. Bu tablo, online satışların potansiyelini, büyümeye katkısının artacağını gösteriyor. Ayrıca, online kanalın toplam hacimde payı küçük olmasına rağmen tüketicileri etkileme ve mağazalardaki satışları tetikleme konusunda halihazırda büyük bir gücü var” dedi.

Euronics International Başkanı Hans Carpels ise; “Geçtiğimiz dönem, Euronics için önemli tohumlar ektik. Üyelerimiz ve iş ortaklarımızla yepyeni iş birliklerine imza attık. Veri yönetimi ile birlikte diğer inovasyon önceliklerimize karar verdik. Yıllık toplantımızı ilk kez Türkiye’de yapmamız da çok anlamlı oldu. Türkiye pazarı, Euronics bölgeleri içinde en dinamik, inovasyonlara en hızlı adapte olan pazarlardan biri. Teknosa da dijital altyapısı, yaygın ağı ve geniş müşteri portföyü sayesinde teknoloji perakendeciliğinde yol haritamızı çizerken güçlü bir ortaklık sağlıyor. Teknosa’nın özellikle omnichannel ile yarattığı deneyim, tüketicinin nabzını tutma kabiliyeti ve veri yönetimi konusundaki çalışmaları grubumuzun içindeki farklı ülkelere örnek oluyor” ifadelerini kullandı.

Teknosa bir kez daha Euronics yönetim kurulunda

Toplantılar esnasında 3 yılda bir yapılan yönetim kurulu seçimi de gerçekleştirildi. Seçimler sonucunda Almanya, Fransa, İtalya, Polonya, İspanya, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsviçre ile birlikte Türkiye de yönetim kurulunda yer aldı ve Teknosa Genel Müdürü Bülent Gürcan bir kez daha Yönetim Kurulu Üyesi seçildi. Euronics yönetim kurulunda olan Teknosa, önümüzdeki dönemde de dünya elektronik perakende dünyasında söz sahibi olacak.

Haber

‘Ev tekstili 5.5 milyar dolarlık ihracat yapacak’

Kerim ÜLKER

Avrupa’da birinci, dünyada ise dördüncü büyük ihracatçı ve üretici konumundaki Türk ev tekstili sektöründe hedef, ithalatı da düşürmek. 13 milyar dolarlık ev tekstili pazarının 6 milyar doları iç pazar. Bavul ticaretiyle birlikte 5 milyar dolarlık ihracatın yanı sıra 2 milyar dolarlık da ithalat var. Aynı zamanda İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkan Yardımcısı olan Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TETSİAD) Başkan Adayı Şerafettin Demir, hem 5 milyar dolarlık ihracatı artırmak hem de 2 milyar dolarlık ithalatın da önüne geçilmesi gerektiğini dile getiriyor. Türkiye’de ender cari fazla veren sektörlerden biri olan ev tekstilinde rakamın 3 milyar dolar olduğunu dile getiren Demir, yeni açılımlar ve projelerle bu rakamın daha da artacağını söyledi. Türk ev tesktili sektörünün en büyük ihracatını Avrupa’ya yaptığını kaydeden Demir, “Avrupa yüzde 45 ile ilk sırada. Ardından Rusya’nın da içersinde bulunduğu Eski Doğu Bloku ülkeleri ve ABD geliyor. ABD’ye özellikle çarşaf ve havlu ihracatı çok yoğun ve giderek artıyor” dedi.

Türk ev tekstili sektörü dünyanın hemen hemen her kıtasına ihracat yapıyor. TETSİAD verilerine göre ülke sayısı 172. ancak en önemli özelliği ise sektöründe yerli üretim ağırlığının yüksek olması. Demir, “Bizim girdilerimizin sadece yüzde 30’u ithal. Dolayısıyla yüzde 70 katma değer yaratıyoruz. Bunun sonucunda ülkemize 3 milyar dolar dış ticaret fazlası sağlıyoruz. Toplam 90 milyar dolarlık dünya ev tekstili ihracatında ilk 5 içerisinde yer alıyoruz. Türkiye burada sadece büyüklükle de öne çıkmıyor. Kalite olarak dünyanın en iyisi olduğumuzu söyleyebilirim. Bu yıl hedefimiz ise 5.5 milyar dolara ulaşarak yüzde 10’luk büyüme kaydetmek” diye konuştu.

YERLİ ÜRETİMLE KAPASİTEYİ DE ARTIRIRIZ

Ev tekstilinde Türkiye’nin çok büyük bir ihracatçı olmasına karşın 2 milyar dolarlık bir ithalatı olduğuna dikkat çeken Demir, bunu azaltmanın en büyük önceliklerinden birisi olduğunu belirtti. Demir, “İthal edilen ürünlerin Türkiye’de üretilmesi ve çarkların yeniden çalıştırılması için kamu otoriteleriyle temasa geçip bunun yolunu oluşturacağız. Hatta yönetim kurulumuzun bir kanadı sadece Ankara ve bürokrasi ile ilişkilere odaklanacak. Böylece halen yüzde 70’lerde olan kapasite kullanım oranlarını yüzde 90’a taşıyıp hem sektörü büyüteceğiz hem de dış ticaret fazlasını artıracağız” dedi.

“AMACIMIZ BAŞKANLIK DEĞİL, SEKTÖR BÖLÜNMESİN”

TETSİAD’ın önümüzdeki ay genel kurulu olacak. 27 Ağustos’taki seçimlerde Demir, TETSİAD Başkanlığı için aday oldu. Adaylık süreciyle ilgili olarak ise Demir, ev tekstili sektöründe bir ahilik geleneğinin olduğunu ve dernek başkanlarının sektörün büyüklerinin uzlaşısı ile aday gösterildiğini belirtti.

“Bizim geleneğimizde esas olan aday olmak değil, aday gösterilmektir” diyen Demir, “Sektörün önde gelen isimleri ve Yüksek İstişare Kurulumuz benim aday olmamı istediler. Ben de hem sektörün onayı hem de mevcut yönetimin desteği ile yeni dönem için aday oldum” diye konuştu. Demir, geçmişte yapılan hataları da anımsatarak, “Sektörümüz 10 yıllık bir bölünme süreci yaşadı. 2008’e kadar 10 yıl boyunca iki fakrlı dernek olarak bölündük. İki farklı fuar düzenledik ve sonunda tekrar birleştik. Ancak bu 10 yıl bizim için büyük kayıp dönemi olarak hatırlanıyor. Biz başkanlık derdinde değiliz ancak tek derdimiz var. O da bölünme. Bunu önlemek ve birlikte daha hızlı büyümek istiyoruz” dedi.

Geçmişte otomotivciler ODD ve OSD olarak kırılma yaşadı ve iki farklı fuar düzenledi.

Benzer süreci deri üreticileri ve şirketleri de yaşadı.

Her iki sektör de bu ayrışmalar büyük sorunlar yaşadı ve iki taraf da kaybetti.

Ev tekstili de daha önce yaşadıkları bu sorunun tekrar nüksetmesinden çekiniyor.